Yuhanna 1 – Söz ve Tanık

A. Yuhanna: Dördüncü Müjde.

1. Yuhanna Müjdesi, Nasıralı İsa’nın yaşamı hakkında farklı bakış açıları sunan dört konuşmacının aktardığı ve bazı uzmanların dört katlı müjde olarak adlandırdığı metnin dördüncü kısmıdır. Origen (M.S. 185-254) gibi erken dönem Hıristiyan yazarlar gerçekte dört müjde olmadığını, dört katlı tek bir müjde olduğunu kavramıştı.

a. Yuhanna’nın Müjdesi muhtemelen dört Müjde kitabı arasında en son yazılandır ve önceki üç Müjde kitabının söyledikleri göz önünde bulundurularak kaleme alınmıştır. Yuhanna’nın İsa’nın yaşamıyla ilgili aktardıklarının Matta, Markos ve Luka’dan birçok açıdan farklı olmasının bir nedeni de budur.

b. İsa’nın hizmeti hakkında Matta, Markos ve Luka’nın dahil ettiği ancak Yuhanna’nın değinmediği önemli olaylar şunlardır:

·İsa’nın doğumu.

·İsa’nın vaftizi.

·İsa’nın çölde denenmesi.

·Cinlerle mücadele.

·İsa’nın benzetmeler kullanarak öğretmesi.

·Son Akşam Yemeği.

·Getsemani’deki ıstırap.

·Göğe alınış.

c. İlk üç Müjde kitabı, İsa’nın Celile’deki hizmetine odaklanır. Yuhanna Müjdesi ise İsa’nın Yeruşalim’de söylediklerine ve yaptıklarına odaklanır.

d. Müjde kitaplarının her biri İsa’nın farklı bir kökenine vurgu yapar.

·Matta, İsa’nın, Davut’un soyu aracılığıyla İbrahim’in soyundan geldiğini ve Eski Antlaşma’da vaat edilen Mesih olduğunu ortaya koyar (Matta 1:1-17).

·Markos, İsa’nın Nasıra’dan geldiğini ve bir Hizmetkâr olduğunu anlatır (Markos 1:9).

·Luka, İsa’nın Adem’den geldiğini ortaya koyarak İsa’nın Kusursuz mükemmel İnsan olduğunu açıklar (Luka 3:23-38).

·Yuhanna, İsa’nın Tanrı olduğunu bildirerek gökten geldiğini açıklar.

e. Ancak İsa’nın öyküsünün, Yuhanna Müjdesi ile tamamlandığını düşünmek yanlış olur. Yuhanna, İsa’nın öyküsünün asla tamamlanamayacak kadar büyük olduğunu yazmıştır (Yuhanna 21:25).

2. Matta, Markos ve Luka üç sinoptik İncil olarak bilinir. Sinoptik kelimesi “birlikte görmek” anlamına gelir ve bu anlamda ilk üç Müjde kitabı, İsa’nın yaşamını hemen hemen aynı formatta sunar. İlk üç Müjde kitabı daha çok İsa’nın öğrettiklerine ve yaptıklarına odaklanır; Yuhanna ise daha çok İsa’nın kim olduğuna odaklanır.

·Yuhanna İsa’nın yedi belirtisini (mucizesini) vurgulayarak bize İsa’nın kim olduğunu anlatır. Bu mucizelerin altısından ilk üç Müjde kitabında söz edilmez.

·Yuhanna, İsa’nın kim olduğunu, yedi çarpıcı Ben’im ifadesini içeren söz ile anlatır; İsa’nın Kendisi hakkındaki söylediği, bizzat kendi sözlerini aktararak bize bildirir. Bu yedi Ben’im ifadesi ilk üç Müjde kitabında yer almaz.

·Yuhanna, İsa’nın kim olduğunu, İsa’nın kimliği hakkında tanıklık eden kişileri açıklayarak bize gösterir. Bu tanıklardan dördü daha kitabın birinci bölümünde karşımıza çıkarak seslenir.

3. Yuhanna belirli bir amaç göz önünde bulundurularak yazılmış bir Müjde kitabıdır: amaç, iman etmemizdir. Yuhanna Müjdesi’ni anlamamız için anahtar ayet kitabın sonunda bulunur: Ne var ki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır (Yuhanna 20:31).

a. Yuhanna’nın Müjdesi, şüpheci bilim insanlarının bile inanmasına yardımcı olmuş bir kitaptır. Yeni Antlaşma’nın günümüze ulaşan en eski yazılı nüshası, Mısır’da gün ışığına çıkarılan ve M.S. 150’den çok daha öncesine tarihlenmesiyle bu kadar erken bir tarihte bile uzak bölgelere ulaştırıldığını gösteren Yuhanna 18’e ait bir parçadır.

b. Yuhanna yazdığı Müjde kayıtlarında kendisi hakkında bize fazla bir bilgi vermez ama Müjde kayıtlarında kendisi hakkında çıkarabileceğimiz birkaç şey bulabiliriz.

·Yuhanna’nın babasının adı Zebedi’ydi.

·Yuhanna’nın annesi Salome, İsa’nın dirilişinin öğrenildiği sabah erkenden mezara gidenlerden biriydi.

·Yuhanna’nın kardeşinin adı Yakup’tu

·Yuhanna balıkçılık işinde Petrus ile ortaktı.

·Yuhanna ile kardeşi Yakup’a “Gök Gürültüsü Oğulları” lakabı verilmişti.

4. Yuhanna’nın Müjdesi çok sevilen bir müjde kitabıdır. Hem sadeliğin hem de derinliğin paradoksal birleşiminden dolayı Yuhanna kitabına, “içinde hem bir çocuğun yürüyebileceği hem de bir filin yüzebileceği bir havuz” benzetmesi yapılmıştır.

a. “Burada aktarılan öyküler bir çocuğun bile seveceği kadar basittir ama ifadeleri o kadar derindir ki, hiçbir filozof bu sözleri kavrayamaz.” (Erdman)

b. O halde, eğlenceye, spora, müziğe hatta haberlere böylesine özenle kulak kesiliyorsak, “gökten sözler ileten ve sözlerini gök gürültüsünden bile daha yalın bir sesle duyurabilen bir adama” çok daha fazla kulak kesilmemiz gerekmez mi? (Altın Ağızlı Yuhanna)

B. Yuhanna’nın Müjde Kitabı’na Giriş.

Bu dikkat çekici, derin bölüm sadece bir önsöz ya da giriş değildir. Tüm kitabın bir özetidir. Yuhanna’nın Müjde kitabının geri kalanı burada tanıtılan konu başlıklarını ele alır: Söz’ün kimliği, yaşam, ışık, yeniden doğuş, lütuf, gerçek ve Baba Tanrı’nın Oğul İsa’da vahyedilmesi.

1. (1-2) Söz‘ün (Logos‘un) öncesizlikten beri varoluşu.

Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi.

a. Başlangıçta: Bu ifade, Yaratılış 1:1’de anlatılan, zaman dışı sonsuzluğa işaret eder (Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı). Yuhanna esasen şöyle söylemiş oluyordu: “Başlangıç başladığında, Söz zaten orada idi.” Buradaki fikir, Söz‘ün yaratılıştan ve hatta zamanın başlangıcından önce var olduğudur.

i. Yuhanna, Söz‘ün sadece başlangıç değil, başlangıcın başlangıcı olduğunu açıkça belirtir. O başlangıçta, her şey var olmadan önce vardı.

ii. Söz vardı: “Söz’ün bir başlangıcı var mıydı? Yuhanna bu soruya, ‘Hayır’ der, ‘çünkü nasıl bir başlangıca uzanırsak uzanalım, Söz zaten orada vardı’. Yuhanna’nın görüşüne göre bu hemen anlaşılır, ‘Söz, kendiliğinden var olan Tanrı’dan başkası değildir.” (Trench)

iii. “Bu açıklama, hem ölçülmesi mümkün olmayan bir geçmişin içinden akıp giden kesintisiz bir tarihi hem de bu tarihin öznesi olan kişinin kimliğini aynı anda kavrayabilmemiz için verilmiştir.” (Dods)

b. Başlangıçta Söz vardı: Söz Grekçe Logos sözcüğünün karşılığıdır. Logos fikrinin hem Yahudi hem de Yunan düşüncesinde derin ve zengin kökleri vardır.

i. Yahudi hahamlar, Tanrı’ya (özellikle de Tanrı’nın kişisel yönlerine) sık sık Tanrı’nın sözü olarak atıfta bulunmuşlardır. Tanrı’nın Kendisinden “Tanrı’nın sözü” olarak bahsetmişlerdir. Örneğin, Eski Antlaşma’nın eski İbranice eski metinlerinde, Mısır’dan Çıkış 19:17 ayetindeki (Musa halkın Tanrı’yla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti) ifadesi “Musa halkın, Tanrı’nın sözüyle görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti” şeklinde değişiklik göstermektedir. Eski çağlardaki Yahudilerin zihninde, “Tanrı’nın sözü” ifadesi Tanrı’nın Kendisine atıfta bulunmak için kullanılabiliyordu.

ii. Yunan filozofları logos‘u dünyaya anlam katan, dünyayı kaotik yerine düzenli hale getiren güç olarak görmüşlerdir. Logos, dünyayı mükemmel bir düzene sokan ve mükemmel bir düzen içinde devam etmesini sağlayan güçtü. Logos‘u her şeyi kontrol eden “Mutlak Akıl” olarak görüyorlardı. (Dods, Morris, Barclay, Bruce ve diğerleri)

iii. Bu nedenle Yuhanna bu girişle hem Yahudilere hem de Yahudi olmayanlara şöyle demiş oluyordu: “Yüzyıllardan beri Söz (logos) hakkında konuşuyorsunuz, düşünüyorsunuz ve yazıyorsunuz. Şimdi ben O’nun kim olduğunu size anlatacağım.” Yuhanna hem Yahudilerle hem de Yahudi olmayanlarla buluşmak üzere onların seviyesine indi ve İsa’yı kendi zaten bildikleri kavramlarla açıkladı.

iv. “Yuhanna, çeşitli anlam tonlarıyla donatılmış, her gün her yerde yaygın olarak kullanılan bir sözü kullanıyordu. Herkesin bu sözün temel anlamı kavrayacağına hiç şüphe yoktu.” (Morris)

v. “Bu sözcük zaten kullanılmakta olduğundan ve düşünen insanların Tanrı’nın dünya ile bağlantısını kavrama çabalarına yardımcı olmakta olduğundan dolayı, Yuhanna bu sözcüğü aynen alır ve anlaşılması mümkün olmayan, görünmez Tanrı’yı, Açıklayan varlığı ifade etmek için kullanır.” (Dods)

c. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı: Bu muhteşem ifadeyle Yuhanna 1:1, inancımızın en temel dayanaklarından biri olan Üçlü Birlik’i ortaya koyar. Yuhanna’nın düşüncesindeki mantığı şu şekilde takip edebiliriz:

·Söz olarak bilinen bir Varlık var.

·Bu Varlık Tanrı’dır çünkü bu Varlık ezelidir (Başlangıçta).

·Bu Varlık Tanrı’dır çünkü bu Varlık net bir şekilde Tanrı olarak açıklanmıştır (Söz Tanrı’ydı).

·Aynı zamanda, bu Varlık Tanrı’yı tamamen içine almaz. Baba Tanrı, Söz‘den ayrı bir Şahsiyettir (Söz Tanrı’yla birlikteydi).

i. Dolayısıyla, Baba ve Oğul (Oğul burada Söz olarak bilinir) eşit derecede Tanrı’dırancak Şahsiyetleri bakımından farklıdırlar. Baba Oğul değildir ve Oğul da Baba değildir. Ancak her ikisi de Kutsal Ruh Tanrı ile birlikte eşit derecede Tanrı’dır ve üç Şahsiyette görünen tek Tanrı’yı oluşturur.

ii. Söz Tanrı’yla birlikteydi: “Bu edat ilişkiyi ifade eder ve dolayısıyla ayrı birer kişilikte oldukları anlamına gelir. Altın Ağızlı Yuhanna’nın dediği gibi: ‘Tanrı’da değil ama Tanrı’yla birlikte; şahsiyet şahsiyetle birlikte, ezelden ebede böyle.’” (Dods)

iii. Ve Söz Tanrı’ydı: “Cümlenin doğru şekli budur; ‘Tanrı Söz’dü‘ değil. Bu, eski çağ Yunan dilinin kullanımı açısından kesinlikle zorunluluk teşkil etmektedir.” (Alford)

iv. “Luther, ‘Söz Tanrı’ydı’ ifadesinin Arius’a yönelik olduğunu, ‘Söz Tanrı’yla birlikteydi’ ifadesinin Sabellius’a yönelik olduğunu söyler.” (Dods)

v. Ve Söz Tanrı’ydı: “Baba Tanrı hakkında söylenebilecek her şey Oğul Tanrı hakkında da söylenebilir. İsa’da Baba’nın tüm bilgeliği, yüceliği, gücü, sevgisi, kutsallığı, adaleti, iyiliği ve gerçeği bulunur. Baba Tanrı O’nda Kendini tanıtır.” (Boice)

d. Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı: Yeni Dünya Çevirisi olarak adlandırılan Watchtower (Yehova’nın Şahitleri) incili bu satırı oldukça farklı çevirir. Yehova’nın Şahitlerinin çevirisi şu şekildedir: “Başlangıçta Söz vardı, Söz Tanrı ile beraberdi ve Söz bir tanrıydı.” Onların çevirisi İsa’nın Tanrı olduğu öğretisini inkâr etmek için kullanılır ve yanlış ve yanıltıcı bir çeviridir.

i. Watchtower, Yuhanna 1:1-2 çevirisini savunurken öne sürdüğü iddia, metindeki ikinci “Tanrı” sözcüğünden önce herhangi bir belirtme eki yer almadığıdır (“Tanrı” değil, “tanrı” yazılmıştır). Grekçe dilbilgisine ve çeviriye yönelik bu şekilde bir yaklaşıma yanıt olarak, Yeni Antlaşma’da “Tanrı” ifadesinin herhangi bir belirtme eki olmadan geçtiği diğer pek çok ayete bakabiliriz. Eğer Watchtower dürüst ve tutarlı olsaydı, “Tanrı” sözcüğünün belirtme eki olmadan geçtiği her ayeti “tanrı” olarak tercüme ederdi. Ancak öyle görünüyor ki, bu dilbilgisi kuralı yalnızca Watchtower’ın doktrinsel inançlarını destekleme amacına uygun olduğunda geçerlidir. Matta 5:9, 6:24, Luka 1:35 ve 1:75, Yuhanna 1:6, 1:12, 1:13 ve 1:18, Romalılar 1:7 ve 1:17’nin Grekçe metinleri, Watchtower’ın amaçlarına uygun olduğunda “Tanrı” sözcüğünde kullanılan aynı grameri “tanrı” değil de “Tanrı” şeklinde nasıl çevirdiğini göstermektedir.

ii. Watchtower, iddiasını kanıtlamak için kullandığı ana kaynakta (The Kingdom Interlinear) iki tanınmış Yunan otoriteden alıntı yapar ve bu uzmanların onların çevirileriyle aynı fikirde olduğunu göstermeye çalışır. Ancak her uzmanın sözleri de yanlış aktarılmıştır, hatta bu kişilerden biri olan Dr. Mantey, Watchtower’a bir mektup yazarak adının kitaptan çıkarılmasını bile talep etmiştir! Watchtower’ın The Word – Who Is He? According to John adlı kitapta atıfta bulunduğu bir diğer “bilim insanı” ise Johannes Greber’dir. Greber aslında Kutsal Kitap Grekçesi uzmanı değildir, okült uygulamalar yapan bir ruhçudur.

iii. Gerçek Grekçe uzmanları, Yuhanna 1:1-2’nin, Yehova’nın Şahitleri tarafından yapılan çevirisini kabul etmezler.

·“FENA HALDE YANILTICI BİR ÇEVİRİ. Yuhanna 1:1’i ‘Söz bir tanrıydı’ şeklinde tercüme etmek ne bilimseldir ne de makuldür. Ancak bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki tüm akademisyenler arasında hiçbiri bu ayeti Yehova’nın Şahitlerinin tercüme ettiği gibi tercüme etmemiştir.” (Dr. Julius R. Mantey)

·“‘Ve Söz Tanrı’ydı’ cümlesindeki ‘Tanrı’ ifadesinde bulunan belirlilik artikelinin Ariusçu acemi dilbilgisi uzmanları tarafından ihmal edilmesi konusundan çok söz edilir. Genelde böyle bir ihmal, yüklem-özne uyumunda isimlerin kullanımı noktasında yaygındır. ‘Bir tanrı’ ifadesi tamamen savunulamaz bir ifade olarak görünüyor.” (Dr. F.F. Bruce)

·“Sizi temin ederim ki, Yehova’nın Şahitlerinin Yuhanna 1:1’in tercümesinde getirdikleri anlam hiçbir saygın Grekçe uzmanı tarafından kabul edilmemektedir.” (Dr. Charles L. Feinberg)

·“Yehova’nın Şahitleri, Yuhanna 1:1 ayetini yanlış tercüme ederek Grekçe dilbilgisinin temel ilkeleri konusunda dipsiz bir cehalet sergilemektedirler.” (Dr. Paul L. Kaufman)

·“Bu mezhebin gerçeği kasıtlı olarak çarpıttığı Yeni Antlaşma çevirilerinde görülmektedir. Yuhanna 1:1, ‘…Söz bir tanrıydı’ şeklinde çevrilmiştir ki, bu gramer açısından imkansız bir çeviridir. Yeni Antlaşma’yı bu şekilde tercüme edebilen bir mezhebin entelektüel açıdan güvenilir olmadığı son derece açıktır.” (Dr. William Barclay)

e. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi: Bu da yine Baba’nın Oğul’dan, Oğul’un da Baba’dan apayrı olduğunu vurgular. İkisi de eşit derecede Tanrı’dır ama yine de ayrı Kişilerdir.

2. (3-5) Söz’ün işi ve doğası.

Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi

a. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı: Yaratılmış olan her şeyi Söz var etmiştir. Bu nedenle, Elçi Pavlus’un Koloseliler 1:16’da yazdığı gibi, Söz’ün Kendisi yaratılmamış bir Varlıktır.

i. “Yaratılış 1:1 TANRI’nın her şeyi yarattığı söyler: bu ayet Mesih‘in her şeyi yarattığını söyler: aynı yanılmaz Ruh, Musa ve müjde yazarları aracılığıyla konuşmuştur: bu nedenle Mesih ve Baba BİR’dir.” (Clarke)

b. Yaşam O’ndaydı: Söz tüm yaşamın kaynağıdır – sadece biyolojik yaşamın değil, yaşamın öz esasının ta kendisidir. Grekçe’de yaşam olarak tercüme edilen sözcük zoe‘dir ve “yaşamın öz esası” anlamına gelir, sadece biyolojik yaşam manasındaki bios anlamına gelmez.

i. “Yaşamı var eden ve var olmuş her şeyin varlığını sürdüren kudret Logos’un kendisindeydi.” (Dods)

c. Yaşam insanların ışığıydı: Bu yaşam insanların ışığıdır, doğal ışığın yanı sıra ruhsal ışıktan da söz eder. Söz, yaşamı ve ışığı “kapsamı içine almaz”; O bizzat yaşamın ve ışığın kendisidir.

i. Bu nedenle İsa olmadan ölüyüz ve karanlıktayız. Kaybolmuş durumdayız. İnsan hem ölüme hem de karanlığa karşı doğuştan bir korku ile dünyaya gelir.

d. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi: Alt edemedi ifadesini çevirmenin başka bir yolu da ona karşı galip gelemedi şeklinde olabilir. Işık karanlığa karşı kaybedemez; karanlık onu asla yenemez.

i. Alt etmek: “Grekçe bu fiili tercüme etmek kolay değildir. Bir şeyi kendine ait kılmak için onu sıkı sıkıya tutma fikrini içerir. Bu da ‘zihinle ele geçirmek ve dolayısıyla ‘idrak etmek’ gibi anlamlara yol açabilir… [Oysa] tartıştığımız fiilin daha nadir, ancak yeterince doğrulanmış bir anlamı bulunur, ‘alt etmek’. Burada kastedilen de budur.” (Morris)

ii. “Yaratılışın ilk oluşturulmasında, Tanrı ışığı var edene dek, ‘engin karanlıklarla kaplıydı’ (Yaratılış 1:2), bu bakımdan yeni yaratılış, Söz aracılığıyla parlayan ışık vasıtasıyla ruhsal karanlığın kovulmasını içerir.” (Bruce)

3. (6-8) Söz’ün ön habercisi.

Tanrı’nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.

a. Tanrı’nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı: Vaftizci Yahya, herkes onun aracılığıyla iman etsin diye ışığa tanıklık etti. Vaftizci Yahya’nın işi bilinçli olarak insanları Mesih İsa’ya imana getirmeye odaklıydı.

i. “Yahya’nın tanıklığı sadece tarihsel bir not olarak sunulmamıştır, Mesih’i reddedenlerin ağır körlüğünü ortaya koymak için de sunulmuştur.” (Dods)

b. Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi: Vaftizci Yahya’nın çalışmaları oldukça iyi karşılanmış ve geniş çapta tanınmıştır. Müjde yazarı Yuhanna için Vaftizci Yahya’nın Işık olmadığını ancak Işığa işaret ettiğini ve tanıklık ettiğini açıkça belirtmek önemliydi.

i. Kendisi ışık değildi: “Muhtemelen bu ifade, Yahya’dan kalan ve onun öğretisini sürdüren ancak Mesih’in işinin tamamlandığına dair bilgisi olmayan mezhebe yönelikti (Elçilerin İşleri 18:24-25; 19:1-7).” (Tenney)

ii. “Biz onu ‘Vaftizci Yahya’ olarak tanıyoruz ama Yuhanna’nın müjde kitabında Yahya’nın vaftizine yapılan atıflar dolaylı bir anlama işaret eder… Oysa sürekli olarak onun tanıklığına yapılan tekrar tekrar bir vurgu bulunulmaktadır.” (Morris)

iii. Tanıklık konusu ciddi bir konudur; gerçeği ortaya koyar ve imana zemin hazırlar. Ancak tanıklık “daha fazlasını yapar. İnsana sorumluluk yükler. Eğer tanık sandalyesine oturur ve bu ve bunun gibi şeylerin gerçek olduğuna tanıklık edersem, artık tarafsız değilimdir. Kendimi adamış olurum. Yuhanna bize, Vaftizci Yahya gibi Mesih’e tanıklık ederek kendilerini adayanlar olduğunu bildirmektedir.” (Morris)

4. (9-11) Söz’ün reddedilmesi.

Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi.

a. Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı: Yuhanna, Söz’ün bu ışığı nihai anlamda, kurtuluş anlamında herkese verdiğini kastetmemiştir. Herhangi bir kişinin bir sevgi, ilgi ya da iyiliğe sahip olarak dünyaya doğmasının nedeninin gerçek Işık olduğunu ve O’nun dünyaya verdiği ışık olduğunu kastetmiştir.

b. Dünya O’nu tanımadı: Bu gerçekten garip bir durum. Tanrı, Kendi yarattığı aynı dünyaya geldi, Kendi suretinde yarattığı canlılara geldi ve yine de dünya O’nu tanımadı. Bu, düşmüş insan doğasının Tanrı’yı ne kadar derinden reddettiğini ve birçok kişinin Tanrı’nın sözünü ve ışığını reddettiğini (kabul etmediğini) gösterir.

i. Kendi yurduna geldi: “Buradaki açılış sözlerini ‘evine geldi’ diye çevirebiliriz. Bu ifade, İsa’nın çarmıhtaki sözünün ardından Meryem’i ‘kendi evine’ götüren sevgili öğrenci için kullanılan ifadenin aynısıdır (Yuhanna 19:27; krş. 16:32). Söz bu dünyaya geldiğinde bir yabancı olarak gelmedi. Evine geldi.” (Morris)

ii. “‘Kendi yurdunun’ O’nu ‘tanımadığı’ halde O’nu kabul etmediği söylenir. Ve Bağ Kiracıları benzetmesinde, Rabbimiz onları, mirasçıyı bilgisizlikten değil, onu tanıdıkları için öldürdükleri şeklinde anlatır.” (Dods)

iii. “Bu küçük dünya Mesih’i tanımıyordu çünkü Tanrı onu marangozun oğlunun gölgesine saklamıştı; yüceliği içinde gizliydi, krallığı gözle görülmüyordu.” (Trapp)

5. (12-13) Söz’ün kabul edilmesi.

Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.

a. Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi: Bazıları bu vahyi reddetse de başkaları O’nu kabul etti ve böylece Tanrı’nın çocukları oldular. Onlar yeni bir doğumla Tanrı’dan doğarak Tanrı’nın çocukları oldular.

i. “Bu hikayenin sonu reddedilmenin getirdiği acı değil, kabul edilme sonucu gelen lütuftur.” (Morris)

ii. Kendisini kabul edip…iman edenlerin hepsine: “İsa’yı kabul etme” fikri Kutsal Kitap açısından uygundur. O’na kollarımızı açıp O’nu bütünüyle bağrımıza basmalıyız. Kendisini kabul edenler, O’nun adına iman edenler anlamına gelir. “İman, İsa’yı ‘kabul etmek’ olarak açıklanmaktadır. Akan çağlayanın önüne konan boş bardaktır; göksel sadakayı almak için uzatılan çaresiz eldir.” (Spurgeon)

iii. Tanrı’nın çocukları olma hakkı: “Çocuklar (tekna) sözcüğü İskoçça bairns – ‘doğurulmuş olanlar’ sözcüğüyle benzeşmektedir. Yaşamsal kökeni vurgular ve bir sevgi ifadesi olarak kullanılır (krş. Luka 15:31). İmanlılar Tanrı’nın ‘yavrularıdır’, Tanrı’ya doğuştan bağlıdırlar.” (Tenney)

b. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular: Yuhanna bize doğumun doğasını hatırlatır. O’nu kabul edenler insan çabası ya da başarısıyla değil, Tanrı’dan doğmuşlardır.

i. “Onlar ‘kanlardan doğmadılar’. Çoğul kullanım dikkat çekicidir… Buradaki çoğul, her iki ebeveynin eylemine işaret ediyor olabilir ya da kanın birçok damladan oluşmasına gönderme yapıyor olabilir.” (Morris)

ii. Bu yeni doğum yaşama değişim getiren bir şeydir. “İnsan, mekanizması değiştirilen yeni bir saat gibidir, sadece ön yüzeyi, akrebi ve yelkovanı onarılmış değildir, yeni bir iç aksamı vardır, ayarları yenilenmiştir, farklı bir zamanda ve ayarda çalışır; ve daha önce yanlış çalışırken, şimdi doğru çalışmaktadır çünkü içi düzelmiştir.” (Spurgeon)

6. (14) Söz beden aldı.

Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini –Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini– gördük.

a. Söz, insan olup aramızda yaşadı: Bu Yuhanna’nın şimdiye kadarki en beklenmedik ifadesidir. Söz’ün insan olduğunu duymak hem Yahudi hem de Yunan dünyasındaki düşünürleri hayrete düşürecekti.

i. “Buradaki büyük gerçeğin en açık ifadesi şudur: O insan oldu. O, insanın bedenle karıştığı şey oldu… Bu ifadenin sadeliği, hiç kuşkusuz, Söz’ün yalnızca görünüşte insan doğasını aldığını savunan Elçi’nin zamanındaki Docetae’ye karşı yöneltilmiştir.” (Alford)

ii. Yunanlılar genellikle Tanrı’yı çok aşağı görüyorlardı. Yuhanna onlara şöyle yazıyordu: Söz insan oldu. Antik çağlardaki insanlar için Zeus ve Hermes gibi tanrılar sadece birer süper-insandı; Logos’un düzenine ve aklına eşit değillerdi. Yuhanna, Yunan düşünürlere, “Evreni yarattığını ve düzenlediğini bildiğiniz Logos aslında insan oldu” demiş oluyordu.

iii. Yahudiler genellikle Tanrı’yı çok yüce görüyorlardı. Yuhanna onlara şöyle yazıyordu: Söz, insan olup aramızda yaşadı. Antik çağlardaki Yahudiler, Eski Antlaşma’da açıklanan yüce Tanrı’nın insan şekline bürünebileceğini kabul etmekte zorlandılar. Yuhanna, Yahudi düşünürlere, “Tanrı Sözü insan oldu” dedi.

iv. Tanrı, İsa Mesih’te size yaklaşmıştır. O’nu bulmak için mücadele etmenize gerek yoktur; O size geldi. Bazıları Tanrı’yı bulmak için bir yerden bir yere gittiklerini ve arayışlarını sürdürdüklerini düşünürler. Aslında daha çok, Tanrı onlara yaklaşana kadar bir yerde kalırlar – sonra hızla yollarına devam ederler.

v. “Mesih, insan doğumunun kapısından geçerek varoluşun yeni bir boyutuna girmiş ve insanlar arasında ikamet etmeye başlamıştır.” (Tenney)

vi. “Daha sonra Augustine, Hıristiyanlık öncesi günlerinde büyük pagan filozofları okuyup incelediğini ve pek çok okuma gerçekleştirdiğini ama sözün beden aldığını hiç okumadığını söyledi.” (Barclay)

b. Aramızda yaşadı: Bu ifadenin ardındaki fikir kelimenin tam anlamıyla, bir çadırın içine gelip oturur gibi aramızda oturup yaşadı şeklindedir. Anlam ve bağlamdan gördüğümüz kadarıyla, Yuhanna, İsa’nın insanlığa gelişini, Tanrı’nın İsrail’e gelişiyle ve Buluşma Çadırı’nda İsrail’le birlikte yaşamasıyla ilişkilendirmiştir. Şöyle de denebilir: aramızda çadır kurdu.

i. “Aramızda çadır kurdu: Bakireden aldığı insan doğası, tertemiz Tanrılığının, içinde oturmaya lütfettiği tapınak, ev ya da mabettir. Bu sözcük muhtemelen Yahudi tapınağındaki Tanrısal Şekhina’ya bir göndermedir.” (Clarke)

ii. “Fiil tam anlamıyla ‘çadır kurmak’ anlamına gelir.” (Morris) “Yuhanna’nın aklındaki çağrışım… Yehova’nın, halkının sürekli bir yerden bir yere hareket eden çadırları arasına, Kendi çadırını kurduğu çöldeki Tanrısal çadırla ilgilidir.” (Dods)

iii. Buluşma Çadırı, İsa’nın halkının arasında oluşunu gösteren birçok şey ifade ediyordu:

·İsrail’in yerleşkesinin merkezi.

·Musa’nın Yasası’nın muhafaza edildiği yer.

·Tanrı’nın konutu.

·Vahyin yeri.

·Kurbanların sunulduğu yer.

·İsrail’in tapınma merkezi.

iv. “Eğer Tanrı, beden almış Söz aracılığıyla insanların arasına yerleşmeye geldiyse, çadırlarımızı bu merkezi buluşma çadırı etrafına kuralım; Tanrı çok uzaklardaymış gibi yaşamamıza izin vermeyelim.” (Spurgeon)

v. “Şekhina orada konut kuran anlamına gelir ve Tanrı’nın insanlar arasındaki görünür varlığı için kullanılan sözcüktür.” (Barclay)

c. O’nun yüceliğini gördük: Vaftizci Yahya’nın tanıklık ettiği gibi, Yuhanna da görgü tanığı olarak buna tanıklık etti. Yuhanna, “Onun yüceliğini, Baba’dan gelen, biricik Oğul’a ait olan yüceliği gördüm” diyebiliyordu.

i. Gördük sözcüğü “seyretmek” ya da “bakmak” sözcüklerinden daha güçlüdür. Yuhanna kendisinin ve diğer öğrencilerin, beden almış Söz’ün görkemini dikkatle incelediklerini söyler.

ii. “Görmek” fiili Yuhanna kitabında (Yeni Antlaşma’nın tamamında olduğu gibi) her zaman bedensel olarak gözle görmek anlamında kullanılır. Görümler için kullanılmaz. Yuhanna gerçek, fiziksel Nasıralı İsa’da görülen görkemden söz etmektedir.” (Morris)

d. Lütuf ve gerçekle dolu: İsa’nın yüceliği öncelikle bir heyecan patlaması değildi ve kesinlikle bir eğlence şovu da değildi. O’nun yüceliği lütuf ve gerçekle doluydu.

i. “Sevgililer, burada Rabbimiz’deki bu iki niteliğin de tam olduğuna dikkat edin. O ‘lütufla doludur’. Bundan daha fazla ne olabilir? Tanrı’nın ölçülemez lütfu, İsa Mesih kişiliğinde doludur.” (Spurgeon)

ii. “Bu iki fikir zihnimizi meşgul etmeli ve yaşamlarımıza yön vermelidir. Tanrı lütuf ve gerçektir. Biri olmadan diğeri de olmaz. Biri olmadan diğeri de bulunamaz. Tanrı’nın yönetiminde Gerçeğin basit ve katı standardının aşağı bir seviyeye indirilmesi söz konusu olamaz; ve Lütfun amacından ve tutkusundan sapma meydana gelemez.” (Morgan)

7. (15-18) Tanrı’nın yeni düzenine tanıklık etmek.

Yahya O’na tanıklık etti. Yüksek sesle şöyle dedi: “‘Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı’ diye sözünü ettiğim kişi budur.” Nitekim hepimiz O’nun doluluğundan lütuf üzerine lütuf aldık. Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi. Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.

a. Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı: Vaftizci Yahya’nın tanıklığı, İsa’nın beden almadan önceki varoluşuna ilişkin anlayışına dayanıyordu. İsa’nın her anlamda kendisinden önce var olduğunu biliyordu.

i. “Antik çağda kronolojik önceliğin üstünlük anlamına geldiği yaygın olarak kabul edilirdi. İnsanlar kendi kuşakları konusunda alçakgönüllüydü ve gerçekten de babalarının kendilerinden daha bilge olduğunu düşünüyorlardı – bu bizim kuşağımız için çok şaşırtıcı gelebilir!” (Morris)

b. O’nun doluluğundan lütuf üzerine lütuf aldık: Bu yeni düzende, tükenmez bir lütuf ve gerçek kaynağı vardır (lütuf üzerine lütuf, acı üzerine acı gibi bir ifade tarzına sahiptir), Musa aracılığıyla verilen katı yasalar ve kurallar düzeninin tersidir.

i. Lütuf üzerine lütuf: “Kelimenin tam anlamıyla ‘lütfun yerini alan lütuf’ anlamına gelir. Yuhanna’nın lütuf düşüncesine vurgu yapmak istediği açıktır. Muhtemelen, ilahi lütfun bir parçası (deyim yerindeyse) çekildikçe, yerine yepyeni bir lütfun geldiğini de kastetmektedir. Tanrı’nın halkına olan lütfu süreklidir ve asla tükenmez. Lütuf kesinti ve sınır tanımaz.” (Morris)

c. Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi: Bu söz, Vaftizci Yahya tarafından duyurulan ve İsa Mesih tarafından getirilen lütfun doluluğunu tarif eder ve gözler önüne serer. Tanrı Sözü olan İsa Mesih, Musa’nın kurduğu düzenden farklı bir düzen getirmiştir.

i. Lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi: “O halde Pavlus’un yazılarında olduğu gibi burada da Mesih, ilahi vahyin odağı ve yaşama giden yol olarak Musa’nın yasasının yerini almaktadır.” (Bruce)

d. Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi: Söz olan İsa, görünmeyen Tanrı’nın mükemmel olarak tanıtılmasıdır. Baba ve Oğul aynı aileye aittir ve İsa görünmeyen Tanrı’nın doğasını insanlara tanıtmıştır. Tanrı’nın doğası ve kişiliği hakkında merak etmemize gerek yoktur. İsa hem öğretisiyle hem de yaşamıyla bunu tanıtmıştır.

i. “Grekçe metinde Tanrı (theon) isminin belirlilik artikeli yoktur, bu da yazarın Tanrı’yı bir kişi olarak değil, varlık doğası içinde sunduğunu gösterir. ‘Tanrılık’ şeklinde tercüme edilse daha doğru bir ifade olabilir. Bu cümlenin anlamı, hiçbir insanın Tanrılığın özünü görmemiş olduğudur.” (Tenney)

ii. “Burada kastedilen Tanrı’yı görme, sadece fiziksel görme değildir (her ne kadar bu doğru olsa bile, bkz. Mısır’dan Çıkış 33:20; 1 Timoteos 6:16), sezgisel ve yanılmazbilgidir ki buna sahip olan kişinin Tanrı’nın doğasını ve isteğini bildirmesini sağlar” (Alford)

iii. Baba’nın bağrında bulunan: “Bu ifade, Altın Ağızlı Yuhanna’nın gözlemlediği gibi, akrabalık ve öz birliği anlamına gelir: – ve çocuklar ile ebeveynlerin sevgi dolu ve içten birlikteliğinden türetilmiştir.” (Alford)

C. Vaftizci Yahya’nın tanıklığı.

1. (19-22) Yeruşalim’den gelen dini liderler Vaftizci Yahya’yı sorguluyor.

Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kâhinlerle Levililer’i gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu –açıkça konuştu, inkâr etmedi– “Ben Mesih değilim” diye açıkça konuştu. Onlar da kendisine, “Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?” diye sordular. O da, “Değilim” dedi. “Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi. Bu kez, “Kim olduğunu söyle de bizi gönderenlere bir yanıt verelim” dediler. “Kendin için ne diyorsun?”

a. Yahya’nın tanıklığı: Vaftizci Yahya’nın tanıklık etmek için geldiğini daha önce öğrenmiştik (Yuhanna 1:7 ve 1:15). Şimdi onun İsa’yla ilgili tanıklığının ne olduğunu öğreniyoruz.

i. Yahudi yetkililer: “Bu Müjde’de ilk kez ‘Yahudiler’ teriminin bir bütün olarak halkı değil, belirli bir grubu – burada Yeruşalim’deki dini kurumu – ifade etmek için kullanıldığına rastlıyoruz.” (Bruce)

ii. “Böylece kör doğan adamın anne babası kesinlikle Yahudi ulusunun bir parçasıydı ama ‘Yahudi yetkililerden’ korktukları söyleniyor (Yuhanna 9:22).” (Morris)

b. Ben Mesih değilim: Yahya kim olmadığını, Yahudi yetkililere vurgulu bir şekilde söyledi. Yahya dikkatleri kendi üzerinde toplamak için gelmemişti, çünkü Mesih O değildi. Onun görevi Mesih’e işaret etmekti.

i. “Yuhanna bu iddiayı tamamen reddetmiştir; ama bunu belli bir ima ile reddetmiştir. Grekçe’de buradaki ben sözcüğü cümledeki yeri ile vurgulanmıştır. Sanki Yuhanna şöyle demiş gibidir: ‘Mesih Ben değilim, ama biliyor musunuz, Mesih burada’.” (Barclay)

ii. Açıkça konuştu, inkâr etmedi: “Kıskanç Tanrı’ya haksızlık etmenin tehlikesini bildiği için bu onuru iki eliyle kaldırıp içtenlikle ve titizlikle bir kenara bıraktı.” (Trapp)

iii. Müjde yazarı Yuhanna’nın okuyucularına, Vaftizci Yahya’nın daha farklı bir kimliğe sahip olduğu iddiasında bulunmadığını açıkça belirtmesi önemliydi. “M.S. 250 gibi geç bir tarihte Clementine Recognitions bize ‘Yahya’nın öğrencilerinden bazılarının sanki Vaftizci Yahya, Mesih’miş gibi onun hakkında vaaz verdiklerini’ söyler.” (Barclay)

c. İlyas mısın? Yeruşalim’deki kâhinlerin ve Levililer’in, Vaftizci Yahya’nın kişiliği ve İlyas’ın RAB’bin Günü’nden önce geleceği vaadi (Malaki 4:5-6) nedeniyle Yahya’yı İlyas’la ilişkilendirmeleri kolay olabilir.

i. Yahya hiçbir zaman kendisinin İlyas olduğunu söylememeye dikkat etmiştir. Yine de İsa, Yahya’nın bir anlamda İlyas olduğunu, onun makamında, onun ruhuyla hizmet ettiğini belirtmiştir (Matta 11:13-14 ve Markos 9:11-13).

d. Sen beklediğimiz peygamber misin? Yasa’nın Tekrarı 18:15-19’da Tanrı, zamanı gelince başka bir peygamberin geleceğini vaat etti. Bu bölüme dayanarak, başka bir peygamberin gelmesini beklediler ve Yahya’nın o peygamber olup olmadığını merak ettiler.

2. (23-28) Yuhanna dini liderlere kimliğini açıklıyor.

Yahya, “Peygamber Yeşaya’nın dediği gibi, ‘Rab’bin yolunu düzleyin’ diye çölde haykıranın sesiyim ben” dedi. Yahya’ya gönderilen bazı Ferisiler ona, “Sen Mesih, İlyas ya da beklediğimiz peygamber değilsen, niye vaftiz ediyorsun?” diye sordular. Yahya onlara şöyle yanıt verdi: “Ben suyla vaftiz ediyorum, ama aranızda tanımadığınız biri duruyor. Benden sonra gelen O’dur. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim.” Bütün bunlar Şeria Irmağı’nın ötesinde bulunan Beytanya’da, Yahya’nın vaftiz ettiği yerde oldu.

a. Çölde haykıranın sesiyim: Yeşaya 40:3’ten alıntı yapan Yahya görevini, Rab’bin yolunu hazırlamak olarak açıkladı. Yahya’nın vaftizi insanları hazırlıyor, onları gelecek olan Kral için arındırıyordu. Buradaki fikir şuydu, “Temizlenin, kralın ziyaretine hazırlanın”.

i. “Yahya’nın gerçek işlevi ahlak öğretmek değil, insanları İsa’ya yönlendirmekti. ‘Rab’bin yolunu düzleyin’, Mesih’in gelişi yakın olduğu için hazır olmaya yönelik bir çağrıdır.” (Morris)

ii. Dini liderler Yahya’nın kim olduğunu öğrenmek istediler ama Yahya bu soruyu pek de yanıtlamak istemiyordu. Görevi hakkında konuşmak istiyordu: görevi Mesih’in yolunu hazırlamaktı.

b. Sen Mesih…değilsen, niye vaftiz ediyorsun? Ferisiler, eğer Yahya düşündükleri peygamberlerden biri değilse, yetkisinin nereden geldiğini merak ediyorlardı. Yine de Yahya’nın vaftiz etme işi, kendisinin açıkladığı gibi, onun çağrısına mükemmel bir şekilde uyuyordu.

i. “Onun vaftizinin ayırt edici özelliği, vaftizi bizzat kendisinin gerçekleştirmiş olmasıdır; Yahudiliğe sonradan geçenlerin yaptığı gibi kendi kendine yapılan bir vaftiz değildi.” (Bruce)

c. Ben suyla vaftiz ediyorum: Yahya’nın vaftizi tövbe etmek, temizlenmek ve gelecek olan Mesih’e hazırlanmak için alçakgönüllü bir isteklilik gösteriyordu. Bununla birlikte Yahya’nın vaftizi kişinin temiz kalmasına yardımcı olacak hiçbir şey vermiyordu. İsa’nın işi ve Kutsal Ruh’la vaftizi Yahya’nın vaftizinden daha fazlasını temsil eder.

i. Yahya’nın zamanındaki Yahudiler vaftizi uyguluyorlardı. Dini tören olarak yıkanmaların bir sonucuydu ama sadece öteki uluslardan Yahudiliğe geçmek isteyenler içindi. Yahya’nın vaftizine boyun eğen bir Yahudi, kendini Yahudi olmayanlarla özdeşleştirmek zorundaydı. İşte bu gerçek bir tövbe işaretiydi.

ii. “Yahya’nın vaftizinin, din değiştirmekte kullanılan vaftiz modelini izlemesi pek olası değildir çünkü din değiştirmekte kullanılan vaftiz, tüm kötülüklerden dönmeyi, suya tamamen daldırılmayı ve ardından yasayı tutanların kutsal topluluğunun bir üyesi olarak yeniden giydirilmeyi gerektiriyordu.” (Tenney)

iii. “Yahya’nın getirdiği yenilik ve bu uygulamanın gerisindeki sıkıntı, imana yeni gelen Yahudi olmayanlar için uygun görülen bu dini töreni Yahudilere uygulamasıydı… Yahudileri aynı sınıfa koymak dehşet vericiydi.” (Morris)

d. Ben suyla vaftiz ediyorum, ama aranızda tanımadığınız biri duruyor. Benden sonra gelen O’dur: Yahya dini liderlere, yaptığı işin odağında kendisinin olmadığını, zaten aralarında duran Biri olduğunu açıkladı. Yahya’nın işi, o Biri için yolu hazırlamaktı.

e. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim: Çarığının bağını çözmek (ayakları yıkamaya başlamadan önce) evdeki en düşük kölenin göreviydi.

i. Hahamlar ve öğrencileri arasında kötüye kullanım potansiyeli olan bir öğretmen-öğrenci ilişkisi vardı. Bir Hahamın öğrencilerinden makul olmayan bir hizmet beklemesi tamamen mümkündü. Bir Hahamın öğrencilerinden beklediği “çok alçaltıcı” olarak kabul edilen şeylerden biri, Hahamın çarığının bağını çözmekti. Yahya bunu yapmaya bile layık olmadığını söyledi.

ii. “Bir kölenin efendisi için yaptığı her hizmeti, bir öğrenci de öğretmeni için yapmalıdır, ancak çarığının bağını çözmek için alçalmak dışında” demiş bir haham. (Bruce)

iii. Bütün bunlar Şeria Irmağı’nın ötesinde bulunan Beytanya’da, Yahya’nın vaftiz ettiği yerde oldu: “Bu görüşme, Şeria Irmağı’nın doğu kıyısında, Origen’in zamanında Beytarava (Geçit Evi) olarak adlandırılan yerde, Yeşu’nun yönetiminde Antlaşma Sandığı’nın ve tüm ulusun geçtiği geleneksel yerde (Yeşu 3:14-17) gerçekleşti.” (Trench)

3. (29) Vaftizci Yahya’nın tanıklığı: İsa Tanrı Kuzusu‘dur.

Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!”

a. Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce: Çoğu görüşe göre, bu, Yahya’nın İsa’yı vaftiz etmesinden sonra ve İsa’nın çöldeki 40 günlük denenmesinden sonra gerçekleşti. İsa, Yahya’nın vaftiz çalışmasını yaparken onu görmek için geri geldi.

i. “İsa’nın Yahya tarafından vaftiz olmasının üzerinden muhtemelen birkaç hafta geçmişti; o zamandan beri yoktu ama artık geri dönmüştü ve Yahya kalabalığın dikkatini ona çekti.” (Bruce)

ii. “Öyleyse, 29. ayet vaftizden sonra gerçekleşmiş olarak anlaşılması gerektiğine göre, Denenmeden sonra gerçekleşmiş olmalıdır. Ve bu varsayımda en ufak bir sıkıntı yoktur.” (Alford)

b. İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! İsa, hizmetinin ilk gününde, kendi yazgısını ilan eden sözlerle karşılanmış oldu – insanlığın günahı için çarmıhta kurban edilip acı çekerek ölmek. Çarmıhın gölgesi İsa’nın tüm hizmetinin üzerine düşmüştü.

i. Yahya, İsa’yı büyük bir ahlak örneği ya da büyük bir kutsallık ve sevgi öğretmeni olarak tanıtmadı. İsa’yı günahların kurbanı olarak ilan etti. “İşte büyük örnek” ya da “İşte büyük öğretmen” değil, İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu, diyordu.

ii. “Yahya, ‘kuzuyu’ genel olarak kurbanın sembolü olarak kullanır. Burada ise kurban olarak sunulan tüm hayvanların sembol olduğu gerçeği söz konusudur.” (Dods)

c. İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! Vaftizci Yahya bu tek cümleyle İsa’nın en büyük işini özetlemiştir: insan soyunu etkileyen günah sorunuyla ilgilenmek. Bu cümlenin her kelimesi önemlidir.

i. İşte! Yahya, İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce böyle dedi. Yahya vaaz verirken İsa’nın geldiğini önce kendisini görmüş, sonra da tüm dinleyicilerine İsa’ya bakmalarını, O’nu görmelerini söylemiştir.

ii. Tanrı Kuzusu: Yahya, Eski Antlaşma’da birçok kez betimlenen kurbanlık kuzu imgesini kullanmıştır. İsa, bu imgenin Eski Antlaşma’da geçtiği her yerdeki imgenin mükemmel bir şekilde yerine getirilmesidir.

·İsa, dünyanın kuruluşundan önce boğazlanan kuzudur.

·İsa, ilk günahkârların çıplaklığını örtmek için Aden Bahçesi’nde boğazlanan canlıdır.

·İsa, Tanrı’nın İbrahim için İshak’ın yerine sağlayacağı kuzudur.

·İsa, İsrail için Fısıh kuzusudur.

·İsa, Levililer’in kurbanlarında suç sunusu için kullanılan kuzudur.

·İsa, Yeşaya’nın kesilmeye hazır kuzusudur.

·Bu kuzularınher biri ölümleriyle görevlerini yerine getirdiler; Yahya’nın burada yaptığı, İsa’nın öleceğinin duyurusuydu ve dünyanın günahı için bir kurban olarak ölecekti.

iii. Ortadan kaldıran: Özgün metnin anlamı taşımak ve uzaklaştırmak sözcüklerinin birleşimidir. İsa günahı taşır ama günahı Kendi üzerine alıp uzaklaştırma anlamı vardır. “‘Uzaklaştırmak’ fiili, ortadan kaldırma fikrini ifade eder.” (Morris)

·“Yahya, kusurlu bir çeviriyi yansıtan bir yakarış duasındaki gibi, ‘günahlar’ demez. Ama ‘dünyanın günahı’ der, sanki insanlığın tüm günahları bir araya getirilmiş, tek bir kapkara ve korkunç çuvala konmuş ve hepsini taşıyabilecek, hepsini ortadan kaldırabilecek olan bu heybetli Atlas’ın devasa omuzlarına yüklenmiş gibi.” (Maclaren)

iv. Günahını: Çoğul olarak günahlar değil, tekil bir halde günahını – insanlığın tüm suçunun tek bir günahta toplandığı ve İsa’nın üzerine yüklendiği anlamı vardır. “Müjdeci Yuhanna ancak daha sonra geriye dönüp baktığında Vaftizci Yahya’nın belirtmek istediği anlamı tam olarak kavrayabilmişti.” (Trench)

v. Dünyanın: Bu Tanrı Kuzusu‘nun kurbanı, her günahı bağışlayacak ve her günahkarı arıtacak yeterliliğe sahiptir. Tüm dünya için yeterince büyüktür. “Kendisini sadece halkının günahlarının değil, Adem’in soyundan gelen tüm günahların, dünyanın günahının, Aden’deki sapkınlığın kefaret kurbanı olarak verecektir: Vaftizci’nin vizyonu işte böylesine geniş ve derindir.” (Trench)

4. (30-34) Vaftizci Yahya’nın tanıklığı: İsa Tanrı’nın Oğlu‘dur.

“Kendisi için, ‘Benden sonra biri geliyor, O benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı’ dediğim kişi işte budur. Ben O’nu tanımıyordum, ama İsrail’in O’nu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.” Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: “Ruh’un güvercin gibi gökten indiğini, O’nun üzerinde durduğunu gördüm. Ben O’nu tanımıyordum. Ama suyla vaftiz etmek için beni gönderen, ‘Ruh’un kimin üzerine inip durduğunu görürsen, Kutsal Ruh’la vaftiz eden O’dur’ dedi. Ben de gördüm ve ‘Tanrı’nın Oğlu budur’ diye tanıklık ettim.”

a. Çünkü O benden önce vardı: Vaftizci Yahya aslında İsa’dan önce doğmuştu ve Yahya bunu biliyordu (Luka 1). Yahya, O benden önce vardı dediğinde, İsa’nın ebedi varoluşundan söz ediyordu. Yahya İsa’nın ebedi olduğunu ve Tanrı olduğunu biliyordu.

i. Benden sonra biri geliyor: “Burada Grekçe aner sözcüğü kullanılmaktadır; insan olduğuna vurgu yapar ve ‘adam’ anlamına gelir – daha genel anlamdaki antropos‘un altında kaybolan bir vurgudur. Aner sözcüğünün kullanımı, kadın-erkek ilişkisine bir imada bulunarak Mesih’in kendi takipçileri üzerinde baş olduğuna işaret eder.” (Tenney)

b. Ruh’un kimin üzerine inip durduğunu görürsen, Kutsal Ruh’la vaftiz eden O’dur: Tanrı, Vaftizci Yahya’ya Mesih’i tanıması için kesin bir işaret vermişti. Gökten üzerine Kutsal Ruh’un indiği kişi Mesih’ti. Yahya İsa’yla ilgili güvenilir bir tanıktı çünkü Tanrı’dan gelen doğrulayıcı bir kanıtı vardı.

i. “İsa kendi vaftizinde daha önce sahip olmadığı hiçbir şeyi almamıştır: Vaftizci Yahya, o gün sadece [İsa’nın ana rahmine düşmesi sırasında] gerçekte ve görünmez bir şekilde gerçekleşmiş olan şeyi görünür bir sembol olarak görmüştü.” (Trench)

ii. “Eğer suyla arıtma, Yahya’nın hizmetiyle ilişkiliyse, Ruh’un bahşedilmesi de Yahya’dan daha büyük Olan için ayrılmıştı.” (Bruce)

c. Ben de gördüm ve ‘Tanrı’nın Oğlu budur’ diye tanıklık ettim: Vaftizci Yahya’nın ciddi tanıklığı İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğudur. O, Yuhanna 1:18’de belirtilen anlamda Tanrı’nın Oğlu‘dur – yani, Baba Tanrı’nın doğasını ve şahsiyetini mükemmel bir şekilde açıklayan Kişi’dir.

i. Yuhanna’nın müjdesi, Yahya’nın vaftizci değil, tanık rolünü vurgular. Tanıklar gerçeği ortaya çıkarmak için gördükleri ve yaşadıkları şeylere tanıklık ederler. Bunun dışındaki kişiler güvenilmezdir ve kulaktan dolma bilgilerle hareket ederler – doğrudan kanıtlara göre hareket etmekten uzaktırlar.

ii. “Vaftizci Yahya, İsa’yı ‘Tanrı Oğlu’ olarak adlandırırken, berrak bir görüntüyü dile getirir: İnsan İsa’nın, aynı zamanda ebedi Baba’nın ebedi Oğlu, aynı derecede eşit, aynı derecede ebedi olduğu şeklindeki tam Hıristiyan doktrininden daha azını kastetmez.” (Trench)

iii. Tanıklar tarafsız değildir – tanıklıklarının doğruluğuna kendilerini adamışlardır ya da güvenilmez tanıklardır. Yahya güvenilir bir tanıktı ve kendi gözleriyle gördüklerinden dolayı İsa’nın kim olduğunu biliyordu.

D. İlk öğrencilerin tanıklığı.

1. (35-39) Yahya’nın öğrencilerinden ikisi İsa’yı izlemeye başlıyor.

Ertesi gün Yahya yine öğrencilerinden ikisiyle birlikteydi. Oradan geçen İsa’ya bakarak, “İşte Tanrı Kuzusu!” dedi. Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsa’nın ardından gitti. İsa arkasına dönüp ardından geldiklerini görünce, “Ne arıyorsunuz?” diye sordu. Onlar da, “Rabbî, nerede oturuyorsun?” dediler. Rabbî, öğretmenim anlamına gelir. İsa, “Gelin, görün” dedi. Gidip O’nun nerede oturduğunu gördüler ve o gün O’nunla kaldılar. Saat dört sularıydı. 

a. Yahya yine öğrencilerinden ikisiyle birlikteydi: Müjde yazarı bize bu iki kişiden birinin Andreas olduğunu söyler (Yuhanna 1:40). Diğer öğrencinin kim olduğu belirtilmemiştir ancak çeşitli nedenlerden dolayı bu kişinin, Müjde’sinde birkaç kez görünen fakat hiçbir zaman özel olarak adlandırılmayan Müjde yazarı Yuhanna’nın kendisi olduğunu düşünmek mantıklıdır.

i. “Diğer öğrencinin kim olduğu kesin değildir: ancak (1) Müjdeci Yuhanna’nın müjde kitabında kendi adını hiç geçirmediğini ve (2) bu müjde kitabındaki anlatımın günün saatlerini bile belirtecek kadar titiz olduğunu ve her açıdan bir görgü tanığının izlerini taşıdığını ve (3) bu son durumla ilgili olarak, söz konusu öteki öğrencinin adının, bazı özel nedenlerden dolayı gizlenmemiş olsa, adının kesinlikle verileceğini göz önünde bulundurularak, onun Müjdeci Yuhanna’nın kendisi olduğu çıkarımına varmakta haklıyız.” (Alford)

ii. İsa’ya bakarak: “en: içine ve blepw: -ebakmak ifadelerinin birleşimiyle embleqav: dikkatle bakmak – kararlılıkla ve dikkatle bakmak.” (Clarke) “Bir kişiye araştıran gözlerle gerçekleştirilen özel bir bakış.” (Morris)

b. İşte Tanrı Kuzusu! Yahya bu sözü İsa için Yuhanna 1:29’da söylemişti. Belki de İsa çöldeki denenmesinden döndükten sonra, Yahya İsa’yı her gördüğünde bunu söylüyordu. Yahya’ya göre bu, İsa’yla ilgili en önemli şeydi.

c. Ve İsa’nın ardından gitti: Metinde özellikle belirtilmemiştir ama ima edilen, iki öğrencinin İsa’nın ardından gitmesinin, bunu Yahya’nın izni ve yönlendirmesiyle yaptıklarıdır. Vaftizci Yahya kendi ardından giden öğrenciler toplama gayretinde değildi. Bu öğrencilerin kendi çevresinden ayrılıp İsa’yı izlemelerinden son derece memnundu. Bu durum onun hizmetini tamamlıyordu; ondan bir şey eksiltmiyordu.

d. Ne arıyorsunuz? … Gelin, görün: İsa bu iki öğrencisine önemli ve mantıklı bir soru sordu – ve bu soruyu bugün de tüm insanlığa sormaya devam etmektedir. Yanıtı bulmaları için onları Yahya’ya ya da başka bir kişiye değil, Kendisine, Kendisiyle birlikte yaşamaya yönlendirdi (Gelin ve görün).

i. Ne arıyorsunuz? “Efendi’nin Mesih olarak makamında söylediği ilk sözlerin böylesine olağanüstü anlamlı bir soru olması hiç tesadüf değildi: “Ne arıyorsunuz?” O bunu hepimize soruyor, bugün de soruyor.” (Maclaren)

ii. “Boş bir merakla mı yoksa kendisini tanımaya yönelik gerçek bir arzuyla mı motive olduklarını anlamak için onları araştırdı.” (Tenney)

iii. Vaftizci Yahya, İsa hakkında çok şey bilmesine rağmen, İsa onları, Vaftizci Yahya’ya geri göndermedi. İsa’nın öğrencisi olmak için doğrudan İsa’yla ilişki kurmaları gerekiyordu. Bu yüzden İsa, Yuhanna’yı ve Andreas’ı kendi hayatının bir parçası olmaya davet etti. İsa içine kapanık, son derece özel bir yaşam sürmedi. İsa kendisiyle birlikte yaşamalarına izin vererek on iki öğrencisini eğitti ve onlara öğretti.

e. Saat dört sularıydı: Bu, yazar için o kadar unutulmaz bir olaydı ki, İsa’yla karşılaştığı saati tam olarak hatırlıyordu. Bu olay, Yahya’dan İsa’ya gelen iki öğrenciden birinin elçi Yuhanna olduğuna dair ince bir ipucudur.

2. (40-42) Andreas kardeşi Simun Petrus’u İsa’ya getiriyor.

Yahya’yı işitip İsa’nın ardından giden iki kişiden biri Simun Petrus’un kardeşi Andreas’tı. Andreas önce kendi kardeşi Simun’u bularak ona, “Biz Mesih’i bulduk” dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir. Andreas kardeşini İsa’ya götürdü. İsa ona baktı, “Sen Yuhanna’nın oğlu Simun’sun. Kefas diye çağrılacaksın” dedi. Kefas, kaya anlamına gelir.

a. Önce kendi kardeşi Simun’u bularak: Andreas İsa’yla tanıştı ve sonra kardeşi Simun Petrus‘un da İsa’yla tanışmasını istedi. Andreas’tan Yuhanna Müjdesi’nde her bahsedildiğinde, Andreas İsa’ya birini getirmektedir (Yuhanna 6:8 ve ayrıca 12:22’de).

i. Yüzyıllar boyunca insanların çoğu İsa Mesih’e bu şekilde iman etmiştir. Her Petrus’un onu İsa’yla tanıştıran bir Andreas’ı vardır. Bu doğaldır çünkü Hıristiyan deneyiminin doğası gereği, bu deneyimi tadan kişiler deneyimlerini başkalarıyla da paylaşmak isterler.

ii. “‘Andreas önce kendi kardeşi Simun’u bulur’: ifadesi, aynı gün diğer öğrencinin kardeşinin de bulunup aynı yere getirildiğini ima eder.” (Trench)

b. Biz Mesih’i bulduk: Bu basit ama büyük bir tanıklıktı. Andreas, İsa’nın Mesih olduğunu, İsrail’in ve dünyanın uzun zamandır beklenen Kurtarıcısı olduğunu biliyordu.

c. Kefas diye çağrılacaksın: İsa, Andreas’ın kardeşineyeni bir ad (Kayaanlamına gelen Kefas ya da Petrus) vererek, Simun’a nasıl bir insana dönüşeceğini söyledi. İsa, Petrus’taki işini tamamlamadan önce Petrus, İsa Mesih için biristikrar kayası haline dönüşecekti.

3. (43-44) İsa Filipus’u kendisini izlemeye çağırıyor.

Ertesi gün İsa, Celile’ye gitmeye karar verdi. Filipus’u bulup ona, “Ardımdan gel” dedi. Filipus da Andreas ile Petrus’un kenti olan Beytsayda’dandı.

a. Filipus’u bulup ona, “Ardımdan gel” dedi: Elimizde sadece Yuhanna Müjdesi olsaydı, İsa’nın Celile’den gelen bu adamlarla ilk kez karşılaştığını düşünebilirdik. Yuhanna Müjdesi’nin diğer bölümleri İsa’nın daha önce birçok kişiyle görüştüğünü bildirir; ancak buradaki, İsa’nın Filipus’a yaptığı resmi davetti.

b. Ardımdan gel: Filipus’un çağrılmasıyla ilgili hiç anlatılmamış çarpıcı bir şey yoktur. İsa ona sadece, “Ardımdan gel” dedi ve Filipus da öyle yaptı.

i. “‘Ardımdan gelmek’ fiili burada tam anlamıyla ‘öğrenci olarak takip etmek’ anlamında kullanılır. Şimdiki zamanın sürekli bir gücü vardır, ‘ardından gitmeye devam et’.” (Morris)

ii. “Beytsayda ‘balıkçının evi’ ya da ‘balıkçı kasabası’ anlamına gelir. Şeria Irmağı’nın Celile Gölü’ne karıştığı noktanın doğusuna yakın bir mesafede yer alır.” (Bruce)

4. (45-51) Natanel İsa’nın ardından gitmek için önyargıların üstesinden geliyor.

Filipus, Natanel’i bularak ona, “Musa’nın Kutsal Yasa’da hakkında yazdığı, peygamberlerin de sözünü ettiği kişiyi, Yusuf oğlu Nasıralı İsa’yı bulduk” dedi. Natanel Filipus’a, “Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?” diye sordu. Filipus, “Gel de gör” dedi. İsa, Natanel’in kendisine doğru geldiğini görünce onun için, “İşte, içinde hile olmayan gerçek bir İsrailli!” dedi. Natanel, “Beni nereden tanıyorsun?” diye sordu. İsa, “Filipus çağırmadan önce seni incir ağacının altında gördüm” yanıtını verdi. Natanel, “Rabbî, sen Tanrı’nın Oğlu’sun, sen İsrail’in Kralı’sın!” dedi. İsa ona dedi ki, “Seni incir ağacının altında gördüğümü söylediğim için mi inanıyorsun? Bunlardan daha büyük şeyler göreceksin.” Sonra da, “Size doğrusunu söyleyeyim, göğün açıldığını, Tanrı meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz” dedi.

a. Musa’nın Kutsal Yasa’da hakkında yazdığı, peygamberlerin de sözünü ettiği kişi: Bu ifadeler Filipus’un, İsa Mesih’in bir tanığı olarak dile getirdiği sözlerdi. İsa’nın Eski Antlaşma’da önceden bildirilen Mesih ve Kurtarıcı olduğunu ilan etti.

i. “Natanel bugün genellikle Onikiler’den biri olan Bartalmay ile aynı kişi olarak anlaşılmaktadır; Natanel kendi kişisel ismidir, Bartalmay (Tolmay oğlu) ise baba adıyla türetilmiş ismidir.” (Trench)

b. Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi? Natanel, Filipus’un haberine önyargıyla karşılık verdi. İsa’nın memleketinin Nasıra olduğunu duyunca, O’nun Mesih ya da önemli biri olabileceğini düşünmek için artık bir nedeni olmadığına karar kıldı.

c. Gel de gör: Filipus, Natanel’in önyargısına karşı çıkmak yerine, onu İsa’yla bizzat tanışmaya davet etti.

d. İşte, içinde hile olmayan gerçek bir İsrailli! İsa ona olağanüstü bir iltifatta bulundu. Natanel’de hileli ya da aldatıcı hiçbir şey olmadığı açıktır. Onun bir maskesi yoktu.

i. Hile: “Bu sözcük erken dönem Yunan yazarlarında ‘yem’ (balık yakalamak için) anlamında kullanılır. Dolayısıyla ‘kandırmak ya da yakalamak için yapılan herhangi bir kurnazlık’ anlamına gelir… Dolayısıyla ‘hile’ ya da ‘hüner’ kavramına sahiptir. Kutsal Kitap’ta Yakup’un yüreğinin değişmeden önceki hali için kullanılır (Yaratılış 27:35, Temple çevirisinde, ‘içinde Yakup olmayan bir İsrailli!’ şeklinde tercüme edilmesinin sebebi de işte budur (Morris)

ii. “Tam bir İsrailli, Mezmur yazarının ‘kutsanmış’ olarak ilan ettiği gibi biri, ‘ruhunda hile bulunmayan’ (Mezmur 32:2).” (Tasker)

e. Seni incir ağacının altında gördüm: Natanel’in gerçekten de bir incir ağacının gölgesinde oturup Tanrı ve Sözü üzerinde dua ederek derin derin düşünmeyi sevme olasılığı mümkündür. Ancak incir ağacının altında ifadesi Hahamlar’ınKutsal Yazılar üzerinde derin derin düşünmeyi tarif etmek için kullandıkları bir deyimdi. Natanel’in dua ederek ve Kutsal Yazılar üzerinde derin derin düşünerek zaman geçirdiğini ve İsa’nın ona seni orada “gördüm” demiş olduğunu varsayabiliriz.

i. “Bereşit bölümünde Rabbi Hasa’dan bahsedilirken, onun ve öğrencilerinin bir incir ağacının altında ders çalışmayı alışkanlık haline getirdikleri söylenir.” (Trench)

ii. “Belki de burası, Natanel’in yakın zamanda önce ayetleri derin derin düşünmek üzere zaman geçirdiği ve ruhsal bir izlenim aldığı bir yerdi. Bunu tam olarak bilmek mümkün değil. Kuşkusuz incir ağacının yapraklarının bıraktığı gölge, incir ağacını günün sıcağında oturmak için uygun bir yer haline getiriyordu.” (Bruce)

f. Sen Tanrı’nın Oğlu’sun, senİsrail’in Kralı’sın: Bu sözler, Natanel’in İsa’yla ilgili tanıklığıydı. Tanrı’nın Oğlu, İsa’nın Baba Tanrı’yla olan eşsiz ilişkisini, İsrail’in Kralı ifadesi ise İsa’nın Mesih ve Kral olarak mevkisini tanımlıyordu.

i. Tanrı’nın Oğlu: “Burada da (öteki ayette olduğu gibi) artikel önemlidir. Artikel, ifadenin asgari değil, tam bir içerik taşıdığı şeklinde anlaşılması gerektiğini gösterir… Burada sıradan insan ölçütlerine göre açıklanamayacak biri var.” (Morris)

g. Bunlardan daha büyük şeyler göreceksin: Natanel İsa’da gördükleri karşısında hayrete düşmüştü ama İsa ona daha görecek çok ama çok şeyi olduğunu söyledi – bunlardan daha büyük şeyler.

i. İmanlılar için bunlardan daha büyük şeyler görme vaadi devam etmektedir. “Mesih’i ‘Söz’ olarak tanıdınız mı? O daha da fazlasıdır; O hem Ruh’tur hem Yaşam’dır. O beden aldı mı? O’nun dünyalar var olmadan önce sahip olduğu yücelikle yüceltildiğini de göreceksiniz. O’nu her şeyin öncesindeki Başlangıç, Alfa olarak tanıdınız mı? O aynı zamanda Omega’dır. Yahya ile karşılaştınız mı? Çok daha yüce Biri ile karşılaşacaksınız. Su ile vaftizden haberiniz var mı? Ateşle de vaftiz edileceksiniz. Çarmıh üzerindeki Kuzu’ya baktınız mı? O’nu tahtının üzerinde otururken de göreceksiniz.” (Meyer)

h. Göğün açıldığını, Tanrı meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz: İsa, Natanel’e daha önce gördüğünden daha büyük bir belirti göreceğini, hatta göğün açıldığını göreceğinin sözünü verdi.

i. İsa’nın söylediği, Tanrı meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini görme bildirisi, muhtemelen Yakup’un Yaratılış 28:12’de gördüğü rüyayla bağlantılıdır, Yakup rüyasında yeryüzünden göğe bir merdiven uzandığını ve merdivenden yeryüzüne inip çıkan melekler olduğunu görmüştür. İsa gök ile yer arasındaki bu merdivenin, bağlantının kendisi olduğunu söylemiştir. Natanel, Tanrı ile insan arasındaki aracının İsa olduğunu anladığında, işte bu daha büyük bir işaret olacaktı (bunlardan daha büyük şeyler göreceksin).

ii. “Natanel artık anlıyor ki, İsa yeryüzü ile gökyüzü arasındaki uçurumu kapatan gerçek merdivendir.” (Tasker)

iii. Bu oldukça belirsiz bir örnek gibi görünse de Natanel için son derece anlamlıydı. Muhtemelen Natanel’in incir ağacının altında otururken üzerinde düşündüğü ayetler tam da bunlardı.

i. İnsanoğlu: Bu ifadenin ardındaki fikir “mükemmel insan” ya da “ideal insan” hatta “sıradan insan” bile değildir. Bunlar yerine, İnsanoğlu olarak adlandırılan, dünyayı yargılamak üzere gelen Yücelik Kralı’nın anlatıldığı Daniel 7:13-14’e bir gönderme söz konusudur.

i. İsa bu unvanı sık sık kullanmıştı çünkü O’nun zamanında bu unvan siyasi ve milliyetçi duygulardan arınmıştı ve Mesih ile ilgili bir unvandı. O dönemde yaşayan bir Yahudi’ye “Kral” ya da “Mesih” dendiğinde aklına genellikle siyasi ya da askeri bir kurtarıcı geliyordu. İsa başka bir sözcüğü kullanarak Kendisini sık sık İnsanoğlu ifadesiyle tarif etmişti.

ii. “O halde ‘İnsanoğlu’ ifadesi bize, Mesih’in, Kendisini gökten gelen ve göksel yüceliğe sahip olan olarak kavradığına işaret eder. Aynı zamanda O’nun alçak gönüllülüğüne ve insanlar için çektiği acılara da işaret eder. Bu ikisi de aynı şeydir.” (Morris)

iii. Yuhanna’nın bu bölümü, İsa’ya gelmenin dört farklı yolunu açıklar:

·Andreas, Yahya’nın vaazları sayesinde İsa’ya geldi.

·Petrus, kardeşinin tanıklığı sayesinde İsa’ya geldi.

·Filipus, İsa’nın doğrudan çağrısı sonucunda İsa’ya geldi.

·Natanyel, İsa’yla kişisel bir karşılaşma yaşayarak, kişisel önyargılarını aşmasıyla İsa’ya geldi.

iv. Bu bölüm bize, İsa’nın kimliğine tanıklık eden dört farklı tanık gösterir. Bir kişinin daha başka kaç tanıklığa ihtiyacı olabilir?

·Vaftizci Yahya, İsa’nın ebedi olduğuna, benzersiz bir şekilde Kutsal Ruh’la meshedilmiş olduğuna, Tanrı Kuzusu olduğuna ve Tanrı’nın eşsiz Oğlu olduğuna tanıklık etmiştir.

·Andreas, İsa’nın Mesih olduğuna tanıklık etmiştir.

·Filipus, İsa’nın Eski Antlaşma’da hakkında peygamberlik edilen Kişi olduğuna tanıklık etmiştir.

·Natanyel, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu ve İsrail’in Kralı olduğuna tanıklık etmiştir.

©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik