Yuhanna 15 – Öğrencilerin Yanından Ayrılmakta Olan İsa Onlara Kendisindeki Yaşamı Öğretiyor
“Yuhanna tarafından aktarılan bu sözleri okuyan herkes, metnin ne kadar basit göründüğünü ancak az da olsa anlaşıldığında düşüncenin ne kadar aşkın olduğunu fark etmelidir. Yuhanna ruhsal zirvelerde seyrediyor: peki ya biz? Bu, Kutsal Kitap’ın en doyurucu ve en güçlü öğünüdür.” (Trench)
A. İsa ayrıldıktan sonra İsa’yla ilişki kurmak.
1. (1-3) Gerçek asma olarak İsa.
“Ben gerçek asmayım ve Babam bağcıdır. Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler. Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz.”
a. Ben gerçek asmayım: Bu bilindik bir örnekti. Tanrı, İbranice Kutsal Yazılar’da halkını simgelemek için defalarca asma örneğini kullanmıştı (Mezmur 80:8-9 buna bir örnektir). Ancak genellikle olumsuz anlamda kullanılmıştır (Yeşaya 5:1-2, 7 ve Yeremya 2:21’de olduğu gibi). Bir önceki hafta İsa, Bağ Benzetmesi’nde İsrail’in bir bağa benzediğini açıkça öğretmişti (Matta 21:33-44).
i. İsa bu sözleri öğrencilerine, muhtemelen üst kattaki odada beklediği sırada ayrılmaya hazırlanırken söyledi. Asma resmini kullanmıştır çünkü eski İsrail’de her yerde asma vardı. Ayrıca, İsrail’in, Tanrı’nın asması olduğu fikrini ileten, tapınağın ön tarafında göze çarpan bir desen olarak büyük bir altın asma bulunmaktaydı. Ayrıca, “Asma Mesih için de bilinen bir simgeydi.” (Dods)
ii. Oysa gerçek asma İsa’dır. Tanrı için meyve vereceksek O’nda köklenmeliyiz (İsrail’de değil). Yeni Antlaşma topluluğunda, ilk kimliğimiz İsrail’de ya da kilisede değil, İsa Mesih’in Kendisindedir.
iii. Tanrı ve halkı arasındaki ilişkiyi anlatan birçok resim arasında asma ve çubuk resmi tam bağımlılığı ve sürekli bağlantı ihtiyacını vurgular. Çubuk asmaya, koyunun çobana ya da çocuğun babaya bağımlı olduğundan daha fazla bağımlıdır. İsa’nın öğrencilerinden ayrılmak üzere olduğu bir sırada, bu önemli bir teşvikti. Çubukların asmaya bağlı olması gibi, İsa da onlara ve onlar da İsa’ya bağlı kalacaklardı.
b. Ve Babam bağcıdır: Eski Antlaşma’da asma İsrail’i temsil etmek için kullanılırken, Baba Tanrı da asmayı yetiştiren ve yöneten Kişi olarak resmedilmiştir. Tanrı bu rolü Yeni Antlaşma altındaki imanlılar için de yerine getirir.
i. Yeni Antlaşma’ya katılan bir kişinin hem Baba ile hem de Oğul ile; hem asmanın kendisiyle hem de bağcıyla ilişkisi vardır.
c. Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar: Kesilip atılan dallar, meyve vermedikleri gerçeğiyle kanıtlandığı gibi, asmaya hiçbir zaman tam anlamıyla bağlı kalmadılar.
i. Bu metinle ilgili olarak üzerinde düşünülmesi gereken alternatif bir anlayış vardır. James Montgomery Boice (diğerlerinin yanı sıra) Grekçe kesip atmak olarak tercüme edilen airo fiilinin, kaldırıp almak olarak çevrilmesinin daha doğru olduğuna inanmaktadır. Buradaki fikir, Baba’nın verimsiz asmaları yerden kaldırdığıdır (bu eskiden bağ bakımı uygulamalarında yaygın olan bir durumdur). Eski üzüm bağlarına bakanlar, asmaların daha fazla güneş alabilmesi ve daha iyi meyve verebilmesi için asmaların yerden yukarı kaldırılmasına özen göstermiştir.
ii. “‘Kesmek’ (aireo) olarak tercüme edilen fiil, kelimenin tam anlamıyla ‘kaldırmak’ ya da ‘uzaklaştırmak’ anlamına gelir; ikincisi, ‘temizlemek’ (kathaireo) sözcüğü, ilkinin bir bileşimi, ‘budamak’ ya da ‘temizlemek’ anlamına gelir.” (Tenney)
d. Meyve veren her çubuğu… budayıp temizler: Budamak için kullanılan bu sözcük, başka yerlerde temizlemek olarak çevrilen sözcükle aynıdır. Aynı sözcük Grekçe’de “budama” ya da “temizleme” anlamına gelebilir. Bağcı meyve veren asmayı temizler, böylece asma daha fazla meyve verir.
i. “Kendi haline bırakılan bir asma çok verimsiz bir büyüme gösterecektir. Maksimum verimlilik için kapsamlı budama şarttır.” (Morris)
ii. “Ölü dal meyvesizlikten daha kötüdür çünkü ölü dal hastalık taşıyabilir ve çürümeye neden olabilir… Tanrı ölü dalları kilisesinden uzaklaştırır ve imanlının yaşamını verimli faaliyetlere yönlendirecek şekilde disiplin eder.” (Tenney)
iii. “Kanamak her ne kadar acı verici olsa da solmak daha kötüdür. Verimli olmak üzere budanmak, kesilip yakılmaya götürülmekten daha iyidir.” (Trapp)
e. Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz: İsa’nın konuştuğu on bir öğrencide budanma, temizlenme işi çoktan başlamıştı. O’nun öğretisinin çoğunu işitmiş ve almışlardı ve bir anlamda bu sözle şimdiden temizdiler.
i. İsa şimdiden temizsiniz diyerek, o akşam daha önce dile getirilen bir fikri tekrarlamıştır: bir ilk temizlenme vardır ve sonra ardından süreklilik ile devam eden bir temizlenme vardır (Yuhanna 13:10).
ii. Tanrı’nın sözü arındırıcı bir etkendir. Günahı mahkûm eder, kutsallığı esinler, gelişmeyi teşvik eder ve zafer için gücü açığa çıkarır. İsa halkını söz aracılığıyla yıkamaya devam eder (Efesliler 5:26).
iii. “Budama ya da temizlik Tanrı Sözü aracılığıyla yapılır. Günahı mahkûm eder; kutsallığı esinler; büyümeyi teşvik eder. İsa, Tanrı’nın kendisine verdiği sözleri öğrencilerinin yaşamlarına uyguladıkça, onlar kötülüğü kendilerinden uzaklaştıran ve kendilerini daha fazla hizmet için koşullandıran bir budama sürecinde devam ettiler.” (Tenney)
2. (4-5) Çubuk ile asma arasındaki yaşamsal ilişki.
“Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz. Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız.”
a. Bende kalın, ben de sizde kalayım: İsa karşılıklı bir ilişkiyi vurgulamıştır. Bu sadece öğrencinin Efendi’de kalması değildir; Efendi’nin de öğrencide kalmasıdır. Bu yakın ilişki Ezgiler Ezgisi 6:3’te şöyle anlatılır: Ben sevgilime aitim, sevgilim de bana.
i. İsa, aralarından ayrılmak üzere olmasına rağmen öğrencilerinin bağlantılarının ve ilişkilerinin devam edeceğine dair güvence vermek için bu resmi kullanmıştır. Yine de bunu onların seçimine de işaret edecek şekilde söyledi. Bağlı kalmak onların seçmesi gereken bir şeydi.
ii. “Rabbimiz, Bende kalın dediğinde, irademizden, seçimlerimizden, verdiğimiz kararlardan söz etmektedir. Kendimizi O’na açan ve O’nunla temas halinde kalmamızı sağlayan şeyleri yapmaya karar vermeliyiz. İşte O’na bağlı kalmanın anlamı budur.” (Boice)
b. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez: Asmaya bağlı olmayan çubuğun üzüm vermesi mümkün değildir. Öğrenci bilinçli olarak İsa’ya bağlanmaz ve İsa’da kalmazsa, Tanrı ve O’nun egemenliği için gerçek bir fayda sağlayamaz.
i. “Tüm özümüz ve güvenliğimiz Mesih’ten gelir. İyi bir arzunun tomurcuğu, iyi bir kararın çiçeği ve iyi bir eylemin meyvesi, hepsi O’ndan gelir.” (Trapp)
c. Ben asmayım, siz çubuklarsınız: Belki İsa’nın bu ifadelerle konuşmasının sebebi onların İsrail’i asma olarak düşünmeye çok alışmış olmalarından ve esas olarak İsrail’le olan bağlantıları açısından düşünmelerinden kaynaklanıyordu. Şimdi İsa’yı asma olarak düşünmek ve O’nunla sahip oldukları bağlantıyı vurgulamak zorundaydılar.
d. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir: O’nda kaldığımızda meyve vermek kaçınılmazdır. Meyvenin niteliği ve niceliği farklı olabilir ama meyvenin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.
i. Çubuğun amacı meyve vermektir. Asma yapraklarının kullanım alanları olsa da insanlar asmaları güzel yapraklarına bakmak için yetiştirmezler. Asmayı meyve versin diye yetiştirir, eker, sular ve bakımını yaparlar. Bu anlamda meyvenin Hıristiyan karakterini temsil ettiğini söyleyebiliriz (Galatyalılar 5’teki Ruh’un meyvesi gibi). Tanrı’nın içimizdeki işi ve O’na olan bağlılığımız meyve ile ve belki de çok sayıda meyve ile belli olmalıdır.
ii. Meyve aynı zamanda doğasında üreme barındırır. Neredeyse her meyvenin içinde daha fazla meyve üretmeye yarayan tohumlar vardır.
iii. O’nda kalma kavramı sadece bizim İsa’dakalmamızla sınırlı değildir; O’nun bizde kalmasını da içerir (ve benim kendisinde kaldığım kişi). Bu kalma, yaşamımızın ruhsal ve pratik olarak İsa’yla yaşamsal bir bağlantı içinde olmasını ve O’nun bizi etkin ve gerçek bir şekilde içine almasını bekleyen karşılıklı bir dinamiktir. Kalma sorumluluğu hiçbir şekilde sadece imanlıya ait değildir.
e. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız: Bu durum, öğrencilerin İsa olmadan hiçbir şekilde hareket edemeyeceği anlamına gelmez. İsa’nın düşmanları ve diğer birçokları gibi öğrenciler de İsa olmadan etkin olabilirlerdi. Ancak onlar ve bizler, İsa olmadan gerçek ve sonsuz değeri olan hiçbir şey yapamayız.
i. “Buradaki ‘Bensiz’ kelimesinin gerisinde ‘Ben Ben’im’ ifadesi ortaya çıkar ve tüm güce sahip olma iddiası, O‘nun Mutlak Güç Sahibi olduğunu gözler önüne serer. Bu sözler ya tamamen anlamsızdır ya da Tanrılık iddiasıdır.” (Spurgeon)
ii. “Herhangi bir asma çubuğu ancak O’nunla birleşerek meyve verebilir: bu birleşme bir kez bozulduğunda, asmanın özsuyu artık akmaz; ve o çubukta meyve oluşması artık mümkün değildir, sadece içeride kalan özsuyun kalıntıları yaprak oluşmasına ve böylece bir süre için yaşam görüntüsü vermeye yetebilir.” (Trench)
iii. “Pavlus, Yuhanna’nın söylemlerini kullanmaz ama ‘Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor’ (Galatyalılar 2:20) ve ‘Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim’ (Filipililer 4:13) derken aynı gerçeği ifade eder.” (Bruce)
iv. “‘Bensiz hiçbir şey yapamazsınız’; eğer bu elçiler için doğruysa, muhalifler için çok daha fazla doğrudur! Eğer dostları onsuz hiçbir şey yapamıyorsa, eminim ki düşmanları da ona karşı hiçbir şey yapamaz.” (Spurgeon)
3. (6-8) O’nda kalmamanın bedeli ve O’nda kalanlara verilen vaat.
“Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz.”
a. Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur: İsa, O’nda kalmamanın yaşamın yok olması anlamına geldiği konusunda öğrencilerini uyardı. Bir çubuk sadece asmanın gövdesine bağlı olduğu sürece yaşama sahiptir; bir öğrenci de sadece Efendisine bağlı olduğu sürece ruhsal olarak yaşar.
i. Bu fiiller O’nda kalmayan kişi için bir ilerleme yönü tarif eder: dışarı atılır, kurur, toplanır, atılır ve yakılır. Diğer benzetmeler gibi, İsa’nın burada kullandığı resim de bütün bir teolojik sistemi anlatmak için değildi. Yine de açıklanan ilerleme yönü, O’nda kalmamanın tehlikesine dair ciddi ve önemli bir uyarıdır.
ii. İsa’nın burada kullandığı ifade önemliydi. “Eğer bir kimse meyve vermezse dışarı atılır” demedi. “Bir kimse bende kalmazsa…dışarı atılır ve kurur” dedi. Kimin O’nda kaldığını, kimin O’nda kalmadığını O bilir ve bu bizim dışarıdan bakıp meyve olup olmadığıyla ilgili değerlendirmemizle pek bilinemez.
b. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar: Cansız dal meyve vermez ve odunu yanmaktan başka bir işe yaramaz. Yanma ve ateşe yapılan bu gönderme, gelecek yaşamdaki ceza çağrışımını gündeme getirmekte ve O’nda kalmamanın büyük sonuçları konusunda uyarmaktadır.
i. Bu sözlerin, bunları ilk kez işiten on bir öğrenciyi nasıl etkilediği üzerinde düşünüyoruz. İsa öğrencilerine onların yanından ayrılacağını söylemişti ama yine de öğrencileri O’ndan kopmayacaklardı. Baba tarafından gönderilen Kutsal Ruh’un görevi, onları İsa’ya bağlı tutmak olacaktı. Eğer O’ndan koparlarsa, belki de Yahuda gibi mahvolacaklardı.
ii. Bu ayetler, İsa’ya iman ettiğini beyan eden bir öğrencinin durumu bakımından en az üç şekilde yorumlanmaktadır.
·İlk görüşe göre dışarı atılan çubuklar, bir zamanlar gerçek birer imanlı oldukları halde, İsa’da kalmadıkları ve meyve vermedikleri için cehenneme atılan kişilerdir. Bir zamanlar öğrenciydiler ama şimdi dışarı atılmışlardır.
·İkinci görüşe göre, dışarı atılan çubuklar sadece öğrenci gibi görünüp İsa’da gerçekten kalmayan ve bu nedenle (Yahuda gibi) cehenneme gidecek olanlardır.
·Üçüncü görüş, dışarı atılan çubukları, boşa yaşamlar süren ve aslında yanmış olan verimsiz öğrenciler olarak görür ve bu ayetler onların sonsuzluktaki kaderine değinmez (İbrahim’in yeğeni Lut gibi).
iii. Vurgu açık görünüyor: İsa’da kalmayıp da gerçek öğrenci olan yoktur. Çubuk asmada kalmalıdır, yoksa yaşamı olmaz ve kalıcı bir yararı olmaz.
iv. Yakarlar: “Buradaki ‘yanmak’ ifadesi ‘yanıp yok olmak‘ anlamında değil; Luther’in çevirdiği gibi ‘ve yakılmak zorundadır‘ anlamındadır.” (Alford)
c. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir: İsa, O’nda kalma ilkesini, daha önce dile getirdiği üst kattaki odadaki konuşmasından iki düşünceyle ilişkilendirmiştir.
·Sözlerim sizde kalırsa: İsa, daha önce Yuhanna 14:23-24’te belirtildiği gibi, O’nda kalmayı O’nun sözlerine sadakat fikriyle ilişkilendirmiştir.
·Ne isterseniz dileyin: İsa, daha önce Yuhanna 14:13-14’te belirtildiği gibi, O’nda kalmayı duanın yanıtlanması fikriyle ilişkilendirmiştir. “Dua, İsa’da kalanlara doğal olarak kendiliğinden gelir… Dua, İsa’yla birlik içinde olan bir ruhun doğal dışa vurumudur.” (Spurgeon)
i. İsa’da kalmak, O’nun sözlerinde kalmak ve O’nun sözlerinin öğrencide yaşamasını sağlamak demektir. “‘Benim sözlerim’ ifadesinin önemini gözden kaçırmamalıyız. Mesih’in öğretisi önemlidir ve dini duyguları desteklemek uğruna üstünkörü geçiştirilmemelidir.” (Morris)
ii. “Bağlantı itaat ve dua ile sürdürülür. Mesih’te kalmak ve O’nun sözlerinin kişinin içinde kalmasına izin vermek, O’nun sözünün yetkisini bilinçli bir şekilde kabul etmek ve dua ederek O’nunla sürekli temas halinde olmak anlamına gelir.” (Tenney)
iii. İşte İsa’da kalan bu sadık öğrenci, İsa’yla ilişkisinin bir parçası olarak dualarının yanıtlanmasını beklemelidir. Duaların yanıtlanmaması öğrencinin ilişkisinde bir şeylerin yolunda gitmediği anlamına gelir. Belki de İsa’da kalma konusunda bir şeyler doğru değildir ve dualar yanlış ve cevapsızdır. Belki de isteme biçiminde bir şeyler doğru değildir ve İsa’nın o öğrencisinde ve o öğrencisi aracılığıyla ne yapmak istediğini öğrenci henüz kavrayamamıştır.
iv. Size verilecektir: “Tanrı, kutsanmış cana, ‘Ne dilersen dile, sana verilecek’ diyen bir güvenle konuşacak noktadadır. Çünkü bu insanın içinde gelişen göksel bir sezgi artık onu yönlendirmektedir; içinde yaşayan Tanrı lütfu her türlü açgözlü tutkuyu ve kötü arzuyu bastırır ve kişinin kendi iradesi Tanrı’nın iradesiyle uyumludur, sanki bir yansıması gibidir. O kişide ruhsal yaşam hakimdir ve bu yüzden arzuları da Tanrı’dan gelen, kutsal, göksel niteliktedir.” (Spurgeon).
d. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir: Meyve vermenin amacı öğrenciye değil, Tanrı’ya yücelik kazandırmaktır. Çok meyve veren bir dal, asmaya bakan kişiye onur kazandırır, aynı şekilde ruhsal anlamda çok meyve veren bir öğrenci Tanrı’ya onur kazandırır.
i. “Çubukların ve salkımların kendi çıkarlarını gözeten bir arayışları yoktur, Asmanın ve Bağcının övülmesi dışında hiçbir amaçları yoktur: bunun dışındaki tüm amaçlar değersiz sayılır ve bir kenara atılır.” (Trench)
ii. Babam… yüceltilir: “Ya da onurlandırılır. İyi, güçlü, kuvvetli, bol meyve veren asmalara sahip olmak bağcının onurudur; aynı şekilde günahtan tamamen arınmış ve sevgisiyle mükemmel bir şekilde dolmuş güçlü, kuvvetli, kutsal çocuklara sahip olmak da Tanrı’nın onurudur.” (Clarke)
iii. Gerçek meyve ancak uzun bir zaman dilimi içinde kendini gösterilir. “Gerçek dönüşüm aceleyle verilen kararlarla değil, uzun vadeli meyveyle ölçülür.” (Carson) Bu ilke Tohum Benzetmesi’nde (Matta 13) gösterilmiştir.
4. (9-11) Sevgi ve itaat arasındaki bağlantı.
“Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi… Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.”
a. Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim: İsa öğrencilerini, Baba Tanrı’nın kendisini sevdiği gibi sevmiştir. İsa’nın öğrencilerine öğreterek, onları koruyarak, onlara rehberlik ederek, fedakârca hizmet ederek ve bunları yapmak için gücünü ve yetkisini kullanarak onları sevdiğini biliyoruz. Bir şekilde, Baba da tüm bunları İsa için yapmıştır ve İsa da bu örnekten sonra öğrencileri için yapmıştır.
i. İsa’nın halkına olan sevgisi o kadar olağanüstüdür ki, bunu anlatmak için böyle bir benzetmeye ya da örneğe başvurması gerekir. “Seni bir annenin yavrusunu sevdiği gibi seviyorum” ya da “Seni bir kocanın karısını sevdiği gibi seviyorum” ya da “Seni bir askerin takım arkadaşını sevdiği gibi seviyorum” ya da hatta “Seni bir madde bağımlısının onsuz yaşayamam dediği şeyi sevdiği gibi seviyorum” demedi. Bu tabloyu çizebilmesinin tek yolu, Baba’nın Oğul’a olan sevgisi ile anlatmaktı.
ii. Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim: “Bu kesinlikle Mesih’in Kendisine ait olanlar için sevgisiyle ilgili en üstün sözüdür. Söylenecek başka bir şey bırakmaz. Baba’nın Oğul’a olan sevgisinin ne olduğunu kim söyleyebilir? Bu düşünce bile ruhu, kavranması mümkün olmayan derinliklerin duygusuyla doldurur.” (Morgan)
iii. “Sevgililer, Baba’nın Oğlu’na olan sevgisinden kuşku duymamalısınız, duymaya cesaret edemezsiniz, duyamazsınız. Bu, hakkında tartışmayı asla düşünmediğiniz tartışılmaz gerçeklerden biridir. Rabbimiz, bize olan sevgisini, Baba’nın Kendisine olan sevgisiyle aynı kategoride görmemizi ister. Biz, bu iki sevginin de aynı derecede gerçek ve güvenilir olduğundan emin olmalıyız.” (Spurgeon)
iv. Baba Oğul’u şöyle bir sevgiyle sevmiştir:
·Başlangıcı olmayan.
·Sonu olmayan.
·Yakın ve birebir.
·Ölçüsüz.
·Değişmeyen.
b. Benim sevgimde kalın: İsa’nın doğasını ve karakterini tarif etmenin tek bir yolu yoktur. İsa güç, bilgelik, gerçek, kutsallık, bağlılık, teslimiyet, fedakârlık ve onlarca başka nitelikle doludur. Tüm bunlar arasında vurgulanması gereken, İsa’nın sevgimde kalın demesidir. Öğrenci, İsa’nın sevgisinde kaldığında, ilişki güçlü kalır.
i. Sevgimde kalırsınız: “Burada anlatılan şeyin, O’nun sevgisinde kalmanın nasıl mümkün olduğuna dair bir açıklama olduğuna dikkat edin. O’nun sevgisinde kalmanın yolu, mistik bir deneyim değildir. Basit bir itaattir. İnsan, Mesih’in buyruklarını yerine getirdiğinde Mesih’in sevgisinde kalmış olur.” (Morris)
c. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız: İsa bir kez daha gerçek öğrenciliği O’nun buyruğuna itaat etmek ve sözünü onurlandırmakla ilişkilendirmiştir. İsa bunu Babası’na yönelik olarak yerine getirmiştir; öğrenci de İsa’ya yönelik olarak yerine getirmelidir.
i. Daha önce de belirtildiği gibi (Yuhanna 14:15), İsa’nın o akşam üst kattaki odada yaptığı ve öğrettiği her şey, İsa’nın buyruklarının özünü ortaya koyuyordu: diğer öğrencileri sevmek, onlar uğruna kendini feda etmeye hazır olmak ve Tanrı Baba’ya ve Oğul İsa’ya güven dolu bir sevgiyle bağlanmak.
d. Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim: Öğrenci, İsa’nın sevgisinde kalmadığında ve dolayısıyla O’nun buyruklarını yerine getirmediğinde, İsa’nın sevgisinde ve itaatte kalanlar için vaat ettiği dolu dolu sevinci yaşayamayacaktır.
i. “Hiç kimse, bir süre için itaatten vazgeçen bir Hıristiyan’dan daha sefil olamaz. Günahı, günahın zevklerini tadacak kadar sevmez ve Mesih’i de kutsallığı tadacak kadar sevmez. İsyanının suç olduğunun farkındadır ama itaat ona tatsız gelir. Artık dünyada kendini evinde hissetmemektedir ama geçmişteki birlikteliklerine dair anıları ve eski müziğinin cezbedici sözleri onu azizlerle birlikte ezgi söylemekten alıkoymaktadır. O, acınacak bir insandır ve sonsuza dek kararsız kalamaz.” (Carson)
e. Sevincim sizde olsun: İsa’nın sevinci, genel olarak mutluluk ya da heyecan olarak anlaşılan şeyle aynı kavram değildir. İsa’nın sevinci rahat bir yaşamın zevki değildir; Tanrı’yla doğru bir ilişkide olmanın ve bilinçli olarak O’nun sevgisinde ve ilgisinde yürümenin coşkusudur. Bu sevince sahip olabiliriz – O’nun sevincine sahip olabiliriz – ve bu bizim için kalıcı bir gerçeklik olabilir.
i. Sevincim: “Burada söz konusu olan, ‘Benimle ilgili sevinç’ değil, ‘Benden kaynaklanan sevinç’ değil, hatta ‘Benim sizin üzerinizdeki sevincim’ bile değil, kelimenin tam anlamıyla Benim sevincim… O’nun kendi kutsal coşkusu, Tanrı’nın sevgisinin bilincinde olan Oğul’un sevinci.” (Alford)
ii. İsa sevincinden söz ettiğinde, “Hiç kimse O’na ne demek istediğini sormadı. Şaşkınlık içinde birbirlerine bakmadılar. Efendi’nin sevincinden söz etmesi onlar için tamamen doğal görünüyordu. Buradan anlıyoruz ki, Mesih’in sevinci onların çok iyi bildiği bir şeydi.” (Morrison)
f. Sevinciniz tamamlansın: Bu, İsa’nın sevgisinde kalmanın ve O’nda kalma ilişkisinden kaynaklanan itaatin sonucudur.
i. Sevinciniz tamamlansın: “Ya da, tam – plhrwyh, dolu: ağzına kadar dolana dek içine su ya da başka bir şey doldurulan bir kap için verilen örnek. Mesih inancı, onu tüm doluluğuyla kabul edenlerin yüreklerinden tüm sefaleti kovar. İsa’nın dünyaya geliş nedeni ruhsal yıkımın dünyadan kovulmasıydı.” (Clarke)
ii. “Tanrı tüm canlıları olduğu gibi insanları da mutlu olmaları için yaratmıştır. İnsanlar mutluluk yeteneğine sahiptirler, mutlu olduklarında doğru durumdadırlar; ve İsa Mesih, Günaha Düşüş’ün yıkıntılarını onarmak için geldi, bize kaybettiğimiz o eski sevinci geri getirmek için – hem de öyle bir şekilde ki, bu sevinci hiç yitirmemiş olsaydık bile bu kadar tatlı ve derin olamazdı.” (Spurgeon)
B. İsa ayrıldıktan sonra birbirimizle ilişki kurmak.
1. (12-15) İsa, öğrencilerin örnek alması gereken Kendi sevgisinin kapsamından söz ediyor.
“Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur. Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz. Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam’dan bütün işittiklerimi size bildirdim.”
a. Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin: İsa bu sözleri üst kattaki odada, sofradan kalkmış olan öğrencilerine söylerken, tekrar etmesinden kaynaklanan bir vurgu hissediyoruz. İsa, öğrencilerinin birbirlerini sevmelerini ve bunu Kendisinin onlara olan sevgisinin ölçüsüne ve niteliğine göre yapmalarını gerçekten önemsiyordu.
i. “Belki de ilk kez hizmet etmeye gönderildiklerinde aldıkları gibi (Matta 10) ayrıntılı talimatlar bekliyorlardı. Bunun yerine, sevgi onlara yeterli bir rehber olacaktı.” (Dods)
ii. “Bizler birbirimizi sevmek için dünyaya gönderildik. Bazen sanki dünyaya birbirimizle rekabet etmek, birbirimizle tartışmak, hatta birbirimizle kavga etmek için gönderilmişiz gibi yaşıyoruz.” (Barclay)
iii. Sizi sevdiğim gibi: “İsa’nın sevgisi hem onların sevgisinin kaynağı hem de ölçüsüydü.” (Dods)
iv. “Rekabet yerine birlik, şüphe yerine güven, kendini öne çıkarma yerine itaat, öğrencilerin ortak çalışmalarını yönetmelidir.” (Tenney)
v. Benim buyruğum şudur …birbirinizi sevin: “Bu buyruk, müjdeci Yuhanna’nın yüreğine öylesine derin bir şekilde kazınmıştı ki, Aziz Jerome, lib. iii. c. 6, Com. ad Galat‘ta şöyle aktarır: aşırı yaşlılığında, inananların halka açık toplantılarına götürüldüğünde, sürekli söylediği şey şuydu, Çocuklarım, birbirinizi sevin. Sonunda aynı sözlerin sürekli tekrarlanmasından bıkan öğrenciler ona, neden sürekli aynı şeyi söylediğini sormuşlar. ‘Çünkü (demiş) bu Rab’bin buyruğudur ve sadece buna uymak yeterlidir.” (Clarke)
b. Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur: İsa, birbirlerini nasıl sevmeleri gerektiği konusunda bir örnek olarak kullanmak üzere, onlara olan sevgisinin ölçüsünü ve niteliğini tarif etmiştir. O’nun sevgisi eksiksiz ve yücedir, canını ortaya koyar.
i. “Hiç kimse dostu için sahip olduğu sevgiyi bundan daha ileri bir noktaya taşıyamaz; çünkü canından vazgeçtiğinde, sahip olduğu her şeyden vazgeçmiş olur. Size olan sevgimin bu kanıtını birkaç saat içinde göstereceğim; ve size öğrettiğim doktrini kendim örnek olarak sunacağım.” (Clarke)
c. Size dost dedim: İsa onlara olan sevgisinin ölçüsünü ve niteliğini, kula dost gibi davranan bir sevgi olarak tanımladı. O dönemde bir öğrenci ile öğretmeni arasındaki ilişkinin dostluk olması beklenmezdi. Ancak öğretmen İsa öğrencilerini, kullarını dost olarak adlandırdı.
i. Antik dünyanın düşüncesinde bir köle yararlı ve güvenilir bir araç olabilirdi ama asla bir ortak olarak düşünülemezdi. Bir kölenin ve bir dostun benzer yardımlarda bulunması mümkündü, ancak bir dost, bir kölenin asla yapamayacağı şekilde işin ortağı olabilirdi.
ii. “John Wesley, daha sonraki yıllarda imana gelmesine dönüp baktığında, bunu bir kulun imanının, bir oğulun imanıyla değişmesi olarak tanımlamıştır.” (Bruce)
d. Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz: Onlar dosttular, çünkü (her ne kadar mükemmel olmasa da) itaatkârdılar. İsa’yla dostluk O’nun buyruklarına itaat etmekten ayrı tutulamaz.
i. “Etkin bir itaat olmalıdır, buna dikkat edin. ‘Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz’. Bazıları onun yasakladığı şeylerden kaçınmanın yeterli olduğunu düşünür. Kötülükten uzak durmak doğruluğun büyük bir parçasıdır ama dostluk için yeterli değildir.” (Spurgeon)
e. Size dost dedim. Çünkü Babam’dan bütün işittiklerimi size bildirdim: Onlar dosttu çünkü İsa onlardan bir sır saklamadı, Baba Tanrı’dan aldıklarını açıkça bildirdi.
i. “Dost, üstünün amacını paylaşan ve bunu gönüllü olarak kendi amacı olarak benimseyen bir sırdaştır.” (Tenney)
2. (16-17) Meyve vermek ve birbirimizi sevmek üzere seçildik.
“Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba’dan ne dilerseniz size versin. Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!”
a. Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim: İsa az önce öğrenciler için büyük ayrıcalıklardan söz etti – bu ayrıcalıklar, Efendi’yle dostluk, duaların yanıtlanması, çok meyve vermek, Baba’dan gelen şeyleri bilmektir. Öğrenciler sanki bunları kendileri kazanmış gibi davranmadan, gururlanmadan, bunlara değer vermelidirler. Bunların hepsi İsa’nın onları seçmiş olmasından kaynaklanıyordu, onların İsa’yı seçmiş olmasından değil.
i. “Biz O’na sıkı sıkıya sarıldığımız için değil, O bize sıkı sıkıya sarıldığı için biz Mesih’teyiz.” (Meyer)
ii. “Genelde öğretmeni öğrenciler kendileri seçerdi ama bu durumdaİsa’yı seçen onlar olmamıştı. Öğrenciler dünyanın her yerde, gönüllerine göre bir öğretmen bulup o öğretmene bağlı kalmanın zevkini sürer. Fakat İsa’nın öğrencileri bu tercihi yapan taraf değildi. Aksine, onları seçen İsa’ydı.” (Morris)
iii. Gidip meyve veresiniz: “Gitmek sözcüğü muhtemelen sadece ilke geliştirmeyi ve yaşama faaliyetini ifade eder; bazılarının düşündüğü gibi Elçilerin müjdeyi duyurma seyahatlerini ifade etmez.” (Alford)
b. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım: İsa öğrencilerini sadece seçildiklerini bilmenin heyecanını yaşasınlar diye değil, Baba Tanrı’nın yüceliği için kalıcı meyveler versinler diye seçer.
i. “Meyvelerinin çoğu mutlaka başkalarını Mesih’e kazanmak olacaktır: ama burada öne çıkan fikir bu değildir.” (Alford)
c. Ne dilerseniz: İsa bir kez daha meyve vermeyi yanıtlanan duayla ilişkilendirmiştir. Aralarından ayrıldıktan sonra isteme ve alma deneyimleri sona ermeyecek ama değişecekti ve İsa öğrencilerini buna hazırladı.
d. Birbirinizi sevin: İsa bir kez daha öğrencileri arasında sevgi olması buyruğunu verdi. O aralarından ayrıldıktan sonra dağılmamalı ya da birbirlerine düşman olmamalıydılar ve İsa onları bir arada kalmaya ve birbirlerini sevmeye hazırladı.
C. İsa ayrıldıktan sonra dünyayla olan ilişki.
1. (18-20) Dünya, kimlikleri nedeniyle öğrencileri reddedebilir.
“Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin. Dünyadan olsaydınız, dünya kendisine ait olanı severdi. Ne var ki, dünyanın değilsiniz; ben sizi dünyadan seçtim. Bunun için dünya sizden nefret ediyor. Size söylediğim sözü hatırlayın: ‘Köle efendisinden üstün değildir.’ Bana zulmettilerse, size de zulmedecekler. Benim sözüme uydularsa, sizinkine de uyacaklar.”
a. Dünya sizden nefret ederse: İsa öğrencilerine dünyanın kendilerinden çoğu zaman nefret edeceğini söyledi. İsa ve bildirdiği mesaj ne kadar güzel olursa olsun, nasıl İsa onlarla birlikteyken kendilerine sık sık karşı çıkıldıysa, İsa aralarından ayrıldıktan sonra da reddedilmeyi beklemeliydiler.
i. İsa’nın o gece hitap ettiği öğrenciler dünyanın nefretini biliyorlardı. Zulüm gördüler ve Yuhanna dışında hepsi İsa adı uğruna şehit oldular; sadece Yuhanna defalarca öldürülmeye çalışılmış ama mucizevi şekilde zulmedenlerin ellinden kurtulmuştu.
ii. İlk Hıristiyanlar dünyanın nefretini biliyordu. “Tacitus, ‘işledikleri suçlar yüzünden nefret edilen ve kalabalığın Hıristiyan dediği’ insanlardan söz etmiştir. Suetonius ‘yeni ve kötü bir batıl inanca mensup bir insan soyundan’ söz etmişti.” (Barclay)
iii. “Ne gariptir ki, dünya Hıristiyanlara karşı düşmanlığını haklı çıkarmak için onları nefret eden taraf olarak suçlamıştır. Pagan edebiyatında Hıristiyanlara yapılan en eski atıf onları ‘insan ırkından nefret etmekle’ suçlamaktadır.” (Tacitus, Annals, 15.44.5) (Bruce)
iv. Yüzyıllar boyunca Hıristiyanlar dünyanın nefretine maruz kalmış ve milyonlarca kişi İsa uğruna ölmüştür. Söylendiğine göre 20. yüzyılda İsa uğruna şehit olanların sayısı önceki tüm yüzyılların toplamından daha fazladır.
v. “Öğrencilerin sevgiyle, dünyanın ise nefretiyle tanınacak olması anlamsız değildir.” (Morris)
b. Sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin: İsa, dünyanın nefretinin önce kendisine yöneldiği bilgisiyle öğrencilerini teselli etmeyi umuyordu. İsa büyük kalabalıkların ilgisini ve her türden bireyin bağlılığını çekmişti ancak bir bütün olarak dünya İsa’dan nefret ediyordu.
i. Bilin: “Bilin, emir kipi olan bilmelisiniz şeklinde okunmalıdır. Bu nedenle anlam ya ‘Farkında olun’ ya da ‘Son derece emin olun’ şeklindedir, böylece (her iki yorumda da) dünyanın onlara olan nefreti onları şaşırtmayacaktır.” (Tasker)
ii. Benden nefret ettiğini: “‘Nefret etmek’ (memiseken) fiilinin dilbilgisel zamanı, dünyanın nefretinin ona karşı sabit bir tutumda olduğunu ifade eder – bu sabit tutum öğrencilerine de yansır.” (Tenney)
iii. İsa, Şam yolunda Tarsuslu Saul’la konuştuğunda, Saul’a şöyle sordu: Bana neden zulmediyorsun? (Elçilerin İşleri 9:4) “Yeryüzünde bizzat kendisi zulüm gören Rab, yüceliğe erişmiş halinde bile, zulüm gören takipçilerinin şahsında, zulüm görmeye devam etti.” (Bruce)
iv. Benden nefret ettiğini: “O ve dünya birbirine düşmandır. Dünya Tanrı’yı unuttuğundan memnundur: Oysa O insanları Tanrı’ya döndürmek için geldi.” (Trench)
c. Ne var ki, dünyadan değilsiniz: İsa bunu hem bir gerçek hem de açıklama olarak söyledi. Bu ayrıca dünyanın İsa’nın öğrencilerinden neden nefret ettiğini de açıklıyordu. Bu ifade aynı zamanda öğrencileri açıklayan bir gerçek olacaktı – birçok yönden dünyadan farklıydılar.
i. Ben sizi dünyadan seçtim: “Dünyanın nefret etmesi, insanı karamsarlığa sürükleyeceğine, aksine bir sevinç vesilesi olmalıdır; çünkü bu nefret, onların Mesih tarafından seçilmiş olduğunun açık bir işareti ve teminatıdır.” (Dods)
d. Bana zulmettilerse, size de zulmedecekler: İsa en çok, Tanrı’ya karşı dünyanın değerlerini ve hedeflerini yansıtan dini bir kurum tarafından zulüm gördü. Kişi hem dindar hem de dünyanın bir parçası olabilir.
i. Benim sözüme uydularsa, sizinkine de uyacaklar: “Bu ayetin son kısmının taşıdığı anlamı Knox şu şekilde çarpıcı bir biçimde dile getirir: ‘Sözlerinize, benim sözlerime kulak verdikleri kadar kulak verecekler — yani hiç kulak vermeyecekler’.” (Tasker)
2. (21-25) İsa’nın kimliği nedeniyle dünya öğrencileri reddedebilir.
“Bütün bunları size benim adımdan ötürü yapacaklar. Çünkü beni göndereni tanımıyorlar. Eğer gelmemiş ve onlara söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur. Benden nefret eden, Babam’dan da nefret eder. Başka hiç kimsenin yapmadığı işleri onların arasında yapmamış olsaydım, günahları olmazdı. Şimdiyse yaptıklarımı gördükleri halde hem benden hem de Babam’dan nefret ettiler. Bu, yasalarında yazılı, ‘Yok yere benden nefret ettiler’ sözü yerine gelsin diye oldu.”
a. Çünkü beni göndereni tanımıyorlar: İnsanlar Tanrı’yı gerçek kimliğiyle tanımazlarsa, genelde Tanrı’yı temsil edenlere saldırır ve zulmederler. Bu durum zulüm görenlerin zulmedenlere karşı şefkat duymasına neden olmalıdır.
i. “İnsanlar evrensel Baba hakkında bir fikir geliştirmeyi tercih edebilirler ancak onların bu fikirleri kendi renklerini ve içinde bulundukları çağın rengini alacaktır. Baba hakkındaki tek gerçek fikir Oğul’dan edinilmelidir.” (Trench)
b. Ama şimdi günahları için özürleri yoktur: İsa bu dünyaya gelip söylediği için, Tanrı hakkında daha önce bilmedikleri şeyleri öğrenmiş oldular. Bu da onları İsa’dan ve göklerdeki Babası’ndan nefret etme ve reddetme konusunda özürleri olmayan bir noktaya getirir. İsa başka kimsenin yapmadığı işleri onların arasında yaptı ve yine de O’ndan nefret ettiler ve O’nu reddettiler.
i. Onlara söylememiş olsaydım…işleri onların arasında yapmamış olsaydım: “Hem yaşamı hem de sözleriyle insan günahını azarlayıp yargılar. İnsanın içindeki çürümeyi ve ikiyüzlülüğünü açığa çıkarır ve insanlar bu ifşaya şiddetle tepki gösterirler.” (Tenney)
ii. Onlara söylememiş olsaydım… işleri onların arasında yapmamış olsaydım: “Böylece Mesih, ilahi doğasını bize iki şekilde gösterir: sözleriyle ve işleriyle. Sözleri ve işleri arasında ise, sözlerini öne çıkarır çünkü sözleri, Tanrı’nın kim olduğunu mucizelerden daha derin, daha paha biçilmez ve eşsiz bir ilahi bildirim şekilde açıklar.” (Maclaren)
c. Yok yere benden nefret ettiler: İsa bu dizeyi Mezmur 69:4’ten (ve muhtemelen Mezmur 35:19’dan) alıntıladı ve dünyanın İsa’dan ve Babası’ndan nefret etmesi için haklı bir neden olmadığını, Kutsal Yazılar’daki örnekleri ve peygamberlik sözlerinin gerçekleşmesiyle göstermek istemiştir.
i. “Hem Kendisine hem de Babasına yöneltilen mantıksız nefret başka türlü açıklanamaz, bu yalnızca Mezmur yazarının şu sözlerinin doğruluğunu teyit eder: Yok yere benden nefret edenler (Mezmur 35:19; 69:4).” (Tasker)
ii. “İsa’nın yaptığı alıntıdaki ironi açıktır: Yasa’nın savunucusu olarak ilan edilen kişiler, Tanrı’nın kuluna düşmanlık edenlerle ilgili peygamberliği yerine getirmiş oluyorlardı.” (Tenney)
iii. İsa’nın öğrencileri olarak, dünyadan bir ölçüde nefret ve reddedilme beklemelidirler fakat yaşamları öyle olmalıdır ki, bu yok yere nefretin hiçbir haklı nedeni olmamalıdır. Petrus, mektubunda bu yaklaşımı şu şekilde ifade etmiştir: Mesih’in adından ötürü hakarete uğrarsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın yüce Ruhu üzerinizde bulunuyor. Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin. Ama Mesih inanlısı olduğu için acı çeken, bundan utanç duymasın. Taşıdığı bu adla Tanrı’yı yüceltsin. (1 Petrus 4:14-16)
3. (26-27) Kutsal Ruh’un ve öğrencilerin tanıklığı.
“Baba’dan size göndereceğim Yardımcı, yani Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, bana tanıklık edecek. Siz de tanıklık edeceksiniz. Çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.”
a. Yardımcı geldiği zaman: İsa daha önce Yardımcı’nın gönderileceğinden söz etmişti (Yuhanna 14:16, 14:26). Aralarından ayrılmak üzere olan İsa, öğrencilerinin dünyanın getireceği karşıtlıkla baş edebilmek için Kutsal Ruh’un varlığına ve gücüne ihtiyaç duyacaklarını biliyordu.
i. Baba’dan çıkan: İşte bu ifade, Ruh’un sadece Baba’dan mı yoksa Baba ile Oğul’dan mı çıktığını tartışan Hıristiyanlığın doğu ve batı kolları arasındaki tarihi tartışmanın kaynağıdır.
ii. “Savunucu’nun gelişinin Oğul’un inisiyatifine bağlı olduğu açıkça belirtilmesine rağmen, O’nun yalnızca Baba’dan ‘çıkıp geldiği’ söylenir. İznik İman Bildirisi’ndeki filoque ifadesi konusunda Doğu ve Batı arasında yaşanan uzun tartışmanın nedeni budur.” (Tasker)
iii. “Batı’nın ‘Baba ve Oğul’dan çıkan’ (filioque) ifadesini genişletmesi, Baba’nın yanı sıra Oğul’un da Ruh’u gönderdiğinin söylenmesi gerçeğiyle haklı gösterilebilirdi; buna karşı temel itiraz, kilisenin bir bölümünün, kilisenin geri kalanına atıfta bulunmadan ekümenik inancın ifadesinde böyle bir değişiklik yapmasının yersiz olduğuydu.” (Bruce)
b. Bana tanıklık edecek: İsa onlara Yardımcı’nın, yani Kutsal Ruh’un İsa’nın öğretme işini sürdüreceğini söylemişti (Yuhanna 14:26). Burada Yardımcı’nın İsa’dan söz edeceğini ve İsa hakkında konuşacağını açıkladı.
i. Kutsal Ruh’un yaptığı her şey İsa’nın doğasının tanıklığıyla tutarlıdır. Onun görevi bize İsa’nın kim olduğunu söylemek ve göstermektir. Eğer İsa’nın doğasıyla tutarlı olmayan ruhsal şeyler oluyorsa, bunu yapan Kutsal Ruh değildir. Yaptığı her şeyde İsa’ya tanıklık edecek olan O’dur.
c. Siz de tanıklık edeceksiniz: Öğrenciler dünyada sadece dünyanın nefretine katlanmak için bırakılmamışlardır. Yardımcı’dan ve O’nun İsa hakkındaki tanıklığından güç alarak, İsa’nın kim olduğuna ve dünyayı kurtarmak için neler yaptığına tanıklık edeceklerdir.
i. “Savunucunun tanıklığı ve elçilerin tanıklığı aslında tek bir tanıklıktır.” (Tasker)
ii. “Onların tanıklığı Kutsal Ruh’un tanıklığıyla bağlantılıdır. Tanıklık ettikleri aynı Mesih’tir ve tanıklık ettikleri aynı kurtuluştur. Aynı zamanda bu onların tanıklığıdır. Rahatlayıp her şeyi Ruh’a bırakamazlar.” (Morris)
iii. Bu tanıklık görevi, özellikle elçilere yönelik olabilir. “Bu ayet, Luka 1:2’de ifade edildiği gibi, Kutsal Ruh’un, sözün hizmetkârları ve olaylara bizzat tanıklık edenler aracılığıyla sağlayacağı tarihsel tanıklığa işaret eder. Bu tanıklık, gerçeğin Ruhu’nun tanıklığının insan yönünü oluşturur. Ve ESİNLENMİŞ MÜJDE KİTAPLARIMIZ BU TANIKLIĞIN ÖZETİDİR: Tanrısal yön ise, Kutsal Ruh’un her dönemde her imanlının yaşamında ve yüreğinde sunduğu kendi içsel tanıklığıdır.” (Alford)
d. Çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz: Öğrenciler İsa’ya tanıklık edebilecek nitelikteydiler çünkü O’na güveniyorlardı, Kutsal Ruh’a sahiptiler ve İsa’yla birlikte vakit geçirmişlerdi – O’nun yaşamının bir parçasıydılar ve O da onların yaşamının bir parçasıydı.
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
