Yuhanna 14 – Ayrılmakta Olan İsa
A. İsa’ya güvenle ve umutla sıkıntılı yürekleri sakinleştirmek.
1. (1) Sıkıntıda olan yüreği sakinleştirme buyruğu.
“Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin.”
a. Yüreğiniz sıkılmasın: Öğrencilerin yüreklerinin sıkılması için nedenleri vardı. İsa onlara içlerinden birinin hain olduğunu, hepsinin O’nu inkâr edeceğini ve o gece onlardan ayrılacağını söylemişti. Bütün bunlar öğrencileri haklı olarak sıkıntıya sokabilirdi ama İsa onlara, “Yüreğiniz sıkılmasın” dedi.
i. İsa hiçbir zaman sıkıntısız bir yaşam sürmemizi istemedi ama sıkıntılı bir yaşamda bile sıkılmayan bir yüreğe sahip olabileceğimizi vaat etti.
ii. Bu belli açılardan bir buyruktu. “Me tarassestho ifadesindeki emir kipinin biçimi, ‘sıkıntı çekmeyi bırakmaları’ gerektiğini anlatır. ‘İçinizi ferah tutun’ iyi bir çeviri olacaktır.” (Tenney)
iii. İsa şöyle demedi: “Sizlerin sıkıntılı ve kuşkularla dolu olmanıza sevindim. Şüpheleriniz harika.” “İsa halkının kuşkuya düşmesinden ve huzursuz olmasından hiç hoşlanmaz. Onlara söylediklerinden dolayı elçilerinin yüreklerinin üzüntüyle dolduğunu görünce, büyük bir sevgiyle onlara yalvardı ve teselli edilmelerini arzuladı.” (Spurgeon)
iv. “Öğrencileri O’nun ayrılışını bir işkence gibi hissettiler. İşte o zaman onları öylesine sade ve görkemli bir konuşmayla teselli etti ki, tüm Hıristiyanlık âlemi bu teselliye onların acısı sayesinde sahip olmuştur.” (Morrison)
b. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin: İsa, yüreklerinin sıkılmasına teslim olmaları yerine, Tanrı’ya ve İsa’nın Kendisine güvenmelerini söyledi. Bu, tıpkı Baba Tanrı’ya güvenir gibi İsa’ya güvenmeleri için radikal bir çağrıydı ve bu çağrıya uymalarıyla sıkılan bir yüreğe rahatlık ve esenlik getireceğine dair radikal bir vaatti.
i. “O’nu belirgin kılan ve diğer tüm din öğretmenlerinden ayıran şey, Baba’nın sevgisi, ahlak, adalet, gerçek ve iyilik hakkındaki gerçekleri tekrarladığı açıklık ve şefkat değildir; O’nu ayıran şey, dünyaya yaptığı çağrının benzersizliğidir: ‘Bana iman edin’.” (Maclaren)
ii. “İnsan görünümünde biri, herkesten Tanrı’ya duydukları inancın ve güvenin birebir aynısını talep eder.” (Meyer)
iii. Bu ayetteki fiil zamanlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda bazı tartışmalar vardır. İsa’nın, “Tanrı’ya iman etmek mecburiyetindesiniz, Bana da iman etmek mecburiyetindesiniz” demek istemiş olması mümkündür (emir kipi) ya da “Tanrı’ya inanıyorsunuz, Bana da inanıyorsunuz” demek istemiş olması mümkündür (işaret kipi). Her iki durumda da en iyi kanıt, İsa’nın bunu öğrencilerine bir emir ya da talimat olarak söylediği yönündedir.
·“İman etmek fiili her iki durumda da emir kipindedir.” (Alford)
·“Önceki emir kipi göz önünde bulundurulduğunda, bana göre en iyisi her iki biçimi de emir kipi olarak değerlendirmektir. İsa, izleyicilerine, Baba’ya inanmaya devam etmelerini ve aynı zamanda kendisine de inanmaya devam etmelerini sıkı sıkıya öğütlemektedir.” (Morris)
iv. “İsa, kendisini izleyenlerin kafa karışıklığına bir formül sunmaz; çözüm O’nunla kurulan ilişkidir.” (Tenney)
2. (2-4) Sıkıntılı yüreği sakinleştiren teselli: Baba’nın evinde gerçekleşecek buluşma.
“Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz.”
a. Babam’ın evinde kalacak çok yer var: İsa burada Babası’nın evi olarak bahsettiği cennet hakkında tam bir güvenle konuşmuştur. İsa bu dünyadan sonraki hayatı merak etmedi; bu dünyadan sonraki hayatı biliyordu ve öğrencilerine cennette herkes için yer olduğunu söyledi (çok yer).
i. “Platon, Sokrates’in zehiri içmeden önce zindandaki son saatlerini anlatır….İsa gibi Sokrates de ölecektir. İsa gibi onun da düşünceleri ölümsüzlük üzerinedir. Kendisini ziyarete gelen dostlarıyla bu konuyu tartışır; hesaplar yapar, savunmalar öne sürer ve öngörüler ortaya atar. Bu tutum ile İsa’nın tutumu arasında ne kadar şaşırtıcı ve çarpıcı bir tezat var.” (Morrison)
b. Çok yer var: Çok yer ifadesi, Grekçe ışığında, “ikamet edilen konutlar” olarak çevrilirse daha iyi bir tercüme olur. Mone ismi (meno, “kalmak” ya da “bulunmak” fiiliyle bağlantılıdır) ve “kalınacak yer” anlamına gelir. Tanrı’nın doğası ışığında ise çok yer ifadesini köşkler olarak tercüme etmek daha doğrudur. Tanrı cennette bizim için nasıl bir konut hazırlarsa hazırlasın görkemi en az bir köşkten farksız olacaktır.
i. Böyle çok konut olacaktır. İsa, öğrencilerinin asla göremediği şeyleri görebiliyordu – her halktan, her dilden, her ulustan milyonlarca milyonlar, hatta milyarlarca insan Baba’nın evinde. “Çok yer var” dediğinde belki yüzünde bir gülümseme vardı – gerçekten de çok yer var!
ii. “İngilizce’deki mansions, monai, Vulgate’daki mansions sözcüğünün etkisiyle AV ve RV tercümelerinde yer edinmiştir, bu da yolculuk edenlerin dinlenebilecekleri ‘istasyonlar’ veya ‘geçici konaklama yerleri’ anlamına gelebilir. Bunun ışığında, başta Westcott ve Temple olmak üzere, Origen’i izleyen birçok bilgin, bu metindeki cennet anlayışının, nihai hedefe ulaşılana dek bir aşamadan diğerine ilerleme durumu olduğunu varsaymaktadır. Yine de bu kelimeye antik dönemdeki Kilise Babalarının genellikle verdiği anlam bu değildi; kelimenin kökeni, kelimenin aslında daha çok uzun süreli olma düşüncesini taşıdığını göstermektedir. Bu sözcük, Yeni Antlaşma’da bir yerde daha, Baba ile Oğul’un sevgi dolu öğrencilerin yüreklerinde kalıcı olarak ikamet etmesinin vurgulandığı Yuhanna 14:23’te yer almaktadır.” (Tasker)
c. Size yer hazırlamaya gidiyorum: Sevgi hazırlık yapar. Anne baba adayları sevgiyle bebekleri için bir oda hazırlar. Ev sahibi kadın, konukları için sevgiyle hazırlık yapar. İsa da halkı için bir yer hazırlar çünkü halkını sever ve onların gelişinden emindir.
i. James Barrie, pek çok eserinin yanı sıra Peter Pan‘ı da yazmıştı. Kitaplarından biri annesi Margaret Ogilvy ve onun İskoçya’daki büyüme yılları hakkındaydı. Barrie’nin annesi, oğullarından birinin talihsiz vefatı da dahil olmak üzere hayatta pek çok acıya katlanmıştı. Morrison’a göre Barrie, annesinin Kutsal Kitap’ta en sevdiği bölümün Yuhanna 14 olduğunu yazmıştır. Bu bölümü o kadar çok okurmuş ki, Kutsal Kitap’ı açıp bir yere koyduğunda kitap doğal olarak bu sayfaya açılırmış. Barrie, annesi yaşlandığında ve artık bu sözleri okuyacak durumda olmadığında, Kutsal Kitap’a eğildiğini ve sözlerin yazılı olduğu sayfayı öptüğünü söylemiştir.
ii. Gidiyorum sözü İsa’nın kendi planından ve girişiminden söz eder. O birilerinin zorlamasıyla çarmıha gitmedi; çarmıha kendi isteğiyle gitti. “Öğrenciler O’nun ölümünün beklenmedik bir felaket olduğunu düşünüyorlardı. Mesih onlara bunun kendi planının bir sonucu olduğunu öğretmişti.” (Morrison)
d. Yine gelip sizi yanıma alacağım: İsa, öğrencileri için tekrar geleceğine söz verdi. Bu sadece O’nun yakında dirilişi ya da Kutsal Ruh’un gelişi anlamında değildi. İsa’nın aklında çağın sonunda halkını bir araya getireceği büyük buluşma da vardı.
i. “O’nu göremedikleri zaman, O’nun varlığının sona erdiğini düşünmemeliydiler. İsa sadece onların gelişine hazırlanmak için başka bir yere gitmişti; ve dahası, onları almak için geri dönecekti.” (Morgan)
ii. “İkinci gelişe yapılan gönderme gözden kaçırılmamalıdır. Yuhanna’nın bu konuya diğer Yeni Antlaşma yazarları kadar sık değinmediği doğrudur ancak bu konunun Yuhanna’nın sayfalarında eksik olduğu doğru değildir.” (Morris)
iii. “Bu ilk Kilise için çok değerli bir vaatti ve Pavlus, Selaniklilere ‘Rab’bin sözüne dayanarak’ İsa’nın gökten ineceğini ve sonsuza dek kendisiyle birlikte olmak üzere imanlıları toplayacağını bildirirken bunu yineliyor olabilir (bkz. 1 Selanikliler 4:15-17).” (Tasker)
e. Siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye: Cennetin tüm odak noktası İsa’yla birleşmektir. Cennet, altın sokaklar, inci kapılar ya da meleklerin varlığı nedeniyle cennet değildir. Cennet, İsa orada olduğu için cennettir.
i. O bizim için bir yer hazırlarken, İsa’nın da bizi o yere hazırladığını bilerek teselli buluruz.
3. (5-6) İsa Baba’ya giden tek yoldur.
Tomas, “Ya Rab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz, yolu nasıl bilebiliriz?” dedi. İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.
a. Ya Rab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz: Tomas kafa karışıklığını dürüstçe ve açıkça dile getirdiği için övülmelidir. İsa’nın sadece başka bir yere, sanki başka bir şehre gidiyor olduğunu başka sandı.
i. “İnsan diliyle konuşmanın gerekliliği, İsa’yı ‘ayrılmak’ ya da ‘Baba’ya giden bir yol’ gibi ifadeler kullanmaya zorlasa da bu sözcüklerin mekâna işaret eden ya da fiziksel bir yanı yoktur.” (Tasker)
ii. “İşte böylece İsa ile nasıl doğal ve kolay bir yakınlıkla konuştuklarını anlarız; İsa da onlarla zayıflıklarına tam bir şefkat duyarak konuşur ve öğrenebildikleri kadarını, onlara azar azar öğretir. Bir çocuğun babasına sorabileceği türden sorular sorarlar. Sık sık cahilliklerini gösterirler ama onun huzurunda asla çekingen görünmezler ya da ne kadar sığ ve anlayışsız olduklarını görmesine izin vermekten utanmazlar.” (Spurgeon)
b. Yol, gerçek ve yaşam Ben’im: İsa bize bir yol göstereceğini söylemedi; Kendisinin yol olduğunu söyledi. Bize bir gerçeği öğreteceğine söz vermedi; Kendisinin gerçek olduğunu söyledi. İsa bize yaşamın sırlarını sunmadı; Kendisinin yaşam olduğunu söyledi.
·Yolumu kaybettim; nereye gittiğimi bilmiyorum. Yol İsa’dır.
·Kafam karışık; ne düşüneceğimi bilemiyorum. İsa gerçektir.
·İçim ölü gibi ve devam edip edemeyeceğimi bilmiyorum. İsa hayattır.
i. Yakında gerçekleşecek olaylar düşünüldüğünde, bu sözler bir çelişki gibi görünüyordu. İsa’nın yolu çarmıh olacaktı; açıkça yalan söyleyenler tarafından mahkum edilecekti; çok yakında bedeni bir mezarda cansız halde yatacaktı. Ama işte O bu yolu seçtiği için Tanrı’ya giden yoldur; yalanlara karşı çıkmadığı için O’nun gerçek olduğuna inanabiliriz; ölmeye istekli olduğu için dirilişin kaynağı O’dur – bizim için yaşamdır.
ii. “Yol olmadan gidilecek bir yer yok; gerçek olmadan bilmek mümkün değil; yaşam olmadan yaşamak imkansız. Ben yürümeniz gereken yolum; inanmanız gereken gerçeğim; umut bağlamanız gereken yaşamım.” (Thomas à Kempis, aktaran Bruce)
c. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez: İsa bu dikkat çekici açıklamayı yaparak Tanrı’ya giden tek yolun kendisi olduğunu öne sürmüştür. Bununla tapınağı ve dini törenleri ve diğer dinleri bir kenara koymuştur. Bu, özel bir yol, gerçek ve yaşam iddiasıydı – Baba Tanrı’ya, gökteki gerçek Tanrı’ya giden tek yol.
i. Açıkça anlaşıldığı gibi, bu İsa’nın söylediği ve Müjde yazarlarının kaydettiği en tartışmalı konulardan biriydi. Birçok kişi İsa’nın Tanrı’ya giden tek geçerli yol olduğunu söylemekte sakınca görmez, ancak diğer dinlerin ve hatta bireylerin Tanrı’ya giden kendi geçerli yolları vardır. Birçok kişi Tanrı’nın, sadece tek bir yol sunmasının adil olmadığını düşünür.
ii. Bununla birlikte bu konu, Kutsal Kitap’ta tutarlı bir temadır. On Buyruk şöyle başlar: “Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim. Benden başka tanrın olmayacak” (Mısır’dan Çıkış 20:2-3). Eski Antlaşma boyunca, Tanrı insanların taptığı sözde tanrıları kınamış ve onlarla alay etmiştir (Yeşaya 41:21-29; 1 Krallar 18:19-40). Kutsal Kitap tutarlı bir biçimde Tek Gerçek Tanrı’yı ve İsa’yı Tek Gerçek Tanrı’ya giden tek doğru yol olarak sunar.
d. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez: Basitçe söylemek gerekirse, eğer İsa Tanrı’ya giden tek yol değilse, o zaman İsa, Tanrı’ya giden hiç bir yol değildir. Eğer Tanrı’ya giden birçok yol varsa, İsa bunlardan biri değildir çünkü Tanrı’ya giden tek bir yol olduğunu ve kendisinin de bu yol olduğunu net bir şekilde iddia etti. Eğer İsa Tanrı’ya giden tek yol değilse, o zaman dürüst bir insan değildi; kesinlikle gerçek bir peygamber değildi. O zaman ya bir deliydi ya da yalancı bir şeytan. Bunun ortası yok.
i. Bazen insanlar itiraz eder ve şöyle der: “İsa’nın güzel ahlaklı bir insan olduğuna ve gerçek bir peygamber olduğuna inanıyorum. Ama İncil’de kendisiyle ilgili bu tür şeyler söylediğine inanmıyorum. Hıristiyanların bunları sonradan eklediğine inanıyorum.” Bir kişinin “İsa bunu gerçekten söyledi” veya “İsa bunu gerçekte söylemedi” ifadeleri arasında bir ayrım yapabilmesi tarafsız bir gerekçeye dayanmaz. Elimizde sadece İsa’nın gerçek sözleri olduğu varsayılan hiçbir antik metin bulunmamakta. Böyle bir ayrımı yapmak insanın sadece kişisel kanaatlere dayanır: “Bence İsa bunu söylemiş olamaz, söylemiş olamazsa o zaman söylememiştir – daha sonra Hıristiyanlar bu sözleri O’nun söylemesi olarak Kendisine yakıştırmışlardır.”
ii. Eğer her şey kişisel görüşe bağlıysa – eğer İsa’nın neyi söylediğine ya da söylemediğine kendi keyfimize göre karar verebiliyorsak – o zaman Müjde kitaplarını bütünüyle reddetmemiz gerekir. Bu durum ya tamamen kabul ya da tamamen ret gerektirir. Ya İsa’nın sözlerini tarihsel olarak güvenilir ve doğru olan bu belgelerde kaydedildiği şekliyle kabul ederiz ya da tamamen reddederiz.
iii. Peki Hıristiyanlık bağnaz mıdır? Kuşkusuz, Hıristiyan olduğunu iddia eden ve aslında bağnaz olan bazı kişiler vardır. Ancak İncil’e dayalı Hıristiyanlık yeryüzündeki en çoğulcu, hoşgörülü ve diğer kültürleri kucaklayan dindir. Hıristiyanlık diğer kültürleri kucaklayan tek dindir ve Kutsal Yazıları diğer dillere çevirme konusunda en acil gayreti gösteren dindir. Bir Hıristiyan kendi ana dilini ve kültürünü koruyabilir ve bunların ortasında İsa’yı takip edebilir. Hıristiyanlığa yöneltilen ilk eleştirilerden biri, “Bunlar herkesi kabul ediyor!” gözlemiydi. Köle ya da özgür; zengin ya da fakir; erkek ya da kadın; Grek ya da Barbar. Hepsi kabul edildi, ama İsa Mesih’te açıklanan gerçeğin ortak zemininde. İsa’daki bu ortak zemini terk etmek hem şimdi hem de sonsuzluk için ruhsal intihardır.
iv. “Eğer bu sözler saldırgan bir şekilde dışlayıcı görünüyorsa, iddiada bulunan kişinin Baba’nın açıklayıcısı olan beden almış Söz olduğu akılda tutulmalıdır.” (Bruce)
v. Hıristiyan inancı İsa aracılığıyla gelen herkesi kabul edecektir. İsa, “Benim aracılığım” dedi: “‘Benimle ilgili belli önermelere inanarak’ ya da ‘özel bir tür imanla’ değil, ‘benim aracılığımla’.” (Dods)
4. (7-8) Baba’yı tanımak ve Oğul’u tanımak.
“Beni tanısaydınız, Babam’ı da tanırdınız. Artık O’nu tanıyorsunuz, O’nu gördünüz.” Filipus, “Ya Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter” dedi.
a. Beni tanısaydınız, Babam’ı da tanırdınız: İsa neden Tanrı’ya giden tek yol olduğunu açıklamıştır; çünkü O Tanrı’nın mükemmel temsilidir. İsa’yı tanımak Tanrı’yı tanımaktır.
b. Artık O’nu tanıyorsunuz, O’nu gördünüz: Öğrenciler, İsa’nın yanında geçirdikleri üç yıllık çıraklık döneminde Tanrı hakkında çok şey öğrenmişler ve Tanrı’yı tanımışlardı. Yine de İsa, Çarmıhta Tanrı’nın sevgisini ve dirilişte gücünün açığa çıkmasını henüz tam olarak görmedikleri için, Tanrı’yı tanımaları ve görmeleri artık belli bir anlamda mümkün olacaktı.
c. Ya Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter: Filipus, İsa’yı izlerken çok şey görmüş ve deneyimlemişti ama Baba Tanrı’yı fiziksel gözleriyle görmemişti. Belki de böyle bir deneyimin yaşamı değiştirecek bir güvence ve cesaret getireceğini düşünmüştü.
5. (9-11) İsa, Baba’yla olan birliğini ve Baba’ya olan bağlılığını bir kez daha açıklıyor.
İsa, “Filipus” dedi, “Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür. Sen nasıl, ‘Bize Baba’yı göster’ diyorsun? Benim Baba’da, Baba’nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. Bana iman edin; ben Baba’dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.”
a. Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı: Bu, Filipus’un İsa’ya yakın olduğu halde O’nu anlamadığı anlamına gelir. Aynı durum bugün pek çok kişi için de mümkündür ve geçerlidir.
b. Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür: Bu kibar azarlama Filipus’a, İsa’nın sık sık söylediği şeyi hatırlattı; O’nu tanımak Baba Tanrı’yı tanımaktı. İsa’nın sevgisini görmek, Baba Tanrı’nın sevgisini görmekti; İsa’yı eylem içinde görmek, Baba’yı eylem içinde görmekti.
i. “Baba ile Oğul’u bir anlamda bir olarak görmeden bunu yorumlamak zordur. Bu sözler hiçbir insanın kullanma hakkına sahip olmadığı sözcüklerdir.” (Morris)
ii. Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür: “Hiçbir maddi imge ya da benzerlik Tanrı’yı tasvir edemez. Tanrı’yı ancak bir kişi tanıtabilir çünkü kişilik, kişisel olmayan bir nesneyle temsil edilemez.” (Tenney) Bu, “İbranice Kutsal Yazılar zalim bir Tanrı’yı, İsa ise daha sevecen bir Tanrı’yı gösterdi” düşüncesini sonsuza dek ortadan kaldırır. Aksine, İsa bize Baba Tanrı’da her zaman var olmuş ve her zaman var olan aynı sevgiyi, şefkati, merhameti ve iyiliği göstermiştir. Mısır’dan Çıkış 34:5-9 gibi birçok ayet, Eski Antlaşma’da Tanrı’nın bu doğasını ortaya koyar.
iii. Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür: “Yaratılmış herhangi bir canlı bu sözleri söyleyebilir mi? Bu sözler açıkça İsa Mesih’in öğrencilerine Kendisini sonsuz Tanrı olarak ilan ettiğini göstermiyor mu?” (Clarke)
c. Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum: İsa, Yuhanna Müjdesi’nde vurgulanan bir şeyi tekrarlamıştır; İsa sürekli olarak Baba Tanrı’ya bağlı olarak yaşamış, O’na bağlı olarak konuşmuştur ve O’nun yetkisi ve rehberliği dışında hiçbir şey yapmamıştır (Yuhanna 5:19, 8:28).
d. Bana iman edin… Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin: İsa Kendisine iman etmemiz için iki sağlam temel sunmuştur. İsa’ya en basit anlamıyla kişiliği ve sözleri nedeniyle iman edebiliriz ya da bu mucizevi işlerden dolayı iman edebiliriz.
i. Bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor: “Biz sadece doğa bakımından değil, aynı zamanda işleyişte de biriz. Yaptığım işler, doğamın sonsuz mükemmelliğine tanıklık eder. Benim gerçekleştirdiğim mucizeler ancak sınırsız bir güç tarafından gerçekleştirilebilir.” (Clarke)
ii. Bana iman edin: “Burada İsa, Filipus’u ve diğerlerini (hitabın çoğul ile ifade edilmeye başlandığına dikkat edin) sadece Kendisine inanmaya değil, Kendisine iman etmeye çağırmaktadır. İman, İsa’nın söylediklerinin doğru olduğunu kabul etmeyi de içerir.” (Morris)
iii. “Kurtarıcımız hem sözlerinin hem de işlerinin Tanrısal oluşunu kendisi için delil olarak öne sürer. Petrus’un dediği gibi, O hem sözde hem de eylemde güçlüydü. Hizmet edenler de kendi ölçülerine göre, sağlam öğreti ve iyi yaşamla kendilerini Tanrı adamları olarak gösterebilmeli ve hayatlarıyla bu çağrıya layık olduklarını ispatlamalıdırlar.” (Trapp)
B. Yüreği sıkılan öğrencilere sunulan üç güvence.
1. (12-14) İsa, Baba’nın yanına gittiğinde, O’nun işi yeryüzünde devam edecektir.
“Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba’ya gidiyorum. Baba Oğul’da yüceltilsin diye, benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım. Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım.“
a. Size doğrusunu söyleyeyim: İsa, ayrılacağı gece öğrencilerine verdiği üç güvenceden ilkine başladı. İlk güvence onların korkularına yanıt veriyordu: “Bu son. İş bitti ve hepimiz kovulduk.” Kovulmadılar; terfi ettiler ve daha büyük görevlere atandılar.
b. Bana iman eden: İsa az önce öğrencilerini, Kendisinin kim olduğu, söylediği sözleri ve yaptığı mucizeleri nedeniyle O’na güvenmeleri, itimat etmeleri ve O’na imanla sarılmaları konusunda teşvik etti. Şimdi ise İsa iman eden kişiye gelecek olan faydayı ya da bereketi tarif etmektedir.
c. Benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak: İsa kendisine iman edenlerin O’nun işlerini dünyada devam ettirmelerini bekliyordu. Öğrencilerinin O’nun ayrılışından sonra dağılmalarını değil, O’nun işini daha da büyük boyutlarda sürdürmelerini bekliyordu (hatta daha büyüklerini yapacaktır).
i. “Onlara sözünü ettiği ‘daha büyük işler’ yine İsa’nın Kendi işleri olacaktı; artık aralarındaki görünür varlığıyla değil, içlerindeki Ruh’uyla başarılacaktı.” (Bruce)
d. Hatta daha büyüklerini yapacaktır: İsa daha büyüklerini derken daha sansasyonel anlamında değil, büyüklük ve kapsam açısından daha büyük demek istemiştir. İsa ardında zaferli ve çalışan bir takipçi ailesi bırakacaktı ve bu aile O’nun egemenliğini, İsa’nın yaşamı ve hizmeti boyunca yaptığından daha fazla insana ve yere götürecekti.
i. Bu vaat imkansız gibi görünmektedir; ancak Petrus’un ilk vaazından sonra, İsa’nın tüm hizmeti boyunca kaydedilenden daha fazla kişi imana gelmiştir.
ii. “Daha büyüklerini olarak çevrilen sözcüğün birebir çevirisi ‘daha büyük şeylerdir’; ve muhtemelen bu hali kalmalıdır. Elçilerin dirilişten sonraki işleri İsa’nın işlerinden tür olarak daha büyük değildi ama etki alanları açısından daha büyüktü.” (Tasker)
iii. “İşler” kelimesi aslında geçmemektedir. O noktada, ayetin o kısmında bir kelime yoktur, bu yüzden yapabileceğimiz en iyi çeviri ‘daha büyük işler‘ demek olacaktır. Burada anlatılmak istenen, Hıristiyanların İsa’nın işlerinden bile daha büyük bir şeyler yapacaklarıdır.” (Boice)
iv. “İsa’nın ne demek istediğini Elçilerin İşleri’ndeki anlatılarda görebiliriz. Elçilerin İşleri’nde birkaç şifa mucizesi vardır ama asıl vurgu büyük işe – insanların imana gelmesi işine yapılır. Küçük imanlı grubuna, sadece Pentikost gününde, Mesih’in yeryüzündeki tüm hizmeti boyunca iman edenlerden daha fazla kişi iman etti. Bu olayla, ‘hatta daha büyüklerini yapacaktır’ sözünün tam anlamıyla gerçekleştiğini görüyoruz.” (Morris)
v. William Barclay bu sözleri, İsa’nın takipçilerinin Kendisinden daha fazla ve daha etkileyici mucizeler yapmasını istediği şeklinde yorumlamanın zor olduğuna işaret etmiştir: “İlk Kilise’nin İsa’nın yaptığı şeyleri yaptığı söylenebilir ama O’nun daha büyük şeyler yaptığı kesinlikle söylenemez.” (Barclay)
vi. İsa’nın, bireysel olarak imanlıların İsa’nın yeryüzündeki hizmet yıllarında yaptığından çok daha olağanüstü işler yapabileceğini ve yapması gerektiğini kastettiğine inananlar vardır. Su üzerinde yürümekten, bir sözle fırtınaları dindirmekten, binlerce kişiye yetecek kadar yiyecek çoğaltmaktan, insanları ölümden diriltmekten (İsa’nın işinde kaydedilen üçünden daha fazla) daha büyüklerini tekrar tekrar yapanların kanıtını ciddiyetle bekliyoruz. Diyelim ki, İsa’dan sonra bir kişinin bu tür işler yaptığı kanıtlandı – bu bile, İsa’nın “hatta daha büyüklerini yapacaktır” sözünü yanlış ve bazen tehlikeli bir şekilde anlayan binlerce kişinin neden şimdiye dek böyle işler gerçekleştirmediğini açıklamaz.
e. Çünkü ben Baba’ya gidiyorum: İsa kısa süre sonra göğe yükseldiğinde Kutsal Ruh’u göndereceğini açıklayacaktı (Yuhanna 14:16, 14:26, 15:26, 15:7-9, 15:13). İsa, Baba’ya gittiği için Kutsal Ruh halkının üzerine geldi ve onların bu daha büyük işleri yapmalarını sağladı.
i. “Bu büyük işleri gerçekleştirebilmenizin sebebi, Baba’ya gidişimin Kilise’nin üzerine indireceği her şeye kadir Ruh’tur, O lütuf ve yakarış Ruhu’dur.” (Alford)
f. Benim adımla dilediğiniz her şeyi yapacağım: İsa, izleyicileri için daha büyük işler gerçekleştirmenin nasıl mümkün olacağını açıkladı. Gerçekleştirmeleri mümkün olacaktı çünkü İsa kudretli işlerini dua eden, O’nun adıyla isteyen ve hareket eden halkı aracılığıyla yapacaktı. Kendisine güvenen izleyicilerinin İsa’nın adıyla, yani O’nun karakterine ve yetkisine göre diledikleri her şeyi yapacağına söz verdi.
i. Benim adımla demek sihirli bir dua büyüsü değildir; hem bir onaydan, güvenceden bahseder (bir banka çeki gibi bir yetki belgesinin, hesap sahibinin ödeme güvencesi olması gibi) hem de bir sınırlamadan söz eder (çeki kullanırken, istekler çek sahibinin iradesine uygun olmalıdır). Tanrı’ya kendi adımızla değil, İsa’nın adıyla geliriz.
ii. “Her duayı şu şekilde sınayabiliriz: Bunu İsa’nın adıyla yapabilir miyim? Örneğin, hiç kimse kişisel intikam, kişisel hırs, değersiz bir hedef ve Hıristiyanlığa aykırı bir amaç için İsa adında dua edemez.” (Barclay)
iii. “‘O’nun adıyla’ istemek ya da ‘O’nun adıyla’ herhangi bir şey yapmak, İsa ile aynı düşüncede, aynı amaçta ve aynı niyette bir olmayı ifade eder.” (Trench)
g. Baba Oğul’da yüceltilsin diye: İsa’nın vaat ettiği bu büyük işler hem Baba’ya hem de Oğul’a yücelik getirecektir. İsa’nın ve Baba Tanrı’nın yüceliği için tutkuyla edilen dualar gerçekten İsa’nın adına olacak ve Tanrı’nın yanıtlayacağı türden dualar olacaktır.
2. (15-17) İsa ayrıldıktan sonra Kutsal Ruh’u gönderecektir.
“Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. Ben de Baba’dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.”
a. Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz: İsa öğrencilerinin ayaklarını yıkayarak onlara olan olağanüstü sevgisini göstermişti (Yuhanna 13:1-5). Onlara göstermeleri gereken sevgi dolu karşılığın ne olması gerektiğini söyledi; göstermeleri gereken sevgi dolu karşılık, İsa’nın buyruklarını yerine getirmektir.
·Az önce sergilediği örnekten sonra, onlara birbirlerinin ayaklarını yıkamalarını buyurdu (Yuhanna 13:14-15).
·Kendisinin onlara olan sevgisini örnek alıp birbirlerini sevmelerini buyurdu (Yuhanna 13:34).
·Baba Tanrı’ya ve İsa’nın Kendisine iman etmelerini buyurdu (Yuhanna 14:1).
i. İsa’nın buyruklarını yerine getirmek kişisel doğru-yanlış anlayışımızla ilgili olsa da İsa’nın vurgusu, O’nun buyruklarına itaatin bir göstergesi olarak insanlara sevgi ve İsa’ya iman üzerinedir.
ii. İsa’ya olan sevgimizi gösteren en doğru ölçü budur. İsa’yı sevmeyi sadece duygusal ya da hislerimizi belirten ifadelerle düşünmemiz kolaydır. İsa’ya olan sevgimizin duygusal ve tutkulu olması harika bir şeydir ama her zaman O’nun buyruklarını yerine getirmeye dönüşmelidir, yoksa bu gerçek bir sevgi değildir.
iii. İmanlı için itaatsizlik sadece bir işlev eksikliği ya da güçsüzlük değildir. Bir anlamda sevme konusunda da başarısızlıktır. Tanrı’yı en çok sevenler O’na en çok sevinçle ve doğal olarak itaat ederler. “İsa’yı gerçekten seviyorum. Sadece O’nun bana hayatımı nasıl yaşayacağımı söylemesini istemiyorum” demek, hem İsa’yı hem de O’na olan sevgiyi son derece yanlış anlamaktır.
iv. İsa itaatimizin kaynağının doğru olmasından da söz etmiştir. İtaatimizin kaynağı, korku, gurur ya da bereket kazanma arzusu değildir. İtaatin doğru kaynağı sevgidir. “İtaatin annesi, bakıcısı ve besini sevgi olmalıdır. Gerçek itaat, yapılan işten çok, o işi yapmaya sevk eden içten sevgide yatar.” (Spurgeon)
v. “Bazı kişiler İsa’yı seviyorlarsa, bir manastıra kapanmaları, bir hücreye çekilmeleri, tuhaf kıyafetler giyinmeleri ya da başlarını tıraş etmeleri gerektiğini düşünürler. Bazıları, ‘Eğer Mesih’i seviyorsak, sahip olduğumuz her şeyden vazgeçmeli, çul giymeli, belimize ip bağlamalı ve çölde çile çekmeliyiz’ diye düşünür. Bazıları ise giyim ve davranışlarındaki tuhaflıklarla kendilerini alçaltmanın bilgelik olduğunu düşünmüştür. Kurtarıcı böyle şeyler söylemiyor; ama O’nun söylediği şu ‘Eğer beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirin’ diyor.” (Spurgeon)
b. Ben de Baba’dan dileyeceğim. O…size başka bir Yardımcı…verecek: Bu sözler, üç güvence dizisinin ikincisiydi. Öğrenciler şundan korkuyorlardı: “İsa bizi terk ediyor. O gittiğinde ne yapacağımızı bilemeyeceğiz.” Şu andankinden daha az yardıma sahip olmayacaklardı; daha fazla yardıma sahip olacaklardı çünkü Baba, başka bir Yardımcı gönderecekti.
i. İsa, öğrencilerinin (hem o akşam Kendisiyle birlikte olanların hem de yüzyıllar boyunca Kendisiyle birlikte olanların) O’nun buyruklarını yerine getirmek için Tanrı’nın varlığına ve gücüne ihtiyaç duyacaklarını anlamıştı. Oğul Tanrı, Baba Tanrı’ya dua edeceğine ve İsa’nın buyruklarını yerine getirmek için imanlılara Kutsal Ruh’un verilmesini isteyeceğine söz verdi.
ii. Bu ifade, Yeni Antlaşma’nın dokusuna işlenmiş olan Üçlübirlik Tanrı düşüncesinin harika bir örneğidir. İsa, Üçlü Birlik hakkında karmaşık bir ders vermek niyetinde değildi; sadece Üçlü Birlik’in Kişileri’nin Tanrı’nın halkının iyiliği ve O’nun planının ilerlemesi için nasıl etkileşimde bulunduklarından ve çalıştıklarından bahsetti.
iii. Bu duanın İsa göğe yükseldikten sonra yapılacağı anlaşılmaktadır. “Dileyeceğim ifadesi muhtemelen, bizzat Tanrı’nın olmayı ve yakınlığı ima eden bir isteme tarzına işaret eder — ve burada Mesih’in göğe yükselmiş halindeki aracılık makamı için kullanılmıştır.” (Alford)
c. Size başka bir Yardımcı… verecek: Yardımcı sözcüğü Grekçe parakletos sözcüğünün çevirisidir. Bu sözcük, başkasına yardım etmek üzere çağrılan biri anlamına gelir ve bir danışman, yasal bir savunucu, bir arabulucu ya da bir yakarışçı anlamına gelebilir.
i. İngilizce Kral James Tercümesi parakletos sözcüğünü Teselli edici (Comforter) ifadesiyle tercüme etmiştir. Bu çeviri, sözcüğün eski İngilizce’deki anlamını keşfetmek açısından daha anlamlıdır. “Teselli edici sözcüğünü aldığımız Wicliff, Latince’de güçlendirmek anlamına gelen confortari için sık sık ‘comfort‘ sözcüğünü kullanmıştır… Böylece bu sözcükle, teselli kadar yardım ve güçlendirme fikri de aktarılmaktadır.” (Alford)
ii. Yardımcı‘nın işini anlamanın bir yolu, bu işin tersinin ne olduğunu anlamaktır. “Kutsal Ruh’a verilen bu adın ve unvanın tam karşıtı olarak Şeytan burada suçlayıcı, κατηγορος olarak adlandırılır.” (Trapp)
iii. Başka Bir Yardımcı: Başka sözcüğü, Grekçe allen sözcüğüdür ve farklı türden bir başka değil, “aynı türden bir başka” (Tenney) anlamına gelir. Nasıl ki İsa Tanrı Baba’nın doğasını gösteriyorsa, aynı türden bir başka olan Kutsal Ruh da İsa’nın doğasını gösterecekti.
iv. “Rabbimizin burada Kutsal Ruh’a ‘başka bir Tesellici (allon paraklhtoV)’ demesi, Yuhanna’nın ilk mektubunda (1 Yuhanna 2:1) İsa’yı adlandırdığı gibi, İsa’nın Kendisinin de bir paraklhtoV olduğunu iddia ettiğini gösterir.” (Trench)
v. Hıristiyan yaşamını her adımda yanımızda İsa olarak yaşamak harika olurdu. İsa, imanlıları güçlendirmek ve onlara yardım etmek için gönderilen Kutsal Ruh’un bizim için tam da bu rolü yerine getireceğini vaat etmiştir. Yuhanna 14:12-14’te anlatılan daha büyük işler, Yuhanna 14:15-18’de anlatılan güçlendirme olmadan mümkün değildir.
d. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye: İsa, Kutsal Ruh’u, Eski Antlaşma’da Kutsal Ruh’un verilmesinde olduğu gibi, geçici olarak değil, kalıcı olarak içimizde kalması için verecektir, O bir şeye değil, bir kişiye işaret eder.
i. “Savunucu ‘sonsuza dek’ öğrencilerle birlikte olacaktır. Yeni durum kalıcı olacaktır. Bir kez verilen Ruh geri çekilmeyecektir.” (Morris)
e. Dünya O’nu kabul edemez: Dünya Ruh’u anlayamaz ya da alamaz çünkü O Kutsal ve gerçektir. Gerçeğin Ruhu yalanlar çağında popüler değildir ve dünya Ruh’u algılayamaz ve O’nu ne de tanır.
i. “Eğer dünya Kutsal Ruh’u alamıyorsa, toplumsal dünyeviliğimiz içinde O’nun gücünü bu kadar az görmemize ve göstermemize şaşmalı mıyız?” (Trench)
f. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır: İsa bir öğrencinin Kutsal Ruh’la olan ilişkisinin üç yönünden söz eder.
·Dünyanın aksine, İsa’nın öğrencileri Kutsal Ruh’u tanımalıdır.
·Dünyanın aksine, İsa’nın öğrencileri, aralarında Kutsal Ruh’a sahip olmalıdır.
·Dünyanın aksine, İsa’nın öğrencileri, içlerinde Kutsal Ruh’a sahip olmalıdır.
i. Bu 11 öğrenci için Kutsal Ruh zaten onların arasındaydı ve daha sonra da onların içinde olacaktı. İsa onların üzerine üflediğinde ve onlar Kutsal Ruh’u aldıklarında, yenilenip yeniden doğduklarında bu gerçekleşmiştir (Yuhanna 20:22).
ii. Aranızda ve içinizde ifadelerine ek olarak, İsa bir öğrencinin Kutsal Ruh’la ilişkisini tanımlamak için üçüncü bir edat daha kullanmıştır: Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız (Elçilerin İşleri 1:8). Bu üzerine inme deneyimi Kutsal Ruh’un vaftizi, Ruh’un dökülmesidir.
iii. “Mesih yeryüzündeyken Kendisi ile öğrencileri arasında ne de büyük bir mesafe vardı! Alçakgönüllülüğüyle onlara çok yaklaştı; ama yine de bilge Efendimiz ile akılsız öğrencileri arasında her zaman bir uçurum olduğunu görürsünüz. Şimdi ise Kutsal Ruh içimize yerleşerek artık bu mesafeyi ortadan kaldırmıştır.” (Spurgeon)
3. (18-21) İsa yeryüzünden ayrıldıktan sonra, Kendisini öğrencilerine tanıtacaktır.
“Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim. Az sonra dünya artık beni görmeyecek, ama siz beni göreceksiniz. Ben yaşadığım için siz de yaşayacaksınız. O gün anlayacaksınız ki, ben Babam’dayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim. Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur. Beni seveni Babam da sevecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim.”
a. Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim: İsa üçüncü güvencesini aktarmaya başladı. Öğrenciler korkuyordu, “İsa gidince, öğrencilik programımız sona erecek, oysa ki daha yeni başlamıştık” diye düşünüyorlardı. Aslında öğrencilik programları bitmemişti; daha yeni başlıyordu.
i. “İbraniler arasında bir öğretmenin öğrencileri ona baba diye hitap ederdi; öğrencileri onun çocukları olarak adlandırılırdı, öğretmenin vefatında ise öğrenciler öksüz olarak kabul edilirdi.” (Clarke)
ii. Spurgeon, İsa’nın takipçilerinin öksüz olmadığını çeşitli açılardan ele almıştır.
·Öksüz birinin annesi babası ölmüştür; Ruh ise bize İsa’nın diri olduğunu gösterir.
·Öksüz yalnız bırakılmıştır; Ruh bizi Tanrı’nın varlığına yaklaştırır.
·Öksüz kendine bakan bir kişiyi kaybetmiştir; Ruh her şeyi sağlar.
·Öksüz yönsüz kalmıştır; Ruh bize her şeyi öğretir.
·Öksüzü savunan yoktur; Ruh koruyucudur.
b. Size geri döneceğim: İsa öğrencilerine geri döneceğini vaat etmiştir (daha önce Yuhanna 14:3’te de söylemiştir). Bu geri dönüş, O’nun dirilişi, Ruh’un gönderilişi ve bu dünyaya bedensel olarak geri döneceği vaadiyle yerine getirilen geniş bir vaatti.
i. “Vaat edilen gelişinin her aşaması bu güvence altındadır: ‘Size geliyorum’.” (Bruce)
c. Dünya artık beni görmeyecek, ama siz beni göreceksiniz: İsa ölümden dirildiğinde bu bir anlamda doğruydu. Ancak göğe yükseldiğinde de doğruydu. İsa ayrıldıktan sonra Kendisini öğrencilerine gerçek ve güçlü bir şekilde gösterecekti. O’nu fiziksel olarak görmekten çok daha büyük bir şekilde göreceklerdi.
i. Elçi Pavlus daha sonra şöyle yazmıştır: Mesih’i bu ölçülere göre tanıdıksa da, artık öyle tanımıyoruz (2 Korintliler 5:16). İsa’yı Ruh aracılığıyla tanımanın, O’nu bedende tanımaktan bile daha zorlayıcı bir yanı vardı.
d. Ben yaşadığım için siz de yaşayacaksınız: Öğrenciler İsa’yı sadece Ruh aracılığıyla görmeyecekler, aynı zamanda Kutsal Ruh’un çalışmasıyla İsa’da yaşamaya devam edeceklerdi. İsa’nın yaşamına olan bağlılıkları İsa’nın aramızdan ayrılmasıyla sona ermeyecek, Kutsal Ruh aracılığıyla daha da artarak devam edecekti.
i. “Bir insan Mesih onun uğruna öldüğü için kurtulur, Mesih onun uğruna yaşadığı için kurtulmaya devam eder. Ruhsal yaşamın sürmesinin tek nedeni İsa’nın yaşıyor olmasıdır.” (Spurgeon)
e. Ben Babam’dayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim: Kutsal Ruh aracılığıyla, Baba Tanrı’yla, Oğul Tanrı’yla ve kendi içlerinde bir paydaşlık ilişkisi, bir birlik ve bir yaşam ilişkisi kuracaklardı.
·Bu birliğin işareti, Tanrı’nın isteği ile ilgili bilgidir (Kim buyruklarımı bilir).
·Bu birliğin işareti, Tanrı’nın isteğine itaattir (ve yerine getirirse).
·Bu birliğin işareti sevgidir (işte beni seven odur).
·Bu birliğin işareti, Baba Tanrı ile ilişki ve O’nun sevgisinin kabul edilmesidir (Babam da sevecektir).
·Bu birliğin işareti, İsa’nın Kendisini vahiy yoluyla açıklamasıdır (ve Kendimi ona göstereceğim).
·Tüm bunlar, Kutsal Ruh aracılığıyla öğrencide, Tanrı’yla olan birlikten kaynaklanır.
i. Bu ilişki öğrencinin sadece gelecek çağda değil, şimdi de deneyimlemesi içindir. “Çünkü öğrenci, her şeyi gelecek yaşam için saklamıyor ama bu çölde dünyanın hiç tatmadığı bir Kenan Ülkesi meyvesi veriyor.” (Trapp)
ii. Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur: “Mesih’in Kendisini açıkça göstereceğini vaat ettiği sevgisi, boş bir duygu ya da sığ bir hayal değildir, itaati teşvik eden bir ilkedir.” (Dods)
iii. Kim buyruklarımı bilir: “Mesih’i seven kişi, O’nun buyruklarını ‘bilen’ ve O’nun buyruklarını yerine getiren kişidir. Buyrukları ‘bilmek’ alışılmadık bir ifadedir ve tam bir karşılığı yok gibidir (ancak bkz. 1 Yuhanna 4:21). Bu ifadenin anlamı, kişinin buyrukları kendi hayatının bir parçası haline getirmesi ve buyrukları kendi iç varlığına alması gibi görünmektedir.” (Morris)
4. (22-24) Yahuda’nın (İskariot değil) sorusunun yanıtlanması.
Yahuda –İskariot değil– O’na, “Ya Rab, nasıl olur da kendini dünyaya göstermeyip bize göstereceksin?” diye sordu. İsa ona şu karşılığı verdi: “Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız. Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İşittiğiniz söz benim değil, beni gönderen Baba’nındır.“
a. Nasıl olur da kendini dünyaya göstermeyip bize göstereceksin: Yahuda mükemmel bir soru sordu. Göstermekten kasıt, örtüyü kaldırmak, açığa çıkarmaktır. İsa’nın onlardan ayrılırken Kendisini tüm dünyaya değil de öğrencilerine nasıl açıklayabileceği hemen anlaşılmıyordu.
i. Yahuda, İsa’nın, tüm dünyanın Mesih’i görkemi içinde göreceğini öğrettiğini duymuştu (Matta 24:30). İsa’nın şimdi dünyanın göremeyeceği bir şekilde Kendisini göstereceğinden bahsetmesini anlamak onun için zordu.
ii. “Yahuda, Luka 6:16 ve Elçilerin İşleri 1:13’te ‘Yakup oğlu Yahuda’ olarak adlandırılır; Matta 10:3 ve Markos 3:18’deki Taday ile aynı kişi olduğu görülmektedir. Elçilerden bazılarının birden fazla adı olduğu açıktır.” (Tasker)
iii. “Yuhanna 13:30’dan sonra İskariot değil sözcüklerinin yer alması aslında gereksizdir ama aynı adı taşıyan haine duyduğu derin tiksintiden dolayı Aziz Yuhanna tarafından kullanılmıştır.” (Alford)
b. Beni seven sözüme uyar: İsa, Yahuda’ya yanıt verirken önceki ayetlerdeki konuların tekrarını yapmıştır. İsa, sevgi, itaat, Baba ve Oğul’la birleşme yoluyla öğrencilerine görünecek ve onların arasında ortaya çıkacaktı. Bunlar öncelikle mistik deneyimler ya da kendinden geçme halleri değil, Kutsal Ruh’un varlığı ve etkinliğiyle sürdürülen gerçek yaşamın kendisiydi.
·Sevgi kişiseldir; İsa, Beni seven dedi
·Sevgi, İsa’nın öğretisine saygı duyar; İsa şöyle demiştir: sözüme uyar.
i. Sözüme uyar: “Bu bir ‘buyruktan’ daha fazlası, değil mi? Mesih’in ‘sözü’ kurallardan daha fazlasıdır. Mesih’in tüm sözlerini kapsar; üstelik bunların hepsi tek bir hayati bütünlük ve organik yapı içinde yer alır. Seçip ayıklamayayız; hepsi bir bütündür.” (Maclaren)
ii. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız: “Sevginin ve itaatin gösterildiği yerde, Tanrı’nın ve Mesih’in varlığı gerçekleşir; Baba ve Oğul birlikte gelip evlerini her bir çocuğunun yanında kurar.” (Bruce)
c. İşittiğiniz söz benim değil, beni gönderen Baba’nındır: İsa bir kez daha Baba Tanrı’ya olan tam güvenini ve boyun eğişini vurgulamıştır. İsa, Baba’yla eşit olduğunu açıkça belirtmiştir (Yuhanna 14:1, 14:3, 14:7, 14:9).
C. İsa ayrılırken Kutsal Ruh armağanını ve Kendi esenliğini veriyor.
1. (25-27) Yanlarından ayrılmak üzere olan İsa, Kutsal Ruh’un armağanlarını ve esenliğini bırakıyor.
“Ben daha aranızdayken size bunları söyledim. Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak. Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.”
a. Baba’nın Benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh: İsa, Yardımcı’dan ilk kez Yuhanna 14:16’da söz eder. İsa, fiziksel varlığıyla onların yanından ayrılırken, Baba’dan, öğrencilerine yardım etmesi için Kutsal Ruh’u göndermesini isteyeceğine dair muhteşem vaadine geri döner.
i. Benim adımla göndereceği: Kutsal Ruh, İsa’nın kazandırdığı hakla ve O’nun doğasıyla, karakteriyle öğrencilere gönderildi. “Ruh, bizzat İsa adına hareket etmek üzere resmi olarak belirlenmiş İsa’nın temsilcisi olacaktı.” (Tenney)
·Öğrenci, Kutsal Ruh‘u kendi meziyetiyle alamaz; İsa’nın sağladığı lütufla alabilir.
·Kutsal Ruh’un yaptığı iş,Tanrı’nın Sözü’nde açıklandığı gibi İsa’nın doğasına ve karakterine uygun olacaktır; öğrenci bunu böyle olmasını beklemelidir.
ii. Bu sözler, Yeni Antlaşma’nın dokusuna işlenmiş olan Üçlü Birlik gerçeğinin bir başka harika örneğidir. Baba Tanrı, Oğul Tanrı’nın isteği üzerine Kutsal Ruh’u gönderir.
iii. Kutsal Ruh: “Yeni Antlaşma’nın tamamında bulunan bu karakteristik tanımlama, Ruh’un gücüne, büyüklüğüne ya da benzer özelliklere dikkat çekmez. İlk Hıristiyanlar için önemli olan O’nun kutsal olmasıydı.” (Morris)
b. Size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak: İsa onların yanından ayrılırken, bir öğretmenin öğretme işini tamamlaması gibi öğrencilerine doğrudan öğretme işini bitirdi. Onların eğitimi bitmemişti ama Yardımcı, Kutsal Ruh tarafından devam ettirilecekti.
i. Kutsal Ruh öğrencilere bilmeleri gereken daha fazla şeyi öğretecek ve hem kendi yararları hem de Müjde Kitapları’nın yazılması için İsa’nın sözlerini doğaüstü bir şekilde hatırlamalarını sağlayacaktı.
ii. Bu, Ruh’un işinin bir devam işi olacağı anlamına gelmektedir. O’nun öğretisi İsa’nın zaten öğretmiş olduğu şeyi devam ettirecektir. Ruh, İsa’nın önceden öğrettiklerini silip yeni bir öğretiş başlatmaz. “Ruh İsa’nın öğretilerini ortadan kaldırmayacaktır. Hatırlatılacak olan öğreti İsa’nın öğrettikleridir.” (Morris)
iii. Bu vaatte her imanlı için genel bir şey vardır. Kutsal Ruh bize öğretir ve (eğer sözü kabul etmeye özen gösterirsek) Tanrı’nın sözünü hatırlamamızı sağlar. Yine de bu vaadin tam olarak gerçekleşmesi, İsa’nın kiliseyi kurduğu ilk kuşak öğrenciler ve elçiler için ayrılmıştır (Efesliler 2:20).
iv. “Elçilere verilen bu sözün gerçekleşmesi, Rab’bin yaptığı ve öğrettiği her şeyin Tanıkları olarak elçilerin yeterliliklerininve dolayısıyla İNCİL’İN ANLATTIKLARININ GÜVENİRLİĞİNİN temelini oluşturur.” (Alford)
c. Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum: Bir anlamda bu, insanların yanından ayrılırken onlara esenlik (şalom) dilemek, o kültürde ayrılırken söylenen yaygın bir sözdü. İsa bu normal vedayı alıp derin bir güç ve anlamla doldurmuştur.
i. “Bir yerden esenlik dileyerek ayrılmak âdettendi: — 1 Samuel 1:17; Luka 7:50; Elçilerin İşleri 16:36; 1 Petrus 5:14; 3 Yuhanna 1:14 ayetlerinde olduğu gibi.” (Alford) “‘Esenlik (şalom) seninle olsun’, dostlar karşılaştığında ve ayrıldığında, Yahudilerin alışılmış selamlaşma biçimiydi (ve hala öyledir).” (Bruce)
ii. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum: O dönemin kültüründe biri ayrılırken esenlik olsun dediğinde, bunu özel bir anlamı olmadan söylerdi. Bizim hoşça kal dememiz gibi bir şeydi. Kelimenin tam anlamıyla bu söz, “Tanrı seninle olsun” anlamına gelmektedir – ama biz bunu gerçekten bu şekilde söylemeyiz. İsa, size esenlik bırakıyorum dediğinde, bu sözleri çoğu insanın söylediği gibi sıradan ve boş bir şekilde söylemediğini bilmelerini istedi.
iii. Bu dünyanın esenliği genellikle dikkat dağıtmaya ya da kasıtlı körlüğe ve yalanlara dayanır. İsa daha iyi bir esenlik, gerçek bir esenlik sunar.
iv. İsa vasiyetini sunarken, takipçilerine bırakacağı bir mirası ya da serveti yoktu. Yine de İsa onlara herhangi bir servetten daha büyük iki şey verdi: Kutsal Ruh’un varlığını ve gücünü ve İsa’nın bizzat Kendisine ait esenliğini. Bu esenlik, Oğul Tanrı’nın, Baba Tanrı’ya tam bir güven duyan sevgisinden akıp gelen esenliktir.
v. “Esenlik derken, dikkatle ‘Benim esenliğim’ dedi. O’nun esenliği, önündeki tüm acılara ve çatışmalara rağmen huzursuz olmayan ve korkmayan bir yürekti.” (Morgan)
vi. “Kutsal Kitap’ta esenlik anlamına gelen şalom sözcüğü hiçbir zaman sadece sıkıntının olmaması hali anlamına gelmez. En yüce iyiliğimizi sağlayan her şey anlamına gelir. Dünyanın bize sunduğu huzur kaçışın huzurudur, dertlerden kaçınmanın ve olaylarla yüzleşmeyi reddetmenin getirdiği huzurdur.” (Barclay)
d. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın: İsa, Yuhanna 14. bölümün ilk ayetinde kaydedilen konuya geri döner. Tanrı’ya ve Oğlu’na iman ederek, O’nun Ruhu’nu ve esenliğini alarak, oldukça sıkıntılı bir yaşam içinde bile sorunsuz bir yüreğe sahip olabiliriz.
2. (28-29) İsa’nın Baba’ya gitmesinin getirdiği iyilik.
“Size, ‘Gidiyorum, ama yanınıza döneceğim’ dediğimi işittiniz. Beni sevseydiniz, Baba’ya gideceğim için sevinirdiniz. Çünkü Baba benden üstündür. Bunları size şimdiden, her şey olup bitmeden önce söyledim. Öyle ki, bunlar olunca inanasınız.”
a. Beni sevseydiniz… sevinirdiniz: Öğrenciler İsa’nın ayrılış haberinden dolayı üzgündüler. Bunun yerine imanla bakıp, hem İsa için, hem kendileri için hem de dünya için sevinmeliydiler. İsa’nın, gönderilecek Kutsal Ruh aracılığıyla yapacağı işler, O’nun dünyasal hizmeti sırasında yaptığı işlerden daha büyük olacaktı.
·Sevgili İsa, vazgeçtiğin her şeyi düşündüğümde, cennetten yeryüzüne geldiğinde üstlendiğin her şeyi düşündüğümde – her şeyin sana geri verilmesi için Baba’ya gidecek olman beni mutlu ediyor.
·Sevgili İsa, yüceliğe yükseldiğinde ve oradan Kutsal Ruh’u gönderdiğinde, kilisen için dua ettiğinde ve bizim için bir yer hazırladığında bana ve tüm halkına vereceğin her şeyi düşündüğümde, benim için de Baba’ya gidecek olman beni mutlu ediyor.
b. Baba’ya gideceğim için: İsa’da sevinçli bir beklenti olduğunu hissediyoruz, yakında Baba ve Oğul arasındaki göksel paydaşlığa döneceği için mutludur.
c. Babam benden üstündür: Baba, konum olarak Oğul’dan daha üstündür, özellikle beden almada. Ancak Baba, Oğul’dan öz ya da varlık olarak daha üstün değildir; her ikisi de eşit derecede Tanrı’dır.
i. İsa’nın bunu söylemiş olması bile dikkat çekicidir. “Bu şekilde açıkça belirtilmiş olması, O’nun Tanrı olduğu gerçeğini en güçlü biçimde doğrular.” (Dods)
3. (30-31) İsa, Şeytan tarafından baskı kurulan biri olarak değil, gönüllü olarak ilerler.
“Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. Ama dünyanın, Baba’yı sevdiğimi ve Baba’nın bana buyurduğu her şeyi yerine getirdiğimi anlamasını istiyorum. Haydi kalkın, buradan gidelim.”
a. Bu dünyanın egemeni geliyor: İsa, Şeytan’ın Onun peşinden geleceğini biliyordu. O sırada Yahuda İskariot Getsemani Bahçesi’nde İsa’nın tutuklanmasını ayarlıyordu. Böyle durumlarda İsa’nın sevgi dolu, başkalarını merkez alan sakinliği dikkat çekicidir.
b. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur: İsa kendinden emin ve açık bir şekilde, Şeytan’ın O’nda kesinlikle hiçbir dayanak noktası, en ufak bir tutunma ya da aldatma zemini olmadığını söyleyebiliyordu. Şeytan İsa’yı çarmıha itemezdi; İsa, Baba Tanrı’ya sevgisinden kaynaklanan bir itaatle ve dünyaya olan sevgisinden dolayı gitti (dünyanın, Baba’yı sevdiğimi ve Baba’nın bana buyurduğu her şeyi yerine getirdiğimi anlamasını istiyorum).
i. “Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur – saldırısını dayandırabileceği hiçbir nokta yok.” (Alford)
ii. “İsa, Şeytan’ın entrikaları karşısında ezilmeden, ‘dünyanın, İsa’nın Baba’yı sevdiğini görmesi ve Baba’nın O’na buyurduğu her şeyi, İsa’nın yerine getirdiğini anlaması’ için ölüme gitti.” (Dods)
c. Haydi halkın, buradan gidelim: Bu noktada İsa ve öğrencileri sofradan kalkıp yavaş yavaş Getsemani Bahçesi’ne doğru ilerlediler. Hemen ayrılmadıkları açıktır (Yuhanna 18:1) ama burada ayrılmaya başlamışlardır.
i. “Bir düzine kadar bir insan grubunu, belli bir zamanda belli bir yerden ayrılmaya ikna etmeye çalışan herkes, bu hareketi sağlamak için genellikle kısa bir seslenişten daha fazlasının gerektiğini bilir.” (Morris)
ii. “Muhtemelen konuşmanın geri kalanı ve dua (bölüm 17) şimdi herkes gitmeye hazır bir halde ayakta beklerken gerçekleşti.” (Alford)
iii. “Yuhanna 15-17. bölümlerin Getsemani’ye giderken mi söylendiği, yoksa Getsemani’deki sohbet bitene kadar, İsa öğrencileriyle oyalandı mı, açık değildir.” (Tenney)
iv. Birlikte gitmeye hazırlanmaları dikkat çekicidir. “Böyle bir gecede İsa’nın en derin arzusunun yalnız kalmak olduğu düşünülebilirdi… Onları yalnız bırakamazdı. Onları bunu yapmayacak kadar çok büyük bir sevgiyle seviyordu. Yakında öğrencileri Kendisini terk edecek olabilirlerdi ve böyle yapacaklardı. Ama İsa’nın onları terk etmesi mümkün değildi.” (Morrison)
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
