Elçilerin İşleri 26 – Pavlus’un Kral Agrippa Önündeki Savunması

A. Pavlus, Kral Agrippa huzurunda konuşuyor.

1. (1-3) Pavlus’un giriş sözleri.

Agrippa Pavlus’a, “Kendini savunabilirsin” dedi.

Bunun üzerine Pavlus elini uzatarak savunmasına şöyle başladı: “Kral Agrippa! Yahudiler’in bana yönelttiği bütün suçlamalarla ilgili olarak savunmamı bugün senin önünde yapacağım için kendimi mutlu sayıyorum. Özellikle şuna seviniyorum ki, sen Yahudiler’in bütün törelerini ve sorunlarını yakından bilen birisin. Bu nedenle beni sabırla dinlemeni rica ediyorum.

a. Agrippa Pavlus’a… dedi: Pavlus, büyük dedesi İsa’yı bebekken öldürmeye çalışmış, dedesi Vaftizci Yahya’nın başını vurdurmuş, babası elçiler arasından ilk şehit olan Elçi Yakup’u şehit etmiş bir adamın karşısında duruyordu. Agrippa’nın aile geçmişi, Pavlus’a olumlu yaklaşmasını zorlaştıracak nitelikteydi.

b. Kral Agrippa! … savunmamı bugün senin önünde yapacağım için kendimi mutlu sayıyorum: Pavlus tutuklu olmasına rağmen, Agrippa’nın önünde konuşmaktan mutluydu. Öncelikle, davasıyla ilgili kanıtların en üst düzey yetkililer tarafından yakından incelenmesinden memnundu ama aynı zamanda müjdeyi krallara ve yöneticilere duyuruyor olmaktan da memnundu.

i. Pavlus, Sezariye kentindeki toplantı salonunda Festus, Agrippa, Berniki, Roma Lejyon komutanları ve Sezariye’nin tüm önde gelenlerine hitap etti (Elçilerin İşleri 25:23). Bu muazzam bir fırsattı ve Pavlus bu fırsat için kesinlikle mutluydu.

ii. Bu durum, Pavlus iman ettiğinde, Rab’bin Pavlus’a vaat ettiği şeyin kısmen gerçekleşmesiydi: Rab ona, “Git!” dedi. “Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları’na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. (Elçilerin İşleri 9:15)

2. (4-5) Pavlus’un sadık bir Yahudi ve Ferisi olarak yaşamının ilk yılları.

“Bütün Yahudiler, gerek başlangıçta kendi memleketimde, gerek Yeruşalim’de, gençliğimden beri nasıl yaşadığımı bilirler. Beni eskiden beri tanırlar ve isteseler, geçmişte dinimizin en titiz mezhebi olan Ferisiliğe bağlı yaşadığıma tanıklık edebilirler.

a. Gerek başlangıçta kendi memleketimde, gerek Yeruşalim’de, gençliğimden beri nasıl yaşadığımı bilirler: Pavlus Yeruşalim’den birkaç yüz kilometre uzakta, Tarsus’ta doğdu. Ancak genç sayılabilecek bir yaşta Yeruşalim’e gelip orada yaşamaya başladı.

b. Geçmişte dinimizin en titiz mezhebi olan Ferisiliğe bağlı yaşadığıma: Pavlus sadece sadık bir Yahudi değildi, aynı zamanda Yahudiliğin en titiz mezhebi olan Ferisiliğe göre yaşayan sadık bir adam olarak biliniyordu.

3. (6-8) Sadık ve inançlı bir Yahudi olan Pavlus, Agrippa’nın kendi imansızlığıyla yüzleşmesini sağlıyor.

Şimdi ise, Tanrı’nın atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım. Bu, on iki oymağımızın gece gündüz Tanrı’ya canla başla kulluk ederek erişmeyi umdukları vaattir. Ey kralım, Yahudiler’in bana yönelttikleri suçlamalar bu umutla ilgilidir. Sizler, Tanrı’nın ölüleri diriltmesini neden ‘inanılmaz’ görüyorsunuz?

a. Şimdi ise, Tanrı’nın atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım: Pavlus hem yüreğinde hem de zihninde sadık bir Yahudi olarak kalmaya devam ettiğini açıkça belirtti. İsa’ya olan güveni, Tanrı’nın vaadine umut bağlamanın bir sonucuydu ve bu umutla ilgili olarak… Yahudilerin yönelttiği suçlamalara maruz kaldığını belitti.

b. Sizler, Tanrı’nın ölüleri diriltmesini neden ‘inanılmaz’ görüyorsunuz? Agrippa, Yahudiler’in bütün törelerini ve sorunlarını yakından bilen birisi olduğu için (Elçilerin İşleri 26:3), Tanrı’nın ölüleri diriltebileceğini ya da dirilteceğini anlamış olmalıydı.

i. Tanrı’nın her şeyi yapabileceği neden ‘inanılmaz’ görülsün ki? İsa’nın dediği gibi, Tanrı için her şey mümkündür (Matta 19:26). Hatta Eski Antlaşma’daki bazı açık ayetler (Eyüp 19:25-27 gibi), Tanrı’nın doğası ve insanın içindeki sonsuzluk bilinci göz önünde bulundurulduğunda, Agrippa için Tanrı’nın ölüleri diriltmesine inanmak özellikle kolay olmalıdır.

4. (9-11) Pavlus bir zamanlar İsa’nın takipçilerine zulmettiğini açıklıyor.

Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim. Ve Yeruşalim’de bunu yaptım. Başkâhinlerden aldığım yetkiyle kutsallardan birçoğunu hapse attırdım; ölüm cezasına çarptırıldıkları zaman oyumu onların aleyhinde kullandım. Bütün havraları dolaşıp sık sık onları cezalandırır, inandıklarına küfretmeye zorlardım. Öylesine kudurmuştum ki, onlara zulmetmek için bulundukları yabancı kentlere bile giderdim.

a. Ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim: Pavlus imana gelmeden önce İsa’nın izleyicilerine zulmetmesi gerektiğine inanıyordu. Bazılarını hapsetti (hapse attırdım), bazılarını öldürdü (ölüm cezasına çarptırıldıkları zaman) ve bazılarını İsa’dan vazgeçmeye zorladı (küfretmeye zorlardım).

i. Pavlus daha sonraları, önceki zulüm dolu yaşamından duyduğu büyük pişmanlıktan söz eder (1 Korintliler 15:9, 1 Timoteos 1:15). İmanlıları küfretmeye zorladığı gerçeği belki de özellikle vicdanına ağır bir yük veriyordu.

b. Oyumu onların aleyhinde kullandım: Bu sözler açıkça Pavlus’un Yüksek Kurul’un bir üyesi olduğunu ve Yüksek Kurul önünde yargılanan Hristiyanlar’a karşı oy kullandığını ifade eder (Elçilerin İşleri 7’de İstefanos’un yargılanmasında olduğu gibi).

i. Eğer Pavlus, Yüksek Kurul üyesiyse, bu aynı zamanda o dönemde evli olduğu anlamına gelir çünkü Yüksek Kurul’un tüm üyeleri için evli olma şartı vardı. Bir Hristiyan olarak bekar olduğuna göre (1 Korintliler 7:7-9), bu Pavlus’un Hristiyan olduktan sonra karısının öldüğü ya da karısının onu terk ettiği anlamına gelebilir.

c. Öylesine kudurmuştum ki: İman etmeden önce Pavlus öfkeli bir adamdı. Ondaki bu büyük öfke, gayretli dini gözlemlerine rağmen, Tanrı’yla olan ilişkisinin doğru bir noktada olmadığını gösteriyordu.

5. (12-15) İsa, Şam yolunda Pavlus’a Kendisini açıklıyor.

Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şam’a doğru yola çıkmıştım. Ey kralım, öğlende yolda giderken, gökten gelip benim ve yol arkadaşlarımın çevresini aydınlatan, güneşten daha parlak bir ışık gördüm. Hepimiz yere yıkılmıştık. Bir sesin bana İbrani dilinde seslendiğini duydum. ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dedi. ‘Üvendireye karşı tepmekle kendine zarar veriyorsun.’

Ben de, ‘Ey Efendim, sen kimsin?’ dedim.

‘Ben senin zulmettiğin İsa’yım’ diye yanıt verdi Rab.

a. Şam’a doğru yola çıkmıştım: Bu metin, Pavlus’un Şam Yolu’nda yaşadıklarını en kapsamlı şekilde anlattığı bölümdür. İlk olarak belirttiği nokta şu olur: bu nefret ve zulüm görevine, şimdi kendisini suçlayan aynı dini liderlerden aldığı yetki ve görevle gitmiştir.

b. Gökten gelip… aydınlatan, güneşten daha parlak bir ışık gördüm: Pavlus mecazi anlamda ışığı görmeden önce gerçek anlamda ışığı görmüştür. Pavlus haklı olduğundan son derece emin bir şekilde Şam’a doğru yol almıştı; yanıldığını göstermek için öğlen güneşinden daha parlak bir ışık görmesi gerekmişti.

c. ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dedi. ‘Üvendireye karşı tepmekle kendine zarar veriyorsun’: Pavlus, Elçilerin İşleri 9:3-6’daki sözleri tekrarlar. Bu sözler şu noktaları vurgular:

·İsa’nın kişisel çağrısı (Saul, Saul).

·Pavlus’un zulmünün yanlış hedefe sapmış doğası (Bana).

·İsa’ya zulmetmenin akılsızlığı (Neden).

d. Ben senin zulmettiğin İsa’yım: Bu sözler Pavlus’un dünyasını değiştirdi. İsa’nın ölü değil, diri olduğunu hemen anladı. İsa’nın utanç içerisinde lanet altında olmadığını, yücelik içinde hüküm sürdüğünü anladı. İsa’nın takipçilerine zulmederek aslında İsa’ya zulmettiğini ve İsa’ya zulmederek atalarının Tanrısı’na karşı savaştığını fark etti.

i. Pavlus tövbe etmeliydi – düşüncelerini değiştirerek eylemlerini de dönüştürmeliydi ve bunu bir an önce yapmalıydı. Pavlus ahlaklı bir yaşam sürdüğü için ahlaksızlıktan değil, yanlış yönlendirilmiş bir dini gayretten ve Tanrı hakkındaki yanlış fikirlerden tövbe etmesi gerekiyordu.

6. (16-18) İsa, Pavlus’u Şam yolunda göreve atıyor.

‘Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin. Seni kendi halkının ve öteki ulusların elinden kurtaracağım. Seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.’

a. Haydi, ayağa kalk: İsa, Pavlus’u ayağa kalkmaya çağırdı. Bunun nedeni alçakgönüllü olmaması değildi, sebep bir yere gönderilmiş olmasıydı ve gitmek için ayağa kalkması gerekiyordu. Diğer bir ifadeyle, “Haydi kalk, gidelim” diyordu.

b. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm: Dini liderler Pavlus’u Şam’a bir amaç için, yetkiyle ve görevle göndermişlerdi. Şimdi Pavlus’un bir başka görev seçmesi gerekiyordu – İsa’nın görevi.

c. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm… tanıklık edeceksin: Pavlus bir hizmete görevlendirilmişti, yani hem gördüklerine hem de İsa’nın Kendisiyle ilgili ona göstereceklerine tanıklık etme görevinde hizmetkar olacaktı. Hristiyan’ın görevi, mesajını ya da tanıklığını kendi çıkarına hizmet ettirmek değildir; o mesajına hizmet etmeye çağrılmıştır.

d. Hizmetimde görevlendirmek… tanıklık edeceksin: Pavlus da hem gördüklerinin, hem de İsa’nın Kendisiyle ilgili ona göstereceklerinin tanığı olmaya çağrılmıştı. Hristiyan’ın görevi deneyim yaratmak ya da mesajı yaratmak değil, o mesajına tanıklık etmeye ve mesajını deneyimlemeye çağrılmıştır.

e. Seni, ulusların gözlerini açmak… için gönderiyorum: İsa, Pavlus’un yapacağı işi tarif etmiştir. Pavlus o anda Şam yolunda gökten gelen büyük ışıkla kör edilmişti. Onun gözleri henüz fiziksel olarak açılmamıştı ama İsa onu insanların (hem Yahudilerin hem de Yahudi olmayanların) gözlerini açmak için gönderdi.

i. İsa bundan sonra, Pavlus’un gözlerinin açılmasıyla gerçekleşecek dört sonucu ona bildirdi:

·Karanlıktan ışığa dönmesi.

·Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya dönmesi.

·Günahların affına kavuşması.

·Tanrı’nın halkında kutsal kılınanlar arasında mirasa kavuşması.

f. Bana iman ederek… kutsal kılınanların arasında yer alsınlar: İsa Kendisini takip edenleri bu şekilde adlandırdı – Kendi halkı, Kendi ailesi. Onlar kutsal kılınanlardır (günahtan ve benlikten ayrılmışlardır) ve İsa’ya iman ederek kutsal kılınanlar arasında yer almışlardır (bu durum işlerle ya da ruhsal başarılarla değil, İsa’ya olan sevgi ve güven bağlarıyla gerçekleşmiştir).

i. Pavlus’un hitap ettiği salon önemli kişilerle ve önde gelenlerle doluydu (Elçilerin İşleri 25:23) ancak Pavlus’un bu sözleri özellikle Agrippa’ya hitap ederek ve ona odaklanarak söylediğini düşünebiliriz. Böyle yaparak, Agrippa’yı, İsa’ya iman ederek… kutsal kılınanlardan biri olmaya davet ediyordu. Pavlus’un gözleri Şam yolunda nasıl açıldıysa Agrippa’nın gözleri de açılabilirdi.

7. (19-20) Pavlus’un İsa’ya itaat etmesi.

“Bunun için, ey Kral Agrippa, bu göksel görüme uymazlık etmedim. Önce Şam ve Yeruşalim halkını, sonra bütün Yahudiye bölgesini ve öteki ulusları, tövbe edip Tanrı’ya dönmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya çağırdım.

a. Bu göksel görüme uymazlık etmedim: Pavlus’un az önce anlattığı deneyim göz önüne alındığında, bu yaptığı mantıklıydı. Hiç kimse Kendisini bu kadar güçlü bir şekilde açıklayan Tanrı’ya itaatsizlik etmemelidir. Pavlus, Agrippa’nın ve oradaki herkesin önünde, müjdeyi neden duyurduğuna ve neden böyle yaşam sürdüğüne dair güçlü bir savunma yapmıştır.

b. Tövbe edip Tanrı’ya dönmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya çağırdım: Bu sözler, Pavlus’un mesajının güzel bir özetidir. Pavlus tövbe etmeyi ve Tanrı’ya dönmeyi birbirine yakın tutar ve bu iki unsuru aynı eylemin iki yönü olarak anlar. Kişi tövbe etmedikçe Tanrı’ya dönemez – ve eylemler gerçek tövbeyi doğrulayacaktır (tövbeye yaraşır işler yapmak).

8. (21-23) Pavlus savunmasını özetliyor.

Yahudiler’in beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu. Ama bugüne dek Tanrı yardımcım oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir. Onlar, Mesih’in acı çekeceğini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek kendi halkına, gerek öteki uluslara ışığın doğuşunu ilan edeceğini bildirmişlerdi.”

a. Yahudiler’in beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu: Pavlus olayla ilgili gerçeği açıkça ifade eder. Sadece İsa Mesih’in müjdesini öteki uluslara iletmeye çalıştığıiçin Yahudiler onu yakalayıp öldürmeye kalktılar. Siyasi bir devrimci olduğu ya da tapınağın kutsallığını kirlettiği için değil.

b. Ama bugüne dek Tanrı yardımcım oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum: Pavlus iki yıldan fazla süren tutukluluğu sırasında Tanrı onun yardımcısı oldu. Ancak o noktaya kadar yardım onu özgürlüğüne kavuşturmadı; yardım, ona büyük küçük her kesimden insana İsa’nın kim olduğunu ve neler yaptığını anlatma imkanı sağladı.

i. Pavlus bu durumdan hoşnut gibi görünüyor. İlgilendiği şey kişisel özgürlüğünden çok insanlara İsa’yı anlatmaktı.

c. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir: Ayrıca Pavlus, aynı müjdeye olan sarsılmaz bağlılığını da belirtmiştir çünkü bu müjde, insanların geleneklerine ya da ruhsal deneyimlerine değil, sarsılmaz bir şekilde Tanrı’nın sözüne (peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiklerine) dayanmaktadır.

d. Onlar, Mesih’in acı çekeceğini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek kendi halkına, gerek öteki uluslara ışığın doğuşunu ilan edeceğini bildirmişlerdi. Bu ifadeler Pavlus’un vaazının üç ana noktasıydı: İsa’nın ölümü, dirilişi ve İsa’nın iyi haberinin Yahudi ya da Yahudi olmayan arasında ayrım yapılmaksızın tüm dünyaya duyurulması.

B. Festus’un ve Agrippa’nın yanıtı.

1. (24-26) Festus, Pavlus’un çıldırmış olduğunu öne sürüyor, Pavlus da buna yanıt veriyor.

Pavlus bu şekilde savunmasını sürdürürken Festus yüksek sesle, “Pavlus, çıldırmışsın sen! Çok okumak seni delirtiyor!” dedi.

Pavlus, “Sayın Festus” dedi, “Ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum. Kral bu konularda bilgili olduğu için kendisiyle çekinmeden konuşuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.

a. Pavlus, çıldırmışsın sen! Çok okumak seni delirtiyor! Elbette Pavlus’un zeki bir insan olduğu, çok okuduğu belliydi. Yine de Festus o anda onun aklını yitirmiş olduğunu düşündü ve bunu orada bulunan herkesin içinde yüksek sesle söyledi. Pavlus’un bu duruşmadaki davranışları göz önüne alındığında, Festus gibi birinin Pavlus’un çıldırmış olduğunu düşünmesi için bazı nedenler bulunmaktadır.

·Zincire vurulmuş bir tutsak olmasına rağmen, mutlu olduğunu söylüyordu (Elçilerin İşleri 26:2).

·Tanrı’nın ölüleri diriltebileceği konusunda kararlılıkla durdu (Elçilerin İşleri 26:8, 23).

·Göksel bir görüm yaşadı ve bu nedenle yaşamı değişti (Elçilerin İşleri 26:14-19).

·Kendi özgürlüğünden çok İsa’yı duyurma konusuyla ilgileniyordu (Elçilerin İşleri 26:22).

·Sadece Yahudiler ya da sadece Yahudi olmayanlar için değil, tüm insanlık için gerçek olan bir umut ve kurtuluş mesajına inanıyordu (Elçilerin İşleri 26:23).

i. Müjde, doğru bir şekilde duyurulduğunda ve yaşandığında, bazı insanların bizim çıldırmış olduğumuzu düşünmesine sebep olacaktır. Pavlus bunu şu şekilde dile getirmiştir: Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür (1 Korintliler 1:18).

b. Sayın Festus… Ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum: Yine de Pavlus, müjdesinin yalnızca gerçek değil, aynı zamanda akla uygun da olduğunu biliyordu. Tanrı bazen akıl üstü davranabilir ama asla akla aykırı davranmaz.

c. Kral bu konularda bilgili olduğu için… Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım: Festus Roma’dan yeni gelmişti ve belki de İsa ve ilk Hristiyan hareketiyle ilgili pek bir şey bilmiyordu. Ancak Kral Agrippa biliyordu ve Pavlus, Hristiyan inancının temeli olan açık ve tarihsel olaylar hakkında Agrippa’nın bilgisine başvurdu – bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.

i. Pavlus’un mesajı, ücra bir köşede yapılmış işler değildi, bundan dolayı araştırmaya açık tarihsel olaylara (İsa’nın çarmıha gerilişi ve dirilişi gibi) dayandığı için özelliği gerçeğe ve akla uygundu.

ii. Pavlus’un mesajının tarihsel temeli onu gerçek kıldı. Akla uygunluğa noktasına gelince ise gerçekte olan şeyleri görmezden gelmek ya da inkar etmek mantıklı değildir. İsa’nın kim olduğu ve ne yaptığı mutlaka hesaba katılmalıdır.

2. (27-29) Agrippa Hristiyan olma konusunda neredeyse ikna olur.

“Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanıyor musun? İnandığını biliyorum.” Agrippa Pavlus’a şöyle dedi: “Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın?” “İster kısa ister uzun sürede olsun” dedi Pavlus, “Tanrı’dan dilerim ki yalnız sen değil, bugün beni dinleyen herkes, bu zincirler dışında benim gibi olsun!”

a. Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanıyor musun? İnandığını biliyorum: Pavlus, Festus’un çıkışını Kral Agrippa’nın bilgisine başvurmak için kullandı (Elçilerin İşleri 26:26). Sonra Pavlus doğrudan Agrippa’ya yönelip ona meydan okuyarak sorusunu sordu: “İnanıyor musun?

i. Pavlus, Agrippa’ya, İsa’ya inanıp inanmadığını sormadı; “Peygamberlerin sözlerine inanıyor musun?” diye sordu. Pavlus böyle yaklaştı çünkü Agrippa peygamberlere inanıyorsa, gerçeğin ve aklın onu İsa’ya inanmaya yönlendireceğini biliyordu. Agrippa’nın zaten inandığı şeyle, inanması gereken şey arasında bağlantı kurmak istedi.

ii. Pavlus bununla doğrudan Agrippa’ya meydan okumuş ve onu bir karar noktası getirmiştir. Bu çağrı, İsa’nın kim olduğu ve bizim için neler yaptığı mesajının sunumunda iyi ve genellikle gerekli bir parçadır – dinleyiciyi karara çağırmaktadır.

b. Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın?: Pavlus Agrippa’yı peygamberlere ve İsa’ya iman etmeye çağırdığında, Agrippa inanmayı ve inandığını söylemeyi reddetti. Pavlus onu bu kadar kısa bir sürede neredeyse ikna ediyordu.

i. Bu kadar kısa bir sürede ifadesinin ardındaki gerçek fikir, “az daha beni Hristiyan olmaya ikna edecektin” şeklindedir. Az daha ifadesinin anlamı “çabucak” olabileceği gibi, “benimle Hristiyanlık arasında çok az bir mesafe var” anlamına da gelebilir. Agrippa imanlı olmaya ne kadar yakın olsa da yeterince yakın değildi.

ii. Eğer anlam “neredeyse” ise, Agrippa’nın yanıtı özellikle üzücüdür. Elbette, bu kadar kısa bir sürede Hristiyan olmak, bu kadar kısa bir sürede sonsuz yaşama kavuşmak ve bu kadar kısa bir sürede cehennem yargısından kurtulmak anlamına gelir; ama bu kadar kısa bir sürede noktasında kalmak kurtulmaya yetmez.

iii. Agrippa ne kadar ileri gittiği için takdir edilmek bir yana, müjdeye ne kadar yaklaştığını ve müjdeyi ne kadar açık bir şekilde anladığını itiraf edip yine de onu reddederek kendini daha da mahkûm etmiştir.

c. Mesihçi yapmak: Pavlus’un Şam yolunda İsa’nın sözlerini aktardıktan sonra bir Hristiyan’ın ne olduğunu anlatmış olduğunu söyleyebiliriz (Elçilerin İşleri 26:18). Agrippa bunu istemedi.

·Karanlıktan ışığa dönmek istemedi.

·Şeytan’ın gücünden Tanrı’nın gücüne dönmek istemedi.

·Günahlarının bağışlanmasını istemedi.

·Tanrı’nın halkı arasında bir yer edinmek istemedi.

·İsa’ya iman ederek O’nun için ayrılmış olanlardan biri olmak istemedi.

d. Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın?: Agrippa’yı durduran neydi? Onu bu kadar kısa sürede Hristiyan yapacak şey neydi?

i. Agrippa neden bu kadar kısa sürede ikna olamıyordu? Yanıtlardan biri yanında oturuyordu – Berniki. Berniki onun için günahkar ve ahlaksız bir arkadaştı ve Agrippa Hristiyan olmanın onu ve diğer ahlaksız arkadaşlarını kaybetmek anlamına geleceğini elbette fark etmişti. Bundan vazgeçmek istemiyordu.

ii. Agrippa’nın diğer yanında ise Festus oturuyordu – sert mizaçlı, lafı dolandırmayan, Pavlus’un aklını yitirmiş olduğunu düşünen bir adam. Belki de Agrippa, “Ben Hristiyan olamam. Festus benim de deli olduğumu düşünecek” diye düşünmüş olabilir. Böylece insanların övgüsünü istediği için İsa’yı reddetti. “Çok yazık, insanların korkusuyla yönlendirilenlerin sayısı ne de çok! Ey korkaklar, korku mu mahvınıza sebep olacak? Bir zavallı ölümlünün küçümsemelerine karşı gelmeye cesaret edemediğiniz için ruhlarınızın yok olmasına razı mı olacaksınız? Dünyadaki herkes sizi yanlışa çağırsa bile doğruyu izlemeye cesaretiniz yok mu? Ah, korkaklar! Korkaklar! Kendi ruhunuza sahip çıkacak kadar yüreği olmayan ama akılsızların alayları karşısında sinip diz çöken sizler, yok olmayı gerçekten hak ediyorsunuz!” (Spurgeon)

iii. Ve Agrippa karşıya baktığında orada Pavlus vardı – güçlü bir adam, asil bir adam, bilgelik ve karakter sahibi bir adam – ama zincire vurulmuş bir adam. Acaba Agrippa kendine şöyle mi dedi: “Eğer Hristiyan olursam, ben de Pavlus gibi zincire vurulabilirim ya da en azından Pavlus’la bir sayılabilirim. Buna izin veremem – ben önemli bir kişiyim.” “Keşke insanlar Mesih için acı çekmenin şeref olduğunu, gerçek uğruna kaybetmenin kazanç olduğunu, en gerçek saygınlığın ruha vurulan zincire katlanmaktansa kola vurulan zincirleri takmakta yattığını görecek kadar bilge olsalar.” (Spurgeon)

e. Tanrı’dan dilerim ki yalnız sen değil, bugün beni dinleyen herkes, bu zincirler dışında benim gibi olsun: Pavlus, İsa Mesih’in müjdesine olan güveninin devam ettiğini ilan etti. Müjde uğruna uzun süre hapis yatmasına rağmen, duruşundan bir milim bile geri adım atmadı.

f. Bu zincirler dışında: Pavlus çarpıcı bir hareketle zincirleri gösterdi ve zincire vurulmuş olmasına rağmen, kendisini dinleyen kraliyet mensuplarının sahip olduğundan daha fazla özgürlüğe İsa’da sahip olduğunu haykırdı.

3. (30-32) Agrippa Pavlus’un suçsuzluğunu kabul ediyor ama onu Sezar’a havale ediyor.

Kral, vali, Berniki ve onlarla birlikte oturanlar kalkıp dışarı çıktıktan sonra aralarında şöyle konuştular: “Bu adamın, ölüm ya da hapis cezasını gerektiren bir şey yaptığı yok.” Agrippa da Festus’a, “Bu adam davasını Sezar’a iletmeseydi, serbest bırakılabilirdi” dedi.

a. Kral… kalkıp dışarı çıktıktan sonra: Pavlus’un doğrudan meydan okuması Agrippa, Festus ve onlarla birlikte platformda oturan kişiler için çok fazlaydı. Olay aşırı yakın ve fazla kişisel bir hal almaya başlamıştı ve ayağa kalkıp oturumu bitirerek bu duruma bir an önce son vermeleri gerektiğini hissettiler.

b. Bu adamın, ölüm ya da hapis cezasını gerektiren bir şey yaptığı yok: Agrippa da Pavlus’a yöneltilen suçlamaları destekleyecek hiçbir kanıt bulunmadığını gördü ve o Pavlus’un duyurduğu müjdeyi reddederken bile Pavlus’un gösterdiği büyük olgunluğa saygı duydu. Bu nedenle, Agrippa ve diğerleri onun “suçsuz” olduğuna karar verdiler.

c. Bu adam davasını Sezar’a iletmeseydi, serbest bırakılabilirdi: Ancak Pavlus serbest bırakılamazdı çünkü davasını Sezar’a iletmişti. Öyle görünüyor ki, bir kez başvuru yapıldıktan sonra geri çekilemiyordu.

d. Davasını Sezar’a iletmeseydi: Öyle görünüyor ki, Pavlus, davasını Sezar’a iletmemiş olsaydı bu noktada serbest bırakılabilirdi. Peki, Pavlus’un davasını Sezar’a iletmesi iyi bir şey miydi yoksa kötü bir şey mi?

i. Bazı insanlar bunun kötü bir şey olduğuna ve Pavlus’un Tanrı’nın gücü yerine Roma hukuk sisteminin gücüne güvendiğine inanır. Pavlus’un davasını Sezar’a iletmese Agrippa tarafından serbest bırakılabileceğini söylerler.

ii. Ancak tüm bu olaylar aracılığıyla Tanrı’nın planının gerçekleştiğini de görmeliyiz. Pavlus davasını Sezar’a ileterek, Feliks, Festus ve Agrippa’ya müjdeyi duyurduğu gibi Roma İmparatoru’na da müjdeyi duyurma fırsatına sahip olacak ve böylece Pavlus için bildirilen bu adam, Benim adımı krallara duyuracak vaadi yerine gelecektir (Elçilerin İşleri 9:15).

iii. Davasını Sezar’a iletmesi ve ardından masrafların imparatorluk tarafından karşılanıp Roma’ya gitmesi, Kutsal Ruh’un da Pavlus’un Roma’ya gitmesi yönündeki amacının yerine gelmesiydi (Elçilerin İşleri 19:21, 23:11). Bu aynı zamanda Pavlus’un yüreğinde uzun zamandır var olan Roma’daki Hristiyan topluluğunu ziyaret etme arzusuna da yanıttı (Romalılar 1:9-13).

©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik