Elçilerin İşleri 24 – Pavlus’un Feliks’in Huzurundaki Duruşması

A. Pavlus’a yöneltilen suçlamalar.

1. (1) Yahudiler Pavlus aleyhine dosyalarını hazırlıyor.

Bundan beş gün sonra Başkâhin Hananya, bazı ileri gelenler ve Tertullus adlı bir hatip Sezariye’ye gelip Pavlus’la ilgili şikâyetlerini valiye ilettiler.

a. Bundan beş gün sonra: Yahudi liderler (Başkâhin Hananya ve bazı ileri gelenler) davalarını sunmak üzere Tertullus adında yetenekli bir avukat getirdiler.

b. Pavlus’la ilgili şikâyetlerini valiye ilettiler: Feliks’in mahkemesinde üçünün de (Hananya, ileri gelenler ve yetenekli bir avukat) hazır bulunması, Yahudi liderlerin Pavlus’a karşı bir mahkumiyet elde etme konusunda ne kadar ciddi olduğunu bize düşündürür.

2. (2-4) Tertullus, Pavlus’a karşı suçlamasına Feliks’i pohpohlayarak başlıyor.

Pavlus çağrılınca Tertullus suçlamalarına başladı. “Ey erdemli Feliks!” dedi. “Senin sayende uzun süredir esenlik içinde yaşamaktayız. Aldığın önlemlerle de bu ulusun yararına olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Yaptıklarını, her zaman ve her yerde büyük bir şükranla anıyoruz. Seni fazla yormak istemiyorum; söyleyeceğimiz birkaç sözü hoşgörüyle dinlemeni rica ediyorum.

a. Ey erdemli Feliks: Antonius Feliks hayatına bir köle olarak başladı. Kardeşi Pallas, İmparator Claudius’un arkadaşıydı; bu etki sayesinde statüsü yükseldi – önce bir çocuk olarak özgürlüğünü kazandı sonra çeşitli entrikalarla kölelikten Roma valisine geçen ilk eski köle oldu.

i. Ancak köle zihniyeti onunla birlikte kaldı. Romalı tarihçi Tacitus, Feliks’i “bir kölenin ruhuyla bir kralın yetkilerini kullanan bir zulüm ve şehvet efendisi” olarak tanımlamıştır (Historiae 5.9, Longnecker’den aktaran).

ii. “Tacitus’un, Feliks’in kamusal ve özel yaşamına dair çizdiği tablo hiç de hoş değildir. Kötü şöhretli kardeşinin [İmparator Claudius’un gözdesi Pallas] etkisiyle ticaret yaparak, ‘her türlü kötülüğü cezasızlıkla yapabileceğini’ düşünüp her türlü ölçüsüzlüğe ve sefahate düşkünlüğü vardı (Tacitus, Annals 12.54).” (Williams)

b. Senin sayende uzun süredir esenlik içinde yaşamaktayız. Aldığın önlemlerle de bu ulusun yararına olumlu gelişmeler kaydedilmiştir: Bunlar pohpohlayıcı sözler övgü olarak sunulan yalanlardı. Feliks yönettiği kişilere esenlik ya da olumlu gelişmeler getirmedi.

i. “Gerçekte o [Feliks] birkaç ayaklanmayı öylesine barbarca bir vahşetle bastırmıştı ki, Yahudi halkının teşekkürünü değil, nefretini kazanmıştı.” (Stott) Özellikle Sezariye’de binlerce Yahudi’nin katledilmesini emretmiş, çok daha fazla sayıda Yahudi’nin evi Romalı askerler tarafından yağmalanmıştı.

ii. Dalkavukluk genellikle gözardı edilen bir günahtır ve Kutsal Kitap’ta sanıldığından daha sık söz edilir. Romalılar 16:18 şöyle der: Böyle kişiler Rabbimiz Mesih’e değil, kendi midelerine kulluk ediyorlar. Saf kişilerin yüreklerini kulağı okşayan tatlı sözlerle aldatıyorlar. Yahuda 1:16 ayeti, ağızlarından kurumlu sözler çıkar, kendi çıkarları için başkalarını pohpohlarlar, der.

iii. Süleyman’ın Özdeyişleri Kitabı dalkavukluğu dört farklı yerde cinsel ahlaksızlık günahıyla ilişkilendirir. Birçok insan basit dalkavukluklarla ahlaksızlığa sürüklenmiştir.

iv. Süleyman’ın Özdeyişleri 20:19 şöyle der: Dedikoducu sır saklayamaz, Bu nedenle ağzı gevşek olanla arkadaşlık etme. Bu sözler, dalkavukları yakın arkadaşımız arasına almamamız anlamına gelir.

v. Mezmur 78:36 Tanrı’ya bile dalkavukluk etme gibi bir duruma düşebileceğimizi söyler: Oysa ağızlarıyla O’na yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı. Tanrı’yı içten olmayan bir şekilde övdüğünüzde, bu dalkavukluk olur ve Tanrı böyle bir şey istemez.

vi. “Sanırım Feliks bile muhtemelen bu sözleri ciddiye almadan, kurnaz bir tavırla dinledi. Bu Yahudi liderler neyin peşindeler ki, ta Sezariye’den gelip beni bu şekilde pohpohluyorlar?” diye merak etmiş olmalıdır. (Boice)

3. (5-6) Pavlus’u suçlayanlar hangi konuda suçladıklarını belirtiyorlar.

“Biz şunu anladık ki, bu adam dünyanın her yanında bütün Yahudiler arasında kargaşalık çıkaran bir fesatçı ve Nasrani tarikatının elebaşılarından biridir. Tapınağı bile kirletmeye kalkıştı. Ama biz onu yakaladık. Ve kendi yasamıza göre yargılamak istedik.

a. Biz şunu anladık ki, bu adam… bir fesatçı: Pavlus’a yöneltilen suçlamalar esasen onun siyasi açıdan tehlikeli olduğu (bir fesatçı… ve Nasrani tarikatının elebaşılarından biri) ve tapınağı kirlettiğiydi.

i. Eski Yahudiye, mesih adayları ve Roma’ya karşı devrimcilerle doluydu. Tertullus, Pavlus’u bu tür teröristlerle aynı gruba sokmak istedi.

b. Nasrani tarikatının elebaşılarından biri: Pavlus’un bir Nasrani olduğuna yapılan atıf, onu genel olarak hor görülen ve aşağılık bir yere bağlamayı amaçlıyordu. İsa’nın takipçileri için kullanılan hafif bir küçümseme ifadesiydi. Nasıra bir kent olarak kötü bir üne sahip bir yerdi (Yuhanna 1:46).

c. Dünyanın her yanında bütün Yahudiler arasında: Burada Tertullus, Pavlus’un Roma İmparatorluğu’ndaki çalışmalarının kapsamını anlatırken istemeden bir iltifatta bulunmuştur.

d. Tapınağı bile kirletmeye kalkıştı: Bu, Pavlus’un aleyhinde sunulan belirgin tek gerçek suçlamaydı ancak Tertullus bu suçlama için hiçbir kanıt göstermedi çünkü hiçbir kanıt yoktu. Bu suçlama sadece söylentilere dayanan uydurma bir suçlamaydı (Elçilerin İşleri 21:26-29).

i. Pavlus’un gerçeklerden korkacak bir şeyi yoktu ama mahkemede gerçeğin her zaman galip gelmeyeceğini de biliyordu.

ii. Daha da önemlisi, pohpohlamayı bu kadar kolay yapabilen bir kişi, delil olmadan suçlamayı da kolaylıkla yapabilmiştir. Bu iki durum neredeyse her zaman birlikte gerçekleşir; bugün dalkavukluk yapan kişi yarın muhtemelen kanıtsız bir suçlama yapacaktır.

4. (7-9) Tertullus, Pavlus’a karşı suçlamasını tamamlıyor.

Ne var ki, komutan Lisias gelip kaba kuvvet kullanarak onu elimizden aldı götürdü. Onu suçlayanların sana başvurmalarını buyurdu. Onu sorguya çekersen, onunla ilgili bütün suçlamalarımızın doğruluğunu kendisinden öğrenebilirsin.” Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.

a. Ne var ki, komutan Lisias gelip kaba kuvvet kullanarak onu elimizden aldı götürdü: Pavlus’u kurtaran Romalı komutan Lisias burada kötü bir duruma düşürülüyordu. Belli ki, Pavlus’u suçlayanlar davanın bu noktaya gelmesinden pişmanlık duymuşlar ve bunu bir mafta adaletiyle çözmeyi tercih etmişlerdi.

b. Onu sorguya çekersen, onunla ilgili bütün suçlamalarımızın doğruluğunu kendisinden öğrenebilirsin: Tertullus suçlamalarla ilgili dışarıdan bir delil sunmaya bile kalkışmadı. Tek umudu, Pavlus’un Feliks tarafından sorgulanırken kendi suçlu durumunu ifşa etmesiydi.

i. ” Tertullus’un hitabetini zayıf, sakat ve kusurlu olmakla eleştiren yorumcular olmuştur fakat belki de böylesine kötü bir davayı savunurken pek az kişi bundan daha iyisini yapabilirdi.” (Clarke)

c. Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar: Orada bulunan iddia sahibi diğer Yahudiler (başkahin ve ileri gelenler) suçlamaları onayladılar ve suçlamalara katıldılar ama destekleyici hiçbir delil sunmadılar.

B. Pavlus’un savunması.

1. (10-13) Pavlus kendisine karşı açılan davanın zayıflığını ortaya koyuyor.

Valinin bir işareti üzerine Pavlus şöyle karşılık verdi: “Senin yıllardan beri bu ulusa yargıçlık ettiğini bildiğim için, kendi savunmamı sevinçle yapıyorum. Sen kendin de öğrenebilirsin, tapınmak amacıyla Yeruşalim’e gidişimden bu yana sadece on iki gün geçti. Beni ne tapınakta, ne havralarda, ne de kentin başka bir yerinde herhangi biriyle tartışırken ya da halkı ayaklandırmaya çalışırken görmüşlerdir. Şu anda bana yönelttikleri suçlamaları da sana kanıtlayamazlar.

a. Kendi savunmamı sevinçle yapıyorum: Pavlus, davanın gerçeklerinin kendi lehine olduğunu bildiğinden, kendi adına yanıt vermekten mutluluk duyuyordu – ve en önemlisi, Pavlus, Feliks’e hitap ederken dalkavukluk yapmadı.

b. Şu anda bana yönelttikleri suçlamaları da sana kanıtlayamazlar: Aradan sadece on iki gün geçmiş olmasına ve birçok tanığın kolayca bulunabilmesine rağmen, Pavlus’u suçlayanlar, onun tapınakta tartıştığını ya da halkı ayaklandırmaya çalıştığını kanıtlayacak hiçbir gerçek tanık gösteremediler. Suçlamaları için hiçbir kanıt yoktu.

2. (14-21) Pavlus gerçekleştirdiği hizmetini ve neden tutuklandığını açıklıyor.

Bununla birlikte, sana şunu itiraf edeyim ki, kendilerinin tarikat dedikleri Yol’un bir izleyicisi olarak atalarımızın Tanrısı’na kulluk ediyorum. Kutsal Yasa’da ve peygamberlerin kitaplarında yazılı her şeye inanıyorum. Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Tanrı’ya umut bağladım. Bu nedenle ben gerek Tanrı, gerek insanlar önünde vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum. “Uzun yıllar sonra, ulusuma bağışlar getirmek ve adaklar sunmak için Yeruşalim’e geldim. Beni tapınakta adaklar sunarken buldukları zaman arınmış durumdaydım. Çevremde ne bir kalabalık ne de karışıklık vardı. Ancak orada Asya İli’nden bazı Yahudiler bulunuyordu. Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir. Buradakiler de, Yüksek Kurul’un önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar. Önlerine çıkarıldığımda, ‘Bugün, ölülerin dirilişi konusunda tarafınızdan yargılanmaktayım’ diye seslenmiştim. Olsa olsa beni bu konuda suçlayabilirler.”

a. Kendilerinin tarikat dedikleri Yol’un bir izleyicisi olarak atalarımızın Tanrısı’na kulluk ediyorum: Pavlus, atalarımızın Tanrısı’nı ve Kutsal Yasa ve peygamberleri terk etmediğini açıkça belirtmiştir. Tam tersi, her ikisini de yerine getirerek hareket etmiştir.

i. Tertullus, Hristiyanlığa Nasrani tarikatı diyordu (Elçilerin İşleri 24:5) Pavlus ise Yol diyordu.

b. Ölümden dirileceğine dair Tanrı’ya umut bağladım: Sadukiler ölümden dirilişe inanmasa da Pavlus’un zamanındaki birçok Yahudi ya da en dindar Yahudiler ölümden dirilişe inanılıyordu (Elçilerin İşleri 23:8). Pavlus’un ölümden diriliş olacağına inancı, İsa’nın dirilişine olan özel güveniyle bağlantılıydı (1 Korintliler 15).

c. Hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine: Pavlus hem doğru kişiler hem doğru olmayanlar için bir ölümden diriliş olacağına açıkça inanıyordu. Doğru olmayanlar için ruh uykusu ya da yok oluş fikri Yeni Antlaşma öğretisine göre doğru değildir.

d. Bağışlar getirmek ve adaklar sunmak için… geldim: Bu bağışlar, Pavlus’un Batı’daki Yahudi olmayan uluslardaki kiliselerden, Yahuda’daki Hristiyanlar için topladığı bağışları ifade eder (Galatyalılar 2:10, Romalılar 15:26 ve 2 Korintliler 8-9).

e. Senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir: Pavlus bu sözleriyle Feliks’e, kendisini suçlayanların elinde suçlamalarını kanıtlayacak görgü tanığı olmadığını hatırlatır.

i. “Bu nokta Pavlus’un savunmasında güçlü bir noktaydı: ilk olayda yaygara koparan ve sözde Pavlus’un kutsala saygısızlık ettiğini gördüğünü iddia eden kişiler orada hazır bulunma zahmetine bile katlanmamıştı.” (Bruce) Pavlus davasında haklı olduğu için, kendisini suçlayanların kaçındığı şeyi yaparak, davayı sürekli olarak kanıtlara geri getirmiştir.

ii. Hristiyanlar gerçeklerden ya da kanıtlardan asla çekinmemeli ya da utanmamalıdır. Eğer gerçekten Tanrı’yı izliyorsak, gerçek ve kanıtlar bizim dostlarımızdır, suçlayıcılarımız değil.

C. Feliks’in davayla ilgili kararı.

1. (22-23) Feliks yasal bir karar vermekten kaçınıyor.

İsa’nın yoluna ilişkin derin bilgisi olan Feliks duruşmayı başka bir güne ertelerken, “Davanızla ilgili kararımı komutan Lisias gelince veririm” dedi. Oradaki yüzbaşıya da Pavlus’u gözaltında tutmasını, ama kendisine biraz serbestlik tanımasını, ona yardımda bulunmak isteyen dostlarından hiçbirine engel olmamasını buyurdu.

a. Davanızla ilgili kararımı komutan Lisias gelince veririm: Feliks, Romalı komutan Lisias aracılığıyla daha fazla kanıt geleceğini bekleme bahanesiyle karar vermekten kaçındı. Ancak Pavlus’un lehine karar vermek için Feliks’in elinde yeterli kanıt vardı (İsa’nın yoluna ilişkin derin bilgisi vardı).

b. Kendisine biraz serbestlik tanımasını: Yine de Pavlus’un masum olduğunu bildiğinden dolayı, gözaltında tutulduğu süre içinde bile Pavlus’a cömertçe serbestlik tanıdı.

i. Feliks orta yolu bulmaya çalıştı. Pavlus’un masum olduğunu biliyordu ama kendisini Pavlus’un müjdesiyle ve Hristiyanlar’la özdeşleştirmek istemiyordu. Bu yüzden hiçbir karar vermedi ve Pavlus’u gözaltında tuttu.

2. (24-25) Feliks ruhsal bir karar vermekten kaçınıyor.

Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi, Pavlus’u çağırtarak Mesih İsa’ya olan inancı konusunda onu dinledi. Pavlus doğruluk, özdenetim ve gelecek olan yargı gününden söz edince Feliks korkuya kapıldı. “Şimdilik gidebilirsin” dedi, “Fırsat bulunca seni yine çağırtırım.”

a. Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi, Pavlus’u çağırtarak Mesih İsa’ya olan inancı konusunda onu dinledi: Feliks, karısının, Pavlus’un tanıklığını ya meraktan ya da kendisine tavsiyede bulunabilmesi için dinlemesini istiyordu. Sonuçta, karar vermek için yeterli kanıta sahip olmadığını iddia etmişti.

b. Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte: Bu kadın Hirodes Agrippa II’nin ve Elçilerin İşleri 25’te sözü edilen Berniki’nin kız kardeşiydi. Drusilla güzel, hırslı ve bu sırada yaklaşık 20 yaşlarındaydı. Feliks onu baştan çıkararak kocasından uzaklaştırdı ve üçüncü karısı yaptı.

i. “Feliks ile Drusilla’nın ahlaki gevşekliği, Pavlus’un onlara hitap ederken özellikle seçtiği konuları anlamamıza ışık tutar.” (Stott)

c. Pavlus doğruluk, özdenetim ve gelecek olan yargı gününden söz edince: Pavlus’un Feliks’le ve Drusilla’yla konuşurken kullandığı üç nokta bunlardı. Bunlar günümüzdeki birçok vaizin, özellikle de Feliks gibi yüksek bir şahsiyetle konuşurken dile getirmekten kaçınacağı üç noktadır.

i. Pavlus’un bu üç noktayı nasıl adım adım geliştirdiğini tam olarak bilmiyoruz ama şöyle bir tahminde bulunabiliriz:

·İsa Mesih’te sahip olduğumuz doğruluk.

·Hem Feliks’in hem de Drusilla’nın yaşamında açıkça eksik olan Hristiyan ahlakına (özdenetim) duyulan ihtiyaç.

·Tanrı’nın önünde ebedi hesap verme sorumluluğu (gelecek olan yargı).

ii. Pavlus’un Feliks’in yaşamındaki sorunlara yönelik cesurca hitap etmesine hayran kalıyoruz: “Öyleleri yok mu, bir vaizin en büyük amacının kalabalığı cezbetmek ve sonra da dinleyicilerini memnun etmek olduğunu düşünen kişiler yok mu? Tanrım! Eğer bu konuda suçlu olduğumuzu hissediyorsak, her birimiz günahımıza ne kadar da derin bir pişmanlıkla ağlamalıyız. İnsanları memnun etmek nedir ki? İnsanları memnun etsek, bunun ölüm döşeğinde başımızı yastığa huzurla koymamızı sağlayacak bir değeri mi var? Yargı gününde senin mahkemenle yüz yüze kaldığımızda bunun bize cesaret verecek bir yanı mı var, ey ölülerin ve dirilerin Yargıcı? Hayır, kardeşlerim, sözlerimizi her zaman öyle seçmeliyiz ki, bütün gücümüzle dinleyicilerimizin vicdanına seslenebilelim.” (Spurgeon)

iii. “Ama bazıları, ‘Efendim, vaizler insanlara bu kadar doğrudan hitap etmemeli’ diyecektir. Vaizlerin doğrudan hitap etmeleri gerekir, böyle olmadıkça Efendilerine hiç sadık kalamazlar… Ama şimdi biz korkak, değersiz, çekingen insanlar durup genellemelerle geçiştirmek zorunda kalıyoruz; ve sizi işaret etmekten ve günahlarınızı kişisel olarak söylemekten korkuyoruz. Ama Tanrı’ya şükürler olsun ki, ben bu korkudan uzun zaman önce kurtuldum. Bu dünya üzerinde azarlamaya cesaret edemeyeceğim tek bir insan bile yok.” (Spurgeon)

d. Feliks korkuya kapıldı: Pavlus’un sözlerini duymak Feliks’i korkuya sürükledi. Feliks’in yaşamı hakkında bir şeyler bildiğimize göre, en azından muhtemelen kendisine anlatılanları anladığını söyleyebiliriz. Müjde, İsa’yı reddetmeye niyetli olanları korkutmalıdır.

e. “Şimdilik gidebilirsin” dedi, “Fırsat bulunca seni yine çağırtırım”: Ancak Feliks, İsa konusunda olumsuz bir karar açıklamaktan çekindi. Bunun yerine, kararını geciktirme bahanesiyle İsa’yı reddetti.

i. Müjde’ye bu şekilde karşılık veren pek çok insan vardır; İsa Mesih’e bağlanma kararını erteleyerek, geciktirerek aslında reddettiklerini ifade ederler – erteleme de olsa geciktirme de olsa bu yine de bir reddetmedir. Kutsal Kitap bize bugün tövbe ve imanla İsa’ya gelmemizi söyler: Uygun zamanda seni duydum. Kurtuluş günü sana yardım ettim (2 Korintliler 6:2).

ii. Tövbe etmek ve iman etmek için fırsat bulma arayışı akılsızlıktır. “Başka bir zaman’ demiş oluyorsun. Şimdi hissettiklerini bir daha hissedeceğini nereden biliyorsun? Bu sabah belki de yüreğinden bir ses, ‘Rab’binle buluş’ diyor. Yarın bu ses olmayacak. Balo salonunun ve tiyatronun eğlence sesleri, şu anda seni uyaran sesi söndürecek ve belki de bir daha o sesi hiç duyamayacaksın. Her insana uyarılar verilir, ölen herkes ise yok olmadan önce son bir uyarı almıştır. Belki şu an senin son uyarındır.” (Spurgeon)

iii. “Tanrı bugün sizi günah şehvetinizden durdurmak için dizginleri sıkıca çekmektedir; bugün O’nun dizginlerini elinizle iter ve çılgınca koşmaya başlarsanız, belki ‘bırakın koşsun’ diyip dizginlerinizi atabilir; o zaman cehennemle dünya arasında kapkaranlık bir kovalamacanın içinde kalırsınız ve Tanrı’nın uyarılarını, tövbeyi, imanı, umudu geçtiğinizi fark edene dek cehennemin var olduğunu hiç düşünmeden aklını yitirmiş bir karmaşa içinde koşup durursunuz.” (Spurgeon)

iv. İsa’nın iddiaları bizim için hiçbir zaman uygun değildir. Eğer uygun bir fırsat bulmayı beklemekte ısrar edersek, sonsuza dek beklemek zorunda kalabiliriz – acı verici bir uzaklaşma içinde Tanrı’dan ayrı geçen bir sonsuzluk.

3. (26-27) Feliks’in yüreğinde bulunan dürtü ortaya çıkıyor: açgözlülük.

Bir yandan da Pavlus’un kendisine rüşvet vereceğini umuyordu. Bu nedenle onu sık sık çağırtır, onunla sohbet ederdi.

İki yıl dolunca görevini Porkius Festus’a devreden Feliks, Yahudiler’in gönlünü kazanmak amacıyla Pavlus’u hapiste bıraktı.

a. Bir yandan da Pavlus’un kendisine rüşvet vereceğini umuyordu: Feliks Pavlus’la sık sık görüşmesine rağmen, dürüst bir arayış içerisinde değildi. Bir rüşvet elde etmeyi umuyordu.

b. İki yıl dolunca: Roma yasalarına göre Pavlus’un gözaltında tutulma süresi sadece iki yıl olabilirdi. Feliks, Pavlus’u iki yıldan fazla tutarak Roma yasalarını çiğnemeye istekli olduğunu gösterdi.

c. Feliks… Pavlus’u hapiste bıraktı: Feliks, Pavlus’un masum olduğunu bilmesine rağmen onu serbest bırakmayı reddetti. Bunu, Pilatus’un İsa’nın masum olduğunu bildiği halde İsa’yı mahkûm etmesiyle aynı nedenden ötürü yaptı. Her ikisi de tamamen siyasi çıkarlarla (Yahudiler’in gönlünü kazanmak amacıyla) hareket ettiler.

i. Bir bakıma, Feliks ve Pilatus gibi kişiler İsa Mesih’i reddedenler arasında en suçlu kişilerdir. Neyin doğru olduğunu bilirler ama sırf insan korkusundan dolayı doğru olanı yapmayı reddederler. Cesaret eksiklikleri, onlar için ebedi ve ölümcül bir kusurdur.

©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik