Elçilerin İşleri 22 – Pavlus’un Yeruşalim’deki Vaazı

A. Yeruşalim’deki kalabalığa verilen vaaz.

1. (1-2) Pavlus öfkeli kalabalığa vaaz vermeye başlıyor.

“Kardeşler ve babalar, size şimdi yapacağım savunmayı dinleyin” dedi. Pavlus’un kendilerine İbrani dilinde seslendiğini duyduklarında daha derin bir sessizlik oldu. Pavlus şöyle devam etti:

a. Kardeşler ve babalar… dinleyin: Pavlus, Yahudiler’in önündeki büyük savunmasına İstefanos’un yaptığı gibi başladı: Kardeşler ve babalar, beni dinleyin. (Elçilerin İşleri 7:2)

i. “Pavlus harikulade bir savunma yaptı. Hatta ‘savunma’ sözcüğünü kullanmıştır (Elçilerin İşleri 22:1). Savunma Grekçe’de ‘apologia’ sözcüğüdür ve ‘apology (özür)’ kelimesi Batı dillerine buradan geçmiştir. Kişinin geçmiş yaşamının veya eylemlerinin resmi bir savunmasını ifade eder.” (Boice)

b. Daha derin bir sessizlik oldu: Öfkeli kalabalık Pavlus’un kendilerine İbranice (Aramice) hitap ettiğini duyunca, bir sessizlik oldu ve söyleyeceklerine kulak verdiler.

i. Şimdi Pavlus’un vaazını dinleyenler, bir önceki bölümün sonunda, onun Yahudi olmayan birini gizlice Yahudi olmayanlar avlusundan geçirip tapınağa soktuğunu ve tapınağı kirlettiğini düşünüp onu öldürmeye çalışan kalabalıktı.

2. (3) Pavlus bir Yahudi olarak yetiştirildiğini ve geçmişini anlatıyor.

Ben Yahudi’yim. Kilikya’nın Tarsus Kenti’nde doğdum ve burada, Yeruşalim’de Gamaliel’in dizinin dibinde büyüdüm. Atalarımızın yasasıyla ilgili sıkı bir eğitimden geçtim. Bugün hepinizin yaptığı gibi, ben de Tanrı için gayretle çalışan biriydim.

a. Ben Yahudi’yim: Pavlus Yahudilere karşı bir Yahudi gibi konuşuyordu. Aralarındaki ortak zemini ortaya koymaya özen gösterdi. Böylece Pavlus, İsa Mesih’ten önceki yaşam öyküsünü ve sonra imana gelmesini anlatmaya başladı.

i. Luka, Pavlus’un imana gelmesini Elçilerin İşleri 9’da aktarmıştı. Bundan sonra Pavlus imana gelme olayını, Yeni Antlaşma’da en az dört kez daha bir şekilde anlatmıştı ve her bir anlatışının kendine özgü bir amacı vardır.

·Elçilerin İşleri 22: Yahudileri ikna etmek için anlattı.

·Elçilerin İşleri 26: Öteki ulusları ikna etmek için anlattı.

·Filipililer 3: Teolojik açıklama için anlattı.

·1 Timoteos 1: Teşvik etmek için anlattı.

b. Kilikya’nın Tarsus Kenti’nde doğdum ve burada, Yeruşalim’de Gamaliel’in dizinin dibinde büyüdüm: Pavlus, Vaat Edilmiş Topraklar’ın dışında doğmuş olmasına rağmen, Yeruşalim’de ve dönemin en saygın hahamlarından biri olan Gamaliel’in dizinin dibinde büyüdüğünü belirtmiştir (Elçilerin İşleri 5:34).

c. Atalarımızın yasasıyla ilgili sıkı bir eğitimden geçtim… Tanrı için gayretle çalışan biriydim: Pavlus’un başka bir yerde belirttiği gibi, özbeöz İbrani’ydi. Kutsal Yasa’ya bağlılık derseniz, Ferisi’ydi (Filipililer 3:5). Pavlus yasaya, kendi döneminin ruhsal elitlerinin anladığı şekliyle en küçük ayrıntısına kadar uymuştu.

d. Bugün hepinizin yaptığı gibi, ben de Tanrı için gayretle çalışan biriydim: Sanki Pavlus kendisini öldürmeye çalışan bir kalabalık için söyleyebileceği en güzel şeyi söylüyor gibiydi. “Tanrı için gayretle çalışan biri olduğunuzu söyleyebilirim.”

3. (4-5) Pavlus Hristiyanlara nasıl zulmettiğini anlatıyor.

İsa’nın yolundan gidenlere öldüresiye zulmeder, kadın erkek demeden onları bağlayıp hapse atardım. Başkâhin ile bütün kurul üyeleri söylediklerimi doğrulayabilirler. Onlardan Yahudi kardeşlere yazılmış mektuplar alarak Şam’a doğru yola çıkmıştım. Amacım, oradaki İsa inanlılarını da cezalandırmak üzere bağlayıp Yeruşalim’e getirmekti.

a. İsa’nın yolundan gidenlere öldüresiye zulmeder: Bu, bir önceki satırda sözü edilen gayretin bir kanıtıydı. Pavlus zulmeden biri olarak o kadar etkindi ki, bazı durumlarda İsa’nın bazı takipçilerinin ölümünden sorumlu oldu. Pavlus kalabalığa, “Sizin bana yaptığınız bir öldürmeye girişimi olarak kaldı ama ben birçok kişiyi öldürdüm” demiş oluyordu. Bu, kalabalıktaki birçok kişi için beklenmedik bir haber olmalıydı.

b. Kadın erkek demeden onları bağlayıp hapse atardım: Pavlus karşılaştığı her Hristiyan’ı öldürmedi; bazılarını sadece bağlayıp hapse attı. Ama acımasızdı, erkeklere olduğu kadar kadınlara da zulmediyordu.

c. Başkâhin ile bütün kurul üyeleri söylediklerimi doğrulayabilirler. Onlardan Yahudi kardeşlere yazılmış mektuplar alarak… yola çıkmıştım: Pavlus zulüm işini dini liderlerin resmi onayıyla yaptı.

d. Şam’a doğru yola çıkmıştım. Amacım, oradaki İsa inanlılarını da cezalandırmak üzere bağlayıp… getirmekti: Pavlus zulüm faaliyetlerini Yahudiye’nin ötesine, Suriye’ye ve Şam kentine taşıyacak kadar etkindi.

i. Verdiği mesaj açıktır: “Bana neden saldırdığınızı anlıyorum. Ben de bir zamanlar saldıran birisiydim. Nereden geldiğinizi anlıyorum.” Pavlus yirmi yılı aşkın bir süredir Hristiyan olmasına rağmen, Hristiyan olmayanlarla hâlâ ilişki kurabiliyordu.

4. (6-11) Pavlus Şam yolunda yaşadığı doğaüstü deneyimi anlatıyor.

“Ben öğleye doğru yol alıp Şam’a yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı. Yere yıkıldım. Bir sesin bana, ‘Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?’ dediğini işittim.

“‘Ey Efendim, sen kimsin?’ diye sordum.

“Ses bana, ‘Ben senin zulmettiğin Nasıralı İsa’yım’ dedi. Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.

 “‘Rab, ne yapmalıyım?’ diye sordum.

“Rab bana, ‘Kalk, Şam’a git’ dedi, ‘Yapmanı tasarladığım her şey orada sana bildirilecek.’ Parlayan ışığın görkeminden gözlerim görmez olduğundan, yanımdakiler elimden tutup beni Şam’a götürdüler.

a. Birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı: Pavlus, bu göksel ışık üzerine parlayana dek Hristiyanlara ve İsa’ya karşı kararlılıkla zulmeden biriydi. Sanki Pavlus şöyle diyordu: “İsa’yla karşılaşana dek ben de sizin gibiydim. İsa bana göründü ve hayatım çarpıcı bir biçimde değişti.”

b. Ben senin zulmettiğin Nasıralı İsa’yım: Pavlus, bizzat İsa’ya zulmettiğini, öğle güneşinden daha parlak olan yüceliğin Rabbi’ne acı verdiğini anlamıştı. Bu ana kadar kime zulmettiğinin gerçekten farkında değildi.

c. Parlayan ışığın görkeminden gözlerim görmez olduğundan: Bu ışığın parlaklığı Pavlus’un gözlerini kör etmişti. İsa’ya zulmederken ruhsal olarak kördü, şimdi ise artık fiziksel olarak da kördü – ve alçaltılarak elinden tutulup Şam’a kadar götürülmesi gerekti.

5. (12-16) Pavlus Şam’da yaşadığı doğaüstü deneyime verdiği tepkiyi anlatıyor.

“Orada Hananya adında dindar, Kutsal Yasa’ya bağlı biri vardı. Kentte yaşayan bütün Yahudiler’in kendisinden övgüyle söz ettiği bu adam gelip yanımda durdu ve, ‘Saul kardeş, gözlerin görsün!’ dedi. Ve ben o anda onu gördüm.

“Hananya, ‘Atalarımızın Tanrısı, kendisinin isteğini bilmen ve Adil Olan’ı görüp O’nun ağzından bir ses işitmen için seni seçmiştir’ dedi. ‘Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak O’nun tanıklığını yapacaksın. Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O’nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!’

a. Hananya adında dindar, Kutsal Yasa’ya bağlı biri vardı. Kentte yaşayan bütün Yahudiler’in kendisinden övgüyle söz ettiği bu adam gelip yanımda durdu: Pavlus, kendisini Hristiyan ailesine kabul eden kişinin iyi bir Yahudi olarak tanınan Hananya olduğunu belirtmiştir.

b. Atalarımızın Tanrısı, kendisinin isteğini bilmen… için seni seçmiştir: Pavlus’un konuşmasında hem kendisinin hem de Hananya’nın iyi birer Yahudi olarak davrandığını görüyoruz. Tanrı’ya direnmediler ya da miraslarını inkar etmediler.

i. Pavlus kendisinin hâlâ atalarının Tanrısı’na kulluk ettiğini bilmelerini istiyordu. Pavlus Yahudiliği reddetmemişti. Tam tersi olmuş, Yahudilikteki pek çok kişi Tanrı’nın İsa Mesih’te açıkladığı gerçeği reddetmişti.

c. Atalarımızın Tanrısı, kendisinin isteğini bilmen ve Adil Olan’ı görüp O’nun ağzından bir ses işitmen için seni seçmiştir: Elçilerin İşleri 22:14, Tanrı’nın önünde herkesin görevini gösteren harika bir özettir: Tanrı’nın isteğini bilmek, Adil Olan’ı (İsa’yı) görmek ve O’nun ağzından bir ses (O’nun sözünü) işitmek.

6. (17-18) İsa Yeruşalim’deki tapınakta dua ederken kendinden geçen Pavlus’a konuşuyor.

Ben Yeruşalim’e döndükten sonra, tapınakta dua ettiğim bir sırada, kendimden geçerek Rab’bi gördüm. Bana, ‘Çabuk ol’ dedi, ‘Yeruşalim’den hemen ayrıl. Çünkü benimle ilgili tanıklığını kabul etmeyecekler.’

a. Ben Yeruşalim’e döndükten sonra, tapınakta dua ettiğim bir sırada: Pavlus onlara yaklaşık 20 yıl önce olan, kendisi 2 ya da 3 yıllık bir İsa izleyicisiyken başından geçen bir olayı anlattı. Birkaç yıldır Hristiyan olmasına rağmen, yine de tapınakta dua etmek için Yeruşalim’e gelmişti. Kalabalığın şunu bilmesini istiyordu, kendisi İsa’ya iman etmesine rağmen, Yahudi dini törenlerine ve ritüellerine karşı değildi.

b. Kendimden geçerek Rab’bi gördüm: Pavlus tapınaktayken İsa’nın etkileyici bir görümünü görmüştü; ancak mektuplarında bu görümden hiç söz etmemişti ve öyle görünüyor ki, şimdi sadece zorunda kaldığı söz ediyordu. Pavlus’un Hristiyan yaşamı ruhsal deneyimler üzerine değil, Tanrı’nın gerçeği üzerine kurulmuştu ve kendisi ruhsal deneyimleri hakkında konuşmayı da pek sevmezdi.

c. Bana, ‘Çabuk ol’ dedi, ‘Yeruşalim’den hemen ayrıl. Çünkü benimle ilgili tanıklığını kabul etmeyecekler’: İsa’dan gelen bu söz muhtemelen Pavlus için sürpriz oldu. İyi bir nedenle, muhtemelen kendisini Yahudi kardeşlerine müjdeyi getirecek mükemmel kişi olarak görüyordu. Yine de İsa ona bu uyarıyı yaptı, hatta çabuk olmasını söyledi.

7. (19-20) Pavlus İsa’ya yanıt veriyor

‘Ya Rab’ dedim, ‘Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar. Üstelik sana tanıklık eden İstefanos’un kanı döküldüğü zaman, ben de oradaydım. Onu öldürenlerin kaftanlarına bekçilik ederek yapılanları onayladım.’

a. ‘Ya Rab’ dedim, ‘Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar: Bu sözler, Pavlus’un İsa’nın görümde kendisine verdiği uyarıya kibarca itiraz etmesiydi. Pavlus şöyle düşünür: “Rab, beni dinlerler. Benim daha önce Hristiyanlara zulmettiğimi biliyorlar, bu yüzden benim hikayem onlar için güçlü ve ikna edici olacaktır.”

b. Üstelik sana tanıklık eden İstefanos’un kanı döküldüğü zaman, ben de oradaydım… yapılanları onayladım: Pavlus, kiliseye yaptığı ilk ve etkin zulmün, Hristiyanlığa karşı olan Yahudi halkı nezdinde kendisine daha fazla bir güvenilirlik kazandırdığını düşünüyordu. İsa’ya neden gerçekten Yeruşalim’de kalması ve Yahudi halkına İsa’yı anlatmak için çalışması gerektiğini açıklamaya çalıştı.

8. (21) İsa Pavlus’un yanıtına karşılık veriyor.

Rab bana, ‘Git’ dedi, ‘Seni uzaktaki uluslara göndereceğim.’

a. Rab bana, ‘Git’ dedi: İsa, Pavlus’un yanıtını kabul etmedi. İsa, Pavlus’un istediği şekilde Yahudi halkına müjdeyi duyurmanın Pavlus’un için doğru yer ve zaman olmadığını biliyordu. Bunun yerine, İsa onun kendi güvenliği için, bundan 20 yıl önce Yeruşalim’den gitmesini söylemişti.

b. Seni uzaktaki uluslara göndereceğim: Tanrı, Pavlus’a Şam’da dokunduğunda, müjdeyi öteki uluslara duyurma çağrısı kendisine o zaman söylenmişti (Elçilerin İşleri 9:15), bu nedenle İsa’nın Yeruşalim’deki tapınakta ona söylediği sözler yeni değildi. Ancak Pavlus’un tövbe ettikten sonraki ilk Yeruşalim ziyaretinde, yüreğinin İsrail’in kurtuluşuna yönelmek istemesi çok doğaldı – İsa’nın ona tapınakta bu hatırlatmayı yapmasının nedeni budur.

i. Pavlus, müjdeyi Yahudi olmayan uluslara duyurmanın kendi fikri olmadığını açıkça belirtti; bu onun değil, Tanrı’nın planıydı. Bu durumun, öteki uluslardan olanlara neden bu kadar dostça bir halde davranır göründüğünü kalabalığa açıklamasını da umuyordu: Pavlus sadece İsa’ya ve O’nun kendisine verdiği söze itaat ediyordu.

9. (22-23) Kalabalık Pavlus’un anlattıklarına tepki olarak ayaklanıyor.

Pavlus’u buraya kadar dinleyenler, bu söz üzerine, “Böylesini yeryüzünden temizlemeli, yaşaması uygun değil!” diye seslerini yükselttiler.

Onlar böyle bağırır, üstlüklerini sallayıp havaya toz savururken… 

a. Pavlus’u buraya kadar dinleyenler, bu söz üzerine: Pavlus’u öldürmeye çalışan ve sonrasında tüm vaazını dikkatle dinleyen kalabalık, tek bir söz üzerine öfkeye kapıldı. Bu tek söz Uluslar” idi. (Elçilerin İşleri 22:21) Yahudilerden oluşan bu kalabalık, Tanrı’nın kurtuluşunun Yahudi olmayan öteki uluslardan olup iman eden kişilere verilebileceği düşüncesine öfkelendi.

i. Kalabalık bu noktaya kadar dikkatle dinledi. Akıllarınca, İsa hakkındaki bu konuşmaya aldırmadılar ama Tanrı’nın Yahudileri ve öteki uluslardan olanları aynı şekilde kurtarabileceği fikrine dayanamadılar.

iii. İsa’nın mesajı – hem Pavlus’un hem de Yeni Antlaşma’nın duyurduğu mesaj – şudur: Tanrı’ya olduğunuz gibi gelebilirsiniz – Yahudi, Yahudi olmayan, yabancı, mevki sahibi, alt sınıftan, zengin ve fakir – ama O’na İsa Mesih aracılığıyla gelmelisiniz.

iii. O günkü Yahudilerin, Yahudi olmayan kişilerin Yahudiliğe gelmesi ile ilgili bir sorunu yoktu. Ancak Yahudilerin Hristiyan olması gibi, Yahudi olmayanların da Hristiyan olması düşüncesinden inanılmaz derecede rahatsız oluyorlardı çünkü bu durum, Yahudilerin ve Yahudi olmayanların eşit olduğunu ve Tanrı’ya aynı şartlara göre gelmeleri gerektiğini ima ediyordu.

b. Böylesini yeryüzünden temizlemeli, yaşaması uygun değil! Bu öfkeli ve şiddetli tepki gelmesinin sebebi tek bir kelimeydi: uluslar.

i. Yahudilerden oluşan kalabalık, Elçilerin İşleri 22’de, başkalarına duydukları nefreti şiddetli bir öfkeyle ifade eder. Başkaları ise mahva gitmekte olanlarla ilgili duydukları nefreti onlara kayıtsız kalarak ifade ederler. Belki bu bölümdeki kalabalık gibi isyan etmeyebiliriz ama yine de eylemsizliğimiz aynı şeyi ifade ediyor olabilir.

B. Pavlus Roma gözetiminde.

1. (24) Komutan ayaklanmayla ilgili bir açıklama istiyor.

Komutan, Pavlus’un kalenin içine götürülmesini buyurdu. Halkın neden Pavlus’un aleyhine böyle bağırdığını öğrenmek için onun kamçılanarak sorguya çekilmesini istedi.

a. Komutan, Pavlus’un kalenin içine götürülmesini buyurdu: Bu durum Romalı komutan için garip bir manzara olmalıydı. Komutan, Pavlus’un bu büyük kalabalığa kendisinin anlamadığı bir dilde tutkuyla hitap ettiğini gördü. Kalabalığın dikkat kesildiğini gördü, ta ki bir anda her şey bir isyana dönüşene kadar.

i. Ancak durum kendisine anlatıldığında, tüm bunlar ona hem akıl dışı hem de hakaret gibi gelmiş olmalıdır: Bunca kargaşa, tıpkı kendisi gibi olan öteki uluslardan insanlara duyulan nefretten kaynaklanıyordu.

ii. Bu noktadan Elçilerin İşleri kitabının sonuna dek Pavlus Roma gözetiminde olacaktır. Bu kitabın anlattıkları çerçevesinde bakıldığında, bu, Pavlus’un özgür bir insan olarak geçirdiği zamanın sonuydu ancak tanıklığının ya da Tanrı’ya ve Tanrı halkına olan faydasının sonu değildi.

b. Kamçılanarak sorguya çekilmesini istedi: Pavlus’un kamçılanarak dövülmesi önerildi. Bu bir değnekle ya da normal bir kırbaçla dövülmekten oldukça farklıydı (Pavlus bunu yaşamıştı, 2 Korintliler 11:24-25). İnsanlar kamçılandıktan sonra genellikle ya ölür ya da ömür boyu sakat kalırdı.

i. “Kamçı, zaten berbat bir şey olan normal Yahudi kırbacı değil, korkunç Roma kırbacıydı. Roma kırbacı öyle şiddetliydi ki bazı durumlarda kurbanın ölümüyle sonuçlanıyordu.” (Boice)

c. Kamçılanarak sorguya çekilmesini istedi: Bu acımasız bir uygulamaydı yine de o dönemde alışılmış bir uygulamaydı – ama sadece Roma vatandaşı olmayanlara uygulanıyordu.

2. (25-26) Pavlus Roma vatandaşı olduğunu açıklıyor.

Kendisini sırımlarla bağlayıp kollarını geriyorlardı ki, Pavlus orada duran yüzbaşıya, “Mahkemesi yapılmamış bir Roma vatandaşını kamçılamanız yasaya uygun mudur?” dedi.

Yüzbaşı bunu duyunca gidip komutana haber verdi. “Ne yapıyorsun?” dedi. “Bu adam Roma vatandaşıymış.”

a. Kendisini sırımlarla bağlayıp kollarını geriyorlardı ki: Pavlus’un elleri deri sırımlarla bağlanmıştı, böylece elleri tahta bir direğin etrafında birleşiyordu ve sırtı tamamen açıkta kalıyordu. Şüpheli, suçlarını itiraf edene dek bitmeyecek olan acımasız bir dayağa hazırlanıyordu.

b. Mahkemesi yapılmamış bir Roma vatandaşını kamçılamanız yasaya uygun mudur? Ve birden Pavlus Roma vatandaşı olduğunu açıkladı.

c. “Ne yapıyorsun?” dedi. “Bu adam Roma vatandaşıymış”: Bu durumu öğrenince hemen adım attılar. Bir Roma vatandaşını yasal süreçler izlenmeksizin bağlamak bile Roma haklarının ciddi bir ihlaliydi ve Elçilerin İşleri 21:33’te Pavlus’u bağlamakla onun haklarını zaten ihlal etmişlerdi.

3. (27-29) Komutan Pavlus’a vatandaşlığı hakkında sorular soruyor.

Komutan Pavlus’un yanına geldi, “Söyle bakayım, sen Romalı mısın?” diye sordu.

Pavlus da, “Evet” dedi.

Komutan, “Ben bu vatandaşlığı yüklü bir para ödeyerek elde ettim” diye karşılık verdi.

Pavlus, “Ben ise doğuştan Roma vatandaşıyım” dedi.

Onu sorguya çekecek olanlar hemen yanından çekilip gittiler. Kendisini bağlatan komutan da, onun Roma vatandaşı olduğunu anlayınca korktu.

a. Söyle bakayım, sen Romalı mısın? Roma vatandaşlığı hakkında yalan söylemenin cezası çok ağırdı. Bu konu, insanların genelde yalan söylediği bir konu değildi, bu yüzden komutan Pavlus’a doğrudan sordu.

i. “Roma vatandaşlığına dair sözlü beyanlar gerçek kabul edilirdi; belgelerde tahrifat yapmanın ve sahte vatandaşlık iddialarında bulunmanın cezası son derece ağırdı – Epictetus bu tür eylemler için ölüm cezasından bahseder.” (Longenecker)

b. Ben bu vatandaşlığı yüklü bir para ödeyerek elde ettim: Bütün o kargaşa ve yediği dayak yüzünden Pavlus muhtemelen çok kötü görünüyordu. Komutan böyle görünen birinin nasıl olup da vatandaşlık alabildiğini merak ediyor olmalıdır.

i. “Ben bu vatandaşlığı yüklü bir para ödeyerek elde ettim derken komutanın aklından şu tür bir şey geçmiş olabilir – Pavlus gibi perişan görünen biri bunu talep ediyorsa, bu ayrıcalığın son zamanlarda ucuzlamış olduğu ima edilmektedir.” (Bruce)

ii. Stott’a göre, Roma vatandaşlığı ücret karşılığında değil, sadece rüşvet karşılığında satın alınabilirdi. Normalde, sadece bir hak ediş ya da bir ödül kazanmak bunu sağlayabilirdi. “Asıl nokta, komutanın Pavlus’un iddiasından şüphe duyması değil, bugünlerde herkesin vatandaş olabileceğini ima etmesiydi!” (Marshall)

c. Ben ise doğuştan Roma vatandaşıyım: Pavlus’un annesi ve babası (ya da büyükannesi ve büyükbabası) Roma adına yaptıkları bazı iyiliklerden dolayı vatandaşlık hakkı kazanmış olmalıdır.

i. “Vatandaşlığın Pavlus’un babası ya da dedesi tarafından nasıl kazanıldığını bilmemiz mümkün değil ancak benzer olaylar, bunun Küçük Asya’nın güneydoğu bölgesinde bir Romalı general ya da yönetici için gerçekleştirilen değerli hizmetler karşılığında olduğunu düşündürmektedir.” (Bruce)

ii. Pavlus benzerine son derece az rastlanan bir kişiydi. Böylesine eğitimli, zeki, dindar bir Yahudi’nin aynı zamanda Roma vatandaşı olması pek rastlanan bir durum değildi. Tanrı, Pavlus’un bu benzersiz yaşam öyküsünü, onu özel bir şekilde kullanma amacıyla değerlendirecekti, tıpkı sizin benzersiz yaşam öykünüzü sizi özel bir şekilde kullanmak üzere değerlendirmek istediği gibi.

d. Kendisini bağlatan komutan da, onun Roma vatandaşı olduğunu anlayınca korktu: Pavlus hakkında öğrendikleri, komutanın, kendi hayatı konusunda endişelenmesine sebep oldu.

4. (30) Romalı komutan, Pavlus’a yöneltilen suçlamaların Yahudi meclisi (Yüksek Kurul) önünde görüşülmesine karar verir.

Komutan ertesi gün, Yahudiler’in Pavlus’u tam olarak neyle suçladıklarını öğrenmek için onu hapisten getirtti, başkâhinlerle bütün Yüksek Kurul’un toplanması için buyruk verdi ve onu aşağı indirip Kurul’un önüne çıkardı.

a. Tam olarak neyle suçladıklarını öğrenmek için: Luka, Romalı komutanı adil ve dürüst bir adam olarak tanıtır. Pavlus ve dini liderler arasındaki anlaşmazlığın ayrıntılarını bilmemesine rağmen, adil bir çözüm için çok çalışıyor gibi görünmektedir.

i. Romalı komutan “elinde somut bir suçlama olduğunda ne yapacağına daha rahat karar verebileceğini düşünmüş olmalıdır.” (Boice)

b. Başkâhinlerle bütün Yüksek Kurul’un toplanması için buyruk verdi ve onu aşağı indirip Kurul’un önüne çıkardı: Pavlus muhtemelen önemli bir ikinci şans olarak düşündüğü şeyi elde etti. Tapınak tepesindeki kalabalığa vaaz verme fırsatı başka bir ayaklanmayla sonuçlanmıştı ama ertesi gün Sanhedrin (Yüksek Kurul) önünde konuşacaktı.

i. Yüksek Kurul, Yahudi kongresi ya da parlamentosuydu. Pavlus’a bir zamanlar üyesi olduğu grubun önünde konuşma fırsatı verilecekti. Elçilerin İşleri 26:10 açıkça Pavlus’un oy hakkına sahip olduğunu söyler – genellikle bu oy hakkı Yüksek Kurul’un bir üyesi olarak kullanılırdı.

ii. Elbette Pavlus, çok sevdiği ve çok iyi tanıdığı kişilere müjdeyi duyurmak için bu durumun hayatının fırsatı olduğunu düşünmüş olmalıdır.

iii. Tanrı, tövbe edip imana geldiği anda Pavlus’a bir plan açıklamıştı. Pavlus, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları’na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim (Elçilerin İşleri 9:15-16). Pavlus genel planı biliyordu; ama bizim gibi o da her şeyin tam olarak nasıl gerçekleşeceğini bilmiyordu. Her imanlı gibi o da Tanrı’ya güvenmek zorundaydı.

©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik