Elçilerin İşleri 19 – Pavlus Efes’te
A. Efesli öğrenciler Kutsal Ruh’la vaftiz ediliyor.
1. (1-2) Pavlus Efes’te henüz Kutsal Ruh’u almamış bazı öğrencilerle karşılaşıyor.
Apollos Korint’teyken Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes’e geldi. Orada bazı öğrencileri bularak onlara, “İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh’u aldınız mı?” diye sordu.
“Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yok ki!” dediler.
a. Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes’e geldi: Pavlus ikinci müjdeleme yolculuğunda Korint’ten dönerken en son Efes’e uğramıştı. Şimdi ise doğudan yola çıkmış ve Frikya bölgesinde Efes’e gelmişti. Elçilerin İşleri 18:21’de söz verdiği gibi Efes’e geri döndü.
b. İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh’u aldınız mı? Anlaşılan bu öğrencilerde Pavlus’un bu soruyu sormasına sebep olabilecek bir şey vardı. İnsanlara, iman ettiklerinde Kutsal Ruh’u alıp almadıklarını sormanın Pavlus’un geleneği olduğuna dair elimizde herhangi bir belirti yok.
c. Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yok ki: Efesli öğrenciler verdikleri yanıtla, İsa’da açıklanan Tanrı’nın doğası hakkında fazla bir şey bilmediklerini gösterdiler. Kurtulacak ve İsa’nın öğrencisi olacak kadar bir şeyler biliyorlardı (öğrenci oldukları zaten onlara öğrenci denmesinden belli) ama İsa’nın bizim için yaptıkları hakkında, özellikle de göğe yükseldiğinde Kutsal Ruh’u göndereceğine dair vaadi hakkında pek bir şey bilmiyorlardı.
i. Bu kişiler, Pavlus’un Efes’te ilk olarak bağlantı kurduğu (Elçilerin İşleri 18:19-21) ve daha sonra Akvila ve Priskilla’nın kendilerine hizmet etmesi için bıraktığı çekirdek öğrenci grubuna dahil kişiler olmayabilir. Akvila ve Priskilla Korint’te bir buçuk yıl Pavlus’la birlikte kalmışlardı ve Pavlus’un Korintliler’e yazdığı mektuplardan onlara Kutsal Ruh’un kişiliği ve çalışması hakkında bilgi verdiği anlaşılmaktadır. Metinde söz edilen “bazı öğrenciler“, Efes’teki çekirdek grup değil, yeni ya da genç öğrencilerolabilir.
2. (3-4) Pavlus, Yahya’nın yaptığı vaftiz ve İsa’nın adıyla vaftiz arasında bir ayrım yapıyor.
“Öyleyse neye dayanarak vaftiz oldunuz?” diye sordu.
“Yahya’nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk” dediler.
Pavlus, “Yahya’nın yaptığı vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi” dedi. “Halka, kendisinden sonra gelecek Olan’a, yani İsa’ya inanmalarını söyledi.”
a. Yahya’nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk: Efesli öğrenciler Mesih İsa ve O’nun hizmeti hakkında sadece Vaftizci Yahya’nın bildirisi aracılığıyla edinilebilecek temel bir anlayışa sahiptiler. Bu öğrenciler, Akvila ve Priskilla, kendisine Tanrı’nın yolunu daha doğru bir şekilde açıklamadan önce Apollos’un bulunduğu durumla aynı yerdeydiler (Elçilerin İşleri 18:24-26).
i. Yahya’nın öğretisine dayanan vaftiz bizzat Yahya’nın kendisinin gerçekleştirdiği bir vaftiz olabilir ya da Yahya’nın ölümünden sonra onun hizmetini sürdüren bazı öğrencileri tarafından vaftiz edilmiş olabilirler.
b. Yahya’nın yaptığı vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi: Pavlus, Yahya’nın vaftizinin tövbe vaftizi olduğuna, imanla kurtuluş vaftizi olmadığına dikkat çeker. Yahya’nın mesajı İsa’ya işaret ediyordu ama insanları O’na götürmüyordu.
i. Bu Efesli öğrencilerin Yahya’nın bildirisi aracılığıyla Mesih’in gelişini duyduklarını ve Mesih’i kabul etmek için tövbe ederek hazır olmaları gerektiğini anladıklarını düşünebiliriz. Yine de Mesih’in gerçekten geldiğini ve O’na ve işine güvenmeleri gerektiğini duymamış gibi görünüyorlar.
ii. Bazıları Efesli öğrencilerin aslında henüz Hristiyan olmadıklarını öne sürmüşlerdir. Bu konudaki sorun, onlara öğrenci denmesidir ki, bu ifade neredeyse her zaman bir Hristiyan’ı, İsa Mesih’in gerçek bir takipçisini ifade eder. Yine de öğrenci sözcüğünün, İsa’nın bir izleyicisini tarif eden en sık kullanımından daha geniş bir kavrama ve uygulamaya sahip olduğu söylemek gerekir.
iii. Bununla birlikte, Bruce şu noktaya dikkat çeker: “Buradaki kişiler başka bir niteleme olmaksızın sadece öğrenci olarak adlandırıldıklarında, bu durum… onların İsa’nın öğrencileri oldukları anlamına geliyor gibi görünüyor. Eğer Luka, bu kişilerin Vaftizci Yahya’nın öğrencileri olduklarını belirtmek isteseydi… bunu ‘Yahya’nın öğrencileri’ şeklinde söylerdi.”
3. (5-7) Efesli on iki öğrenci İsa’ya iman ediyor, vaftiz oluyor ve Kutsal Ruh’un beraberinde Kutsal Ruh’un armağanlarını da alıyorlar.
Onlar bunu duyunca, Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular. Pavlus ellerini onların üzerine koyunca Kutsal Ruh üzerlerine indi ve bilmedikleri dillerle konuşup peygamberlik etmeye başladılar. Aşağı yukarı on iki kişiydiler.
a. Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular: Vaftizci Yahya’nın öğrettiklerinden aldıklarıyla tam bir şekilde hazır olduklarından, İsa’yı tam anlamıyla kucaklamaya hazırdılar ve İsa’nın adıyla vaftiz oldular.
b. Kutsal Ruh üzerlerine indi: Adamlar vaftiz edildikten sonra Pavlus ellerini onların üzerine koydu, Kutsal Ruh’la doldular ve Kutsal Ruh’un armağanlarını aldılar.
i. Pavlus 1. ve 2 Korintliler mektuplarını bu dönemde Efes’te bulunduğu sırada yazmıştır. 1 Korintliler mektubunun Kutsal Ruh’un kişiliği ve işi hakkında söylediği çok şey vardır.
c. Aşağı yukarı on iki kişiydiler: Bu sözler bize, Efes’teki kilisenin tamamının değil, sadece oradaki küçük bir grubun İsa’nın şahsiyeti ve çarmıhtaki işiyle ilgili bu eksik anlayışa ve kavrayışa sahip olduğunu söyler.
i. Sık sık tartışılan bir soru şudur: “Efesli bu 12 öğrenci, Kutsal Ruh’un bu olağanüstü dolduruşundan önce gerçekten Hristiyan mıydı, değil miydi?” Bir yandan, onlara öğrenci deniyordu – ve Efes’teki Hristiyan topluluğunun bir parçası olarak görünüyorlardı, eğer gerçekten Hristiyan olmasalardı bunlar genellikle onlar hakkında söylenmeyecek şeylerdi. Öte yandan, İsa hakkında çok az şey biliyorlardı; ve bu kez İsa adında suyla vaftiz edildiler. Onların zaten Hristiyan olup olmadıklarını kesin olarak söylemek zordur ancak Pavlus’un onların yaşamlarında Kutsal Ruh’tan bir şeylerin eksik olduğunu algıladığı kesin olarak söylenebilir.
ii. Bugün her Hristiyan’ın kendi yaşamına baktığında, Kutsal Ruh’un Kişiliğinden ve gücünden göze çarpan bir yokluk fark edip etmeyeceği üzerinde ciddi bir şekilde durulmalıdır.
iii. Efesli öğrenciler Tanrı’yla doğru bir noktaya gelme ihtiyaçlarını hissetmişlerdi ve yanıtın Tanrı’nın Mesih’inde olduğunu biliyorlardı – ama bundan daha ileri gitmemişlerdi. Sonuna kadar gitmeleri, İsa’nın olduğu ve yaptığı her şeye iman etmeleri ve Kutsal Ruh’un gücüyle dolmaları gerekiyordu.
iv. “İman ettiğinizde Ruh’u aldınız mı? Sevgili Kardeşler, Ruh’u aldınız mı? Onun ilahi etkisi altında yaşıyor musunuz? Onun gücüyle doluyor musunuz? Soruyu kendinize kişisel olarak sorun. Korkarım ki bu, bazı profesörlerin Kutsal Ruh’un var olup olmadığını bilmediklerini itiraf etmek zorunda kalacakları bir durumdur; ve bazıları ise İsa’nın kurtarıcı olarak yaptıklarından bir nebze zevk almış olsalar da Kutsal Ruh’un yüceliğe eriştiren ve kutsallaştırma sağlayan etkisinden pek de haberdar olmadıklarını itiraf etmek zorunda kalacaklardır.” (Spurgeon)
v. Tanrı her zaman daha derine inmemizi ister. Kana kana içebilecekken yudumluyoruz; dalıp yüzebilecekken suda ayaklarımızı ıslatıyoruz; kulaç atabilecekken sığda oyalanıyoruz. Çoğumuzun Kutsal Ruh’un işlerinde daha derine ve daha ileriye gitmek için teşvik edilmesi gerekiyor.
vi. Eğer bir kişi yaşamında Kutsal Ruh’un gücüne ve varlığına sahip olup olmadığını bilmiyor gibi görünüyorsa, sahip olmadığını varsaymak doğru olur. Eğer sizde varsa, bunu bilirsiniz. “Bir insana elektrik şoku verin, sizi temin ederim ki bunu anlayacaktır; ve eğer Kutsal Ruh’a sahipse, bunu çok daha iyi anlayacaktır.” (Spurgeon) Bu umut edilecek bir şey değildir; bilebiliriz – kişi Kutsal Ruh’la dolu olduğunu bilebilir.
B. Pavlus Efes kentindeki hizmetini sürdürüyor.
1. (8-10) Pavlus en sonunda havradan ayrılıyor ve kendisine ödünç verilen bir okul odasında öğretmeye başlıyor.
Havraya giren Pavlus cesaretle konuşmaya başladı. Üç ay boyunca oradakilerle tartışıp durdu, onları Tanrı’nın Egemenliği konusunda ikna etmeye çalıştı. Ne var ki, bazıları sert bir tutum takınıp ikna olmamakta direndiler ve İsa’nın yolunu halkın önünde kötülemeye başladılar. Bunun üzerine Pavlus onlardan ayrıldı. Öğrencilerini de alıp götürdü ve Tiranus’un dershanesinde her gün tartışmalarını sürdürdü. Bu durum iki yıl sürdü. Sonunda Yahudi olsun Grek olsun, Asya İli’nde yaşayan herkes Rab’bin sözünü işitti.
a. Havraya giren Pavlus cesaretle konuşmaya başladı: Pavlus havrada uzun bir süre müjdeyi vaaz etti ama sonunda bildirdiği mesajı reddeden Yahudilerin etkisi onu oradan uzaklaştırdı. Daha sonra Tiranus adında Yahudi olmayan bir öğretmenin dersliğinde öğretmeye devam etti (Tiranus’un dershanesinde her gün tartışmalarını sürdürdü).
i. Vahiy aracılığıyla bildirilmemiş olsa da antik bir yazıda Pavlus’un Tiranus’un okulundaki toplantılarını sabah on birden öğleden sonra dörde kadar sürdürdüğü söylenir. Bu saatler, Efes’teyken geçimini sağlamak için çalışan Pavlus da dahil olmak üzere, çoğu insanın işten geriye kalan zamanıydı (Elçilerin İşleri 20:34-35). Bu saatler aynı zamanda Tiranus Okulu’nun “açık olmadığı saatler” de olabilir.
ii. Pavlus bunu her gün, yani hiçbir günü boş bırakmadan yapıyordu. Efes’te geçirdiği uzun süre düşünüldüğünde, bu yüzlerce saat öğretmek anlamına geliyordu. Efes’teki çalışmanın bu kadar geniş ve etkili olması şaşırtıcı değildir.
b. Bu durum iki yıl sürdü: Pavlus bunu iki yıl boyunca sürdürdü ve etkili öğretisiyle imanlıları donatarak Tanrı sözünü Asya İli’nde yaşayan herkese ulaştırdı.
i. Pavlus’un bu bölgeye tek başına ulaşması mümkün değildi. Ancak Efesliler 4:11-12’de tarif ettiği gibi, imanlıları hizmet işlerini yapmaları için donatabildi.
2. (11-12) Efes’te gerçekleşen olağanüstü mucizeler.
Tanrı, Pavlus’un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu. Şöyle ki, Pavlus’un bedenine değen peşkir ve peştamallar hasta olanlara götürüldüğünde, hastalıkları yok oluyor, kötü ruhlar içlerinden çıkıyordu.
a. Tanrı, Pavlus’un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu: Luka bu mucizelerin olağanüstü mucizeler olduğunu belirtir ve bir örnek verir; Pavlus’un bedenine değen peşkir ve peştamallar (kelimenin tam anlamıyla “ter örtüleri”) Pavlus orada olmasa bile bir kişinin üzerine bırakıldığında o kişi iyileşiyordu ya da kötü ruhlardan özgür oluyorlardı.
i. Tanrı’nın peşkir ve peştamalları bu şekilde kullanması alışılmadık bir durumdu. “Bu kumaş parçaları muhtemelen Pavlus’un çadır yaptığı sırada ya da deri işlerken kullandığı bezlerdi – alnının terini silmek için peşkirler ve beline sardığı önlüklerdi.” (Bruce)
b. Pavlus’un bedenine değen peşkir ve peştamallar hasta olanlara götürüldüğünde: İnsanların Petrus’un gölgesine (Elçilerin İşleri 5:15) ya da İsa’nın giysisinin eteğine (Matta 14:36) dokunup şifa alması örneklerinde olduğu gibi bu şifanın da nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz: Dokunulan şey, o kişinin İsa’ya ‘şifa veren’ olarak iman etmesini sağlayan bir temas noktası olmuştur.
i. Bunun ilk başta neredeyse bir tesadüf eseri gerçekleştiğini düşünebiliriz – belki şifa arayan kişi batıl bir inançla Pavlus’tan bir mendil aldı ve iyileşti. Ancak bu diğer insanların taklit ettiği bir model haline geldi. Fark edeceğimiz gibi, Efes’te batıl inançlara dayalı büyü ve büyücülük yaygındı. Bu nedenle, bazılarının Pavlus aracılığıyla gerçekleştirilen mucizelere oldukça batıl bir bakış açısıyla yaklaşması bizi şaşırtmamalıdır.
ii. Tanrı, en ilkel batıl inançlarımızda bile bizimle buluşmak için bizim seviyemize eğilecektir. Bu hiçbir zaman Tanrı’nın bizim batıl inançlarımızdan hoşnut olduğu anlamına gelmez ancak merhametinden dolayı bir ihtiyacı karşılamak için onları görmezden gelebilir.
iii. Bulgaristan’da bir vaaz kürsüsünde gelişi güzel sarılmış gazete kağıtlarına benzeyen bir şeyler gördüğümü hatırlıyorum, papazın dua ettiği kumaş parçaları gazetelere sarılmıştı ve hasta insanlara götürülüyordu. Bu, Bulgar kiliselerinde yaygın bir uygulamaydı.
c. Tanrı… olağanüstü mucizeler yaratıyordu: Bu ifade, sıradan olmayan mucizeler şeklinde tercüme edilebilir. Mucizeler beklememiz doğaldır ancak burada gerçekleşen mucizeler beklenmedik türden mucizelerdi.
i. Bunların olağanüstü mucizeler olduğuna dikkat edin; Tanrı’nın şifa vermek için bu yöntemi kullanmaya devam edeceğini beklememeliyiz.
ii. Tanrı, işlerini yeni ve farklı yollarla yapmayı seviyor gibi görünmektedir. Bu nedenle, Tanrı’nın elinden geldiği kanıtlanan her şeyi kabul ederiz ancak sadece Kutsal Kitap’ta bir örneğine sahip olduğumuz şeyleri ısrarla isteriz.
iii. Önemli olan bir nokta da bu olağandışı mucizeleri Pavlus’un gerçekleştirdiği değil, Tanrı’nın bunları Pavlus’un eliyle gerçekleştirdiğinin ifade edilmesidir.
3. (13-16) Skeva adlı bir Yahudi’nin, kötü ruhları kovmakla uğraşan yedi oğlu azarlanıyor.
Çevrede dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler de kötü ruhlara tutsak olanları Rab İsa’nın adını anarak kurtarmaya kalkıştılar. “Pavlus’un tanıttığı İsa’nın adıyla size emrediyoruz!” diyorlardı. Bunu yapanlar arasında Skeva adlı bir Yahudi başkâhinin yedi oğlu da vardı. Kötü ruh ise onlara şöyle karşılık verdi: “İsa’yı biliyor, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?” İçinde kötü ruh bulunan adam onlara saldırdı, hepsini alt ederek bozguna uğrattı. Öyle ki, o evden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.
a. Çevrede dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler: O dönemde, mesleklerini batıl inançlar ve dini törenlerle icra eden, kötü ruhları kovmakla meşgul kişiler vardı. Burada, çevrede dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler, Pavlus’un başarı formülü olarak gördükleri şeyi taklit etmeye çalıştılar.
b. Pavlus’un tanıttığı İsa’nın adıyla size emrediyoruz: Kötü ruhları kovmakla uğraşan Yahudiler başarısız oldular çünkü İsa’yla kişisel bir ilişkileri yoktu. İsa’yı sadece Pavlus’un Tanrısı olarak tanıyorlardı, kendi Tanrıları olarak tanımıyorlardı.
ii. Skeva’nın oğullarının İsa’nın adını kullanma hakkına sahip olmadıklarını söyleyebiliriz çünkü İsa’yla gerçek bir kişisel bağlantıları yoktu. Aynı şekilde, İsa Mesih’le birebir, kişisel bir ilişkileri olmadığı için cehennemde mahvolacak birçok insan – kiliseye giden insanlar olsalar da – vardır. Kendilerine kurtuluş olan İsa Mesih’i değil de sadece “papazın vaaz ettiği İsa’yı” ya da “eşinin iman ettiği İsa’yı” bilirler.
c. Kötü ruh ise onlara şöyle karşılık verdi: “İsa’yı biliyor, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?” Kötü ruh İsa’nın kim olduğunu ve Pavlus’un kim olduğunu tam olarak biliyordu. Ama Skeva adlı başkâhinin yedi oğlunun kim olduğunu bilmiyorlardı. Görünüşe göre, kötü ruhlar düşmanlarının (bu durumda İsave Pavlus) kim olduğunu biliyorlar ve kendileri için tehdit oluşturmayanları (bu durumda Skeva’nın yedi oğlu) tanımak için çaba harcamıyorlardı.
d. İçinde kötü ruh bulunan adam onlara saldırdı, hepsini alt ederek bozguna uğrattı: Skeva’nın yedi oğlunun İsa’yla gerçek bir ilişkisi olmadığı için, kötü ruha karşı ruhsal bir güçleri yoktu. Oradan çıplak ve yaralı olarak kaçtılar. Ruhsal savaş gerçeğini hafife almaları onlar için tehlikeliydi.
4. (17-20) Efes’teki birçok kişi şeytani şeylerle ilişkili nesneleri terk ediyor.
Bu haber, Efes’te yaşayan bütün Yahudiler’le Grekler’e ulaştı. Hepsini bir korku aldı ve Rab İsa’nın adı büyük bir saygınlık kazandı. İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu. Büyücülükle uğraşmış bir sürü kişi de kitaplarını toplayıp herkesin önünde yaktılar. Kitapların değerini hesapladıklarında toplam elli bin gümüş tuttuğunu gördüler. Böylelikle Rab’bin sözü güçlü biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu.
a. Bu haber, Efes’te yaşayan bütün Yahudiler’le Grekler’e ulaştı: Skeva’nın oğullarıyla ilgili olay, halkı kötü ruhlar aleminin gerçekliği konusunda etkiledi. Rab’den ve kötü ruhlardan (her ikisinden de sağlıklı bir şekilde) korkmalarını sağladı. Sonuç olarak Rab İsa’nın adı büyük bir saygınlık kazandı.
i. “Efes Şeytan’ın kalesiydi. Burada hem batıl hem de şeytani birçok kötü uygulama yürütülmekteydi. Büyücülük, tanrısızlık ve yasak sanatlar için formüller içeren kitaplar şehirde bol miktarda bulunuyordu.” (Gaebelein)
b. İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu: Görünüşe göre, Skeva’nın oğulları olayından önce, birçok imanlı, kötü ruhların işlerine dahil olduklarını bilmiyordu. Kötü ruhların faaliyetinin gerçekliğini öğrenene dek eylemlerini çok masum olarak değerlendiriyorlardı.
c. Büyücülükle uğraşmış bir sürü kişi de kitaplarını toplayıp herkesin önünde yaktılar: Skeva’nın oğulları olayı, Hristiyanları, hayatlarında kötü ruhlara özgü kalan her türlü bağlantıyı terk etmeye yöneltti. İtiraf ederek ve sihir ile ilgili kitaplarını yakarak, sahip oldukları her türlü değeri göz ardı ettiler ve kötü ruhları reddettiler.
i. Bu büyü uygulamalarını gerçekleştiren kişilerin gelip yaptıkları kötülükleri itiraf etmeleri önemlidir. Söz konusu büyülerin gücünün, sözlerin gizliliğinde olduğu düşünülüyordu, şimdi ise dile getirip açıklanarak bu gizlilikten ortadan kaldırılıyordu.
ii. Sihirli tılsımlar, muskalar ve büyülerle dolu bu kitaplar ve tomarlar Efes’te çok iyi biliniyordu ve çok değerliydiler. Elli bin gümüşün bugünkü değerinin 1 milyon ila 5 milyon dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.
iii. Hristiyanlar bugün de bunu yapmalı, kitapları, resimleri, bilgisayar dosyalarını, heykelleri, tılsımları, oyunları ya da şeytani ruhlarla bağlantısı olabilecek her şeyi ortadan kaldırmalıdır. Ayrıca bunları başkalarının işine yaramayacak şekilde yok etmelidirler.
iv. “Bu tür şeylerin peşinden gitmeseniz bile zihniniz pek çok ayartının saldırısına uğrayacaktır. Ruhunuzu kirleten herhangi bir alışkanlığınız ya da uygulamanız var mı? Eğer Mesih sizi seviyorsa ve siz de O’na güveniyorsanız, bu işi uzatmazsınız, kısa sürede halledersiniz. Bu işi kökten bitirirsiniz ve konu tamamen kapanır.” (Spurgeon)
d. Böylelikle Rab’bin sözü güçlü biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu: Bu ifade, sonucun her şeye değdiğini açıkça göstermektedir. Efes’teki ve Roma’nın Asya vilayetindeki çalışmalar olağanüstü bir şekilde devam etti.
C. Efes’teki kargaşa.
1. (21-22) Pavlus’un yol arkadaşları onu Efes’te yalnız bırakıyorlar.
Pavlus, bu olup bitenlerden sonra Makedonya ve Ahaya’dan geçip Yeruşalim’e gitmeye karar verdi. “Oraya gittikten sonra Roma’yı da görmem gerek” diyordu. Yardımcılarından ikisini, Timoteos ile Erastus’u Makedonya’ya göndererek kendisi bir süre daha Asya İli’nde kaldı.
a. Pavlus…karar verdi: Kutsal Ruh tarafından yönlendirilen Pavlus, güzergahını belirledi. Makedonya’dan ve Ahaya’dan geçerek Yeruşalim’e, oradan da Roma’ya gitmeye karar verdi.
i. Luka burada bahsetmez ama Pavlus’un Makedonya ve Ahaya’dan geçip Yeruşalim’e gitmek istemesinin bir nedeninin, Yeruşalim’deki kiliseye etmek için diğer kiliselerden topladığı yardımı teslim almak olduğunu biliyoruz (Romalılar 15:25-31; 1 Korintliler 16:1-4).
ii. Roma’yı da görmem gerek ifadesi Pavlus’un orada bulunan Hristiyan topluluğunu ziyaret etme ve onlara hizmet etme tutkusunu yansıtır. Bu tutkudan Romalılar 1:8-15’te de söz edilir.
b. Yardımcılarından ikisini, Timoteos ile Erastus’u Makedonya’ya göndererek: Pavlus, Timoteos’u ve Erastus’u Makedonya’ya gönderirken, kendisi bir süre Efes’te (Asya İli’nde) kaldı.
c. Yardımcılarından: Timoteos’un ve Erastus’un işinin önemli bir kısmı Pavlus’a yardım etmekti. Onlar elçinin gerçek yardımcılarıydılar ve Pavlus’un hizmetini en üst düzeye çıkarmasına yardım ediyorlardı.
2. (23-28) Put yapan Dimitrios, işleri zarar gördüğü için Pavlus’a karşı çıkıyor.
O sırada İsa’nın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı. Artemis Tapınağı’nın gümüşten maketlerini yapan Dimitrios adlı bir kuyumcu, el sanatçılarına bir hayli iş sağlıyordu. Sanatçıları ve benzer işlerle uğraşanları bir araya toplayarak onlara şöyle dedi: “Efendiler, bu işten büyük kazanç sağladığımızı biliyorsunuz. Ama Pavlus denen bu adamın, elle yapılan tanrıların gerçek tanrılar olmadığını söyleyerek yalnız Efes’te değil, neredeyse bütün Asya İli’nde çok sayıda kişiyi kandırıp saptırdığını görüyor ve duyuyorsunuz. Hem bu sanatımız saygınlığını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıyadır, hem de ulu tanrıça Artemis’in Tapınağı’nın hiçe sayılması ve bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı tanrıçanın, ululuğundan yoksun kalması tehlikesi vardır.”
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırmaya başladılar.
a. O sırada İsa’nın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı: İşler çok iyi giderken ve Pavlus Efes’ten ayrılmayı düşünürken, başka bir kargaşalık ortaya çıktı. Elçilerin İşleri’nde üçüncü kez (ve bu bölümde ikinci kez) Hristiyan hareketi bir kez daha Yol olarak adlandırılmaktadır.
b. Hem bu sanatımız saygınlığını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıyadır, hem de ulu tanrıça Artemis’in Tapınağı’nın hiçe sayılması ve… ululuğundan yoksun kalması tehlikesi vardır: Efes’teki bu muazzam Artemis (Diana olarak da bilinir) tapınağı antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilirdi. Her biri 18 metre yüksekliğinde 127 sütunla destekleniyordu ve büyük heykellerle süslenmişti. Tapınak 1869 yılında keşfedilene dek tarih sahnesinden silinmiş ve ana sunağı 1965 yılında ortaya çıkarılmıştır.
i. “Artemis tapınmasının merkezi, grotesk bir kadın imgesine benzeyen ya da ona dönüştürülmüş siyah bir meteoritti. Alt kısmı bir mumya gibi sarılmıştı… put, doğurganlığı simgeleyen göğüslerle kaplıydı.” (Hughes)
ii. “Artemis Tapınağı aynı zamanda tüccarların, kralların ve hatta şehirlerin para yatırdığı ve paralarının tanrıçanın koruması altında güvende tutulabildiği antik dünyanın önemli bir hazinesi ve bankasıydı.” (Longenecker)
iii. Bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı tanrıça: Efes’teki Artemis tapınağı gerçekten de dünya çapında ünlüydü. Cinsellik tanrıçasına tapmak ne kadar ahlaksızlık olsa da bu tapınaktan elde edilen ziynet eşyaları ve putlar önemli bir ticaret kaynağıydı.
c. Pavlus denen bu adamın, elle yapılan tanrıların gerçek tanrılar olmadığını söyleyerek…çok sayıda kişiyi kandırıp saptırdığını: Dimitrios’un ve put yapan diğer kişilerin karşı çıkması, Pavlus’un bölgedeki çalışmalarının etkinliğine büyük bir iltifattı. Pavlus Artemis tapınağını kapatmak için bir kampanya yürütmüyordu; o sadece Rab’bin işini yapıyordu. İnsanlar İsa’ya geldikçe, doğal olarak Artemis’e tapınmayı ve tapınakla ilişkili tapınak putları satın almayı bıraktılar.
i. Hristiyanlık ekonomiyi etkilemelidir – sadece kişisel olarak değil, bir toplum çapında da. Bu etki her zaman hoş karşılanmayabilir. Efes’te, İsa Mesih’in insanları değiştiren işi nedeniyle putperest tapınaklarındaki ticaret azalmıştı. İsa kendi işini yaparken bu pek çok kez olur. Örneğin, Plinius adında Romalı bir yetkili daha sonra Trajan adında başka bir yetkiliye, Hristiyanlık etkisi nedeniyle insanların artık putperest tapınaklara gitmediğini anlatan bir mektup yazmıştı. Plinius ondan bu konuda ne yapması gerektiğini öğrenmek istiyordu.
ii. Topluma faydalı olmak için bu şekilde çaba göstermeliyiz. “Müjdenin Londra ticaretini etkilemesini isterdim; keşke etkileyebilse. Etkilenmesi gereken, biraz daha kısıtlanması gereken bazı ticaretler var… Parlamento Yasası ile değil! Parlamento Yasaları bizi rahat bıraksın. Bu mücadeleyi tek başımıza da verebiliriz. Ama Müjde’nin yayılmasıyla mücadele sona ersin… İnsanların yüreklerinin değişmesiyle gerçekleşmeyen hiçbir reforma inancım yok.” (Spurgeon)
d. Artemis’in Tapınağı’nın hiçe sayılması ve bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı tanrıçanın, ululuğundan yoksun kalması tehlikesi vardır: Dimitrios kalabalığa seslenişinde zekice davranmıştır. Onlara önce maddi çıkarları, sonra da yurttaşlık gururu temelinde hitap etti (“Pavlus ulu tapınağımızı aşağılamaya ve hor görmeye nasıl cüret eder!” diyordu).
i. Bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı “herkes yapıyor” türünde bir argümanıdır. “Herkes bunu yapıyor” ve “herkes böyle düşünüyor” etkili argümanlar değildir ama güçlüdürler.
ii. Yine de Elçilerin İşleri 19:37’de, şehir katibi Pavlus’un tanrıça Artemis’e küfretmediğini özellikle söylemiştir. Pavlus başka şeylere karşı çıkan bir kampanyadan çok İsa’yı tanıtan bir kampanya yürütüyordu.
3. (29-34) Kargaşa ivme kazanıyor.
Kent büsbütün karıştı. Halk, Pavlus’un yol arkadaşlarından Makedonyalı Gayus ve Aristarhus’u yakalayıp sürükleyerek birlikte tiyatroya koşuştu. Pavlus halkın arasına girmek istediyse de, öğrenciler onu bırakmadı. Hatta, Pavlus’un dostu olan bazı Asya İli yöneticileri ona haber yollayarak tiyatroda görünmemesi için yalvardılar. Tiyatrodaki topluluk karışıklık içindeydi. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Çoğu ne için toplandığını bile bilmiyordu. Yahudiler İskender’i öne çıkarınca kalabalıktan bazıları olayı ona bağladı. Eliyle bir işaret yapan İskender, halka savunmasını yapmak istedi. Ama halk kendisinin Yahudi olduğunu anlayınca hep bir ağızdan yaklaşık iki saat boyunca, “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırıp durdu.
a. Kent büsbütün karıştı. Halk… tiyatroya koşuştu: Roma’nın bu tür bir sivil kargaşaya karşı demir yumrukla vurma tavrı düşünüldüğünde, işler giderek kontrolden çıkıyordu.
i. Hristiyanlık tarihinde, Tanrı Kendi halkı arasında işlediğinde ve imanlılar inançları konusunda ciddi olduklarında, bu durumun ahlaksızlığı ya da ahlaksızlık ticareti yapanların geçim kaynaklarını kestiği sık sık görülmüştür. Örneğin, Salvation Army – Kurtuluş Ordusu ilk yıllarında o kadar etkiliydi ki, kadın satıcıları ve bar sahipleri onları tehdit etmek ve onlara şiddetle karşı çıkmak için bir “Skeleton Army – İskelet Ordusu” kurdular ve hatta birkaç Kurtuluş Ordusu çalışanı öldürüldü.
b. Yahudiler İskender’i öne çıkarınca kalabalıktan bazıları olayı ona bağladı: İskender, Yahudilerin de Pavlus’u onaylamadığını kalabalığın bilmesini sağlamak istedi ama öfkeli kalabalığın önünde hiçbir şey başaramadı.
c. Efesliler’in Artemisi uludur! Tekrarlanan bu tezahüratı, tiyatronun dışından duyduğuna şüphe olmayan Pavlus da dahil olmak üzere, Hristiyanların sırtına bir ürperti binmiş olmalı.
i. “Sesler sağır edici olmalıydı. Tiyatronun akustiği bugün bile mükemmeldir ve o dönemde oditoryumun her yanına yerleştirilen bronzdan ve kilden yapılmış çınlayan kaplar sayesinde daha da iyiydi.” (Williams)
ii. İki saat boyunca, “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırdılar. Bunun günümüzdeki benzerlerini düşünün ve dünyamızın tuhaf halini görün. İnsanlar bugün sözleriyle, eylemleriyle, harcadıkları zamanları ya da parayla aslında şu tuhaf fikirleri haykırmış oluyorlar:
·”Benim futbol takımım harika!”
·”Benim siyasi partim harika!”
·”Tüketim ekonomisi harika!”
·”İnternette müstehcen siteler harika!”
·”Asıl olan maddi zenginliktir!”
·”Sarhoş olmak ya da kafayı bulmak harika!”
Oysa bir kişi çıkıp “Rab İsa Mesih uludur” derse, asıl tuhaf karşılanan o olur.
iii. Efesliler’in Artemis’inin sözde ululuğuna rağmen, bugün kimse ona tapmamaktadır (en azından doğrudan). Oysa bugün İsa Mesih için yaşayan, ona tapan ve O’nun uğruna seve seve ölebilecek milyonlarca insan vardır. Putların ve sahte tanrıların hepsinin son kullanma tarihleri vardır ama Nasıralı İsa sonsuza dek yaşar.
4. (35-41) Kentin belediye yazmanı kalabalığın öfkesini yatıştırmayı başarıyor.
Kalabalığı yatıştıran belediye yazmanı, “Ey Efesliler” dedi, “Efes Kenti’nin, ulu Artemis Tapınağı’nın ve gökten düşen kutsal taşın bekçisi olduğunu bilmeyen var mı? Bunları hiç kimse inkâr edemez. Bunun için sakin olmanız ve düşüncesiz bir şey yapmamanız gerekir. Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler. Dimitrios ve sanatçı arkadaşlarının herhangi birinden şikâyeti varsa, mahkemeler açık, yargıçlar da var. Karşılıklı suçlamalarını orada yapsınlar. Soruşturacağınız başka bir durum varsa, bunun yasal bir toplantıda çözümlenmesi gerekir. Bugünkü olaylardan ötürü ayaklanma suçundan yargılanmak tehlikesindeyiz. Hiçbir gerekçesi olmayan bu kargaşanın hesabını veremeyeceğiz.” Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.
a. Bunları hiç kimse inkâr edemez. Bunun için sakin olmanız ve düşüncesiz bir şey yapmamanız gerekir: Belediye yazmanı (kentin belediye başkanı statüsünde bir yetkilisi) mantıklı sözler söyledi. Luka burada, aklı başında insanların Hristiyanlık’tan korkacak ya da karşı çıkacak bir şey görmediklerini göstermek istiyordu.
i. Tanrı Efes’te güçlü bir şekilde çalıştı ama Şeytan da boş durmadı. Pavlus’un Efesliler’e yazdığı mektupta (Efesliler 6:10-20) her Hristiyan’ın ruhsal karanlığın güçlerine karşı verdiği ruhsal savaştan özellikle söz etmesinin bir nedeni bu olabilir.
ii. “Bu bölüm hepimize kalıcı bir ders sunar: öğrenciler gerçek bir uyanışa sahip olduklarında, toplum için bir çığır açılır. Ruh, Tanrı’nın çocukları üzerinde güçlü bir şekilde hareket ettiğinde, imansızlar arasında başka güçlü hareketler de bekleyebiliriz ve Şeytan’ın kendisi, zamanının kısa olduğunu bilerek büyük bir öfkeyle aşağı inerse şaşırmamalıyız.” (Pierson)
b. Topluluğu dağıttı: Tanrı, kalabalığı sakinleştirmek ve Pavlus’la diğer Hristiyanlar’a yönelik anlık tehdidi sona erdirmek için belediye yazmanını kullandı. Tanrı işini ve halkını yine korumuştu.
i. Elçilerin İşleri19:41’deki topluluk Grekçe ekklesia sözcüğüdür, “kilise” için kullanılan sözcükle aynıdır. Bir insan topluluğunu ya da bir araya gelmesini tarif etmek için kullanılan dini olmayan bir terimdi.
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
