Elçilerin İşleri 12 – Yakup’un Şehit Edilmesi, Petrus’un Serbest Bırakılması
A. Elçi Yakup şehit ediliyor.
1. (1) Hirodes kiliseye eziyet ediyor.
O sırada kral Hirodes, kiliseden bazı kişilere eziyet etmeye başladı.
a. Kral Hirodes: Bu Hirodes, İsa’nın doğduğu günlerde hüküm süren Büyük Hirodes’in torunu I. Hirodes Agrippa’ydı (Matta 2:1-16). I. Hirodes Agrippa aynı zamanda İsa’nın yargılanmasında rolü olan Hirodes Antipas’ın da yeğeniydi (Luka 23:7-12).
b. Kiliseden bazı kişilere eziyet etmeye başladı: Kuşkusuz bu eziyet, Hirodes için siyasi açıdan beğeni kazanmak adına yapılmıştı. Hristiyanlar’dan hoşlanmayan birçok vatandaşını memnun etti. Birçok politikacı, kendilerini politik olarak beğenilir kılacaksa, Hristiyanlara zulmetmeye hazırdır.
2. (2) Elçi Yakup’un ölümü.
Yuhanna’nın kardeşi Yakup’u kılıçla öldürttü.
a. Yuhanna’nın kardeşi Yakup’u kılıçla öldürttü: Bu, kilise tarihinde yeni bir gelişmeydi. İsa’yı izleyen on iki kişi arasında şehit edilen ilk kişi Yakup oldu.
i. Elçilerin İşleri 12’ye kadar kilise, birbiri ardına heyecan verici dönüşümler yaşayarak başarılı bir çizgi izlemişti. Önce Tarsuslu Saul, sonra Öteki uluslardan olan Yüzbaşı Kornelius, sonra da Antakya’da Yahudi olmayanlar (ve Yahudiler) arasında oldukça başarılı bir çalışma gerçekleşmişti. Ancak Elçilerin İşleri 12’de, Şeytan’ın önayak olduğu çirkin muhalefet yine baş gösterdi.
ii. Yakup, İsa’ya sadık kalarak ölen elbette ilk Hristiyan değildi. İstefanos (Elçilerin İşleri 7:58-60) bu olaydan önce şehit edilmişti ve kuşkusuz başkaları da şehit edilmişti. Ancak Yakup’un ölümü, Onikiler’in bir şekilde eşsiz bir İlahi korumaya sahip oldukları yanılsamasını yıktı.
b. Yuhanna’nın kardeşi Yakup: Özellikle Yakup’un koruma altında olduğu düşünülebilirdi. Yakup, İsa’nın en yakınındaki öğrencilerden biriydi, sık sık kardeşi Yuhanna ve Petrus’la birlikte anılıyordu (Matta 17:1, 26:37, Markos 5:37, 9:2, 14:33; Luka 5:37, 9:2 ve 14:33).
i. Ancak İsa en yakın izleyicileri için bile özel bir koruma vaat etmemiş, onları zulme hazır olmaları konusunda uyarmıştır (Matta 10:16-26).
ii. Markos 10:35-40’ta, Yuhanna ile kardeşi Yakup, İsa’ya gelerek O’nun iki baş komutanı olmalarının onaylanmasını istediler. İsa onlara şu karşılığı verdi: “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz” dedi İsa. “Benim içeceğim kâseden siz içebilir misiniz? Benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olabilir misiniz?” Yakup ve Yuhanna ne dediklerini bilmediklerinden, içebileceklerini söyleyerek karşılık verdiler. İsa onlara, “Benim içeceğim kâseden siz de içeceksiniz, benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olacaksınız” dedi. Yakup’un şehit olması, kendisi için bu vaadin gerçekleşmesiydi. Yuhanna, kendisini defalarca şehit etme girişimleriyle yüz yüze kalmasına rağmen, Tanrı’ya ömür boyu adanmış bir hizmetle, çağrısını yerine getirdi.
c. Kılıçla: Normalde bu, Yakup’un başının kesildiği anlamına gelir. Eusebius’un İskenderiyeli Clement’ten aktardıklarına göre, Yakup’u yargıcın önünde koruyan asker onun tanıklığından öyle etkilenmiştir ki, o da Hristiyan olduğunu ilan etmiş ve Yakup’la birlikte İsa için seve seve idam edilmişti (Eusebius, Church History 2.9.2-3).
i. Yahuda’nın yerine geçmek için hiçbir girişim olmadığı gibi, Yakup’un yerine geçmek için de herhangi bir girişim olmamıştır (Elçilerin İşleri 1). Bunun nedeni Yakup’un sadık bir şehit olarak ölmesi ama Yahuda’nın İsa’ya ihanet etmesiyle inançtan saptığını ortaya koymasıydı. Yakup’un görevini başka birinin üstlenmesine gerek yoktu.
B. Petrus’un hapisten çıkarılması.
1. (3-4) Hirodes Petrus’u hapsediyor.
Yahudiler’in bundan memnun kaldığını görünce ardından Petrus’u da yakalattı. Bunu, Mayasız Ekmek Bayramı sırasında yaptı. Petrus’u tutuklatıp hapse attırdı ve dörder kişilik dört takım askerin gözetimine teslim etti. Fısıh Bayramı’ndan sonra onu halkın önünde yargılamak niyetindeydi.
a. Yahudiler’in bundan memnun kaldığını görünce: Yakup’u öldürdüğünde kendi popülaritesinin arttığını gören Hirodes, Petrus’u da yakalatarak reytingini daha da yükseltmeye çalıştı.
i. Tarsuslu Saul’dan (Elçilerin İşleri 8:1-3) gelen zulüm ile Hirodes’ten gelen zulüm arasında önemli bir fark vardı. Saul her ne kadar hatalı olsa da (yanlış yönlendirilmiş olsa da) samimi dini inançlarından dolayı zulmetti; Hirodes ise tamamen siyasi nedenlerden dolayı zulmetti. Her ikisi de hatalıydı ama birinin daha iyi bir nedeni vardı.
b. Fısıh Bayramı’ndan sonra onu halkın önünde yargılamak niyetindeydi: Hirodes, Fısıh Bayramı için Yeruşalim’i doldurduran insan kalabalıklarının öngörülemeyen tepkisinden korkarak, Petrus’la siyasi açıdan uygun bir zamanda ilgilenmeye karar verdi.
i. Horton, Petrus’un infazının gecikmesi için üç neden öne sürer: (1) Hirodes, Fısıh Bayramı’na ne kadar titizlikle uyduğunu göstermek istemiştir; (2) bir ayaklanmadan korktuğu için hacılardan oluşan kalabalığının evlerine dönmesini beklemek istemiştir; (3) Yahudi nüfusun tüm dikkatini çekene kadar beklemek istemiştir.
c. Dörder kişilik dört takım askerin gözetimine teslim etti: Petrus’un (diğer elçilerle birlikte) daha önce gizemli bir şekilde hapisten kaçtığını bilen Hirodes (Elçilerin İşleri 5:17-21), Petrus’u korumak amacıyla yüksek güvenlikli bir birlik görevlendirdi.
i. “Normalde tutuklunun bir askere kelepçelenmesi yeterli sayılırdı ancak özel bir önlem olarak Petrus’un her iki yanına da birer asker konuldu ve her iki bileği de zincirliydi” (Stott)
ii. “Böylece Petrus’u sürekli gözetim altında tutan dört asker vardı. Ayrıca onu her zamanki gibi bir asker yerine iki askere zincirleyerek olağanüstü önlemler aldılar (Seneca, Epistulae, 5:7 ile karşılaştırın). Öteki iki asker ise hücrenin dışında nöbet tutuyordu.” (Hughes)
2. (5) Kilise Petrus için dua ediyor.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrı’ya hararetle dua ediyordu.
a. İnanlılar topluluğu onun için Tanrı’ya… dua ediyordu: Bu mücadelede Hirodes’in askerleri ve hapishaneleri vardı; ama kilisenin elinde dua etme gücü vardı. Sonuç yakında ortaya çıkacak ve net bir şekilde karar verilecekti.
i. Petrus hapiste tutuldu ama kilise dua etmekte özgürdü. Tüm diğer kapılar kapanıp kilitlendiğinde, cennete açılan kapı ardına kadar açıktır. Dua ederek bu açık kapıdan yararlanırız.
b. İnanlılar topluluğu onun için Tanrı’ya hararetle dua ediyordu: Hararetle sözcüğü aynı zamanda ciddiyetle dua ettikleri fikrini de içerir; kelimenin tam anlamıyla, bir kişinin bir şey için elinden geleni yaptığını tasvir eder. “Ektenos fiili, tıbbi bir terim olan ektenes sözcüğü ile ilgilidir ve bir kasın en son sınırlarına kadar gerilmesini tanımlar.” (MacArthur)
i. Luka aynı ektenos sözcüğünü, İsa’nın Getsemani Bahçesi’ndeki acı içerisinde ettiği dua için de kullanır (Luka 22:44).
ii. Dualarımızın çoğu içtenlikten yoksun olduğu için güçsüzdür. Çoğunlukla da Tanrı’nın aslında pek önemli görmediğimiz şeylerle ilgilenmesini istiyormuşuz gibi bir tavırla dua ederiz.
iii. İçtenlikle edilen duanın gücü, isteksiz bir Tanrı’yı ikna etmesinden kaynaklanmaz. Bunun yerine, yüreğimizin, Tanrı’nın önemsediği şeyleri tutkuyla önemsediğini gösterir ve İsa’nın vaadini yerine getirir. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir (Yuhanna 15:7).
c. Tanrı’ya hararetle dua ediyordu: Kilisenin Tanrı’ya dua ettiğini görmek de önemlidir. Kilisenin Tanrı’ya dua ettiği çok açık bir şekilde görünebilir ama çoğu zaman dualarımız zayıftır çünkü yüce ve kutsal Tanrımızın huzuruna bilinçli bir halde gitmiyoruz ve isteklerimizi O’na bilinçli bir halde sunmuyoruz.
3. (6-11) Tanrı Petrus’u hapisten kurtarmak için bir melek gönderiyor.
Petrus, Hirodes’in kendisini yargılayacağı günden önceki gece, çift zincirle bağlı olarak iki askerin arasında uyuyordu. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın güvenliğini sağlıyordu. Birdenbire Rab’bin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek, Petrus’un böğrüne dokunup onu uyandırdı. “Çabuk, kalk!” dedi. O anda zincirler Petrus’un bileklerinden düştü.
Melek ona, “Kuşağını bağla, çarıklarını giy” dedi. Petrus da söyleneni yaptı. “Abanı giy, beni izle” dedi melek. Petrus onu izleyerek dışarı çıktı. Ama meleğin yaptığının gerçek olduğunu anlamıyor, bir görüm gördüğünü sanıyordu. Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek kente açılan demir kapıya geldiler. Kapı, önlerinde kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokak boyunca yürüdüler, sonra melek ansızın Petrus’un yanından ayrıldı.
O zaman kendine gelen Petrus, “Rab’bin bana meleğini gönderdiğini şimdi gerçekten anlıyorum” dedi. “O beni Hirodes’in elinden ve Yahudi halkının uğrayacağımı umduğu bütün belalardan kurtardı.”
a. Petrus… gece… uyuyordu: Petrus hiçbir endişe belirtisi göstermedi. İnfazından önceki son gece gibi görünen o gece rahatça uyuyabildi. Unutmayın, RAB sevdiklerinin rahat uyumasını sağlar (Mezmur 127:2).
b. Çift zincirle bağlı olarak iki askerin arasında… Kapıda duran nöbetçiler de zindanın güvenliğini sağlıyordu: Zincirler, gardiyanlar, hapishane kapıları Tanrı ve O’nun atanmış elçileri için hiçbir şey ifade etmiyordu; Petrus hemen serbest bırakıldı.
c. Meleğin yaptığının gerçek olduğunu anlamıyor, bir görüm gördüğünü sanıyordu: Petrus gerçekte ne olduğunu bilmeden itaat etti. Tanrı’nın bir şeyler yaptığını hissedecek kadar bir şeyler biliyordu ve ne olup bittiğini ise daha sonra öğrenebilirdi.
d. Kente açılan demir kapıya geldiler. Kapı, önlerinde kendiliğinden açıldı: Askerler, zincirler, nöbetçiler, demir kapı – Tanrı, Petrus’la birlikteyken ve arkasında dua desteği varken bunların hepsi önemsizdi.
i. Birçoğumuz daha oraya varmadan demir kapıyı nasıl geçeceğimiz ile ilgili endişeleniriz. Bir ay öncesinden demir kapıdan nasıl geçeceğimiz ile ilgili endişelenmeye başlarız! Ama biz kapıya geldiğimizde Tanrı o konuyla ilgilenecektir. Kapı Petrus’un önünde kendiliğinden açıldı. Bu ifade antik Grekçe’de otomatik sözcüğünü ifade etmek için kullanır. Kapıların Petrus için otomatik olarak açıldığı söylenebilir.
ii. F.F. Bruce, aynı şekilde mucizevi bir şekilde hapishaneden kurtarılan Tibetli bir Hristiyan Sundar Singh’in öyküsünü anlatır. Müjde’yi duyurduğu için bir kuyuya atılmış ve üzerine bir kapak konularak sıkıca kilitlenmişti. Ölene kadar kuyuda kapalı olarak tutulacaktı ve kuyunun içinde daha önce ölmüş olanların kemiklerini ve çürüyen cesetleri görebiliyordu. Kuyuya kapatıldığı üçüncü gece, birinin kuyunun kilidini açtığını ve kapağı açtığını duydu. Bir ses ona aşağı indirilmekte olan halatı tutmasını söyledi. Sundar ipin ucunda ayağını sokabileceği bir halka olduğu için minnettardı çünkü kuyuya düşerken kolunu yaralamıştı. Yukarı çıkartıldı, kapak yeniden yerine yerleştirildi ve kilitlendi ancak kurtarıcısına teşekkür etmek için çevresine baktığında kimseyi bulamadı. Sabah olduğunda, tutuklandığı yere gitti ve tekrar müjdeyi vaaz etmeye başladı. Müjdeyi duyurduğu haberi onu tutuklatan yetkiliye ulaştı ve Sundar tekrar onun huzuruna çıkarıldı. Görevli, bir kişinin anahtarı yerinden alıp onu serbest bırakmış olabileceğini düşündüğünü söyleyince, anahtarı aradılar ve görevlinin kendi kemerinde buldular. Tanrı hâlâ Elçilerin İşleri Kitabı’nı yazıyor!
e. O beni Hirodes’in elinden kurtardı: Yakup şehit edildi (Elçilerin İşleri 12:1-2) ve Petrus kurtarıldı. Tanrı’nın böyle şeyler yapmasının ya da yapmamasının nedenlerini genellikle sadece O bilir. Yüceliğe erişen Yakup’un hiçbir şekilde kaybedenler arasına olmadığını biliyoruz.
i. En yalın ifadeyle, Petrus’un göksel evine gitme vakti henüz gelmemişti. Zamanı gelene kadar kimse ona dokunamayacaktı. Kimse ona zarar veremezdi. Yakup’un zamanı gelmişti; Petrus için zaman gelmemişti.
4. (12-17) Petrus kendisi için dua eden imanlıların yanına gidiyor.
Petrus olanların farkına varınca Markos diye tanınan Yuhanna’nın annesi Meryem’in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu. Petrus’un dış kapıyı çalması üzerine Roda adlı bir hizmetçi kız kapıya bakmaya gitti. Petrus’un sesini tanıyan kız, sevincinden kapıyı açmadan tekrar içeri koşarak, “Petrus kapıda duruyor!” diye haber verdi.
“Çıldırmışsın sen!” dediler ona. Ama kız üsteleyince, “Onun meleği olmalı” dediler.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar. Petrus, eliyle susmalarını işaret ederek Rab’bin onu zindandan nasıl çıkardığını anlattı. Sonra, “Bu haberleri Yakup’la öbür kardeşlere iletin” diyerek oradan ayrılıp başka bir yere gitti.
a. Meryem’in evine gitti… dış kapıyı çalması üzerine: Petrus en doğal olarak Hristiyanlar’ın toplanıp dua ettiklerini bildiği yere gitti. Dualarının kabul edilmesi onları sevindirecekti.
b. Sevincinden kapıyı açmadan tekrar içeri koşarak, “Petrus kapıda duruyor!” diye haber verdi: Petrus’un iyi olması Roda’yı o kadar heyecanlıydı ki, onu kapıda unuttu! Bu anlatıların doğal ve gerçekçi havası, Elçilerin İşleri Kitabı’nın güvenilir tarihsel karakterini göstermektedir.
c. “Çıldırmışsın sen!” dediler ona. Bu Hristiyanların zayıf imanları bizi teselli ediyor (ve biraz da gülümsetiyor). Petrus için dua ederken bile, Tanrı’nın onların duasını gerçekten yanıtladığına inanmakta zorlanıyorlardı.
i. Duaları ciddiydi (Elçilerin İşleri 12:5) ama imanları çok güçlü değildi. Zayıf bir iman, büyük Tanrı’ya yönlendirildiğinde, büyük işler başarabilir.
d. Onun meleği olmalı: Yahudiler koruyucu melek fikrine inanıyorlardı ve öyle görünüyor ki, bazı Yahudiler, kişinin koruyucu meleğinin, hizmet ettiği insana bir tür benzerlik taşıdığına inanıyorlardı.
e. Bu haberleri Yakup’la öbür kardeşlere iletin: Petrus’un kendisine iletmelerini söylediği Yakup kısa bir süre önce şehit edilen Yakup değildi. Muhtemelen Yeruşalim’deki kilisede önde gelen bir kişi olan İsa’nın kardeşi Yakup’tu.
f. Oradan ayrılıp başka bir yere gitti: Luka, Elçilerin İşleri 15’teki kısa bir ifade dışında, Petrus’tan son kez bu şekilde söz eder. Petrus’un daha sonra Antakya’da Pavlus’la buluştuğunu (Galatyalılar 2:11-14) ve daha sonraları da iki mektubunu yazdığını biliyoruz.
5. (18-19) Petrus’u koruyan nöbetçilerin idam edilmesi.
Askerler sabahleyin büyük bir telaşa kapıldılar. Birbirlerine, “Petrus’a ne oldu?” diye sordular. Hirodes onu arattı, bulamayınca da nöbetçileri sorguya çekti ve idam edilmeleri için buyruk verdi.
a. Büyük bir telaşa kapıldılar: Bu durum öyle hafife alınacak bir telaş değildi, Kutsal Kitap’ta en ölçülü dille aktarılan olaylarından biridir. Doğrusu, Hirodes en değerli tutuklusunun kaçmasından dolayı öfkeden deliye dönmüştü.
b. Nöbetçileri sorguya çekti ve idam edilmeleri için buyruk verdi: Nöbetçilerin idam edilmesi alışılmış bir durumdu. O günlerde, bir nöbetçinin gözetimi altındaki tutuklu kaçarsa, nöbetçiye tutuklunun cezası verilirdi – söz konusu durumda bu ceza ölümdü.
C. Tanrı küfreden Hirodes’i yargılıyor ve itaat eden kiliseyi kutsuyor.
1. (20-21) Hirodes, kendisini hoşnut etmek isteyen Sur ve Sayda halkına bir konuşma yapıyor.
Bu arada Sur ve Sayda halklarına ateş püskürüyordu. Bunlar birleşip kendisiyle görüşmeye geldiler. Önce kralın başdanışmanı Vlastus’u kendi taraflarına çekerek barış isteğinde bulundular. Çünkü kendi ülkelerinin gereksindiği yiyecekler kralın ülkesinden sağlanıyordu.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.
a. Barış isteğinde bulundular: Sur ve Sayda halkları Büyük Hirodes’in torunu Hirodes’le (I. Hirodes Agrippa) barış yapmak istiyordu. Hirodes onlara ateş püskürdüğünden ve bu halklar Hirodes’in ülkesinden gelen yiyeceklere ihtiyaç duyduğundan dolayı, kalabalık Hirodes’i memnun etmek için seferber olmuştu.
b. Kraliyet giysilerini giyen Hirodes… bir konuşma yaptı: Etkileyici giysiler giymiş olan Hirodes, kendisini memnun etmeye hevesli bir dinleyici kitlesinin önünde konuştu.
2. (22-23) Hirodes, Sur ve Sayda halkının abartılı övgüsünü kabul ediyor ve yüceltmeyi reddettiği Tanrı’nın yargısıyla karşılaşıyor.
Halk, “Bu bir insanın sesi değil, bir ilahın sesidir!” diye bağırıyordu. O anda Rab’bin bir meleği Hirodes’i vurdu. Çünkü Tanrı’ya ait olan yüceliği kendine mal etmişti. İçi kurtlarca kemirilerek can verdi.
a. Bu bir insanın sesi değil, bir ilahın sesidir! Siyasi kurtarıcılar ve Mesihler aramak insan doğasında vardır ve Sur ve Sayda halkı Hirodes’i sanki bir tanrıymış gibi övüyorlardı. Hirodes ise bundan zevk alıyor, yüceliği kendine mal ediyordu (Tanrı’ya ait olan yüceliği kendine mal etmişti).
b. İçi kurtlarca kemirilerek can verdi: Hirodes’in ölüm şekli içinde bulunduğu ruhsal duruma uygundu; içten dışa doğru çürümüştü. Antik Yahudi tarihçisi Josephus da Roma dünyasına hitaben yazarken Hirodes’in ölümünün ne kadar korkunç olduğunu ayrıntılarla anlatmıştır.
i. “Tamamen gümüşten yapılmış ve gerçekten harika bir dokusu olan bir giysi giymişti ve sabah erkenden tiyatroya geldi; o sırada giysisinin gümüşü, güneş ışınlarının üzerine vurmasıyla aydınlandı, şaşırtıcı bir şekilde parladı ve ona dikkatle bakanların üzerine bir korku yayacak kadar göz kamaştırıcıydı; ve o anda dalkavukları, biri bir yerden, diğeri başka bir yerden (onun iyiliği için olmasa da) onun bir ilah olduğunu haykırdı… Bu sırada karnında şiddetli bir ağrı başladı ve ağrı çok şiddetli bir şekilde başladı… beş gün boyunca karnındaki ağrıdan dolayı oldukça bitkin düşüp bu yaşamdan ayrıldı.” (Antiquities, XIX.8.2)
3. (24-25) Tanrı’nın işi bir engele uğramadan devam ediyor.
Tanrı’nın sözü ise yayılıyor, etkisini artırıyordu.
Görevlerini tamamlayan Barnaba’yla Saul, Markos diye tanınan Yuhanna’yı yanlarına alarak Yeruşalim’den döndüler.
a. Tanrı’nın sözü ise yayılıyor, etkisini artırıyordu: Hirodes ve kilise arasındaki karşıtlık çok açıktı. Hirodes Tanrı’nın halkına karşı üstünlük sağladığına inanıyordu ama Tanrı gerçekte kimin yetkili olduğunu gösterdi – Hirodes yargılandı ve kilise bereketlendi.
i. Hirodes Tanrı’ya karşı savaştı. Yakup’u öldürdü ama Tanrı’nın planını bozamadı. Petrus’u tutukladı ama içtenlikle dua eden kilise Tanrı’nın Petrus’u kurtardığını ve elçinin işinin devam ettiğini gördü.
ii. Tarih, Tanrı’yla savaşıp başarılı olabileceklerini düşünen insanlarla doludur; mahvolup gitmiş yaşamları bunun başarılamayacağının kanıtıdır. Friedrich Nietsche, Tanrı’nın öldüğü ve Hristiyanlığın zayıf insanların hor görülen dini olduğu fikrini ortaya atan filozoftu. Tanrı’yla savaşmak Nietsche’yi delirtti ve hayatının son birkaç yılını bu durumda geçirerek sonlandırdı. Sinclair Lewis Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve Elmer Gantry adlı kitabında Tanrı’ya karşı savaştı. Kitap, alkolik olan ve bulduğu her kadınla yatan bir müjdeci hakkındaydı. Sinclair Lewis, Roma yakınlarındaki bir klinikte umutsuz bir alkolik olarak öldü. Yazar Ernest Hemingway, Tanrı’ya karşı macera ve günah dolu hayat yaşadı ve görünüşe göre başına bir şey gelmedi – ta ki kendini bir av tüfeğiyle başından vurana dek. Tanrı’ya karşı savaşmak işe yaramıyor.
b. Barnaba’yla Saul… Yeruşalim’den döndüler: Barnaba ile Saul Yeruşalim’deki yardım faaliyetlerinden dönerken (Elçilerin İşleri 11:30) Yuhanna Markos’u da yanlarında, Antakya’daki kiliseye getirdiler.
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
