Elçilerin İşleri 1 – İsa Göğe Yükseliyor, Yeni Bir Elçi Seçiliyor

A. Önsöz.

1. (1) Önceki yazılara gönderme.

Ey Teofilos, İlk kitabımda İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi…yazmıştım.

a. İlk kitabımda: İlk kitabımda ifadesiyle söz edilen, Luka’nın Müjde kitabıdır. Eskiden Luka Müjdesi ile Elçilerin İşleri Kitabı iki ciltlik tek bir kitap olarak bir arada bulunuyordu.

i. Elçilerin İşleri Kitabı, Kutsal Kitap’ta olmasaydı ne olurdu bir düşünün. Kutsal Kitabınızı elinize aldığınızda, İsa’nın yeryüzündeki hizmetinin Yuhanna’nın Müjde Kitabı ile sona erdiğini ve bundan sonra Pavlus adında bir kişinin Roma’daki İsa takipçilerine yazdığı bir mektubu okurdunuz. Pavlus kimdi? Müjde Yeruşalim’den Roma’ya nasıl ulaştı? İşte Elçilerin İşleri Kitabı tüm bu sorulara yanıt verir. “Büyük bir Yeni Antlaşma bilgini, Elçilerin İşleri kitabının başlığının, ‘Müjde Yeruşalim’den Roma’ya nasıl ulaştı’ şeklinde olabileceğini söylemiştir.” (Barclay)

ii. Yeruşalim’den Roma’ya uzanan bu genişleme dikkate değer bir olaydır. “İnsani açıdan konuşmak gerekirse, [Hristiyanlığın] elinde hiçbir şey yoktu. Parası yoktu, kendini kanıtlamış liderleri yoktu, müjdeyi yaymak için teknolojik araçları yoktu. Ve muazzam engellerle karşı karşıyaydı. Tamamen yeniydi. Tövbe etmeyen dünyaya inanılmaz gerçekler öğretiyordu. En sert nefretlere ve zulümlere maruz kaldı.” (Boice)

iii. Elçilerin İşleri, Septuagint olarak bilinen Eski Antlaşma’nın Grekçe çevirisinin edebi üslubuyla yazılmıştır. “Luka’nın farklı bir tarzda yazabildiğini biliyoruz (Luka 1:1-4), Elçilerin İşleri’nde bu üslubu benimsemesi bilinçli bir şeydir. Muhtemelen kendisini kutsal tarihi olayları kaydediyor gözüyle görüyordu.” (Marshall)

iv. Luka’nın kendisi hakkında Yeni Antlaşma’da çok fazla şey öğrenmiyoruz.

·Onun bir hekim olduğunu biliyoruz (Koloseliler 4:14).

·Yahudi olmayan uluslardan biri olduğunu biliyoruz (adından anlıyoruz).

·Pavlus’un sadık bir dostu olduğunu biliyoruz (Elçilerin İşleri metninden ve Koloseliler 4:14, Filimon 1:24 ve 2 Timoteos 4:11’den).

v. Geçmişte birçok araştırmacının ve eleştirmenin, Elçilerin İşleri kitabını ilk kilisenin bir tür tarihi romanı olarak değerlendirdiği ve kitabın söz konusu olaylardan yaklaşık 100 yıl sonra kaleme alındığını öne sürdüğü bir dönem olmuştur. Ancak tanınmış bir arkeolog ve Kutsal Kitap bilgini olan William Ramsay, Elçilerin İşleri’nin tarihsel olaylarının, kaydettiğini iddia ettiği dönemin belli uygulamaları, yasaları ve gelenekleri açısından son derece doğru olduğunu kanıtlamıştır. Bu eser kesinlikle olaylarla aynı dönemde yaşayıp bizzat tanık olmuş görgü tanıklarının eseridir.

vi. Oxford Üniversitesi’nden Grek-Roma tarihi uzmanı A.N. Sherwin-White, 1960’ların ortalarında, Elçilerin İşleri hakkında şunları yazmıştır: “Tarihsel çerçeve tamdır. Zaman ve yer açısından ayrıntılar kesin ve doğrudur… Bu anlatılar belge olarak, M.S. birinci ve ikinci yüzyılın başlarına ait epigrafik ve edebi kaynaklardaki eyalet ve imparatorluk davalarının kayıtlarıyla aynı tarihsel belge dizisine aittir… Elçilerin İşleri kitabı için tarihi gerçekliğini doğrulayan kanıtlar son derece güçlüdür…Detaylar üzerinde bile kitabın temel tarihselliğini reddetmeye yönelik herhangi bir girişim artık saçma görülmelidir. Roma tarihçileri bunu uzun zaman önce kabul etmişlerdir.”

vii. John Calvin, Elçilerin İşleri Kitabı’nın “engin bir hazine” olduğunu yazmıştır. D. Martyn Lloyd-Jones, Elçilerin İşleri için şöyle der: “kitapların en coşkulu olanı… İşte size tavsiyem şu, bu kitabın içine girip yaşayın. Bu kitap bir güçlendirici, tazeleyici bir içecektir, Ruhsal yaşamda bildiğim en büyük güç ve tazelik kaynağı budur. ” (Aktaran Stott)

b. Teofilos: Bu kişi eğitim almak isteyen bir Hristiyan olabilir. Luka tarafından Hristiyan hareketinin tarihi hakkında bilgilendirilen Romalı bir yetkili de olabilir. Ya da bu isim sembolik bir isim olabilir çünkü Teofilos ismi “Tanrı aşığı” anlamına gelir.

i. Birinci cildin girişinde (Luka 1:3) Luka Teofilos’a Sayın diyerek hitap eder ki, bu ifade yüksek makamlarda bulunan kişilere hitap etmenin bir yoludur.

ii. Elçilerin İşleri kitabı, Pavlus’un Sezar’ın önünde yargılanmayı beklemesiyle sona erdiğinden dolayı, bazıları Luka ve Elçilerin İşleri kitaplarının, Pavlus adına Romalı bir yetkiliye verilmek üzere Pavlus’un davasıyla ilgili geri planı aktaran birer “savunma özeti” olup olmadığını merak etmiştir. Luka, Elçilerin İşleri 21:17’de Pavlus’la birlikte Yeruşalim’e gelmiş, Elçilerin İşleri 27:1’de Roma’ya giderken yine onunla birlikte ayrılmıştır. Bu iki yıl içinde Luka’nın Müjde kitabını ve Elçilerin İşleri kitabını araştırmak ve yazmak için bolca zamanı olmuştur.

iii. “Eski kitaplar genellikle papirüs tomarlarına yazılırdı. Yaklaşık 10,5 metre uzunluğunda bir tomar olması kullanışlıydı. Daha fazla uzadığında taşımak çok zorlaşıyordu. Bu fiziksel sınırlama Kutsal Kitap’ın birçok kitabının uzunluğunu belirlemiştir.” (Boice) Luka olayları anlatmak için iki tomar kullanmıştır ve bir tomara “Luka Müjdesi”, diğerine ise “Elçilerin İşleri Kitabı” diyoruz.

iv. Luka, Teofilos’a ve Romalılara şunları göstermek istemiştir:

·Hristiyanlığın zararsız olduğunu (bazı Romalı yetkililer Hristiyanlığı benimsemişlerdi).

·Hristiyanlığın masum olduğunu (Romalı yargıçlar, Pavlus’a karşı dava açacak bir dayanak bulamamışlardı).

·Hristiyanlığın yasal olduğunu (Roma İmparatorluğu’nda onaylanmış bir din olan Yahudiliğin gerçek anlamda yerine gelmesi bakımından yasaldı).

c. İlk kitabımda İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi: İlk kitabın, İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şey ile ilgili olduğuna dikkat edin. Luka’nın Müjdesi, İsa’nın işinin sadece başlangıcını anlatır; Elçilerin İşleri devamını anlatır; ve İsa’nın işi devamı ise günümüzde de sürmektedir.

i. Elçilerin İşleri kitabının, o dönemdeki kilisenin kapsamlı bir tarihini vermediğini unutmamalıyız. Örneğin, Celile’deki ve Samiriye’deki kiliselerden çok az söz edilir (Elçilerin İşleri 9:31) ama bu dönemde Mısır’da güçlü bir kilisenin kurulmuş olmasına hiç değinilmez.

ii. Elçilerin İşleri, yaklaşık 30 yıllık bir dönemi kapsar ve bizi Pavlus’un Roma’da Sezar Nero’nun huzuruna çıkmayı beklediği M.S. 60 ya da 61 yılına kadar götürür. Aynı Nero M.S. 64 yılında, Hristiyanlara karşı gerçekleştirdiği kötü ün salmış zulümlerine başlamıştır.

iii. Olağanüstü bir şekilde, İsa’nın başlattığı şey hala devam etmektedir. Elçilerin İşleri Kitabı’nın bugün de yazılmaya devam etmesi gibi gerçek bir anlam söz konusudur. Kutsal Yazılar’ın yetkili yazımı anlamında değil ama Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla, kilisesi aracılığıyla dünyada devam eden çalışması anlamında yazılmaya devam etmektedir.

iv. “Bu nedenle Elçilerin İşleri Kitabı esas olarak şu çift yönlü amaç için incelenmelidir: birincisi, Rabbimizin ilahi öğretişinin ve çalışmalarının görünmeyen ama gerçek devamlılığını izlemek; ve ikincisi, Kutsal Ruh’un kilisedeki kalıcı varlığı olarak etkin hizmetinin izini sürmek.” (Pierson)

2. (2-3) İsa’nın göğe yükselişinden önceki son işi.

Seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım. İsa, ölüm acısını çektikten sonra birçok inandırıcı kanıtlarla elçilere dirilmiş olduğunu gösterdi. Kırk gün süreyle onlara görünerek Tanrı’nın Egemenliği hakkında konuştu.

a. Yukarı alındığı güne dek: İsa, yokluğunda ne yapmaları gerektiği konusunda Kutsal Ruh aracılığıyla, elçilere eğitim verdi. Elçilere buyruklar verip.

i. Önemli oranda, İsa’nın bunu Kutsal Ruh aracılığıyla yapmış olmasıdır. Bu kişi, dirilmiş, yüceltilmiş, tüm yetki ve egemenlikle diri olan Rab İsa Mesih’ti. Yine de (tabiri caizse) kendi ilahi imkanlarını kullanmadı ama içinde ikamet eden Kutsal Ruh’un gücüne ve varlığına başvurdu.

ii. Kutsal Ruh – Kutsal Üçlü Birlik’in Üçüncü Üyesi olan Kutsal Ruh, Tanrı’nın diri, insanı güçlendiren ve ilham veren yönüdür. Kutsal Ruh’un henüz imanlı olmayanlar arasında bir işi vardır ama aynı zamanda iman edenlerin içinde de büyük ve önemli bir işi vardır.

iii. Eğer yüceltilmiş, diriltilmiş İsa, o haliyle bile Kutsal Ruh’a gereksinim duymuş ve ona dayanmışsa, biz de öyle yapmalıyız. Bu durum, Kutsal Ruh’un kilise aracılığıyla neler yaptığını gösteren Elçilerin İşleri Kitabı’nın geri kalanı boyunca görülen bir örnektir. “Öğrenci Efendisinden üstün değildir, uşak da Rabbinden üstün değildir. İsa bile hizmetinin gücü konusunda Kutsal Ruh’u esas alıyorsa, bizler de aynı mesh olmadan bize verilen hizmeti yerine getirmeye kalkışmamalıyız.” (Pierson)

b. İsa, ölüm acısını çektikten sonra birçok inandırıcı kanıtlarla elçilere dirilmiş olduğunu gösterdi: İsa, dirilişinden sonraki kırk gün boyunca ve göğe yükselişinden önce birçok inandırıcı kanıtlarla diriliş gerçeğini ortaya koymuştur. Tam olarak vaat ettiği gibi oldu, dirildiğine dair hiçbir şüphe bırakmadı.

i. Pavlus, 1 Korintliler 15:6’da bu birçok inandırıcı kanıtlardan birini anlatır: Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Bunların çoğu hâlâ yaşıyor. Dirilen İsa’yı 500’den fazla kişi gördü ve bunların çoğu 25 yıl sonra Pavlus’un hizmet ettiği günlerde hala hayattaydı.

c. Tanrı’nın Egemenliği hakkında konuştu: İsa’nın dirilişinden sonraki ve göğe yükselişinden önceki dönemde verdiği öğretişler kaydedilmemiştir ancak İsa’nın bu zamanı Tanrı’nın Egemenliği hakkında konuşmak için kullandığı söylenmiştir.

i. Bazı Gnostik ve Yeni Çağ öğretmenleri, İsa’nın bu 40 günü, takipçilerine, günümüzde yeni vahiylerle yeniden keşfedilmesi gereken garip ve belirsiz doktrinleri öğretmek için kullandığını düşünmek isterler. Ancak Luka, İsa’nın takipçilerine dünyasal hizmeti sırasında öğrettiği şeylerin ve konuların hemen hemen aynısını öğrettiğini söyler: Tanrı’nın Egemenliği hakkında konuştu.

B. İsa’nın göğe yükselişi.

1. (4-5) İsa’nın öğrencilerine verdiği son görevler.

Kendileriyle birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: “Yeruşalim’den ayrılmayın, Baba’nın verdiği ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki, Yahya suyla vaftiz etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.”

a. Onlara şu buyruğu vermişti: Yeruşalim’den ayrılmayın: İsa’nın, öğrencilerine Kutsal Ruh’un (Baba’nın verdiği sözün) gelişini beklemelerini söylemekten başka yapacak bir görev vermedi. İsa, Ruh gelmeden Tanrı’nın Egemenliği için gerçekten etkili bir şey yapamayacaklarını biliyordu.

·Bekleyin, bunun beklemeye değer olduğu anlamına gelir.

·Bekleyin, Ruh’un geleceğine dair bir vaat aldıkları anlamına gelir.

·Bekleyin, Ruh’u almaları gerektiği anlamına gelir; Ruh’u kendi güçleriyle ortaya çıkarmaları mümkün değildi.

·Bekleyin, en azından biraz bekleyerek sınanacakları anlamına gelir.

b. Şu buyruğu vermişti… Baba’nın verdiği söz… Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz: Bu ifadeler, Üçlü Birlik gerçeğinin – Üç Kişide Tek Tanrı olduğu gerçeğinin – Yeni Antlaşma’nın dokusuna nasıl işlendiğinin bir başka örneğidir. Burada, şu buyruğu vermişti (buyruğu veren İsa’dır), Baba’nın verdiği sözden, yani Kutsal Ruh’un gelişinden bahsedildiğini görüyoruz.

i. Kutsal Ruh’un bu gelişine, doluşuna ve güçlendirmesine “Baba’nın verdiği söz” denmesi önemlidir.

·Bu ifade, onu şevkle beklememiz gerektiğini gösterir; “Baba’nın verdiği söz” ancak iyi bir şey olabilir.

·Bu ifade, sözün güvenilir olduğunu gösterir; Baba yerine getiremeyeceği bir şeyi asla söz vermez.

·Bu ifade, Söz’ün Tanrı’nın tüm çocuklarına ait olduğunu gösterir çünkü Babamız olan Tanrı’dan gelmektedir.

·Bu söz, Kutsal Kitap boyunca Tanrı’nın vaatlerinde olduğu gibi sözün imanla kabul edilmesi gerektiğini gösterir.

ii. “‘Baba’nın verdiği söz’ artık Oğul’un da vaadi haline gelmiştir.” (Pierson)

c. Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz: Vaftiz olma fikri bir şeyin içine daldırılmak ya da üzeri bir şeyle kaplanmak demektir; Yahya insanları suda vaftiz ettiği gibi, bu öğrenciler de Kutsal Ruh’a “daldırılacaklardı”.

i. Kutsal Ruh’un vaftizini bir deneyimden çok bir hal olarak tanımlamak daha yararlı olabilir. Belki de “Kutsal Ruh’la vaftiz oldunuz mu?” diye sormak yerine, “Kutsal Ruh’la vaftiz edilmekte misiniz?” diye sormalıyız.

d. Birkaç güne kadar: Baba’nın verdiği bu sözün yerine geleceğini biliyorlardı ama hemen olmayacaktı. Birkaç güne kadar gerçekleşecekti ama birkaç günden fazla olmayacaktı. İsa’nın onlara tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini söylememesinin bir amacı vardı.

2. (6) Öğrenciler İsa’ya, göğe yükselmeden önce son bir soru soruyorlar.

Elçiler bir araya geldiklerinde İsa’ya şunu sordular: “Ya Rab, İsrail’e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?”

a. Elçiler bir araya geldiklerinde: Bu buluşma, sonsuza dek İsa’yla birlikte olmak üzere cennete gidene dek, İsa’yı fiziksel bedeniyle gördükleri son an olacaktı. Metinde, sormak üzere oldukları sorunun ağırlığı dışında, bu anın O’nu yeryüzünde son kez gördükleri an oluşunu bildiklerini gösteren özel bir şey yoktur.

b. Ya Rab, İsrail’e egemenliği şimdi mi geri vereceksin? Bu daha önce de birçok kez sorulmuş bir soruydu ama şimdi özel bir önemi vardı. İsa’nın yeni antlaşmayı başlattığını biliyorlardı (Luka 22:20). Ayrıca İsrail’e Egemenliğin geri verilmesinin yeni yapılan antlaşmanın bir parçası olduğunu da biliyorlardı (Yeremya 23:1-8, Hezekiel 36:16-30, Hezekiel 37:21-28’de görüldüğü gibi).

i. Yeni antlaşmanın geri kalanının ne zaman gerçekleşeceğini merak etmeleri aslında akla yatkındı. İsa’nın sonraki ayetlerde verdiği yanıt da onları azarlamadığını, hatta sorularından dolayı onları düzeltmediğini gösterir. Sadece yanıtın onların bilebileceği bir şey olmadığını söylemiştir.

ii. “Geri vermek fiili, siyasi ve bölgesel bir krallık beklediklerini; İsrail ismi, ulusal bir krallık beklediklerini; ve şimdiki zaman zarfı da bu Krallığın hemen kurulmasını beklediklerini göstermektedir.” (Stott)

iii. Öğrenciler, İsrail’in ruhsal ve ulusal yeniden doğuşunu anlatan birçok Eski Antlaşma peygamberliğini kesinlikle biliyorlardı. Öğrenciler muhtemelen ruhsal yeniden doğuşun kesin olduğunu, dolayısıyla ulusal yeniden doğuşun da geleceğini düşünüyorlardı.

3. (7-8) İsa’nın göğe yükselişinden önceki son öğretişi ve son vaadi.

İsa onlara, “Baba’nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri bilmenize gerek yok” karşılığını verdi. “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”

a. Bilmenize gerek yok: İsa öğrencilerini, Tanrı’nın Egemenliği’nin zamanlamasıyla ilgili konuları araştırmamaları konusunda uyardı çünkü bu konuları bilmek sadece Baba Tanrı’ya aittir (Baba’nın kendi yetkisiyle).

i. İsa’nın gelecek 2000 yılla ilgili planının ana hatlarını vermemesi akıllıcaydı. Öğrencilerin yakında gerçekleşeceğini umdukları İsrail’e Egemenliğin tam olarak geri verilmesinin yaklaşık 2000 yıl boyunca gerçekleşmeyeceğini bilmemeleri iyi oldu. Bu onların o anda yapmaları gereken iş konusunda cesaretlerini kırabilir ve Tanrı’nın Egemenliği’nin kendileriyle birlikte olan yönünü daha az düşünmelerine neden olabilirdi.”

ii. Ayrıca İsa, Egemenliğin İsrail’e hiç geri verilmeyeceğini söylemedi; sadece bu geri verilmenin zamanı ve tarihi konusunda spekülasyon yapmanın öğrenciler için uygun olmadığını söyledi.

iii. Kendi yetkisiyle: Dirilmiş ve göğe yükselmiş olan İsa bir kez daha Baba’ya boyun eğdiğini göstermiştir. Baba’ya olan teslimiyeti geçici değil, ebediydi.

b. Ama güç alacaksınız: İstedikleri ulusal krallık gecikecek olsa da ihtiyaç duydukları güç gecikmeyecekti. Kutsal Ruh’un gelişiyle yakında güç alacaklardı.

i. Egemenliğin İsrail’e geri verilmesi hakkındaki sorularından anladığımız kadarıyla, öğrenciler güç konusunu hala Sezar’ın sahip olduğu türden bir güç olarak görüyorlar, Tanrı’nın gücü açısından pek görmüyorlardı.

c. Benim tanıklarım olacaksınız: Vaat edilen bu gücü almanın doğal sonucu, dünyanın her yerinde İsa’nın tanıkları olmaları olacaktır.

i. Bu sözlerin gerçekte bir buyruk olmadığına dikkat edin; bu sözler gerçeği dile getiren bir ifadeydi: Kutsal Ruh üzerinize inince... benim tanıklarım olacaksınız. Olacaksınız sözcüğü emir kipinde değil, işaret kipindedir. İsa onlara tanık olmalarını tavsiye etmiyordu; tanık olacaklarını söyledi.

ii. Tanık olmak istiyorsak, Kutsal Ruh’la dolmamız gerekir. Müjdeleme için en iyi eğitim programı bile Kutsal Ruh’la dolu olmadan pek etkili olamaz.

iii. Yeşaya 43:10’da Rab halkına şöyle seslenir: Tanıklarım sizlersiniz. Günümüzde sapkın bir grup, buradaki sözlerin, “Yehova’nın Şahitleri” olmak için kendilerine verilmiş bir görev olduğu iddiasındadır. Ne yazık ki, Yeşaya 43:10’u Elçilerin İşleri 1:8 bağlamında görememektedirler; İsa’nın Tanıkları olduğumuzda gerçekte Yahova’nın Şahitleri oluruz.

d. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında: Müjde mesajının Yeruşalim’den başlayarak Yahudiye’ye ve Samiriye’ye, oradan da dünyanın dört bucağına kadar yayılması Elçilerin İşleri’nin ana hatlarını oluşturur.

·Elçilerin İşleri 1-7 Yeruşalim’de müjdenin etkinliğini anlatır.

·Elçilerin İşleri 8-12 Yahudiye ve Samiriye’de müjdenin etkinliğinden söz eder.

·Elçilerin İşleri 13-28 müjdenin dünyanın dört bucağına yayıldığını anlatır.

i. Öğrencilerin İsa’nın tarif ettiği yerlere karşı ne gibi itirazlarda bulunabileceklerini hayal edebiliriz.

·Yeruşalim, İsa’nın öfkeli bir kalabalığın sözüyle idam edildiği yerdi.

·Yahudiye,İsa’nın hizmetini reddetti.

·Samiriye saf Yahudi ırkından olmayan melezler çöplüğü olarak görülüyordu.

·Dünyanın dört bucağındaki Yahudi olmayan halklar, o günkü bazı Yahudilere göre cehennem ateşi için dökülecek yakıttan başka bir şey değildi.

ii. Yine de Tanrı tüm bu yerlere bir tanık gönderilmesini istiyordu ve Kutsal Ruh bu işi yapmaları için onları güçlendirecekti.

4. (9-11) İsa göğe yükseliyor.

İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. “Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?” diye sordular. “Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”

a. Gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı: İsa onları kutsarken yanlarından alındı (Luka 24:50). İsa bir bulutla çevrili olarak yavaş yavaş gökyüzünde kaybolurken, onlar yukarıya doğru bakmaya devam ettiler.

i. Bir bulut O’nu alıp… uzaklaştırdı ifadesi, Eski ve Yeni Antlaşma’da Tanrı’nın varlığıyla ilişkilendirilen yücelik bulutunu (Şekhina olarak adlandırılır) akla getirmektedir.

b. Onların gözleri önünde yukarı alındı: İsa’nın öğrencilerinden bu şekilde ayrılması önemliydi. Teorik olarak, göğe ve Baba’nın huzuruna aslında gizli bir şekilde gidebilirdi. Ancak İsa bu şekilde göğe yükselerek, dirilişinden sonraki 40 gün boyunca pek çok kez görünmesinin aksine, artık temelli gittiğini takipçilerinin bilmelerini istemiştir.

i. İsa’nın, Yuhanna 16:7’de öğrencilerine söylediği sözleri hatırlayın: Benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem, O’nu size gönderirim. Artık öğrenciler bu vaadin yerine geleceğini biliyorlardı. Kutsal Ruh geliyordu çünkü İsa giderken Ruh’u göndereceğine söz vermişti.

c. Neden göğe bakıp duruyorsunuz? İki adam (belli ki, bunlar melekti) göründü ve öğrencilere dikkatlerini İsa’nın nereye ve nasıl gittiğini merak etmeye değil, dikkatlerini doğru yere (İsa’nın Yeruşalim’e dönme buyruğuna itaat etmeye) vermelerini söyledi. İsa onlara dünyanın dört bir bucağına dek gitmelerini söyledi oysa onlar gözlerini göğe dikmiş öylece duruyorlardı.

i. Morgan bu iki adamın muhtemelen Musa ile İlyas olduğu tahmininde bulunmuştur. En iyisi onların melek olduğunu söylemek gibi görünüyor.

d. İsa… aynı şekilde: Bu görkemli bir ifadedir. Bize yukarı kaldırılan ve Baba Tanrı’nın sağında oturan İsa’nın Müjde kitaplarında anlatılan İsa ile aynı olduğunu hatırlatır. O aynı sevgi, lütuf, iyilik, bilgelik ve şefkatin İsa‘sıdır.

e. Göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir: İsa tıpkı gittiği gibi geri dönecektir.

·Fiziksel olarak gitti, aynı şekilde geri gelecektir.

·Gözle görünür bir şekilde gitti, aynı şekilde gelecektir.

·Zeytin Dağı’ndan ayrıldı, aynı şekilde gelecektir.

·Öğrencilerinin gözleri önünde gitti, aynı şekilde gelecektir.

·Kilisesini kutsayarak gitti, aynı şekilde gelecektir.

C. Mattiya, Yahuda’nın yerine atanıyor.

1. (12-14) İsa’nın takipçileri Yeruşalim’e dönüyor.

Bundan sonra elçiler, Yeruşalim’den yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağı’ndan Yeruşalim’e döndüler. Kente girince kaldıkları evin üst katındaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreas, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı. Bunlar İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu.

a. Yeruşalim’e döndüler: Bu dikkate değer bir itaatti. İsa onlara Yeruşalim’e dönmelerini ve Kutsal Ruh’un gelişini beklemelerini söylemişti (Elçilerin İşleri 1:4) ve onlar da tam olarak bunu yaptılar. Vaazı işittikten hemen sonra unutmadılar ve İsa artık fiziksel olarak yanlarında olmasa bile, kendilerine söylediği şeyi yaptılar.

b. Yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki: Zeytin Dağı, eski Yeruşalim kentinin hemen dışındaydı. Bu ifade, Şabat günü yolculuk edilmesine izin verilen kısa bir mesafeyi tarif etmektedir.

c. Kente girince kaldıkları evin üst katındaki odaya çıktılar: Elçilerin İşleri 1:15 bize orada yaklaşık 120 kişinin bulunduğunu söyler. Bunların arasında on bir öğrenci (Yahuda’yı çıkarttığımızda), İsa’nın annesi Meryem, İsa’nın kardeşleri (Yakup ve Yahuda gibi), İsa’yı takip eden kadınlar ve diğerleri vardı.

i. İsa’nın kardeşleri, ölümünden ve dirilişinden önce O’nun hizmetini hiç desteklememiş gibi görünüyorlardı (Yuhanna 7:5, Markos 3:21). Dirilen İsa’yla karşılaştıktan sonra, İsa’nın gerçek izleyicileri haline geldiler.

ii. Calvin, kadınlarla birlikte ifadesini, elçilerin eşlerine gönderme yaparak, eşleriyle birlikte olarak çevirir.

d. Bunlar…tam bir birlik içinde: Bu dikkate değer bir birliktir. Müjde kitaplarında öğrencilerle karşılaştığımızda, her zaman kavga edip çekişiyorlar gibi görünüyorlardı. Ne değişmişti? Petrus’un hâlâ Rab’bi inkar etmiş bir geçmişi vardı; Matta hâlâ bir vergi tahsildarıydı; Simun hâlâ bir Roma karşıtı bir fanatikti. Aralarındaki farklılıklar hâlâ vardı ama yüreklerinde bulunan dirilmiş İsa tüm farklılıklardan daha büyüktü.

e. Bunlar…tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu: Bu dikkate değer bir duaydı. Hepsi dua ediyor, duave yakarışadevam ediyorlardı. Yakarma, duada çaresizlik ve ciddiyet duygusudur.

i. Daha şimdiden, tanrısal kararlar vermenin üç önemli adımını görüyoruz: Öğrenciler itaat içindeydiler, paydaşlık içindeydiler ve dua ediyorlardı.

2. (15-20) Petrus, Yahuda’nın yerine birini seçmeyi öneriyor.

O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: “Kardeşler, Kutsal Ruh’un, İsa’yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut’un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu. Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.”

Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü. Yeruşalim’de yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde Kan Tarlası anlamına gelen Hakeldema adını verdiler.

“Nitekim Mezmurlar Kitabı’nda şöyle yazılmıştır” dedi Petrus.

“‘Onun konutu ıssız kalsın,

İçinde oturan olmasın.’

Ve, ‘Onun görevini bir başkası üstlensin.’

a. Petrus… yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp: Burada Petrus öğrenciler arasında doğal bir liderlik rolü üstlenmiştir. Petrus’u, İsa’nın yeryüzündeki hizmeti sırasında öğrenciler arasında sık sık sözcü olduğu gibi, elçilerin ilk grubunun lideri olarak görmekte yanlış bir şey yoktur.

i. Ancak Petrus’un yetkisinin en üst düzeyde olduğu ve bunu kesintisiz bir şekilde devrettiği düşüncesi Kutsal Kitap’a aykırıdır ve yanlıştır.

b. Kardeşler… Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu: Petrus’un sözleri kendisinde daha önce pek sık görmediğimiz bir bilgelik ortaya koyar. Petrus sözlerine, Yahuda’nın Tanrı’nın planını bozmadığını, aksine Tanrı’nın planını yerine getirdiğini (Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu) belirterek başlar. Bu durum, kötülüğün ardından sadece bilge ve olgun öğrencilerin kavrayabileceği bir husustur.

c. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü: Luka’nın tarihsel notu Yahuda’nın nasıl öldüğüne dikkat çeker. Matta 27:5 Yahuda’nın kendini astığını söyler ancak görünüşe göre bu girişiminde başarısız olmuş, düşmüş ve Kan Tarlası’nda ağaçtan düşerek ölmüştür.

i. Kan Tarlası sadece Yahuda’nın kanı orada döküldüğü için değil, aynı zamanda bu tarla İsa’ya ihanet eden kişiye verilen “kan parasıyla” satın alındığı için de Kan Tarlası olarak anıldı.

d. Nitekim… şöyle yazılmıştır: Petrus iki ayrı Mezmur’dan alıntı yaparak, Tanrı’nın neden Yahuda’nın yerine resmi olarak başka bir öğrenci seçmelerini istediğini gösterdi.

i. Bu, Tanrı’nın sözüne duyulan son derece önemli bir güvendi. Bu, işleri yürüten bir insanın bilgeliği değil, Kutsal Yazılar’da açıklanan bir ilkeydi. Ayrıca Yeni Antlaşma’da, Petrus’un Kutsal Yazılar’dan alıntı yaptığını ilk kez okuyoruz.

ii. Onun konutu ıssız kalsın: Bu alıntılanan Mezmurlar’ın yazarı Davut, bir başkası tarafından ihanete uğramanın nasıl bir şey olduğunu biliyordu. Davut Saul’dan kaçarken Doek adında bir adam ona ihanet etmiş (1 Samuel 21-22) ve bunun sonucunda birçok masum insan ölmüştü. Davut buradaki sözleri bu ihanet eden kişiye atfen kaleme almış olabilir.

iii. Onun görevini bir başkası üstlensin: Davut ihanete uğradığında, ihanet eden kişinin ıssız kalmasını ve onun makamını başka bir kişinin doldurmasını istedi. Davut’un pek çok açıdan temsil ettiği kişi Davut Oğlu İsa’nın da aynı şeyi isteyeceğini düşünmek zor değil.

iv. Bu istek, Tanrı’nın iradesine yönelik dikkate değer bir arzuydu. Alıntılanan Kutsal Yazı ayetindeki ilke nedeniyle, Yahuda’nın yerine başka birini bulmaya karar verdiler çünkü İsa’nın isteğinin bu olduğuna inanıyorlardı, kendi isteklerini yapmadılar.

3. (21-23) Aranan nitelikler belirtiliyor ve iki kişi aday gösteriliyor.

“Buna göre, Yahya’nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.”

Böylece iki kişiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya’yı önerdiler.

a. Bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir: Öğrenciler bir karar verecek kadar cesurdular çünkü Tanrı’nın sözünden O’nun isteğinin bu olduğunu biliyorlardı. Elçiler Kutsal Ruh’un üzerlerine döküldüğünü hissetmediler; Kutsal Ruh henüz gelmemişti. Ama Tanrı onları kılavuzsuz bırakmadı. Tanrı Sözü’nden ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı.

i. Kutsal Ruh’un özel bir rehberliğini hissetsek bile, elbette Tanrı’nın sesi O’nun sözünde kalıcı olarak bulunmaya hala devam etmektedir. Kutsal Ruh’tan algılanan herhangi bir yönlendiriş, Tanrı’nın bize verdiği yazılı sözüyle hiçbir zaman ayrı düşmeyecektir.

b. Bütün süre boyunca yanımızda bulunan: Yahuda’nın yerine geçecek kişi, Yahya’nın onları vaftiz ettiği dönemden beri onlarla birlikte bulunan, İsa’nın yeryüzündeki hizmeti boyunca yanlarında olan ve dirilmiş İsa’yı görmüş biri olmalıydı.

i. Bu niteliklerin Kutsal Yazılar’da ya da Kutsal Ruh’un özel yönlendirmesiyle keşfedildiğine dair hiçbir kanıt bulamıyoruz. Öğrencilerin sadece kutsanmış sağduyuyla hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Bu nitelikler, Yahuda’nın öğrencilik görevindeki halefi için mantıklı, sağduyulu nitelikler gibi görünüyordu.

ii. Sağduyuları kutsanmıştı çünkü bu kutsama, itaat, paydaşlık, dua, Kutsal Yazılar ve Tanrı’nın isteğini arzuladıkları sırada gelmişti.

iii. Bu kayda değer bir kutsanmış sağduyu idi. Bu sağduyu, her şeye yanıt vermiyordu ama aranan nitelikleri iki kişiye indirgemiş oluyordu.

c. Bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere: Yahuda’nın yerine geçecek olan öğrencinin asıl görevi buydu. İsa göğe yükseldiğine göre, İsa’nın dirilişine tanıklık edecek birinin olması her zamankinden daha önemliydi.

i. Bizler de hem elçilerin tanıklığına güvenip bunu ilan ederek, hem de dirilmiş olan İsa’nın bizim içimizde ve bizim aracılığımızla yaşadığına dair kendi tanıklığımızı vererek İsa’nın dirilişinin tanıkları olabiliriz.

4. (24-26) Öğrenciler dua ediyor ve Yahuda’nın yerine birini seçmek için kura çekiyorlar.

Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.” Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Mattiya’ya düştü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı.

a. Sonra şöyle dua ettiler: Önce onlar dua ettiler ve dua etmek onlar için kolaydı çünkü zaten dua etmekteydiler (Elçilerin İşleri 1:14).

i. Dua, İsa’nın yapacağı şeyi yansıtmanın dikkate değer bir yöntemiydi. İsa’nın öğrencilerini seçerken dua ettiğini hatırlıyoruz (Luka 6:12-13). İsa’yı izleyen öğrenciler de Rab’bin aralarına kimi katacağını bilmek için bilgelik dileyip dua ettiler.

b. Bu iki kişiye kura çektirdiler: Bu eylem aslında yanıt bulma amacıyla zar atmak ya da kura çekmekti. Birçok kişi, bu iki kişi arasından birini seçilme yöntemini sorgulamıştır; öyle görünüyor ki, tüm bu çok iyi ruhsal adımlara rağmen, kazananı seçmek için kura çekmişlerdir. “Bir elçi böyle mi seçilir?” diye sormak haksız olmaz.

i. Yine de burada, Tanrı’ya duyulan kayda değer bir güven vardı. Yakında Kutsal Ruh’la dolacaklardı, henüz Kutsal Ruh’la dolmamış olmalarına rağmen, yine de Tanrı’ya güvenmelerini sağlayacak bir yöntem seçmek istediler. Belki de Süleyman’ın Özdeyişleri 16:33’ü hatırladılar: İnsan kura atar, ama her kararı RAB verir.

ii. Kura çekmek, Tanrı’nın isteğini ayırt etmek için kusurlu bir yol olabilir ama günümüzde birçok Hristiyan’ın kullandığı yöntemlerden çok daha iyidir – yani duygulara güvenmekten, koşullara ya da hislere ya da bedensel arzulara vb. güvenmekten çok daha iyidir.

c. Kura Mattiya’ya düştü: Bazıları Mattiya’ın yanlış seçim olduğu ve karar verirken kura çekme yönteminin kullanılmasının doğru olmadığı konusunda ısrar eder. Eğer görev boş bırakılmış olsa, Tanrı’nın eninde sonunda Pavlus’u seçeceği düşünülür. Ancak Kutsal Yazılar’ın tanıklığına saygı göstermeliyiz; Tanrı bu makamı boş bırakmak istememiştir. Eğer bu makam boş bırakılsaydı, bu durum Şeytan için bir zafer olarak görülebilirdi; sanki İsa 12 elçi seçmiş ama biri eksik kalmış ve böylece Şeytan, İsa’nın 12 elçiye sahip olma arzusunu yenmiş gibi görülebilirdi.

i. Bu aktarılandan sonra Mattiya hakkında başka bir şey okumasak da onun bir elçi olarak başarısız olduğunu varsaymamalıyız. Petrus ve Yuhanna dışında, Elçilerin İşleri 1’den sonra, ilk on iki kişinin hiçbirinden bir daha söz edilmez. Mattiya, Matta, Andreas, Tomas ya da diğerlerinden daha başarısız biri değildi.

ii. Pavlus’a gelince, Pavlus kendisini açıkça bir elçi olarak görüyordu ama zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bir elçiydi (1 Korintliler 15:8). Mattiya’nın seçilmesine itiraz etmiş gibi görünmemektedir.

iii. Vahiy 21:14 ilginç bir soruyu gündeme getirir. Bize Yeni Yeruşalim’in on iki temelinden her birinin Kuzu’nun on iki elçisinden birinin adını taşıdığını söyler. Cennete gittiğimizde, Kuzu’nun on ikinci elçisinin Pavlus mu yoksa Mattiya mı olduğunu görmek ilginç olacaktır.

d. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı: Kura çekmeden önce yaptıkları her şeyde hiç kimse bir kusur bulamaz. Tüm bu etkenlerin onları, Tanrı’nın rehberliğini sunacağı bir duruma taşıdığına inanmalıyız.

i. Biz de büyük kararlar almadan önce öğrencilerin yaptığı şeyleri yapsaydık, pek çok yanlış karardan uzak kalmış olurduk.

·Öğrenciler itaat ettiler.

·Öğrenciler birlik ve paydaşlık içindeydiler.

·Öğrenciler dua ediyorlardı.

·Öğrenciler Kutsal Yazılar’da kaldılar.

·Öğrenciler Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorlardı.

·Öğrenciler kutsanmış sağduyu ile hareket ettiler.

·Öğrenciler İsa’nın yaptıklarını yaptılar.

·Öğrenciler Tanrı’ya güvenmek için ellerinden geleni yaptılar.

©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik