Yuhanna 11 – İsa Lazar’ı Ölümden Diriltiyor
A. Lazar’ın ölümü.
1. (1-3) İsa’ya sunulan bir istek.
Meryem ile kızkardeşi Marta’nın köyü olan Beytanya’dan Lazar adında bir adam hastalanmıştı. Meryem, Rab’be güzel kokulu yağ sürüp saçlarıyla O’nun ayaklarını silen kadındı. Hasta Lazar ise Meryem’in kardeşiydi. İki kızkardeş İsa’ya, “Rab, sevdiğin kişi hasta” diye haber gönderdiler.
a. Bir adam hastalanmıştı: Bu ifade, belki de İsa’nın gerçekleştirdiği en dikkat çekici mucizenin başlangıcıdır. Bir mucizenin başka bir mucizeden daha zor olduğunu düşünmenin aptalca olduğu söylenebilir ancak Yuhanna’nın müjdesinde aktarılan bu yedinci işaret benzersizdir.
i. “Dört gündür ölü olan ve bedeni çürümeye başlamış bir adamın diriltilmesine denk olabilecek benzer hiçbir olay yoktur.” (Barclay)
ii. “Diğer müjde yazarlarının, Rabbimiz’in karakterindeki en iyi özelliklerden bazılarının sergilendiği böylesine dikkat çekici bir olayı atlamış olmaları şaşırtıcıdır. Grotius’un varsayımının büyük bir ağırlığı vardır. Grotius, diğer üç müjde yazarının anlatılarını Lazar henüz hayattayken yazdıklarını ve Yahudiler’in Lazar’a karşı kinlerini uyandırmaktan korktukları için Lazar’dan söz etmediklerini düşünmüştür.” (Clarke)
iii. Morris, Sinoptik Müjde kitaplarında Lazar’ın diriltilmesi olayının yer almamasının bir başka nedeninin de Petrus’un orada bulunmaması olduğunu ileri sürmüştür; o aylarda İsa Perea ve Beytanya’dayken Petrus Celile’deydi. Birçok kişi Sinoptik Müjde kitaplarının, Petrus’un aktardığı haliyle, İsa’nın öğretisi ve hizmeti ile ilgili anlattıklarına odaklandığını düşünmektedir.
iv. Beytanya’dan Lazar: “‘Lazar’ Eleazar isminin Grekçe’deki halidir = ‘Tanrı benim Yardımcımdır’ anlamına gelir.” (Dods)
b. Meryem ile kızkardeşi Marta… Lazar: İsa’nın bu aileyle yakın bir ilişkisi vardı. Lazar hastalandığında ihtiyaçlarını İsa’ya getirmeleri doğaldı. Eğer İsa başka insanların ihtiyaçlarını mucizevi bir şekilde karşıladıysa, onların ihtiyaçlarını da karşılamasını beklemek doğaldı.
c. Rab, sevdiğin kişi hasta: Meryem ile Marta, İsa’dan özel olarak gelip Lazar’ı iyileştirme ricasında bulunmadılar. Bunu yapmalarına gerek olmadığını, sadece İsa’ya yaşadıklarını sorunun ne olduğunu söylemenin O’nun bir çözüm üretmesi için yeterli olduğunu düşündüler.
i. “İsa’nın sevgisi bizi insan yaşamının ortak ihtiyaçlarından ve zayıflıklarından ayırmaz. Tanrı’nın adamları hala insandır.” (Spurgeon)
2. (4-6) İsa bir gecikmeyle karşılık veriyor.
İsa bunu işitince, “Bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak; Tanrı’nın yüceliğine, Tanrı Oğlu’nun yüceltilmesine hizmet edecek” dedi. İsa Marta’yı, kızkardeşini ve Lazar’ı severdi. Bu nedenle, Lazar’ın hasta olduğunu duyunca bulunduğu yerde iki gün daha kaldıktan sonra…
a. Bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak: İsa bunu söylediğinde Lazar zaten ölmüştü ama sonucun ölüm değil, Tanrı’nın yüceliği olacağını biliyordu. İsa ayrıca bu bölümde aktarılan olayların dini liderleri İsa’yı öldürmeye kararlı hale getireceğini de biliyordu. Bu da nihai sonucun, Tanrı Oğlu’nun yüceltilmesine hizmet edeceği anlamına geliyordu.
i. “Rabbimiz’in bu yanıtını ve buradaki davranışını anlamanın tek yolu, O’nun her şeyi en başından beri bilmesi ve öngörmesidir.” (Alford)
ii. “Biz olsak, bu hastalığın ölüme götürdüğünü ama sonuçta Tanrı’nın yüceliği için olduğunu söylerdik. Ama sonu başlangıcından gören kişi, bizim erişemeyeceğimiz bir üslupla konuşmuştur. Bu yüzden Rab, olaylardan göründükleri gibi değil, hatta şu anda oldukları gibi bile değil, uzun vadede olacakları haliyle söz eder.” (Spurgeon)
b. İsa Marta’yı, kızkardeşini ve Lazar’ı severdi: Yuhanna, İsa’nınbu kız kardeşleri ve onların erkek kardeşini gerçekten sevdiğini hatırlatır. Bu olay, imanlarının sınanmasının, Rab’bin onları sevmediği anlamına gelmediğini hatırlatan önemli bir mesajdı.
i. “Üç kişiden ayrı ayrı söz edilmesi, muhtemelen İsa’nın her birine ayrı ayrı duyduğu sevgiyi vurgulamak içindir. İsa sadece onları aile olarak sevmekle kalmadı. Marta’yı, Meryem’i ve Lazar’ı ayrı ayrı olarak da sevdi.” (Morris)
ii. İsa’nın bu üç kişiye duyduğu ayrıayrı sevgi, hem mizaçları hem de yaşam durumları açısından ne kadar farklı olduklarını düşündüğümüzde özellikle önemlidir.
iii. “İsa’nın sevdiği öğrenci, İsa’nın Lazar’ı da sevdiğini belirtmekten hiç geri kalmaz: Pek Sevgili Rab’in seçtikleri arasında kıskançlık yoktur.” (Spurgeon)
c. İki gün daha kaldıktan sonra: İsa’nın bu büyük ihtiyaç karşısında hemen harekete geçmemesi garip görünmektedir. Gecikme muhtemelen öğrenciler için şaşırtıcı, Meryem ve Marta için ise acı vericiydi.
i. İsa’nın Meryem’in ve Marta’nın üzüntüsünü bir süre daha uzattığı açıktır. Bu onlar için iki gün daha süren acı dolu bir keder oldu. Ancak, “Kederin süresi, gönderiliş amacıyla ilgilidir. Sadece kısa süreli olması çoğu zaman amacına hizmet etmez.” (Maclaren)
ii. İsa, Lazar’ı ölümden diriltmeden mezarda dört gün bile bile bekletti. “Lightfoot, Ben Kaphra’ya ait dikkat çekici bir geleneği aktarır: ‘Üçüncü gün yas doruğa ulaşır. Ruh, üç gün boyunca mezarın etrafında dolaşır, belki bedene geri dönebilir diye. Ama yüzün şeklinin değiştiğini görünce geri çekilir ve bedeni bırakır” (Dods)
iii. Yuhanna Müjdesi’nde, İsa’nın sevdiği bir kişinin Kendisinden bir şey istediği üç olay aktarılmıştır (Yuhanna 2:1-11 ve 7:1-10). Bu üç olayın her birinde de İsa aynı şekilde karşılık vermiştir.
·İsa önce onların isteğini yerine getirmeyi reddetti, daha sonra insanın değil, Tanrı’nın zamanlamasına ve isteğine göre hareket ettiğini göstererek o isteği yerine getirdi.
·İsa, gecikmelerin bir red anlamına gelmediğini; böyle durumların Tanrı’ya daha büyük yücelik getireceğini eylemleriyle ortaya koydu.
3. (7-10) İsa cesaretle Yahudiye’ye ve Yeruşalim’e gitmeye karar veriyor.
Öğrencilere, “Yahudiye’ye dönelim” dedi. Öğrenciler, “Rabbî” dediler, “Yahudi yetkililer demin seni taşlamaya kalkıştılar. Yine oraya mı gidiyorsun?” İsa şu karşılığı verdi: “Günün on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür. Oysa gece yürüyen sendeler. Çünkü kendisinde ışık yoktur.”
a. Yahudiye’ye dönelim: İsa Lazar’ı uzaktan da diriltebilirdi. Dini liderlerin muhalefeti nedeniyle Yahudiye İsa için tehlikeli bir yerdi. Yine de İsa, öğrencilerinin uyarılarına rağmen Yahudiye’ye dönmeye istekliydi.
b. Günün on iki saati yok mu? İsa’nın öğrencileri, Kendisi orada aranan bir adamken Yahudiye bölgesine dönmesine çok şaşırdılar. İsa buna hâlâ yapacak işleri olduğunu söyleyerek karşılık verdi. On iki saat, Baba Tanrı’nın İsa’nın dünyasal işi için ayırdığı zamandan söz etmenin mecazi bir yoluydu.
i. Bu bilgece ifadenin pek çok pratik uygulaması vardır.
·Hiçbir şey zamanımızı kısaltamaz.
·Yapılması gereken her şey için yeterli zaman vardır.
·Sadece bu kadar zamanımız var, bu yüzden boşa harcanmamalı.
ii. “İsa, bir insanın o gün içindeki tüm işlerini bitirmesi gerektiğini söylüyor çünkü iş bittiğinde gece gelir.” (Barclay)
iii. “Günde sadece on iki saat var ve siz farkına bile varmadan güneş batmış olacak. Tanrı sizi buraya ne için gönderdiyse onu yapın.” (Morrison)
c. Gündüz yürüyen sendelemez: Bu saatler boyunca İsa’ya ve öğrencilerine hiçbir zarar gelmesi söz konusu değildi. Onlar, İsa’nın çarmıha gerildiği geceden önce çalışmak zorundaydılar.
i. “Çalışmam için Babam tarafından belirlenmiş belli bir sürem var; bu süre içinde hiçbir tehlike hissetmiyorum, gündüzleri bu dünyanın ışığında yolculuk eden biri gibi O’nun ışığında yürüyorum.” (Alford)
4. (11-15) İsa açıkça onlara Lazar’ın öldüğünü söylüyor.
Bu sözleri söyledikten sonra, “Dostumuz Lazar uyudu” diye ekledi, “Onu uyandırmaya gidiyorum.” Öğrenciler, “Ya Rab” dediler, “Uyuduysa iyileşecektir.” İsa Lazar’ın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiğini sanmışlardı. Bunun üzerine İsa açıkça, “Lazar öldü” dedi. “İman edesiniz diye, orada bulunmadığıma sizin için seviniyorum. Şimdi onun yanına gidelim.”
a. Dostumuz Lazar uyudu… onu uyandırmaya gidiyorum: İsa, Lazar’ın ölümünü tarif etmek için bilindik uyku metaforunu kullanmıştır. Bu anlatım tarzı özellikle anlamlıydı çünkü İsa yakında onu uyandıracaktı– Lazar’ı ölümden geri getirecekti.
i. İsa, Yair’in kızı için onun uyuduğunu söylemişti (Matta 9:24). İstefanos’un şehit edilmesiyle uyuduğu ifade edilir (Elçilerin İşleri 7:60).
b. Lazar öldü… seviniyorum: İsa çok sevdiği bir dostunun ölümünden bile sevinç duyabilirdi çünkü sonuçtan emindi. Bu bölümdeki olayların sonunda kederin teselli edildiğini, yaşamın geri geldiğini, birçok kişinin iman ettiğini ve İsa’nın gerekli olan ölümünün gerçekleştiğini görüyoruz. Bütün bunlar sevinmek için nedenlerdi.
i. “Böylece, O’nun gücünü daha mükemmel bir şekilde kanıtlayabilmemiz için genellikle daha derin karanlıklara ve daha yoğun acılara girmemize izin verdiğini öğreniriz.” (Morgan)
ii. Şimdi onun yanına gidelim: “Rabbimiz muhtemelen Lazar’ın öldüğü gün ya da ertesi gün Beytarava’dan ayrıldı. Üç gün sonra Beytanya’ya geldi; böylece Lazar’ın yaklaşık dört gün önce gömüldüğü ve sonuç olarak öldüğü gün ya da bir sonraki gün mezara konulduğu anlaşılıyor.” (Clarke)
5. (16) Tomas’ın cesur imanı.
“İkiz” diye anılan Tomas öbür öğrencilere, “Biz de gidelim, O’nunla birlikte ölelim!” dedi.
a. “İkiz” diye anılan Tomas: Kilise geleneğine göre Tomas’a İkiz denmesinin nedeni İsa’yabenzemesi ve bu nedenle özel bir risk altında olmasıdır. İsa’nın öğrencileri arasında zulme uğrama ihtimali olan biri varsa, o da İsa’ya benzeyen kişiydi.
i. O günlerde tüm Yahudilerin iki ismi vardı – biri kişinin kendi çevresinde tanındığı İbranice ismi, diğeri ise daha geniş bir çevrede tanındığı Grekçe ismiydi. Tomas İbranice, Didimus ise Grekçe, ikiz anlamına gelen isimdir.” (Barclay)
b. Biz de gidelim, O’nunla birlikte ölelim: Tomas’ın oraya gitmesi, İsa’yla birlikte ölmesi anlamına gelse bile O’nunla gitmeye istekliydi. Bu bağlılığı, diriliş vaadini pek anlamadan yapmıştı.
i. “Tomas sadık ama bir umutsuzluk haykırışta bulunur.” (Tasker)
ii. “Öğrenciler arasında karamsar olan odur ve şimdi de Yahudiye’ye gidişin sonucuna dair iç karartıcı bir bakış açısına sahiptir — ve sonradan da bu öngörüsünde haklı çıkar; ancak İsa’ya duyduğu candan sevgiyle harmanlanmış sadakati, İsa’nın oraya yalnız gitmesini bir an bile kabul etmez.” (Dods)
B. İsa, Marta ve Meryem’le buluşuyor.
1. (17-22) İsa Beytanya’ya geldiğinde Marta onu karşılıyor.
İsa Beytanya’ya yaklaşınca Lazar’ın dört gündür mezarda olduğunu öğrendi. Beytanya, Yeruşalim’e on beş ok atımı kadar uzaklıktaydı. Birçok Yahudi, kardeşlerini yitiren Marta’yla Meryem’i avutmaya gelmişti. Marta İsa’nın geldiğini duyunca O’nu karşılamaya çıktı, Meryem ise evde kaldı. Marta İsa’ya, “Ya Rab” dedi, “Burada olsaydın, kardeşim ölmezdi. Şimdi bile, Tanrı’dan ne dilersen Tanrı’nın onu sana vereceğini biliyorum.”
a. Dört gündür mezarda olduğunu: İsa dört gün bekledi çünkü o günkü Yahudi batıl inancına göre bir ruhun bedene geri dönme umuduyla üç gün boyunca mezarın yakınında kaldığı inancını biliyordu. Bu nedenle, dört günden sonra dirilme umudunun kesinlikle kalmadığı kabul ediliyordu.
b. Birçok Yahudi, kardeşlerini yitiren Marta’yla Meryem’i avutmaya gelmişti: Lazar’ın gömülmesinden dört gün sonra hâlâ orada olanbüyük bir kalabalık vardı. Yakın bir akrabanın ölümünün yasını tutanlara katılmak önemli bir yükümlülük olarak kabul ediliyordu.
i. “Akrabalardan, arkadaşlardan ve bazen de para karşılığında ağıt yakanlardan oluşan bir kalabalık, mezara kadar cenazeye eşlik eder ve yas tutma genellikle birkaç gün sürerdi.” (Tenney)
ii. Meryem ise evde kaldı: “Müjdeci Yuhanna’nın bu durumla Meryem’in yaşadığı üzüntüyü ve sıkıntıyı anlatmak istemiş olması muhtemeldir çünkü eskiden acı çeken kişiler sıkıntılarını dile etmek için bu şekilde oturmaya alışkındılar; kederleri onları adeta kıpırdayamaz hale getirirdi.” (Clarke)
c. “Ya Rab” dedi, “Burada olsaydın, kardeşim ölmezdi”: Marta, İsa’nın geç gelmesinden duyduğu hayal kırıklığını dürüstçe ifade etti. Kardeşi hastayken ve hâlâ hayattayken, İsa’nın onu iyileştirebileceğine inanıyordu. İsa’nın Lazar’ı şimdi ölümden diriltebileceğini hiç düşünmemiş bile olabilir.
i. “Ölüm Mesih’in huzurunda hastalıktan daha güçlü değildi ama bu kişiler bunun farkında değildi. Ölümün yenilmez olduğunu düşünüyorlardı. İnsanlar hastalıkla boğuşabilir, savaşabilir ve çoğu zaman üstesinden gelebilir. Ama ölüm karşısında çaresizdirler.” (Morgan)
d. Şimdi bile, Tanrı’dan ne dilersen Tanrı’nın onu sana vereceğini biliyorum: Marta, İsa’nın, kardeşini dirilteceğinden emin değildi. Bunun yerine, bu hayal kırıklığına rağmen İsa’ya güvenmeye devam edeceğini söyledi. Bu, örnek alınması gereken olağanüstü bir iman ifadesiydi.
i. “Bazı dualar daha kısa olsaydı çok daha iyi olurdu – dualarımız kendi isteğimizi ilan etmekten çok Mesih’in iyi niyetine olan güvenimizi ilan etseler çok daha iyi olurdu. Marta’nın ve Meryem’in dualarındaki söylenmeyenleri seviyorum.” (Spurgeon)
ii. “Şimdi bile” türü dualarda büyük bir güç olabilir.
·Sevdiğiniz kişi Lazar gibi ölü ve bedeni kokmuş olabilir – sevdikleriniz için şimdi bile İsa’ya inanıyor musunuz?
·Sizin durumunuz da Lazar’ınki kadar umutsuz olabilir – kendiniz için şimdi bile İsa’ya inanıyor musunuz?
2. (23-27) Diriliş ve yaşam Ben’im.
İsa, “Kardeşin dirilecektir” dedi. Marta, “Son gün, diriliş günü onun dirileceğini biliyorum” dedi. İsa ona, “Diriliş ve yaşam Ben’im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?” Marta, “Evet, ya Rab” dedi. “Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.”
a. Kardeşin dirilecektir: Marta, kardeşi Lazar’ın son gün bütün doğru kişilerle birlikte dirileceğini anlamıştı. İsa’nın Lazar’ı hemen ölümden diriltebileceğini aklına bile getirmedi.
i. Yas tutan bir kişiyi “Onu tekrar göreceksin” diyerek teselli edebiliriz. Bunu içtenlikle söyleriz ve içtenlikle teselli ederiz ama “Onu hemen şimdi tekrar göreceksin” demek istemeyiz. İsa, Lazar’ın hemen şimdi dirileceğini kastetmişti.
ii. “Son gündeki diriliş yalnızca benim Gücümle olacaktır ve bu nedenle şimdi de diriltebilirim.” (Alford)
iii. Son gün, diriliş günü onun dirileceğini biliyorum: “Her ne kadar Sadukiler ölümden dirilişe karşı çıksalar da Ferisiler’in ve onların izinden gidenlerin etkisi sayesinde, artık ölümden diriliş Yahudiler arasında genel kabul gören bir inanç haline gelmişti.” (Bruce)
iv. “Marta’nın uzak ve genel bir diriliş gerçeğinden çok az teselli bulduğu açıktır: dirilişin ve yaşamın onun hayatının tam ortasına gelmesine ve onun için daha somut bir gerçek haline dönüşmesine ihtiyacı vardı.” (Spurgeon)
b. Diriliş ve yaşam Ben’im: İsa dirilişe ve yaşama sahip olduğunu ya da diriliş ve yaşam ile ilgili sırları bildiğini iddia etmemiştir. Bunun yerine İsa çarpıcı bir şekildeKendisinin bizzat diriliş ve yaşam olduğunu söylemiştir. İsa’yı tanımak dirilişi ve yaşamı tanımaktır; İsa’ya sahip olmak dirilişe ve yaşama sahip olmaktır.
i. “Marta, dirilişi ve yaşamı, bulanık ve sisli bir gelecekte olacak şeyler olarak görüyordu. ‘Hayır’ diyor Mesih, ‘Diriliş ve yaşam Ben’im. Bunları sadece Tanrı’dan dua ile almakla kalmıyorum, aynı zamanda bunlar bizzat benim’ dedi.” (Spurgeon)
ii. “O’ndan ayrı bir diriliş de yok yaşam da.” (Dods)
iii. “Kardeşinin son gün dirileceğini söylüyorsun; ama dirilişin yazarı ve yaşamın kaynağı olan BEN’im aracılığımla dirilmeyecekse, kimin aracılığıyla dirilecek? Ve benim için onu şimdi diriltmek, onu son gün diriltmek kadar kolay değil mi?” (Clarke)
c. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır: İsa, sonsuz yaşamın kaynağının Kendisi olduğuna güvenmesi için Marta’ya cesaretle meydan okudu. İsa Kendisini ölümün üzerinde mutlak galip olarak sundu. İnsanlık genel olarak ölümden korkarken, Hıristiyan sadece ölmekten korkabilir. İmanlı asla ölmeyecek, sadece eski yaşamdan yeni yaşama anında geçiş yapacaktır.
i. “İsa Mesih’e iman edenler ölmüş gibi görünürler ama yine de yaşamaktadırlar. Mezarda değildirler, sonsuza dek Rab’le birliktedirler. Bilinçsiz değildirler, cennette Rableriyle birliktedirler. Ölüm bir imanlıyı öldüremez, sadece daha özgür bir yaşam biçimine geçmesi için ona yön gösterebilir.” (Spurgeon)
ii. “İsa elbette imanlının fiziksel olarak ölmeyeceğini kastetmemektedir. Lazar o dönemde bile ölmüştü ve o zamandan beri İsa’nın milyonlarca takipçisi öldü. Ama İsa’nın kastettiği, kişinin Tanrı’dan sonsuza dek ayrılması anlamındaki ölüm değildir.” (Morris)
iii. “Ölüm dinsiz insana bir ceza olarak gelir ama doğru insana Babasının sarayına bir çağrı olarak gelir: günahkâr için bir infaz, aziz için dünyadan bir soyunmadır. Kötüler için korkuların en büyüğüdür; azizler içinse dehşetin sonu, yüceliğin başlangıcıdır.” (Spurgeon)
iv. “İlk Kilise’de, iman esaslarından ‘Bedenin dirilişine inanıyorum’ ifadesi tekrarlandığında, kendi bedenlerini işaret ederek, ‘etiam hujus carnis, yani ‘tam da bu bedenin’ dirileceğine inanıyorum derlerdi.” (Trapp)
v. İsa çok büyük bir iddiada bulundu: Diriliş ve yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Böyle şeyleri gerçekte ancak Tanrı söyleyebilirdi.
d. Buna iman ediyor musun? İsa, Marta’yı bir tartışmaya ya da entelektüel kabullenmeye değil, iman etmeye davet etti. İsa’nın gerçekten söylediği kişi olduğuna ve söylediği şeyi yapabileceğine inanmalıydı.
i. “Bunu anlıyor musun?” diye sormuyor (Trapp).
ii. “Bu sözler, Marta iman etmedikçe İsa’nın onun kardeşini diriltmeyeceği anlamına mı geliyor? Hayır; çünkü Perea’dan yola çıkmadan önce onu ‘uykudan uyandırmaya’ karar vermişti.” (Maclaren)
e. Evet, ya Rab… Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim: Marta doğru yanıt verdi. İsa Mesih’tive gerçekten de İsa Mesih’tir (Meshedilmiş olan). İsa aramızda insan şeklinde bulunan Tanrı’ydı ve (Tanrı Oğlu).
i. İman ettim: “Burada ‘ben’ vurgusu vardır. Başkaları için durum ne olursa olsun, Marta, İsa’ya güvenmiştir.” (Morris)
ii. Boice, Marta’nın bu sözlerini imanın dayanak noktası olarak adlandırır – burası Marta’nın daha yüksek bir noktaya tırmanabileceği emin bir destektir.
3. (28-32) Meryem’in pişmanlığı.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryem’i gizlice çağırdı. “Öğretmen burada, seni çağırıyor” dedi. Meryem bunu işitince hemen kalkıp İsa’nın yanına gitti. İsa henüz köye varmamıştı, hâlâ Marta’nın kendisini karşıladığı yerdeydi. Meryem’le birlikte evde bulunan ve kendisini teselli eden Yahudiler, onun hızla kalkıp dışarı çıktığını gördüler. Ağlamak için mezara gittiğini sanarak onu izlediler. Meryem İsa’nın bulunduğu yere vardı. O’nu görünce ayaklarına kapanarak, “Ya Rab” dedi, “Burada olsaydın, kardeşim ölmezdi.”
a. Gidip kızkardeşi Meryem’i gizlice çağırdı: Marta’nın bunu neden gizlice yaptığı tam olarak söylenmiyor. Yas tutanlardan oluşan kalabalık onların etraflarını sarmadan önce Meryem’in İsa’yla kesintisiz birkaç dakika geçirmesine yardımcı olmak için yaptığını tahmin edebiliriz.
i. Öğretmen burada: “İsa’dan ‘Öğretmen’ olarak söz eder ve bu nokta muhtemelen önemlidir. İsa, izleyicileri arasında öncelikle öğretme etkinliğiyle tanınmıştır. Ancak O, hiç kimseyle kıyaslanamaz olarak kabul edilir. O ‘asıl Öğretmen’dir.” (Morris)
ii. Öğretmen: “Bu ifadenin bir kadın tarafından kullanıldığına dikkat etmek gerekir. Hahamlar kadınlara öğretmeyi reddederlerdi ama İsa çok farklı bir görüşe sahipti.” (Morris)
iii. Bunu işitince hemen kalkıp İsa’nın yanına gitti: “Marta Meryem’e İsa’nın kendisini çağırdığını söyledi. Meryem için çağırma, İsa’nın yanına gitmesi için bir buyruk anlamını taşıyordu. Meryem hiç vakit kaybetmeden İsa’nın yanına gitti.” (Tenne)
b. Ya Rab, burada olsaydın, kardeşim ölmezdi: Lazar’ın iki kız kardeşi vardı, Meryem ve Marta. Marta Lazar’ın ölümüyle ilgili İsa’yla konuşmuştu, sonra Meryem konuştu. Meryem’in sözleri Marta’nın İsa’ya söylediklerine oldukça benzemektedir (Yuhanna 11:21).
i. “Lazar öldüğünden beri bunu birbirlerine birkaç kez söylemiş olmaları muhtemeldir.” (Bruce)
c. Kardeşim ölmezdi: Burası, Kutsal Kitap’ta ses tonunu duyabilmeyi ve yüz ifadelerini görebilmeyi arzu edeceğimiz yerlerden biridir. Bu sözler, İsa orada olsaydı Lazar’ı iyileştireceğinden hiç kuşkuları olmadığını söyleyen asil bir iman ifadesi olabilirdi. Öte yandan, İsa’nın geç kalmasına yönelik bir sitem olarak da görülebilirdi.
C. Lazar diriltiliyor.
1. (33-38) Derinden etkilenmiş olan İsa mezarın başına geliyor.
Meryem’in ve onunla gelen Yahudiler’in ağladığını gören İsa’nın içini hüzün kapladı, yüreği sızladı. “Onu nereye koydunuz?” diye sordu. O’na, “Ya Rab, gel gör” dediler. İsa ağladı. Yahudiler, “Bakın, onu ne kadar seviyormuş!” dediler. Ama içlerinden bazıları, “Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar’ın ölümünü de önleyemez miydi?” dediler. İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu.
a. Meryem’in… ağladığını gören İsa: Meryem ile Marta’nın kederi ve gözyaşları İsa’yı etkiledi. Tanrı kederli kişilerin gözyaşlarını görür ve merhamet duyar.
·Tanrı gözyaşlarımızı görür.
·Tanrı gözyaşlarımızdan etkilenir.
·Tanrı gözyaşlarımızı hatırlar.
·Tanrı gözyaşlarımızı sona erdirmek için harekete geçer.
b. Ve onunla gelen Yahudiler’in ağladığını: O zamanda ve mekanda yaşayan Yahudiler üzüntülerini ve kederlerini ifade etmekte çekingen davranmazlardı.
i. “Burada olanın kibarca gözyaşı dökmek olmadığını unutmamalıyız. Neredeyse histerik bir feryat ve ağıt söz konusuydu çünkü Yahudilerin bakış açısına göre ne kadar kendini kaybederek ağlanırsa, ölüye o kadar saygı gösterilmiş olurdu.” (Barclay)
ii. Ağladığını gören İsa… İsa ağladı: Meryem’in gözyaşları ile İsa’nın gözyaşları arasında önemli bir zıtlık vardır. Ağlamak (Yuhanna 11:33’te Meryem için kullanılan sözcük) yüksek sesle feryat etmek anlamında bir sözcüktür. Ağladı (Yuhanna 11:35’te İsa’nın kederini tarif etmek için kullanılan sözcük) ise sessiz bir ağlamayı belirten başka bir sözcüktür. İsa çok etkilenmişti ama kontrolden çıkmamıştı.
iii. Morris İsa ağladı ifadesi hakkında şunları söyler: “Burada kullanılan (ve Yeni Antlaşma’da sadece burada geçen) bu sözcük daha çok sessiz bir ağlamaya işaret eder. İsa yüksek sesle feryat etmedi ama derin bir keder içindeydi.”
c. İsa’nın içini hüzün kapladı, yüreği sızladı: Lazar’ın mezarının bulunduğu yere gelen İsa’nın içiniyoğun bir hüzün kapladı. Grekçe’de bu ifade, kelimesi kelimesine okursak at gibi burnundan solumak anlamına gelir – öfkeyi ve kızgınlığı ima eder.
i. “Yüreği sızladı” olarak çevrilen fiil alışılmadık bir fiildir. Yüksek ve sözcüklerin kullanılmadığı bir ses anlamına gelir; ve asıl kullanımının atların burnundan çıkan öfkeli homurtu olduğu anlaşılmaktadır. İnsanlar için kullanıldığında genellikle öfkeyi ifade eder.” (Morris)
ii. Trench’e göre, yüreği sızladı ifadesinin anlamı “‘Ve Kendisini bu dertle derinden sarstı’ şeklindedir. İfade son derece dikkat çekicidir: Kötü olanın sebep olduğu yıkıma karşı duyduğu öfkeyi ve ağıt yakanlar için duyduğu şefkati bilerek içinde harekete geçirdi.”
iii. “Klasik Yunanca’da embrimasthai sözcüğünün genel kullanımı bir atın burnundan solumasıdır. Burada İsa’yı öylesine derin bir duygunun ele geçirdiği anlaşılmalıdır ki, yüreğinden istem dışı bir inilti kopmuştur.” (Barclay)
iv. Bu durum, İsa’nın Lazar’ın mezarını çevreleyen manzara karşısında o kadar da üzgün olmadığı anlamına gelir. İsa’nın kızgın olduğunu söylemek daha doğrudur. İsa, insanlığın en büyük düşmanı olan ölümün yıkımı ve gücü karşısında öfkeli ve sıkıntılıydı. İsa yakında ölümün egemen gücünü yıkacaktı.
v. “Mesih, Lazar’ın mezarına amaçsız bir seyirci olarak değil, yarışmaya hazırlanan bir güreşçi gibi gelir. Bu nedenle O’nun iç çekip haykırmasına şaşmamak gerekir çünkü üstesinden gelmesi gereken ölümün vahşi zorbalığı gözlerinin önünde durmaktadır.” (Calvin)
d. İsa ağladı: İsa yas tutanların kederini paylaştı. Ancak diğer herkesten farklı olarak, Tanrı Oğlu olması nedeniyle bu kedere bir şey yapabilme gücüne sahipti. İsa bu derin tutkunun, bir gün tüm imanlı ölüler için yapacağı şeyi, özel olarak Lazar üzerinde gerçekleşmesine izin verdi.
i. İsa ağladı: Bu iki sözcüğün pek çok yönü vardır.
·İsa gerçekten bir insandı.
·Gözyaşlarında günah ya da utanç yoktu.
·İsa kederle tanışmıştı.
·İsa insanlığından utanmıyordu.
·İsa insanların üzüntüleriyle özdeşleşmiştir.
·İsa insanları sever.
ii. “İsa eksiksiz bir insan doğasına sahipti ve bozulmamış insanlık cömert ve sevecendir.” (Clarke) “O bizim doğamızın tüm zararsız zayıflıklarına katlandı.” (Spurgeon)
iii. İsa, Kutsal Kitap’ta ağlayan diğer kişilerin ve ağlayan herkesin gözyaşlarını yüceltmiştir.
·İbrahim Sara’yı gömdüğünde ağladı.
·Yakup melekle güreşirken ağladı.
·Davut ve Yonatan birlikte ağladılar.
·Hizkiya hastalığı için ağladı.
·Yoşiya ulusunun günahı için ağladı.
·Yeremya ağlayan bir peygamberdi.
iv. “Bazen denir ki, eğer arkadaşlarımızın tekrar dirileceğine ve şu anda güvende, mutlu olduklarına gerçekten inansaydık, ağlamazdık. Neden ağlamayalım? İsa ağladı. İsa’nın gösterdiği yolu izlemekte hiçbir hata olamaz.” (Spurgeon)
v. Barclay, eski Yunanların zihninde Tanrı’nın temel özelliğinin apatheia olduğunu açıklar: bu sözcük, herhangi bir duygu hissetmekten tamamen aciz olmak demektir. Yunanlar izole olmuş, tutkudan ve merhametten yoksun bir Tanrı’ya inanıyorlardı. Kutsal Kitap’ın Tanrısı böyle değildir. Gerçekten Tanrı böyle değildir.
vi. İsa yine derinden hüzünlenerek: “‘Derinden etkilendi’ (embrimomenos) fiilin şimdiki zaman ortacındaki tekrarı, İsa’nın, ağıt yakanlarla ilk temasının uyandırdığı aynı duygusal gerilim altında olduğunu gösterir.” (Tenney)
vii. Bakın, onu ne kadar seviyormuş! “Ve O’nun çarmıh üzerinde kanını ve canını insanlık için verdiğini gördüğümüzde, coşku ve sevinçle şöyle haykırabiliriz: Bakın, BİZİ ne kadar seviyor!” (Clarke)
e. Ama içlerinden bazıları, “Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar’ın ölümünü de önleyemez miydi?” dediler. Bunlar gerçek üzüntü ve şefkat sözleri gibi görünüyor. İsa’nın bile tüm yüceliğine rağmen Lazar için bu noktada hiçbir şey yapamamasının gerçekten üzücü olduğunu düşünüyorlardı.
i. “Bu sözlerin alay amacıyla söylendiğini düşünmek için hiçbir neden yoktur.” (Morris)
ii. Yine de bu sözlerin kimseye faydası olmadı. Spurgeon, tüm bu “keşke olsaydı” konuşmalarının boşuna olduğunu ve hiçbir işe yaramadığını belirtmiştir. “Belki de insanların bildiği en acı kederler gerçeklerden değil, hayal ettikleri ama asla gerçekleşmeyen şeylerden kaynaklanır; yani varsayım kuyuları kazarlar ve pişmanlığın acı sularını içerler.” (Spurgeon)
iii. “İsa’nın körlerin gözlerini açmaya istekli olduğunu ve açtığını varsayalım; bu nedenden ötürü bir ölüyü diriltmek zorunda mıdır? Eğer bunu yapmayı uygun görmezse, bu onun gücünün olmadığına mı kanıttır? Eğer Lazar’ın ölmesine izin verirse, bu Lazar’ın hayatını kurtaramayacağına kanıt olabilir mi? Başka bir nedeni olamaz mı? Her Şeye Gücü Yeten olmak her zaman gücünü kullanmak mı demektir? Hiç tüm kudretinin tamamını bir anda ortaya koyar mı?” (Spurgeon)
2. (39-40) İsa taşın kaldırılmasını buyuruyor.
İsa, “Taşı çekin!” dedi. Ölenin kızkardeşi Marta, “Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu” dedi. İsa ona, “Ben sana, ‘İman edersen Tanrı’nın yüceliğini göreceksin’ demedim mi?” dedi.
a. Taşı çekin: Herkes İsa’nın böyle bir şey istemesinin tuhaf olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa Marta biliyordu, Rab, o artık kokmuştur, dedi. İnsanlar muhtemelen İsa’nın, sevgili dostu Lazar’a son bir kez bakmak isteyecek kadar kederli olduğunu düşündüler.
b. O artık kokmuştur: Her halükarda, cesedin durumu Lazar’ın öldüğünün reddedilemez bir kanıtıydı.
i. “Grekçe ozw sözcüğü, koku ister iyi ister kötü olsun, sadece koklamak anlamına gelir; ancak olayın koşulları, buradaki anlamının ikincisi olduğunu yeterince göstermektedir.” (Clarke)
c. İman edersen Tanrı’nın yüceliğini göreceksin: İsa, Marta’nın ya da Meryem’in imanı olmadan da bu mucizeyi gerçekleştirme gücüne sahipti. Ama eğer iman etmezlerse, Tanrı’nın yüceliğini onlar asla göremeyeceklerdi. Sonucu görebilir ve bundan mutlu olabilirlerdi ama O’nun planının gerçekleşmesinde Tanrı’yla birlikte çalışmanın yüceliğini kaçıracaklardı.
3. (41-42) İsa, Lazar’ın mezarı başında dua ediyor.
Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: “Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum. Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim.”
a. Bunun üzerine taşı çektiler: Bu kesin ve dikkate değer bir iman adımıydı. İsa, Marta ile Meryem’i imanlarına göre hareket etmeye zorladı ve onlar da İsa’ya ve O’nun sıradışı isteğine itaat ederek bunu yaptılar.
i. İsa, Marta’nın imanını genişletmek ve geliştirmek için bilinçli olarak attığı adımlarla, Marta’yla ilgilendiğini görüyoruz.
·İsa ona bir söz verdi.
·İsa dikkatleri kendi üzerine çekti.
·İsa ondan imanını açıklamasını istedi.
·İsa onu imanı doğrultusunda hareket etmeye çağırdı.
b. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: İsa büyük olasılıkla geleneksel bir dua duruşuna geçti – ellerini kaldırıp gözleri göğe bakar halde yüzünü yukarı doğru çevirmişti.
c. Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum: İsa, Baba Tanrı’yla olan ilişkisine güveniyordu. Duanın halkın ortasında gerçekleşmesi Meryem, Marta ve çevrede duran halkın iyiliği içindi. Duanın gücü İsa’nın kendi özel dua zamanlarından kaynaklanıyordu.
i. “Hiçbir şekilde sihirli sözler yok, hiçbir şekilde duada güreşmek yok; sanki Lazar çoktan hayata geri dönmüş gibi sade şükran sözleri var.” (Dods)
ii. “Yeryüzünde alçaltılmış haldeyken, bu kudretli işleri, kendi bırakmış olduğu yüceliğiyle değil, Baba’nın O’nun içinde etkin olan kudretiyle ve duasına verilen karşılıkla yaptı. ” (Alford)
4. (43-44) İsa Lazar’ı ölümden diriltiyor.
Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, “Lazar, dışarı çık!” diye bağırdı. Ölü, elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü peşkirle sarılmış olarak dışarı çıktı. İsa oradakilere, “Onu çözün, bırakın gitsin” dedi.
a. Yüksek sesle, “Lazar, dışarı çık!” diye bağırdı: İsa Lazar’ı sadece mezardan dışarı çağırdı. Kutsal Yazılar’a baktığımızda, Tanrı’nın ölüleri diriltmek için kullandığı diğer Tanrı insanları genellikle çok daha karmaşık yöntemler kullanmışlardı.
i. Yüksek sesle… bağırdı: “ifadesi Yuhanna’nın anlatımında otoritenin yüksek ve kararlı sesi anlamına gelir.” (Trench)
ii. “Elbette ölünün işitmesi için yüksek bir sese ihtiyaç yoktu. Muhtemelen en azından kısmen, kalabalığın bunun bir büyü değil, Tanrı’nın gücünün ta kendisi olduğunu anlayabilmesi yüksek sesle bağırmaya ihtiyaç vardı. Büyücüler sihirlerini ve büyülerini fısıltılarla mırıldanarak gerçekleştirirlerdi (bkz. Yeşaya 8:19). Tanrı’nın Oğlu böyle değildir.” (Morris)
iii. “İsa daha önceki bir olayda, mezarda olan herkesin O’nun sesini işiteceği saatin geleceğini söylemişti (Yuhanna 5:28). Bu olay işte bu yetkinin bir kerelik açık bir göstergesiydi.” (Tenney)
b. Lazar, dışarı çık! İsa, ölü bir bedenle, sanki Lazar yaşıyormuş gibi konuştu, çünkü O ölülere yaşam veren, var olmayanı buyruğuyla var eden Tanrı’dır (Romalılar 4:17).
i. “Söylenen sözler kısa, direkt ve emir sözleriydi ve farklı sözcüklerle şu şekilde ifade edilebilir ‘Lazar! Çıkış bu tarafta!”, sanki İsa kör bir zindanda kaybolmuş birine çıkış yönünü gösteriyor gibiydi.” (Tenney)
ii. “Eğer Mesih’in sesi tüm ölülere bu şekilde seslense, şu anda hepsi dirilmiş olurdu.” (Trapp)
c. Ölü… dışarı çıktı: İsa, Lazar’ın mezarı başında ölümle savaştı ve mezarın gücünü elinden aldı. İsa, ölüme, yakında onu tamamen yeneceğini söylemiş oldu.
d. Yüzü peşkirle sarılmış olarak: Lazar diriltilmedi, yeniden hayata döndürüldü. Mezardan kefeniyle dışarı çıktı çünkü onlara bir gün tekrar ihtiyacı olacaktı; oysa İsa kefenini mezarda bırakıp çıktı çünkü O’nun bir daha kefene ihtiyacı olmayacaktı.
i. “O halde nasıl hareket edebildi, bilmiyorum. Bazı eski yazarlar onun havada süzüldüğünü ve bunun da mucizenin bir parçası olduğunu düşünmüşlerdi. Bence o kadar bağlıydı ki, serbestçe yürüyemese de çuval içindeki bir adam gibi ayaklarını sürüyerek ilerledi.” (Spurgeon)
e. İsa oradakilere, “Onu çözün, bırakın gitsin” dedi: İsa, Lazar’ın üzerindeki kefeni bir mucizeyle çıkarmadı ama çevredekilerden bunu yapmasını istedi. İsa’nın mucize yaptığı kısım, sadece Tanrı’nın yapabileceği şeyi yapmaktı, sonra Lazar’ın kurtuluşunun tamamlanması için insanların işbirliğini bekledi.
i. “Lazar tam bir dirilişle dirildi ama tam bir özgürlüğe kavuşmadı. Bakın, burada ölüm giysilerini hala üzerinden atamadan yaşayan bir adam söz konusu!” (Spurgeon)
ii. “İnsanın kendisi için yapabileceği şeyi Tanrı onun için yapmayacaktır ve Hıristiyanların günahkârlar için yapabileceği şeyleri de Rab’den beklememelidirler; Tanrı’nın kendilerine verdiği yeterliliklere göre, mümkün olan düzeyde kendileri çalışmalıdırlar, ancak bundan sonra ilahi müdahaleyi bekleyebilirler.” (Spurgeon)
D. İki tepki.
1. (45) İmanın tepkisi: Yahudiler’in birçoğu İsa’ya iman etti.
O zaman, Meryem’e gelen ve İsa’nın yaptıklarını gören Yahudiler’in birçoğu İsa’ya iman etti.
a. Meryem’e gelen… Yahudiler’in birçoğu: Kederli kız kardeşlerin yasını teselli etmeye gelenler, yası ortaya çıkaran nedenlerin ortadan kaldırılacağını beklemiyorlardı.
b. İsa’nın yaptıklarını gören… birçoğu İsa’ya iman etti: Bu inkar edilemez bir şekilde Tanrı’nın etkileyici bir işiydi ve birçok insanın, İsa’nın kendisiyle ilgili söylediklerine, O’nun yaptıklarını görerek güvenmesine yardımcı oldu.
2. (46-48) Dini liderlerin endişesi.
Ama içlerinden bazıları Ferisiler’e giderek İsa’nın yaptıklarını onlara bildirdiler. Bunun üzerine başkâhinler ve Ferisiler, Yüksek Kurul’u toplayıp dediler ki, “Ne yapacağız? Bu adam birçok doğaüstü belirti gerçekleştiriyor. Böyle devam etmesine izin verirsek, herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip kutsal yerimizi ve ulusumuzu ortadan kaldıracaklar.”
a. Ama içlerinden bazıları Ferisiler’e giderek: Yuhanna ısrarla buradaki konuyu sürdürür – İsa’nın sözleri ve yaptığı işler insanlığı iman edenler ve imanı reddedenler olarak ikiye ayırır. İsa’nın hem gücünü hem de şefkatini görmelerine rağmen O’na karşı çalışan ve bu şekilde karşılık veren bazıları vardı.
i. “Hayret verici! Bu mucizeyi bile gören bazıları yüreklerini bu mucizeye karşı çelik gibi sertleştirdiler ve sadece bununla da kalmayıp, bu en insancıl, sevecen ve görkemli Kurtarıcı’nın yok edilmesi için komplo kurdular!” (Clarke)
ii. Spurgeon, Ferisiler’e bunun bildirilmesini, “insanlık tarihinde kaydedilmiş en adi davranışlardan birisi” olarak adlandırmıştır.
iii. Yüksek Kurul’u toplayıp: Resmi bir toplantı olmasa da “Yüksek Kurul’un bir toplantısıydı. Yuhanna’nın burada geçenleri aktardığı kaynak Aramatyalı Yusuf, Nikodim ya da Yüksek Kurul’un sonradan Hıristiyan olan başka bir üyesi olabilir.” (Trench)
b. Bu adam birçok doğaüstü belirti gerçekleştiriyor: Dini liderler, İsa’nın Mesih ve Tanrı olduğu iddiasını doğrulayan bazı belirtiler gösterdiğini gizlice kabul ettiler. İsa’nın iddia ettiği gibi, yaptığı işler Kendisine tanıklık ediyordu (Yuhanna 10:25).
i. İtirazlarının yönü değişti. Önce İsa’ya karşı çıktılar çünkü O’nun Mesih olduğuna ikna olmamışlardı. Şimdi ise İsa’nın Mesih olduğuna inanmak için ellerinde büyük kanıtlar olduğu için karşı çıkıyorlardı. Mucizeleri kabul ettiler ama mucizeleri gerçekleştiren kişiye nasıl davrandıklarına bakın:
·O’nu inkâr ettiler.
·Ona karşı çıktılar.
·O’nun insanlar üzerindeki etkisinden korkuyorlardı.
c. Böyle devam etmesine izin verirsek, herkes O’na iman edecek: Dini liderler İsa’nın gerçekleştirdiği işlerin tanıklığına verilecek mantıklı yanıtın O’na iman etmek olduğunu biliyorlardı. Giderek daha fazla kişinin iman edeceğinden korkuyorlardı.
i. Bu ifadenin önerdiği harika bir düşünce bulunmaktadır, böyle devam etmesine izin verirsek, herkes O’na iman edecek– sadece yalnız bırakıldığında, İsa yüceliğini gösterir.
ii. Ne var ki Ferisiler’in kastettiği anlamda bu düşünce yanlıştı. “Tarihsel süreçte ve Tanrı’nın egemen iradesi dahilinde, Ferisiler’in Mesih’i rahat bırakmaması, bizim O’na iman etmemize ve tapınmamıza vesile oldu.” (Morrison)
d. Romalılar da gelip kutsal yerimizi ve ulusumuzu ortadan kaldıracaklar: İsa giderek daha fazla taraftar topladıkça, dini liderler, Romalıların bu durumu önemli bir tehdit olarak göreceğinden korktular. Özellikle güçlerini ve prestijlerini korumak istediklerinden, İsa sorunuyla nasıl başa çıkacaklarının yolunu arıyorlardı.
i. Yorumcuların çoğu, kutsal yerimizin ifadesiyle tapınağın işaret edildiğine inanmaktadır. Dini liderler tapınağı öyle bir put haline getirmişlerdi ki, tapınağı korumak için İsa’yı öldürmeye hazırdılar.
ii. “Ortadan kaldırılmasından korktukları ‘kutsal yer’ tapınaktı (Elçilerin İşleri 6:13 ve devamı; 21:28’deki ‘bu kutsal yer’).” (Bruce)
iii. Dini liderlerin tapınağı sanki kendilerine aitmiş gibi kutsal yerimiz olarak düşünmeleri çok anlamlıdır. Bugün birçok kilise önderi de aynı şeyi yapmakta, kilisenin İsa’ya ait olduğu gerçeğini anlamak yerine, kiliseyi gerçekten bizim kendi kilisemiz olarak düşünmektedir.
iv. Trajik bir gerçek olarak, İsa’nın bu şekilde reddedilmesi ulusun siyasi yıkımıyla ve nihai yok oluşuyla sonuçlanmıştır. “Müjde kaleme alınmaya başlanana dek, korktukları felaket gerçekleşti ama İsa’nın varlığından kaynaklanan ve İsa’nın yaptığı bir şey olarak değil.” (Bruce)
3. (49-52) Kayafa’nın öğütleri.
İçlerinden biri, o yıl başkâhin olan Kayafa, “Hiçbir şey bilmiyorsunuz” dedi. “Bütün ulus yok olacağına, halk uğruna bir tek adamın ölmesi sizin için daha uygun. Bunu anlamıyor musunuz?” Bunu kendiliğinden söylemiyordu. O yılın başkâhini olarak İsa’nın, ulusun uğruna, ve yalnız ulusun uğruna değil, Tanrı’nın dağılmış çocuklarını toplayıp birleştirmek için de öleceğine ilişkin peygamberlikte bulunuyordu.
a. Bütün ulus yok olacağına, halk uğruna bir tek adamın ölmesi sizin için daha uygun: Kayafa mantıksal olarak düşündü, vicdani olarak düşünmedi. Halk uğruna bir tek adamın ölmesi daha mantıklıydı ama Mesih’i reddetmek ve masum bir insanın ölümünü istemek ahlaki olarak hakkaniyetli değildi.
i. O yılın başkâhini olarak: “Kayafa, Pontius Pilatus’un bütün valiliği boyunca, yani on bir yıl boyunca başkâhin olarak görev yaptı. O yılın ifadesiyle, başkâhinliğin her yıl değiştiğine dair bir ima yoktur, zaten böyle bir uygulama yoktu ama buradaki sözleri dikkati ‘o (kayda değer) yıla‘ yöneltme olarak anlamalıyız.” (Alford)
ii. Hiçbir şey bilmiyorsunuz: “Josephus’a göre, Sadukiler kendileri arasında bile kabalıklarıyla ün salmışlardı.” (Bruce)
iii. Bunu anlamıyor musunuz?: “Hesap yapmak ve benzeri şeyler için kullanılan bir sözcük. Onların hesap edemediklerini, şu ya da bu yönde bir hareket tarzının en uygun hareket tarzı olup olmadığını bile hesaplayamadıklarını söylüyor.” (Morris)
b. İsa’nın… öleceğine ilişkin peygamberlikte bulunuyordu: Kayafa bilmeden ve istemeden bir peygamberlikte bulunmuştur. Yuhanna, övgüyü o kişiye değil, makama vermeye dikkat etmiştir (O yılın başkâhini olarak… peygamberlikte bulunuyordu).
i. “Onları İsa’yı öldürmeye çağırıyor: ama kullandığı sözcüklerin biçimi bilinçsizce peygamberlik sözü niteliğindedir.” (Trench)
ii. “Zehirli bir kamıştan tatlı şeker çıkabilir, çirkin bir kurbağanın başında değerli bir taş parlayabilir, kör bir adamın elinde bile etrafı aydınlatan bir meşale olabilir.” (Trapp)
c. Ayrıca, Tanrı’nın dağılmış olan çocuklarını bir araya toplayacaktı: Yuhanna, Kayafa’nın bilmeden ettiği peygamberliğin, onun hayal edebileceğinin çok ötesinde büyük bir şeye işaret ettiğini açıkladı. İsa’nın ölümü, İsa’nın daha önce sözünü ettiği başka bir ağılın koyunlarını da bir araya toplayacaktı (Yuhanna 10:16).
i. “Kayafa’nın sözleri yeterince büyük değildir. Yuhanna’nın dünya çapında bir vizyonu vardır.” (Morris)
4. (53-54) İsa’yı öldürmek için düzenlenen komplo.
Böylece o günden itibaren İsa’yı öldürmek için düzen kurmaya başladılar. Bu yüzden İsa artık Yahudiler arasında açıkça dolaşmaz oldu. Oradan ayrılarak çöle yakın bir yere, Efrayim denilen kente gitti. Öğrencileriyle birlikte orada kaldı.
a. O günden itibaren İsa’yı öldürmek için düzen kurmaya başladılar: Daha önce İsa’nın ölmesini isteyenler çoğunlukla daha alt düzeydeki dini görevlilerdi. Bu gelinen noktada ise gerçek siyasi güce sahip olanlar İsa’yı öldürmeye karar verdiler. İsa’nın ölümüne artık çok az bir zaman kalmıştı.
i. Maclaren Yüksek Kurul’un düşüncesini ifade etmiştir: “İsa’nın mucizelerini, öğretilerini ve karakterinin güzelliğini boş verin. O’nun var olması bizim ayrıcalıklarımız için sürekli bir tehlikedir. Ben oyumu öldürülmesinden yana kullanıyorum!”
ii. “Bu son mucize, O’nun düşmanlarının muhalefetini kesin bir harekete geçmeye zorladı.” (Morgan)
b. Bu yüzden İsa artık Yahudiler arasında açıkça dolaşmaz oldu: Bir kez daha belirtelim, İsa bunu korkudan değil, saati henüz gelmediği için yaptı (Yuhanna 7:30’da olduğu gibi). Zamanı henüz gelmemişti ama yakında gelecekti.
i. Efrayim denilen kente gitti: Yeruşalim’in kuzeyinde, Samiriye’ye yakın bir yerdi. “Bu Efrayim kenti 2 Tarihler 13:19’daki Efron = Yeşu 18:23’teki Ofra’dır: Eski savaşlarda Benyamin’le Efrayim arasında defalarca el değiştirmişti.” (Trench)
5. (55-57) Fısıh bayramında İsa’yı arıyorlar.
Yahudiler’in Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalim’e gitti. Orada İsa’yı arayıp durdular. Tapınaktayken birbirlerine, “Ne dersiniz, bayrama hiç gelmeyecek mi?” diye soruyorlardı. Başkâhinlerle Ferisiler O’nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.
a. Bayramdan önce arınmak için: Bu, yaklaşan Fısıh Bayramı’ndan önceki birkaç gündür – o Fısıh Bayramı, İsa ihanete uğrayacak, tutuklanacak, mahkûm edilecek ve çarmıha gerilecekti.
i. “Bazı arınmalar bir hafta sürerken, bazıları ise sadece başın tıraş edilmesi ve giysilerin yıkanmasından ibaretti.” (Dods)
ii. Bayrama hiç gelmeyecek mi? “İkinci soruları ‘Hayır’ yanıtını beklediklerini gösterir gibidir… Koşullar göz önüne alındığında, O’nun ortaya çıkacak kadar akılsızca davranmasının olası olmadığını düşünüyorlardı.” (Morris)
b. Başkâhinlerle Ferisiler… buyurmuşlardı: Başkâhinlerin çoğu Saduki’ydi ve normalde Ferisiler’le işbirliği yapmazlardı. İsa’ya karşı muhalefetlerinde ortak bir neden buldular.
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
