Yuhanna 17 – İsa’nın Yüce Duası
“John Knox, 1572 yılında ölüm döşeğindeyken karısından kendisine Yuhanna 17’yi okumasını istedi, ‘burası ilk demir attığım yer’ dedi.” (Bruce)
A. İsa kendisiyle ilgili olarak dua ediyor.
1. (1a) Giriş.
İsa bunları söyledikten sonra, gözlerini gökyüzüne kaldırıp şöyle dedi:
a. İsa bunları söyledikten sonra: Kutsal Kitap yüce dualarla doludur. Süleyman’ın duası (1 Krallar 8), İbrahim’in duası (Yaratılış 18) ve Musa’nın duası (Mısır’dan Çıkış 32) bizi çok etkilemiştir ama bu dua Kutsal Kitap’ta kaydedilen en yüce duadır.
i. Çoğumuz gerçek bir Tanrı adamını ya da kadınını yürekten derin bir dua ederken duymanın ne demek olduğunu biliriz; bunda kutsal ve müthiş bir şey vardır. İsa’nın Tanrı’sına ve Baba’sına ettiği dua bunların çok ötesindedir; bu dua İsa’nın Müjde kitaplarında kaydedilen tek uzun ve hiç ara verilmeden aktarılan duasıdır. Cümleler basittir ama fikirler derin, dokunaklı ve anlamlıdır.
ii. “Ne gökte ne de yerde, Oğul tarafından Tanrı’nın Kendisine sunulan duadan daha yüce, daha kutsal, daha verimli, daha yüce bir ses duyulmamıştır.” (Melanchthon, aktaran Boice)
iii. Gerçek dua genellikle kişinin en iç varlığını açığa çıkarır. Yuhanna 17 İsa’nın doğasını ve yüreğini görmek için eşsiz bir fırsattır. Bu duada İsa, bu Müjde’de geliştirilen birçok temaya değinecektir: yücelik, yüceltmek, göndermek, inanmak, dünya, sevgi.
iv. Genel olarak Rab’bin Duası (Matta 6:9-13) olarak adlandırılan duada önem verilen noktaların çoğu bu duada da vardır.
·Dua tekrar tekrar Baba Tanrı’ya yöneltilen bir duadır.
·Tanrı’nın adına yönelik bir farkındalık ve hassasiyet söz konusudur.
·Tanrı’nın egemenliğinin işleri için bir duyarlılık vardır.
·Kötülükten uzak durmaya önem vardır.
v. Yine de bu duada farklı bir şey bulunmaktadır; İsa öğrencilerine dua etmelerini söylediği gibi dua etmemiştir. “Yuhanna’nın on yedinci bölümünde yer alan Rabbimiz’in isteği, açıkça bir altın bir üste duası değildir: bu duada Konuşan’ın Baba ile eşitliği sürekli olarak görülmektedir. İkisi tek bir düşünceye sahiptir… Oğul konuştuğu zaman Baba’yı kendisine boyun eğdirmeye çalışmaz: daha ziyade Tanrı’nın amacını dile getirir.” (Trench)
vi. Yeni Antlaşma bize, İsa’nın halkı için bir aracılık işi olduğundan söz eder, bu iş şimdide var olan ve süregelen bir iştir (Romalılar 8:34, İbraniler 7:25). “Amaç, O’nun özel bir durumda ne söylediğini bize bildirmek değil, O’nun zihninin sürekli tutumunu, O’nun yokluğu sırasında bizim için sürekli ‘şefaat’ ettiği fikrini göstermektir.” (Trench)
b. Gözlerini gökyüzüne kaldırıp: Bu, İsa’nın dua ederkenki fiziksel duruşunu gösterir. Bu duruş, genellikle derin dua ile ilişkilendirmediğimiz bir duruştur. Batı dünyasının dua geleneklerinde genellikle başımızı öne eğer ve gözlerimizi kapatırız. İsa kendi döneminde yaygın olan dua geleneklerine göre dua etti (Yuhanna 11:41, Markos 7:34, Mezmur 123:1).
i. “Ancak kutsal yazı kayıtlarda, Rabbimiz’in işlerinin sonuna yaklaşırken yaptığı yakarışlara çok daha fazla yer ayrılmıştır. Kapanış yemeğinden sonra, halka vaaz etme işi sona erdiğinde ve ölmekten başka yapılacak bir şey kalmadığında, kendini tamamen duaya verdi. Bir daha ne kalabalığı eğitecek ne de hastaları iyileştirecekti. Yaşamını sonlandırmadan önce kalan zaman diliminde, özel aracılık işiyle kendini kuşandı. Canını ölüme sunmadan önce, yaşarken ruhunu sundu.” (Spurgeon)
ii. Gözlerini gökyüzüne kaldırıp sözleri de İsa’nınumutla gökyüzüne baktığını ve bu duada karamsar ya da üzgün olmadığını gösterir. Bu dua aslında bir iman ve güven, hatta zafer duasıdır – tüm bunlar çatışmanın gerçekliğini kabul ederken oldu. “Bu duayı sık sık sanki oldukça karamsar bir duaymış gibi düşünürüz. Oysa ki öyle değildir. Bu dua, dünyayı yendiğini (Yuhanna 16:33) az önce ilan etmiş olan Kişi tarafından söylenmektedir ve kaynağı da bu güvencedir.” (Morris)
iii. Bu olağanüstü dua, gökyüzüne doğru bakan bir yürek ve zihinle edilir. İsa duasında sorunlarından ya da vermesi gereken kararlardan hiç söz etmemiştir. Yüreği ve zihni en yüce şeylere odaklanmış, başkalarına sonsuz yaşamın gelebilmesi için ne pahasına olursa olsun Baba Tanrı’nın isteğini mutlak bir şekilde yerine getirmeye kendini adamıştır.
2. (1b) İsa yüceltilmek istiyor.
“Baba, saat geldi. Oğlun’u yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin.”
a. Baba, saat geldi: Daha önce İsa’nın yüceltilme saati (ölümüyle başlayan saat) henüz gelmemişti (Yuhanna 2:4; 7:8; 7:30; 8:20). Şimdi ise saat geldi (İsa’nın daha önce Yuhanna 12:23’te söylediği gibi).
i. Şu sözlere dikkat edin: Baba… Oğlun… Oğul… Seni. Bu derin ve zengin bir ilişki duasıdır. İsa, Baba Tanrı ile Oğul Tanrı arasında var olan ailevi ilişkinin ve doğal hiyerarşinin ya da düzenin tam ve derin bir duygusuyla dua etmiştir.
ii. Baba: “Ve burada bize bir örnek veriyor: her sıkıntı anında evlat oluşumuza, evlat edinilmemize ve yüce Tanrımızın babalığına geri dönelim. Babamıza gidelim çünkü bir çocuk doğal olarak başka kime koşabilir ki?” (Spurgeon)
iii. Saat: “O, bu süreci bir saat olarak görür – Getsemani’nin gecesi, kırbaçlanma sabahı, çarmıh günü – kısa bir zaman aralığı gibidir. Şimdi sıkıntı içindedir çünkü sancı zamanı gelmiştir ama o bunu yalnızca bir saat olarak sayar, çünkü şiddetli acılarıyla dünyaya doğacak olan şeyin sevincini önceden görür. Böylece sevgisi ve sabrı, utanç zamanını küçümsemesine ve onu sadece kısa bir aralık olarak görmesine neden olur.” (Spurgeon)
b. Oğlun’u yücelt: İsa ilk önce kendisi için dua etti ama isteği bencilce değildi. Kendisi için duyduğu endişe aslında Baba’nın yüceliği için duyduğu bir endişeydi. Oğul, Baba’yı ancak Baba Oğul’un “Oğlun’u yücelt” duasına karşılık verirse yüceltebilir.
i. “İsa’nın çarmıhtaki kurbanı kabul edilmezse ya da Oğul, Baba’nın örtüsüz yüceliğinin huzurunda hak ettiği yere döndürülmezse, bu Baba’ya hiçbir yücelik getirmeyecektir. Bu, ilahi görevin başarısız olduğu, lütuf tasarısının sonsuza dek yenilgiye uğradığı anlamına gelir.” (Carson)
ii. “Baba, saat geldi: Oğlunu yücelt: yani oradakilere İnsan İsa’nın aynı zamanda Tanrı-İnsan olduğunu açıkla; O’nun dirilişi ve göğe yükselişiyle bunu açıkla.” (Trench)
iii. “Bu yüceltme O’nun ölümünü, dirilişini ve onaylanmış Aracı olarak Tanrı’nın sağında oturmasını kapsıyordu.” (Dods)
iv. İsa, “Oğlun’u yücelt” şeklindeki bu duası için çeşitli nedenler ya da gerekçeler göstermiştir. Eğer Oğul Tanrı, Baba Tanrı’ya dua ederken nedenler ya da gerekçeler kullandıysa, biz de Tanrı’nın tahtının önünde isteklerimiz için nedenler ve gerekçeler sunmaya çok daha fazla dikkat etmeliyiz.
·Çünkü saat geldi (Yuhanna 17:1).
·Çünkü Baba yüceltilecek (Yuhanna 17:1).
·Çünkü sonsuz yaşam verme yetkisi zaten verildi (Yuhanna 17:2).
·Çünkü yaşama giden tek yol İsa’dır (Yuhanna 17:3).
·Çünkü Oğul’un işi, Baba’nın Oğul’u gerçekleştirmesi için gönderdiği işi tamamlar (Yuhanna 17:3).
c. Saat geldi. Oğlun’u yücelt: Oğul’u yüceltecek olan çarmıhtır (bkz. Yuhanna 12:27-33, 13:30-33, 21:18-19). Çarmıh dünyanın gözünde tam bir aşağılanmaydı ama Tanrı’nın gözünde bir yüceltme aracıydı. Bu, çarmıhın akılsızlığının ve zayıflığının bir yönüdür (1 Korintliler 1:18, 1:23-25).
i. “Çarmıh insanlara bir utanç aracı olarak göründü. Mesih için ise gerçek yüceliğin aracıydı.” (Morris)
ii. Bu dua çok güzel bir şekilde yanıtlandı. “Evet, Baba Oğlu’nu yüceltti, hatta O’nu ezmeyi ve kedere boğmayı uygun gördüğü anda bile bu yücelik gerçekleşti. Bir eliyle vurdu, öbür eliyle yüceltti. Ezmek için bir güç vardı ama aynı zamanda çalışmayı sürdürmek için de bir güç vardı. Baba Oğlunu yüceltti.” (Spurgeon)
iii. Dualarımızın çoğu ne kadar farklı. “Şu ya da bu şekilde sürekli olarak Baba’dan bizi yüceltmesini isteriz. Beni yücelt, ey Baba, diye haykırırız, bana şehirdeki en büyük cemaati vererek yücelt; kuruluşumda büyük bir canlanma başlatarak, ruhsal gücümü artırarak beni yücelt, böylece çok aranan birisi olacağım. Elbette nedenlerimizi bu kadar kısa ve öz bir şekilde ifade etmiyoruz ama aslında kastettiğimiz gerçekte budur. Sonra da duamıza yanıtın neden geciktiğini merak ederiz.” (Meyer)
d. Yücelt ki, Oğul da seni yüceltsin: Çarmıh, mantığa aykırı bir iş gerçekleştirerek Oğul İsa’yı yüceltmiş ve Tanrı’nın bilgeliğini ve gücünü göstermiştir (1 Korintliler 1:23-25). Aynı zamanda Baba Tanrı’yı da yüceltmiştir, Oğlu’nu böyle bir işi gerçekleştirmek üzere vermekle Kendi hikmetli tasarısını ve büyük fedakârlığını göstermiştir.
i. “Oğul, bu eylemde [çarmıhta] Tanrı’nın kötülük üzerindeki egemenliğini, Tanrı’nın insanlara olan merhametini ve inananlar için kurtuluşun nihai olduğunu ortaya koyarak Baba’yı yüceltmiştir.” (Tenney)
ii. “Mesih’in motivasyonu bizim de motivasyonumuz olmalı. Tanrı’dan bir bereket istediğinizde, bu bereketle Tanrı’yı yüceltmek için isteyin. Sağlığınıza tekrar kavuşmak mı istiyorsunuz? Bunu O’nun yüceliği için kullanmak üzere isteyin. Dünyasal bir ilerleme mi arzuluyorsunuz? O’na daha fazla yücelik getirmek için isteyin. Hatta lütufta büyümeyi mi arzuluyorsunuz? Bunu sadece O’nu yüceltmek amacıyla isteyin.” (Spurgeon)
3. (2-3) İsa sonsuz yaşamın kaynağı ve doğası hakkında konuşuyor.
“Çünkü sen O’na bütün insanlık üzerinde yetki verdin. Öyle ki, O’na verdiklerinin hepsine sonsuz yaşam versin. Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.”
a. Sen O’na bütün insanlık üzerinde yetki verdin: İsa, insanlığa sonsuz yaşam verme yetisiyle bütün insanlık üzerinde yetkiye sahip olduğunu iddia etti. Bu açık ve şaşırtıcı bir şekilde Tanrı olma iddiasıdır; Tanrı’dan başka hiç kimse bu iddiayı doğru ve bilerek yapamaz.
i. İsa burada “insanların nihai kaderini belirleme yetkisine sahip olduğunu” iddia etmiştir. (Takser)
ii. İsa’nın bütün insanlık üzerinde yetkisi olduğunu bilmek, müjdeyi duyurma çalışmaları için bize yeni bir umut verir. İsa’yı reddedenler ya da O’na kulağını tıkayanlar için bile, bunu bilmeseler ya da kabul etmeseler bile, İsa’nın o kişiler üzerinde yetkisi vardır. İmanla dua edebiliriz ve İsa’dan henüz tövbe etmemiş ve iman etmemiş bu kişiler üzerinde yetkisini kullanmasını isteyebiliriz.
iii. Sen O’na bütün insanlık üzerinde yetki verdin: Filipililer 2:5-11 ayetleri bunun bir göstergesidir; herkes İsa’nın yetkisini tanıyacak, her diz O’nun önünde eğilecek ve her dil İsa Mesih’in Rab olduğunu ilan edecektir.
iv. İmanlı, özellikle alternatifi göz önünde bulundurarak, İsa’nın yetkisini anlar ve yüceltir. “İnsanlar yetki olmadan çalışamazlar. Eğer bir yetkiyi ortadan kaldırırsanız, başka bir yetki ortaya çıkar. Eğer Tanrı’nın yetkisini reddederseniz, insan yetkisi ortaya çıkacaktır.” (Boice)
b. Öyle ki, O’na verdiklerinin hepsine sonsuz yaşam versin: İsa, Baba tarafından Kendisine verilenlere sonsuz yaşamı bağışlayan Kişi olduğunu anlamıştı.
i. “Hıristiyanlar genellikle İsa’yı, Tanrı’nın bize armağanı olarak düşünür; kendimizi nadiren Tanrı’nın İsa’ya armağanı olarak düşünürüz.” (Carson)
ii. Her ne kadar bu konudaki kavrayışımız çok sınırlı olsa da bu ifade, Tanrı’nın kurtarış işinde Tanrı’nın üç Şahsiyeti arasında bir görev paylaşımı olduğuna işaret eder. Burada Baba’nın Oğul’a bazılarını verdiğini ve Oğul’un da çarmıhtaki işi aracılığıyla onlara sonsuz yaşam verdiğini görüyoruz. Elbette Kutsal Ruh’un da kurtuluşta bir görevi vardır ancak bu bölümde bundan söz edilmemiştir.
iii. “Burada genel ve özel kurtuluş doktrinleri tatlı bir şekilde harmanlanmıştır: ‘Ona tüm insanlık üzerinde yetki verdiğin gibi’, eşsiz kurbanı sayesinde hepsi Mesih’in aracılık yönetimi altındadır; ancak söz konusu amaç özellikle seçilmiş halka verilen sonsuz yaşam armağanıdır: ‘öyle ki, kendisine ne kadar çok kişi verirsen, Mesih onların hepsine sonsuz yaşam versin’.” (Spurgeon)
c. Sonsuz yaşam… seni… tanımalarıdır: Sonsuz yaşam, hem Baba Tanrı’yı tanıma hem de Oğul Tanrı İsa Mesih’i yaşayarak deneyim etme bilgisinde (ginosko) bulunmaktadır.
i. “Bu dünyada bazı insanları tanımanın bir bereket ve ilham kaynağı olduğu biliyoruz. Tanrı’yı tanımak bunun kat kat ötesindedir.” (Morris)
ii. “Yaşam, çevreyle aktif bir ilişkidir; ölüm ise ister fiziksel ister kişisel olsun, çevreyle ilişkinin kesilmesidir.” (Tenney) Sonsuz yaşam, Tanrı’nın çevresine karşı canlı ve aktif olduğumuz anlamına gelir. Eğer Tanrı ve O’nun ruhsal çevresi yaşamımızı etkilemiyorsa (ve hatta egemen değilse), o zaman sonsuz yaşama sahip olmadığımız ya da sonsuz yaşamı deneyimlemediğimiz söylenebilir. Eğer bu doğruysa, o zaman hayatı hayvanların yaşadığı boyutta yaşarız ve Tanrı’ya ve O’nun çevresine karşı ölü gibi varlık gösteririz.
iii. Seni… tanımalarıdır: “Grekçe fiil geniş zamandadır ve ‘bilginin’ büyüyen bir deneyim olduğunu ifade eder.” (Tasker)
4. (4-5) Buradaki dilek yine iman dolu bir şekilde ifade edilir: Beni yücelt.
“Yapmam için bana verdiğin işi tamamlamakla seni yeryüzünde yücelttim. Baba, dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle şimdi beni yanında yücelt.”
a. Seni yeryüzünde yücelttim: İsa, Baba Tanrı’yı yüceltmek için çarmıhta yaptığı işe kadar beklemedi. Tüm yaşamı boyunca yeryüzünde Tanrı’yı yüceltti.
i. İsa sünnet edilip tapınakta adanmasından (Luka 2:21-23) Nasıra’daki sessiz itaat yıllarına kadar (Matta 2:23, 13:55) tüm yaşamı boyunca Baba’yı yüceltmiştir.
ii. İsa yeryüzündeki hizmeti boyunca imanı, itaati ve çalışmaları aracılığıyla Baba’yı yüceltmiştir. Verdiği her vaaz, iyileştirdiği her kör ya da hasta, öğrencilerine verdiği her eğitim ve öğretim, yozlaşmış dini liderlerle girdiği her çatışma, yanıtladığı her soru, sevgi dolu her dokunuş – bunların hepsi Baba Tanrı’yı yüceltmiştir.
b. İşi tamamlamakla: İsa, tanrısal bir güven ve kesinlikle, çarmıhtaki işin zaten tamamlanmış olduğunu görmüştür. Elbette işin tamamlanmamış olduğu bir anlam vardı ama İsa, dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu olduğu için (Vahiy 13:8), işin zaten tamamlanmış olduğu, Tanrı’nın yüreğinde ve zihninde tamamlandığı gibi daha büyük bir anlama sahiptir. İşin şu an sadece yapılması gerekiyordu.
i. Tanrı, bizim dönüşüm ve olgunlaşma sürecimizi —henüz gerçekleşmemiş olsa bile— tamamlanmış olarak görür. Artık bunun fiilen gerçekleşmesi gerekmektedir.
ii. “İsa’nın görevini layıkıyla tamamladığına ve bu süreçte Baba’ya yücelik getirdiğine dair sessiz bir kabul vardır.” (Morris)
c. Beni yanında yücelt: İsa, Baba’dan kendisini yüceltmesini istemiştir ama Baba’nın sahip olduğu aynı yücelikle. İsa’nın duası hiçbir şekilde bağımsızlığın ifadesi değil, Baba Tanrı’ya mutlak ve sürekli bağımlılığın ifadesiydi.
i. “Beni yücelt” diye haykıran pek çok insan vardır, hatta bazen bu haykırışlarını daha ruhani bir dille Tanrı’ya yöneltirler. Yine de “beni yücelt” haykırışları neredeyse her zaman İsa’nın “Beni yanında yücelt” duasından tamamen farklıdır ve bu fark normalde bağımlılık ile bağımsızlık arasındadır.
d. Dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle: İsa ezeli varoluşunu biliyordu ve bu önceden varoluşunun doğasının farkındaydı. İsa, geçmiş sonsuzlukta Oğul Tanrı ve Baba Tanrı’nın ortak bir yüceliğe sahip oldukları bir zaman olduğunu biliyordu.
i. İsa, bizzat Yahve’nin Kendisi olmasaydı ve Baba Tanrı’yla eşit olmasaydı, bu duayı ne dürüst bir şekilde ne de akıl sağlığı yerinde biri olarak edebilirdi. Yeşaya 42:8 ve 48:11’de Yahve yüceliğini kimseyle paylaşmadığını ilan etmiştir. Eğer Baba Tanrı ve Oğul Tanrı yüceliklerini paylaşıyorlarsa, her ikisi Yahve olmalı.
ii. “İsa’nın tek bir temel isteği vardı: görevini yerine getirmek için bıraktığı yüceliğe, Baba’nın onu yeniden geri alması. Bu istek, onun ezeli varlığını ve Baba ile tam bir eşitlik içinde olduğunu inkâr edilemez bir şekilde gösterir. Kendisinin ve Baba’nın bir olduğu iddiasını doğrular (Yuhanna 10:30).” (Tenney)
iii. Yuhanna Müjdesi, anlatımı boyunca İsa’nın yüceliğini vurgulamıştır. Bu duada İsa’nın kendi yüceliğine dair söylediği her şeyi Yuhanna titizlikle not etmiştir.
·İsa’nın yaşamı Tanrı’nın yüceliğinin bir tezahürüydü ve öğrenciler bu yüceliğe tanık oldular (Yuhanna 1:14).
·İsa’nın mucizeleri O’nun yüceliğini göstermiştir (Yuhanna 2:11).
·İsa her zaman yalnızca Babası’nın yüceliğini istemiştir (Yuhanna 7:18, 8:50).
·Yüceliğin açığa çıkması imanın ödülüdür (Yuhanna 11:40).
·İsa birçok kez yaklaşmakta olan acılarından ve çarmıha gerilmesinden, yaklaşmakta olan yüceltilmesi olarak söz etmiştir (Yuhanna 7:39, 12:16, 12:23, 13:31).
·Oğul Tanrı, Baba Tanrı’yı yüceltmeye çalışır (Yuhanna 12:28).
·Baba Tanrı, Oğul Tanrı’yı yüceltir (Yuhanna 13:31-32).
B. İsa öğrencileri için dua ediyor.
Umutsuzluğa kapılmalarının arifesinde, öğrencilerine elinden geldiğince öğreten ve onları cesaretlendiren İsa, şimdi büyük bir şey yaptı: Dua ederek onları Baba’ya teslim etti.
1. (6-8) İsa, öğrencileri arasındaki görevinden ve onların bunu kabul etmesinden söz ediyor.
“Dünyadan bana verdiğin insanlara senin adını açıkladım. Onlar senindiler, bana verdin ve senin sözüne uydular. Bana verdiğin her şeyin senden olduğunu şimdi biliyorlar. Çünkü bana ilettiğin sözleri onlara ilettim, onlar da kabul ettiler. Senden çıkıp geldiğimi gerçekten anladılar, beni senin gönderdiğine iman ettiler.”
a. Dünyadan bana verdiğin insanlara senin adını açıkladım: İsa, seçtiği öğrencileriyle geçirdiği üç yıl kadar süren hizmet ve öğretiş dönemini düşünmüş ve bu cümleyle özetlemiştir. İsa’nın sadece Tanrı’nın adı (karakteri) hakkında öğretmediğini, bu karakteri açıkladığını (sergilediğini) belirtir.
i. İsa, Baba Tanrı’nın sevgisini, iyiliğini, doğruluğunu, lütfunu ve kutsallığını yaşadı; onlara Tanrı’nın adını açıkladı. “‘Senin adını açıkladım’, yani Senin doğanı açıkladım. Çünkü bir kişinin ya da bir şeyin adı, o kişinin ya da şeyin bütün anlam derinliğini yansıtır.” (Trench)
ii. Günümüzde imanlıların da benzer bir çağrısı ve görevi vardır. Pavlus, imanlıların canlı birer mektup gibi olduklarını, dünya tarafından okunduklarını (2 Korintliler 3:2-3) ve imanlıları izleyen bir dünyaya Tanrı’nın adını ve doğasını gösterme sorumluluğuna sahip olduklarını yazmıştır.
b. Dünyadan bana verdiğin insanlara: İsa bir gece dua ettikten sonra öğrencilerini seçti ve öğrencilerinin seçiminde Baba Tanrı’ya tamamen bağımlı olduğunu ifade etti (Luka 6:12-16). Gerçekten de Baba Tanrı’nın bu kişileri İsa’ya verdiği ve onları dünyadan çıkarıp getirdiği söylenebilir.
i. Yahuda o akşam erken saatlerde bu öğrenci grubundan ayrılmıştı (Yuhanna 13:26-30). Yahuda’nın gidişiyle İsa gerçekten, “Dünyadan bana verdiğin insanlara” diyebildi.
c. Onlar senindiler, bana verdin: Burada Üçlü Birlik’in Kişileri’nin bir iş bölümü olarak adlandırılabilecek bir şekilde çalıştığına dair başka bir ipucu vardır. Öğrencilerin önce Baba Tanrı’ya ait oldukları, sonra Oğul Tanrı’ya verildikleri anlamı bulunmaktaydı.
d. Senin sözüne uydular: İsa’nın öğrencilerini değerlendirirken fazla hoşgörülü davrandığı söylenebilir; ama onlarda Tanrı’nın gerçek bir işini gördü. Bütün başarısızlıklarına ve hatalarına rağmen, onlar Tanrı’nın sözüne uymuşlardı.
i. “Onlara iman, umut ve sevgi anlayışıyla baktı ve şimdiki adanmışlıklarını ve gelecekteki potansiyellerini fark etti.” (Bruce)
e. Bana verdiğin her şeyin senden olduğunu şimdi biliyorlar: İsa bunu öğrencilerine kısa bir süre önce (Yuhanna 14:10-11) ve daha uzak bir geçmişte de (Yuhanna 8:28-29) açıkça söylemişti. İsa hiçbir şeyi kendi önayak olmasıyla yapmamış ya da söylememiştir ama her şeyi Tanrı’sına ve Baba’sına tamamen bağımlı olarak yapmış ve söylemiştir.
f. Senden çıkıp geldiğimi gerçekten anladılar: Öğrenciler belli ki İsa ve O’nun işi hakkında her şeyi anlamamışlardı ama bu noktada İsa’nın ve öğretisinin Tanrısal kökenine ikna olmuşlardı.
i. “Tanrı’nın kutsal Oğlu’nun sadece dua edişini değil, aynı zamanda dualarının dayanaklarını da şekillendirişini gözlemlemek nadir ve kutsal bir ayrıcalıktır. Bu dayanaklar Baba ile Oğul’un özde birliğini yansıtır ve İsa’nın takipçileri için ettiği duaların gerekçesinin, Tanrılığın akılla kavranamaz amaçlarına dayandığını ortaya koyar.” (Carson)
g. Beni senin gönderdiğine iman ettiler: Bu birkaç ayette İsa’nın kurtuluşa iki açıdan baktığı söylenebilir. Her bir bakış açısı da kendi açısından doğrudur.
·Yuhanna 17:6, kurtuluşu Tanrı’nın bakış açısından ele alır ve Tanrı’nın seçimi olarak açıklar, (Dünyadan bana verdiğin insanlar).
·Yuhanna 17:8, kurtuluşu insan bakış açısından ele alır ve onların imanıyla açıklar (Beni senin gönderdiğine iman ettiler).
2. (9-10) İsa duasını onlar için yönlendiriyor.
“Onlar için istekte bulunuyorum. Dünya için değil, bana verdiğin kimseler için istekte bulunuyorum. Çünkü onlar senindir. Benim olan her şey senindir, seninkiler de benimdir. Ben onlarda yüceltildim.”
a. Onlar için istekte bulunuyorum. Dünya için değil: İsa bu duayı ederken özellikle öğrencilerini düşünmüştür. Genel anlamda dünya için dua etmedi, sevgi ve kurtuluş mesajını dünyaya taşıyacak olan öğrencileri için dua etti.
i. Onlar için istekte bulunuyorum: Trench bu cümledeki “ben” ifadesinin vurgulu olduğunu söyler.
ii. İsa’nın “dünya için değil” demesi, kaybolmuş ve düşmüş bir dünyayı önemsemediğinden değil, kendi öğrencilerine odaklanmak içindi. “Yaratmakta olduğu ve aracılığıyla dünyaya ulaşacağı araç için dua ediyordu.” (Morgan)
iii. “Eğer dünya için dua etmiyorsa, bunun nedeni dünya için kaygı duymaması değildir; İsa gerçekten de dünyanın Kurtarıcısı’dır (Yuhanna 4:42; krş. 3:17; 12:47). Ancak dünyanın kurtuluşu, Baba’nın ona ‘dünyadan’ verdiği kişilerin tanıklığına bağlıdır (bkz. 21, 23. ayetler) ve bu kavşakta onların İsa’nın şefaatine ihtiyacı vardır.” (Bruce)
iv. “Şimdi tamamen öğrencilerim için çalışıyorum, öyle ki, kurtuluşumu dünyanın dört bir ucuna duyurmak için gereken niteliklere sahip olsunlar. İsa burada, başkâhinin işlevini yerine getirerek, başkâhinin kefaret günü ettiği duanın ikinci bölümünü takip eder – başkâhin duasının bu kısmında Harunoğulları olan kâhinler için dua eder.” (Clarke)
b. Bana verdiğin kimseler için istekte bulunuyorum: Burada sadece on bir öğrenciden değil, onların tanıklığına inanacak olanlardan da söz edildiği söylenebilir (Yuhanna 17:20’de özellikle belirtildiği gibi). İsa dua ederken özel olarak öğrencilerine odaklanmıştır çünkü bu öğrencilerin Baba’ya ait olduğunu biliyordu (Çünkü onlar senindir).
i. “Eski bir atasözü var, şimdi onu anmadan edemeyeceğim; ‘Beni seviyorsan, köpeğimi de sev’. Sanki Rab İsa, Baba’yı öyle çok sevmiştir ki, bizler gibi zavallılar bile, Baba’sı hatırına O’nun sevgisine mazhar oluruz. İsa’nın bize bakışındaki güzellikle ışıldıyoruz çünkü Tanrı bizi seviyor.” (Spurgeon)
c. Benim olan her şey senindir, seninkiler de benimdir: İsa daha önce Baba Tanrı ile Oğul Tanrı arasındaki ortak yücelikten söz etmişti (Yuhanna 17:5). Burada ise kurtarılmış kişilerin yaşamındaki ortak rollerinden, imanlıların hem Baba Tanrı’ya hem de Oğul Tanrı’ya ait olduklarından söz etmiştir.
i. Sahip olduğumuz her şey Tanrı’ya aittir ama O’nun sahip olduğu her şey bize ait değildir. Herkes Baba Tanrı’ya “benim olan her şey senindir” diyebilir; ama sadece İsa “seninkiler de benimdir” diyebilir.
ii. “Her iki Şahsiyet de (Baba Tanrı ve Oğul Tanrı), diğerinin sahip olduğu her şey üzerinde tam hakka sahiptir; aynı menfaatleri ve sorumlulukları paylaşırlar.” (Tenney)
d. Ben onlarda yüceltildim: Bir anlamda imanlı olmanın, yeniden doğmanın, İsa Mesih’in gerçek bir izleyicisi olmanın anlamı budur – O’nun bizde yüceltilmesi. İsa Mesih sadece imanlıların içinde ikamet etmek ya da onlarda yaşamak değil, onlarda yüceltilmek ister.
i. “Dünya çarmıha nasıl yanlış bir gözle bakıyorsa, elçilerin oluşturduğu topluluğa da aynı şekilde yanlış değerler yüklemişti. Oysa onlarda Tanrı’nın Oğlu gerçekten yüceltilmişti.” (Morris)
ii. Elçi Pavlus bunu daha sonraları anlamıştı ve Mesih içinizdedir. Bu da size yüceliğe kavuşma umudunu veriyor (Koloseliler 1:27) gibi ifadeler kullanmış ve Tanrı’nın içimizdeki işinin yücelik üstüne yücelikle…Ruh olan Rab sayesinde ilerlediğini belirtmiştir (2 Korintliler 3:18).
iii. İsa’dan başka hiç kimse imanlılarda yüceltilmemelidir. Liderler kendilerini takipçilerinde yüceltme eğilimindedirler ama yüceltilmesi gereken sadece İsa olmalıdır.
3. (11-12) İsa’nın öğrenci için ilk isteği: Baba, onları koru.
“Ben artık dünyada değilim, ama onlar dünyadalar. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar. Kendileriyle birlikte olduğum sürece, bana verdiğin kendi adınla onları esirgeyip korudum. Kutsal Yazı yerine gelsin diye, mahva giden adamdan başka içlerinden hiçbiri mahvolmadı.”
a. Ben artık dünyada değilim, ama onlar dünyadalar: İsa bu duanın tamamını yakında dünyadan ayrılacağını düşünerek etmiştir. Kendisinin artık dünyada kalmayacağını ama öğrencilerinin kalacağını biliyordu. Bu nedenle onların özel duaya ihtiyaçları vardı.
·Duaya ihtiyaçları vardı çünkü O’nun dünyasal hizmeti sırasındaki eşsiz üç yıllık öğrencilik dönemi sona erecekti.
·İsa’nın gidişini çevreleyen koşullar nedeniyle duaya ihtiyaçları vardı; ihaneti, tutuklanması, yargılanması, dövülmesi, çarmıha gerilmesi, dirilişi ve göğe yükselişi.
·İsa bedensel varlığıyla onlara yardım etmek için yanlarında olamayacağı için duaya ihtiyaçları vardı.
·Kutsal Ruh’un gerekli rolü nedeniyle duaya ihtiyaçları vardı; hem Ruh’un gönderilmesi hem de İsa’ya sürekli güvenmeleri için.
i. “İsa artık dünyada değildir, çoktan dünyaya veda etmiştir ama öğrencileri O’nun her zamanki rehberliği ve koruması olmaksızın savunmasız durumdadırlar.” (Dods)
b. Ben sana geliyorum: Bu söz, İsa’nın dua ederken düşüncelerini odaklamak ya da Baba’nın huzurunda dua ettiğinin farkında olmak için kullandığı bir söz değildi. Bu ifade, O’nun yeryüzündeki görevinin neredeyse tamamlandığını ve cennete, Baba’nın yanına dönmek üzere olduğunu ifade eden bir farkındalıktı.
c. Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru: Öğrencilerin İsa’nın duasına ve Baba Tanrı’nın onları koruma gücüne ihtiyaçları vardı.
i. İsa’nın öğrencileri olarak kalmaya devam etmelidirler. Bu açık bir şey değildi; o günün Yahudi dünyasında hiç kimse ölmüş bir hahamın öğrencisi olmaya devam etmezdi. Ancak bu öğrenciler İsa’nın öğrencileri olarak kalmaya devam edeceklerdi.
ii. “Kurtarıldınız; ama yine de korunmanız gerekiyor. Yeni yaratık olduğunuz; ama yine de korunmanız gerekiyor. Yüreğiniz ve elleriniz temiz; ama yine de korunmanız gerekiyor.” (Spurgeon)
iii. Baba Tanrı’dan bizi koruması için dua eden bir aracımız olarak İsa’ya ihtiyacımız var (Romalılar 8:34, İbraniler 7:25). İsa’da devam etmemiz sadece kendi çabalarımıza bırakılamaz. Dünya, benlik ve Şeytan o kadar güçlü, o kadar her yeri saran ve o kadar baştan çıkarıcıdır ki, kendi çabalarımızla asla korunamayız. Eğer İsa’da kalıyorsak, bunun nedeni İsa’nın bizim için “Baba, onları koru” diye dua etmiş olmasındandır.
·Bölünmememiz gerekiyor: Onları koru ki, bir olsunlar.
·Hatadan korunmamız gerekiyor.
·Günahtan korunmamız gerekiyor.
·İkiyüzlülükten korunmamız gerekiyor.
iv. Kendi adınla koru: İsa, onları “bir melek aracılığıyla koru” ya da “bir kilise önderi aracılığıyla koru” ya da “kendi gayretleri aracılığıyla koru” diyerek dua etmedi. Bir imanlıyı koruma işi o kadar önemlidir ki, Tanrı’nın adı– yani Tanrı’nın karakteri ve yetkisi gerekmektedir.
v. Yuhanna 17:11 ayetinde yer alan fikrin onları bana verdiğin kendi adınla koru şeklinde mi yoksa Bana verdiklerini adınla koru şeklinde mi olduğu konusunda bazı tartışmalar vardır (bu tartışmayı özellikle Westcott ve Hort yürütür). Westcott ve Hort, bu ayette ‘verilen’ sözcüğü ile kastedilenin öğrenciler değil, ad olduğuna kuvvetle inanmıştır – şu şekilde yorumlamışlardır: “Onları Bende tut – Senin adın olan, Senin anlamın olan, vahyin olan, tezahürün olan Bende: Onları Benimle birlik içinde tut”. (Trench)
d. Bizim gibi bir olsunlar: Baba Tanrı’nın öğrencileri koruma işi, sadece onları İsa’da tutmakla kalmayacak, aynı zamanda onları bir arada da tutacaktı. İsa onların bir olmaları ve Baba Tanrı ile Oğul Tanrı’nın bir oluşu örneğine göre bir olmaları için dua etti (Bizim gibi bir olsunlar).
i. “Burada sözü edilen birlik sadece dışsal ya da kurallarla sağlanan bir birlik değildir. Bu, öz doğada bir birliktir çünkü Oğul ile Baba arasındaki birlikle karşılaştırılabilir niteliktedir.” (Tenney)
ii. Öğrencilerin birlik içinde kalmaya sürdürmeleri beklenemezdi çünkü İsa’nın ölümünden sonra dağılmaları, birlikte kalmalarından daha olası görünüyordu.
iii. İsa’nın halkında bulunması için dua ettiği birlik bir örneğe dayanır. Baba ile Oğul bir oldukları halde aynı kişi olmadıkları gibi, Hıristiyanlar arasındaki gerçek birlik de aynı düşünmek ya da aynı yapıya sahip olmak anlamına gelmez. Bu birlik; ruh birliği, yürek birliği, amaç birliği ve aynı sonsuzlukta birliktir.
e. Kendileriyle birlikte olduğum sürece, bana verdiğin kendi adınla onları esirgeyip korudum: İsa, elçileriyle birlikte ve onlara hizmet ederek geçirdiği üç yıla bakıp düşündü. Bu süre boyunca onları gözetti ve onlara rehberlik etti; onları korudu. İsa bu koruma işini Babası’nın adıyla, O’nun yetkisi ve gücüyle ve O’nun isteğine göre gerçekleştirdi.
i. “Cyril’in de belirttiği gibi, Rab burada Kendisine ait olanı Kendisinin koruması ile Baba’nın korumasını karşılaştırmaktadır – bu, ancak her iki Kişi’nin de eşit Güce ve Saygınlığa sahip olmasıyla açıklanabilir bir durumdur.” (Alford)
ii. “Baba tarafından İsa’ya verilen güçle, İsa onları Baba’nın kendisine emanet ettiği bir hazine gibi korumuştur ve şimdi ise emanetin hesabını vermektedir.” (Bruce)
iii. İsa öğrencilerini, kendi adında ve kendi adı aracılığıyla değil, tamamen Baba Tanrı’ya güvenerek korumuştur. Bizim de kendimizi ya da çevremizdeki insanları kendi adımıza, kendi çabamızla, yetkimizle ya da irademizle koruyabileceğimizi düşünmemiz çok daha akılsızcadır.
iv. İsa’nın isteğinin temeli Tanrı’nın adına (karakterine) ve İsa’nın öğrenciyi sahiplenmesine dayanıyordu (Bana verdiğin).
f. Mahva giden adamdan başka içlerinden hiçbiri mahvolmadı: İsa’nın öğrencilerini koruma işinde bir istisna vardı, Yahuda. Bunun nedeni, Kutsal Yazılar’ın yerine getirilmesiydi; Yahuda, kötülüğe ve yıkıma mahkum olan mahva giden adamdı.
i. “Dikkat edin, ‘Ben hiçbirini kaybetmedim, mahva giden oğul mahvoldu’ deniyor – Mesih onu kaybetmedi (istisna olmayan 18:9 ile karşılaştırın) ama o kaybolup mahvoldu.” (Alford)
ii. “İngilizce okuyucular için, özgün metindeki mahvolma sözcüğünün mahvolmak fiilinden türediğini fark etmek iyi olabilir. Mahvolması gerekenden başka hiçbiri mahvolmamıştır; onun doğası ve yazgısı mahvolmaktı.” (Alford)
iii. “‘Mahva giden oğul’ ifadesi kaderden ziyade karaktere işaret eder. Bu ifade onun ‘kaybolma’ hali ile karakterize edildiği anlamına gelir, ‘kaybolmasının’ önceden belirlenmiş olduğu anlamında değildir.” (Morris)
g. Kutsal Yazı yerine gelsin diye: Yahuda’nın ihanetiyle yerine gelen ayetler, özellikle Elçilerin İşleri 1:20’de belirtilen Mezmur 41:9 ve Mezmur 109:8 ayetleridir. Ahitofel’in Kral Davut’a karşı ihaneti ve hainliği, Yahuda’nın Davut’un Oğlu’na karşı ihanetinin ve hainliğinin bir peygamberliğiydi.
4. (13-16) İsa ilk isteğini ayrıntılarıyla açıklıyor: Sevincim onlarda tamamlansın ve onları kötü olandan koru.
“İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum. Ben onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller. Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum. Ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller.”
a. İşte şimdi sana geliyorum: İsa, ilk kez Yuhanna 17:11’de belirtilen bu ifadeyi tekrar kullanmıştır. Bu duayı, dünyasal işinin yakında tamamlanacağının bilincinde olarak etmiştir.
b. Sevincimin onlarda tamamlanması için: İsa, sanki O gittikten sonra arkasında sadece iyi elemanlar bırakmayı istiyormuş gibi, öğrencilerinin sadece korunması ve birliği için dua etmedi. Onların yaşamlarında sevincin tamamlanmasını çok önemli görüyor ve bunun için dua ediyordu. İsa özellikle Kendi yaşamında Kendi sevincinin tamamlanması için dua etmiştir.
i. “Onlar İsa’nın ihanete uğradığı gece, takipçileri için dua ettiğini hatırladıklarında sevinçleri daha da artacaktır.” (Carson)
ii. İsa’nın sevinç dolu bir yaşamı vardı; Benim sevincim diyebiliyordu. Eğer böyle olmasaydı, duanın bu bölümünün hiçbir anlamı kalmazdı. Gerçekten de İsa acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı (Yeşaya 53:3). Buna rağmen İsa’nın yaşamında, gelmiş geçmiş herkesin sevincini aşan bir sevinç ve tatmin vardı.
·Sevinci, Babası Tanrı’yla olan kesintisiz paydaşlığından kaynaklanıyordu.
·O’nun sevinci, gerçek imanın ve Baba’sına olan güvenin meyvesiydi.
·O’nun sevinci Tanrı’nın yaptığı harika şeyleri görmekten geliyordu.
·Onun sevinci, hiçbir zaman kendi günahı yüzünden eksilmedi çünkü zaten hiç günahı yoktu.
·Hiçbir yalan dolan Onun sevincini azaltamadı.
·Şeytan’a en ufak bir zemin bile bırakmadığı için O’nun sevinci hiç azalmadı.
iii. Eğer İsa öğrencilerinin sevinçli olması için dua edecek kadar sevinç konusuyla ilgiliyse, bizde de sevinç olması için bu konuya önem verdiğini bilebiliriz. Tanrı’nın amacı yaşamlarımızdaki sevinci azaltmak değil, çoğaltmaktır. Dünya, benlik ve Şeytan bize farklı bir şey söyleyebilir ama Tanrı yaşamlarımızda sevincin tamamlanmasını ister.
c. Ben onlara senin sözünü ilettim: İsa, Baba Tanrı’nın sözünü Kendi öğrencilerine sadakatle iletti. Hatta İsa gönderilmiş bir haberci gibi hareket etti.
i. Onlara senin sözünü ilettim: “Sadece söz iletilen öğretişi değil, İsa Mesih’in sözlerinde, eylemlerinde ve kişiliğinde ortaya çıkan şekliyle Baba’nın tüm vahyini iletti.” (Trench)
ii. “Rab İsa’nın tüm öğretisini nasıl Baba’dan aldığına bakın. Ondan asla derin düşüncelerin yaratıcısı olduğuna dair bir övünme duyamazsınız. Hayır, o sadece Baba’dan aldığı sözleri öğrencilerine yineledi: ‘Bana verdiğin sözleri onlara ilettim’. Eğer İsa böyle davrandıysa, Tanrı’nın hizmetkarları da Rab’bin ağzından sözü aldılar ve aldıkları halde iletmelidirler!” (Spurgeon)
d. Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil: İsa’nın bu duası, bizi Hıristiyanların kendilerini izole etmesine ve günümüz manastırlarına sığınmaya karşı uyarmaktadır. Amacımız dünyanın içinde olmak ama ondan ya da kötü olandan olmamaktır; tıpkı bir geminin okyanusta olması ama okyanusun geminin içine girmesine izin vermemek gibi.
·Eğer biz dünyadan alınmış olsaydık, dünya tamamen karanlıkta kalır ve yok olurdu; İsa “Siz dünyanın ışığısınız” dedi. Öyleyse parlayın.
·Eğer dünyadan alınmış olsaydık, dünya ne bizim tanıklığımızdan faydalanabilirdi ne de biz dünya için bir kurtuluş aracı olabilirdik. Öyleyse, insanları İsa’ya kazandırın.
·Eğer dünyadan alınmış olsaydık, İsa’ya karşı günah işlediğimiz aynı yerde O’na hizmet etme fırsatından mahrum kalırdık. Öyleyse İsa’ya hizmet edin.
·Dünyadan alınmış olsaydık, Tanrı’nın bilgeliğinin, gerçeğinin, gücünün ve lütfunun cennette değil de yeryüzünde daha iyi takdir edilebilecek yönleri olduğunu göremezdik. Öyleyse, Tanrı’nın yüceliğini görün.
·Eğer dünyadan alınmış olsaydık, cennet için hazırlanmak üzere yerimiz olmazdı. Araf diye bir yer yok; bizim hazırlığımız şimdi gerçekleşiyor. Öyleyse cennete hazırlanın.
·Eğer dünyadan koparılsaydık, zorlukların ortasında bizi koruyan Tanrı’nın lütfunun gücünü sergileyemezdik. Öyleyse devam edin.
i. Eyüp, Musa, İlyas ve Yunus dünyadan alınmaları için dua ettiler ama Tanrı yanıt vermedi. Tanrı bizim de dünyada kalmamızı ve bize verdiği işi tamamlamamızı ister.
e. Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum: İsa kesinlikle dünyada olmamızı istiyordu ama kötü olmamızı ya da kötü olan tarafından etki altına alınmamızı istemiyordu. İsa savaştan çıkarılmamız için değil, savaşta güçlenmemiz ve korunmamız için dua etti.
i. “Yönelme halindeki ponerou sözcüğünün, erilden (‘onları kötü olandan koru’) ziyade nötr (‘onları kötülükten koru’) olarak anlaşılması mümkündür; ancak referans daha büyük olasılıkla, daha önce üç kez kendisinden ‘bu dünyanın egemeni’ olarak bahsedilen varlıktır (Yuhanna 12:31; 14:30; 16:11).” (Bruce)
ii. İsa, Kendisine ait olanların kötü olandan, onun yönettiği dünyadan ve tüm kötü planlarından ve stratejilerinden korunması için dua etti.
·İnançtan uzaklaşma kötülüğünden korunmaları için.
·Dünyevileşmenin kötülüğünden korunmaları için.
·Kutsallıktan uzaklaşmanın kötülüğünden korunmaları için.
·Sıkıntının ya da zorlukların kötülüğünden korunmaları için değil.
iii. “Öyle görünüyor ki, kötü olan, genellikle dünyanın nefreti aracılığıyla faaliyet göstermektedir (krş.15:18-16:4); ve öğrencilerin bu tür kötülüklere karşı korunmaya ihtiyaçları olacaktır.” (Carson)
iv. Herkesin korunmaya ihtiyacı vardır. Genç bir insanı düşünürsek, onun günahtan korunması ihtiyacını anlarız. Gençlerin savaşmaları gereken içlerindeki kötülük vardır. Tutkuları güçlüdür, şehvetleri alev alev yanar ve dünyaya uyma baskısı çok daha büyük görünür. Yine de yaşlılar için de büyük bir tehlike vardır. Kutsal Yazılar’da günaha düşen genç bir adam tasviri yoktur; Yusuf’u ve Daniel’i ve günaha nasıl direndiklerini düşünün. Günaha düşme örnekleri Davut, Süleyman, Lut ve daha birçokları gibi orta yaşlı erkeklerin yaşamlarından gelir.
v. Spurgeon bu metin üzerine verdiği bir vaazda, günah içinde yaşayan ama bunun kötülük olduğunu hissetmeyenlere seslenir: “Aranızda günahın kötülük olduğunu hissetmeyenler var; size nedenini söyleyeyim mi? Hiçbir kuyudan kova çekmeye çalıştınız mı? Kova suyla doluyken ve hâlâ suyun içindeyken onu kolayca çekebileceğinizi bilirsiniz; ama suyun üstüne çıktığında, ne kadar ağırlaştığını da bilirsiniz. Sizin durumunuz da aynen böyle. Günah içindeyken bunun bir yük olduğunu hissetmezsiniz, kötü bir şey gibi görünmez; ama Rab sizi bir kez günahtan çekip çıkarırsa, bunun dayanılmaz, iğrenç bir kötülük olduğunu göreceksiniz. Tanrı bu gece bazılarınızı uyandırsın! Çok derinlerde olsanız bile, sizi günahtan çekip çıkarsın ve Sevgili Mesih’inde kabul görmenizi sağlasın!” (Spurgeon)
f. Ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller: İsa öğrencilerini Kendisinde görebildiği için, onların da dünyadan olmadıklarını görebiliyordu – tıpkı İsa’nın dünyadan olmadığı gibi. İsa’nın öğrencilerine yaptığı çağrı, onlar İsa’da gerçekte ne iseler o olmaları yönündeydi.
i. İsa sadece halkının dünyadan olmadığını söylemedi; Kendisi dünyadan olmadığı gibi onların da dünyadan olmadığını söyledi – başka bir deyişle, İsa’nın dünyadan olmaması gibi aynı örneği izliyorlardı.
ii. Bir kişinin dünyadan olmaması mümkündür ama İsa’nın dünyadan olmamasıyla aynı şey değildir. Deli olabilirler, şiddet yanlısı olabilirler, tuhaf olabilirler ya da başka pek çok şey olabilir. Ancak İsa’yı dünyadan olmayan yapan belli bir şey vardı.
·İsa doğası gereği dünyadan değildi.
·İsa görevi gereği dünyadan değildi.
·İsa karakteri itibariyle dünyadan değildi.
5. (17-19) İsa’nın öğrencileri için ikinci isteği: onları kutsal kıl.
“Onları gerçekle kutsal kıl. Senin sözün gerçektir. Sen beni dünyaya gönderdiğin gibi, ben de onları dünyaya gönderdim. Onlar da gerçekle kutsal kılınsınlar diye kendimi onların uğruna adıyorum.”
a. Onları gerçekle kutsal kıl: Kutsallaştırmak, Tanrı’nın hoşnut olması ve özel kullanımı için ayrılmak anlamına gelir. Kutsallık, dünyanın yozlaşmışlığından ve Tanrı’nın kullanımı için ayrı tutulma anlamına gelir.
i. “Hagios (‘kutsamak’, ‘kutsal kılmak’, ‘takdis etmek’ olarak çevrilir) sözcüğü, ister nesneler, ister kurbanlık hayvanlar, isterse de insanlar olsun, Tanrı’nın hizmetine sunmak ve Tanrı’ya adamak anlamına gelir.” (Trench)
ii. İsa öğrencilerini kendilerini kutsal kılmaları için kendi başlarına bırakmadı. Onların kutsanması için dua etti. Bu süreç, aynı korunma süreci gibi, sadece bize bırakılmaz; Tanrı’nın içimizde ve bizim aracılığımızla yaptığı bir iştir.
b. Onları gerçekle kutsal kıl. Senin sözün gerçektir: Kutsallaştırmanın ardındaki dinamik gerçektir. Bu süreçte Tanrı’nın sözü okunur, işitilir, anlaşılır ve uygulanır.
i. “Kutsallaştırılma ilahi vahiyden ayrı olarak gerçekleşmez.” (Morris)
ii. “Gerçeğe ne kadar çok inanırsanız, o kadar çok kutsanmış olursunuz. Gerçeğin zihin üzerindeki etkisi, insanı dünyadan ayırıp Tanrı’ya hizmet etmeye yöneltmektir.” (Spurgeon)
c. Sen beni dünyaya gönderdiğin gibi, ben de onları dünyaya gönderdim: Hizmet düşüncesi kutsallaştırılma ile bir araya getirilmiştir. Burada İsa’nın aklındaki kutsallaştırılma öncelikle kişisel kutsallık değildir (evet, bu da dahildir) ama daha çok Tanrı’nın hizmeti ve görevi için ayrılmış olmaktır.
i. “Onları sadece dünyaya bırakmakla kalmaz, aynı zamanda Tanrı’nın bu gerçeğine tanıklık etmeleri için dünyaya gönderir.” (Alford) “‘Görev’ sözcüğü Latince mitto, mittere, misi, missum fiilinden gelir ve ‘göndermek’ ya da ‘sevk etmek’ anlamına gelir. Görev, yollamaktır.” (Boice) “Bu kişiler başka bir iş yapamadıkları için bu görevde kalan kişiler değillerdir; Efendilerinin temsilcileri ve elçileri olarak bu görevde amaçlı olarak bulunurlar.” (Bruce)
ii. “İsa en büyük müjdecidir, Mesih’tir, Gönderilmiş Olan’dır; bizler ise Baba’nın isteğini ve amacını yerine getirmek üzere dünyaya gönderilmiş küçük müjdecileriz.” (Spurgeon)
iii. “Mesih’in görevi bizimkinden daha yüksek bir ölçektedir çünkü o bir kefaret için ve antlaşma başlatan olarak gönderildi ve böylece bizim elde etmeyi hayal etmemizin bile küstahlık olacağı konumlara geldi. Yine de bu benzerlik, bir damlanın denize benzemesi kadar olsa da bir benzerlik vardır.” (Spurgeon)
iv. İsa’nın nasıl geldiğini düşünün ve bunu O’nun bizi dünyaya gönderme şekliyle ilişkilendirin:
·İsa, her ne kadar hepsinden daha yüksek felsefe biliyor olsa da Platon ya da Aristoteles gibi bir filozof olarak gelmedi.
·İsa, her ne kadar yeni şeyler icat edebilecek ve yeni topraklar keşfedebilecek kudrete sahip olsa da bir mucit ya da kaşif olarak gelmedi.
·İsa, her ne kadar İskender’den ya da Sezar’dan daha güçlü olsa da bir fatih olarak gelmedi.
·İsa öğretmek için geldi.
·İsa aramızda yaşamaya geldi.
·İsa doğruluk ve hakikat uğruna acı çekmeye geldi.
·İsa insanları kurtarmak için geldi.
v. “İsa bu zamanda tüm dünya için açıkça dua etmese de (ayet 9), öğrencileri için ettiği dua tüm dünya için umut verir.” (Bruce)
d. Kendimi onların uğruna adıyorum: İsa’nın bu noktaya kadar adanmamış olduğu düşünülmemelidir. Ancak şimdi Baba Tanrı ve O’nun amacı için ayrılmış olmanın yeni bir yönüne girmek üzereydi: çarmıh işini tamamlamak. Bu tamamlanmış iş aracılığıyla Tanrı’nın sözü ve Tanrı’nın işi öğrencilerin yaşamlarında tam bir biçimde etkili olacaktı (onlar da gerçekle kutsal kılınsınlar diye).
i. Kendimi onların uğruna adıyorum: “Hem kâhin, hem sunak, hem de kurban olarak; ve bunu Mesih ana rahminden mezara kadar yaptı; özellikle de ölümünde.” (Trapp)
ii. “Altın Ağızlı Yuhanna, ‘kendimi adıyorum’ ifadesini ‘kendimi kurban olarak sunuyorum’ şeklinde yorumlamaktadır. Burada Getsemani duasının Elçi Yuhanna’ya özgü bir karşılığı vardır.” (Bruce)
C. İsa bütün imanlılar için dua ediyor.
1. (20) İsa duasının kapsamını genişletiyor.
“Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum.”
a. Yalnız onlar için değil: İsa on bir öğrencisi için dua etti ama onların devamı için de dua edecek yüreğe ve vizyona sahipti. Bu öğrencilerin tanıklığıyla imana gelecek olan kişiler için dua etti. İsa, bizim için dua etti.
i. “Onlar için dua etti. Bizim için dua etti. Onlar için ettiği duanın kabul edileceğini biliyordu. Bizim için ettiği duanın da kabul edileceğini biliyor. O zaman sevgi dolu bir itaat ve kesin bir güvenle O’nda dinlenelim.” (Morgan)
b. Onların sözüyle bana iman edenler: Bu söz, İsa’nın, öğrencilerinin kısa sürede uğrayacakları başarısızlığın geçici olacağını beklediğini gösterir. Diğerleri onlardan işitecek ve birçok kişi öğrencilerin tanıklığı aracılığıyla İsa’ya iman edecekti.
i. İsa, yaptığı işin kalıcı olacağını bilerek çarmıha gitti. Tanrı’nın, öğrenciler aracılığıyla ne yapacağına dair belli belirsiz bir umudu yoktu. İsa yeryüzündeki işinden, Tanrı’nın öğrenciler aracılığıyla yapacağı işe güvenerek ayrıldı.
ii. “İsa’nın duasının son bölümü, öğrencilerinin başarısızlığının sadece geçici olmasını beklediğini göstermektedir. Veda konuşmasının tüm ses tonu, dirilişten sonra imanlarını yenileyecekleri ve Kutsal Ruh’un gücüyle yeni bir hizmet sürdürecekleri varsayımı üzerine kurulmuştur.” (Tenney)
iii. “Dünyanın başarı standartlarına göre değerlendirildiğinde, İsa’nın görevi pek az sonuç vermiş gibi görünüyordu.” (Bruce) Yine de İsa, yeryüzündeki görevini, Tanrı’nın öğrencileri aracılığıyla yapacağı işe duyduğu tam güvenle tamamladı.
2. (21) İsa, ilk öğrencileri arasında olduğu gibi, tüm imanlılar arasında da birlik olması için dua ediyor.
“Hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.”
a. Hepsi bir olsunlar: İsa, Tanrı’nın tahtının önünde her ulustan, soydan, dilden, sınıftan ve sosyal düzeyden büyük bir kalabalık olduğunu görüyordu (Vahiy 7:9-10). İsa, onların farklı geçmişlerinin üzerine çıkabilmeleri ve birliklerini anlayabilmeleri için dua etti; öyle ki, hepsi bir olsunlar.
i. Sanki İsa bunu düşünerek dua etmiş gibidir: “Baba, bana verdiğin öğrencilerin birliği için dua ediyorum. Her ne kadar onların hepsi Celileli – bu zamanda burada yaşayan kişiler olsa da gelecekte daha başka sayısız öğrenci olacak ve tarihin geri kalanı boyunca her çağdan, her ulustan, her dilden, her kültürden, her sınıftan, her statüden gelecekler. Baba, onları bir yap.”
ii. “Gerçeğe sadık olmalıyız; ama Mesih’in tek ve bölünmez bedeninin yaşayan üyelerinden kendimizi ayırarak uyuşmayan bir ruha sahip olmamalıyız. Yeni bölünmeler yaratıp bir yandan da kilisenin birliğini destekliyor görünmek akıllıca değildir. Bir an önce gerçeğin sevgisinde ve kardeşleri sevmekte gelişin.” (Spurgeon)
iii. “Neden bir değiliz? Günah bizi bölen en büyük unsurdur. Kutsallıkta yetkin olanlar tam anlamıyla birleşmiş olurlar. İnsanlar ne kadar birer aziz gibi olursa, Rab’bi ve birbirlerini o kadar çok severler; ve böylece daha yakın bir birlikte birbirlerine yaklaşırlar.” (Spurgeon)
iv. “Mesih, tüm üyelerinin ruhta bir, haklarda bir ve ayrıcalıklarda bir olmasını ve gelecek dünyanın kutsanmasında bir olmasını sağlayacaktır.” (Clarke)
b. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar: Bu duanın başlarında İsa, duası sırasında orada bulunan on bir öğrencisinin birlik içinde kalması için özel olarak dua etmiştir (Bizim gibi bir olsunlar, Yuhanna 17:11). Burada ise, tüm imanlıları kapsayacak şekilde duanın anlamını genişletmiştir, onlar da bizde olsunlar.
i. İsa, on birler için yaptığı bir önceki duada olduğu gibi, onların birliğinin Tanrısal birliğin, özellikle de Baba Tanrı ile Oğul Tanrı arasındaki ilişkinin örneğini takip etmesi için dua etti. “Eğer Baba, İsa’nın içindeyse ve İsa da imanlıların içindeyse, Baba da onların içindedir: İmanlılar Tanrı’nın yaşamının içine çekilirler, zira Tanrı’nın yaşamı kusursuz sevgidir.” (Bruce)
ii. Bu duanın tekrarlanması ve gelecekteki tüm imanlıları kapsayacak şekilde genişletilmesi önemlidir. Bu dua, İsa Mesih’in geniş çaptaki bedeni arasındaki birliğin Kendisi için çok önemli olduğunu gösterir.
iii. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi ifadesi, birliğimizin temelinin Baba ile Oğul arasındaki birliğin temeliyle aynı olduğu gerçeğine işaret eder: bireylerin eşitliği. Hepimiz çarmıhta aynı zemindeyiz.
iv. “Sevgililer, Mesih’in içine gelip yaşadığı insanlar tek tip değil, birdir. Tekdüzelik ölüme özgüdür ama bizim söz ettiğimiz birlik yaşamdır. Birbirine tamamen benzeyenler birbirlerine karşı hiç sevgi beslemeyebilirken, büyük farklılıkları olanlar yine de gerçekten ve yoğun bir bağlılıkla bir olabilirler. Çocuklarımız tek tip değildir ama tek bir aile oluştururlar.” (Spurgeon)
c. Onlar da bizde olsunlar: İsa’nın aklındaki birlik, hem Baba Tanrı’daki hem de Oğul Tanrı’daki ortak yaşamdan gelen birliktir.
i. Daha önce de dua ettiği gibi, İsa imanlılar arasında tekdüzelik ya da kurumsal birlik için değil ama sevgiye ve ortak bir doğaya dayanan, İsa’nın tek bedeninin birçok farklı parçasını bir araya getiren birlik için dua etti. Bu, buğday ile deliceleri birleştirmeye çalışan zorunlu bir birlik değildir; ne de kurumların sağladığı bir birliktir. İsa’nın aklında Ruh’un gerçek birliği vardır (Efesliler 4:3).
ii. Bu duanın yanıtlandığına ve kilisenin bir olduğuna inanmalıyız. Başarısız olduğumuz nokta, bu ilahi gerçeği fark edemememiz ve bu gerçekte yürümememizdir.
d. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin: Bu dikkat çekici bir ifadeydi. İsa esasen dünyaya, halkının bir olup olmadığına dayanarak İsa’nın hizmetinin doğrulanabilirliğini yargılama izni vermiş oluyordu. Tanrı’nın halkı arasındaki birlik, dünyanın Baba’nın Oğul’u gönderdiğine iman etmesine yardımcı olur.
i. “Onların birliği için dua ettiğinde bile, onların birliğinin ötesine bakar ve bu birliğin yarattığı tanıklığa ihtiyaç duyan, hala iman etmemiş dünyaya gözlerini diker.” (Carson)
3. (22) İsa kiliseyi belirleyen şeyin yücelik olması için dua ediyor.
“Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.”
a. Bana verdiğin yüceliği onlara verdim: Baba Tanrı yüceliğini Oğul Tanrı’yla paylaştığı gibi (Yuhanna 17:5), İsa da yüceliğini halkına vermiştir.
i. İsa’nın yüceliğini halkına vermesi birçok farklı şekilde gerçekleşir.
·O’nun varlığının yüceliği.
·O’nun Sözü’nün yüceliği.
·O’nun Ruhu’nun yüceliği.
·O’nun gücünün yüceliği.
·O’nun liderliğinin yüceliği.
·O’nun korumasının yüceliği.
ii. Tüm bu açılarda, Oğul Tanrı İsa’nın varlığının temel yönü vardır. Kutsal Yazılar’a göre, Tanrı yüceliğini halkına verdiğinde ya da gösterdiğinde, bu durum Tanrı’nın varlığının bir tür tezahürüdür. Tanrı’nın yüceliği bir şekilde O’nun varlığının, O’nun öz doğasının parlaması ya da ışıltısıdır.
iii. Elçi Pavlus da İsa’nın kendi yüceliğini halkına verdiğini anlamıştır: Çünkü, “Işık karanlıktan parlayacak” diyen Tanrı, İsa Mesih’in yüzünde parlayan kendi yüceliğini tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı. (2 Korintliler 4:6)
b. Bana verdiğin yüceliği: Baba Tanrı’nın Oğul Tanrı’ya verdiği yüceliğin çoğu zaman alçakgönüllü, zayıf ve acı çeken bir yücelik olduğunu hatırlamak önemlidir. Bu yücelik en sonda geri dönülmez bir fedakârlıkla sergilenmiştir. İsa’nın yüceliği, insanın kendini yüceltmesinin ve böbürlenmesinin neredeyse tam tersidir.
i. İsa’nın yüceliği en sonunda çarmıhtaki işinde ortaya çıkmıştır. İsa çarmıhtan sık sık yüceltilmesi olarak söz eder (Yuhanna 7:39, 12:16, 12:23).
ii. “O’nun gerçek yüceliği, nasıl çarmıhta doruğa ulaşan alçakgönüllü hizmet yolunu izlemekse, öğrenciler için de gerçek yücelik, onları nereye götürürse götürsün, alçakgönüllü hizmette bulunmaktadır.” (Morris)
c. Öyle ki… bir olsunlar: Tanrı’nın Şahısları ve İsa’nın Kilisesi’nin üyeleri arasında bulunan bu yücelik Tanrı halkının birliğine ve bütünlüğüne katkıda bulunur.
i. Tanrı’nın yüceliğinin hissedildiği yerde birlik çok daha kolaydır. Tanrı’nın yüceliğini hissettiğimizde, bizi genellikle bölen küçük şeyler arka planda kalır.
4. (23) İsa sevgiye dayalı bir birlik için dua ediyor.
“Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın.”
a. Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki: İsa yine halkı arasında olması için dua ettiği canlı, organik birliğe atıfta bulunmuştur. Bu zorlama ya da korkunun totaliter birliği değildir ve uzlaşmanın birliği de değildir. İsa, Kendisinde sevgi ve ortak kimlik birliği için dua etmiştir.
i. “Kutsallaştırılma gibi, bu birlik de aynı anda hem zaten elde edilmiştir hem de mükemmelleştirilmesi gereken bir şeydir.” (Carson)
b. Dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın: İsa burada, Yuhanna 17:21’de tanıtılan fikri (dünya beni senin gönderdiğine iman etsin) almış ve genişletmiştir. Tekrarlama dikkat çekicidir ve genişletme de öyle.
i. Tanrı halkının birliğinin, İsa’nın gerçekten Baba Tanrı’dan dünyaya gönderildiğini göstermesi fikri, İsa için öylesine önemliydi ki, bunu aynı kısa duada tekrarladı.
ii. Sonra İsa bu fikri genişletti ve gelecek imanlı nesiller arasındaki birliğin, İsa’nın halkını sevdiğini ve onları Baba Tanrı’nın Oğul Tanrı’ya olan sevgisi örneğinde olduğu gibi sevdiğini dünyaya göstermesi için dua etti (Beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın).
iii. Bu bize Hıristiyanlar arasında birliğin ve sevginin önemini hatırlatır. Sanki dünya, imanlılar arasında bir birlik ve sevgi görmezse, İsa dünyaya hem yüce görevinden hem de sevgisinden kuşku duyma izni vermiş gibidir.
·Bu zor bir durumdur çünkü bazen İsa’nın takipçileri arasında en sevgisiz ve eleştirel olanlar, bölücülüklerini ve keskin eleştirilerini doğrudan sevgi olarak gerekçelendirenlerdir; “Seni sevdiğim için, benden farklı değil tam da benim gibi olmanı istiyorum” örneğinde olduğu gibi.
·Bu zor bir durumdur çünkü bazen sevgi adına eleştiri, düzeltme ve azarlama yapılması gerektiği doğrudur.
·Bu zor bir durumdur çünkü İsa’nın buradaki sözlerini anlasak bile, insanların inanmamasının pek çok başka nedeni olduğunun da farkındayız (2 Korintliler 3:13-16, Efesliler 4:17-19, Romalılar 1:20-21). Hıristiyanlar, İsa’yı sevgi ve birliktelikleriyle dünyaya gösterme konusunda büyük bir sorumluluğa sahiptirler, ancak Hıristiyanlar çoğu zaman, iman etmeyen bir dünya konusunda birbirlerini suçlamakta çok aceleci davranırlar.
iv. “Ama ne üzücü ki, kısa bir süre sonra bir putperest şöyle demek zorunda kaldı: ‘Hıristiyanların birbirlerine yaptığı kötülüğü hiçbir hayvan bir insana yapmaz.” (Trapp)
5. (24) İsa halkıyla birlikte olmak ve yüceliğini görmeleri için dua ediyor.
“Baba, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce sen beni sevdin.”
a. Bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını… istiyorum: İsa, öğrencilerine vaat ettiği gibi, Kendisi ve halkı arasındaki birliğin tamamlanmasını istedi (Yuhanna 14:2-3).
i. “İstiyorum” sözcüğünün belli bir anlamı vardır. İsa’nın her şeyin tamamlanması için özlem duyması, halkının cennette Kendi yanında toplanmasını çok arzulaması anlamına gelir. İsa cennette her şeyin tamamlanmasını derinden arzuladı.
ii. Bulunduğum yerde: İsa henüz cennette değildi ama sanki zaten oradaymış gibi konuşuyordu. Bir anlamda, yeryüzünde kalsak bile İsa’yla birlikte göksel yerlerde oturduğumuzu anlayarak biz de aynı şeyi yapmaya çağrılıyoruz (Efesliler 1:3 ve 2:6).
iii. “Adanmışlığının coşkusuyla kendinden geçmemiş miydi? Bu metindeki sözleri söylediğinde neredeydi? Eğer kullandığı dili takip edersem, Rabbimizin zaten cennette olduğu sonucuna varabilirim. ‘Bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve …bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum’ diyor. Kendisiyle birlikte cennette olmaları gerektiğini kastetmiyor mu? Elbette bunu kastediyor; oysa İsa henüz cennette değildi; hala elçilerinin arasında, yeryüzündeki bedenindeydi; ve yüceliğine erişebilmesi için önünde daha Getsemani ve Golgota vardı. Duasıyla coşup öylesine bir yüceliğe erişmişti ki, ettiği dua cennetteydi, kendisi de ruhen oradaydı.” (Spurgeon)
iv. İsa öğrencilerine bir vaatte bulundu (Yuhanna 14:2-3), sonra Baba Tanrı’nın bunu gerçekleştirmesi için dua etti. İsa her şeyi Baba Tanrı’ya dayanarak yapmıştır.
b. Ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum: İsa’nın cennette halkının dikkatini çekeceğini söylediği şey işte budur – İsa’nın yüceliğini görmek.Tanrı’nın halkının dikkatini sonsuzluklar boyunca meşgul edebildiğine göre, İsa’nın yüceliğinde son derece derin, son derece büyüleyici, son derece engin bir şey olmalı.
c. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce sen beni sevdin: İsa bu sözü, Baba Tanrı’nın Oğul Tanrı’ya verdiği yücelikle bağlantılı olarak söylemiştir. Bu yücelik bir sevgi ilişkisi bağlamında verilmişti ve bu ilişki, zamanın başlangıcından önceye, ezeliyete kadar uzanıyordu.
i. Bu bize, henüz daha herhangi bir şey yaratılmadan önce, Tanrı’nın Şahısları olan Üçlü Birlik arasında bir sevgi ilişkisi olduğunu söyler. İsa bunu bize açıkça söylememiş olsaydı bile, Kutsal Kitap’taki diğer ayetlerden, Tanrı’nın sonsuz olduğu (Mika 5:2) ve Tanrı’nın sevgi olduğu (1 Yuhanna 4:8 ve 4:16) gerçeğini kavrayabilirdik. Tanrı’nın sevmediği ve sevgi olmadığı bir an asla olmamıştır.
ii. Gerçek sevginin, sevebilmesi için, kendi dışında sevgisinin yöneldiği bir şey olmalıdır; bu nedenle sevgi, henüz herhangi bir şey yaratılmadan önce Tanrı’nın Şahısları arasında var olmuştur. Tanrı’nın Üçlü Birlik doğası sadece Kutsal Yazılar açısından doğru olmakla kalmaz ama aynı zamanda Tanrı’nın vahyedilmiş Sözü aracılığıyla Tanrı hakkında bildiklerimiz göz önüne alındığında da mantıksal bir gerekliliktir.
6. (25-26) İsa’nın duasının zaferle sonuçlanması.
“Adil Baba, dünya seni tanımıyor, ama ben seni tanıyorum. Bunlar da beni senin gönderdiğini biliyorlar. Bana beslediğin sevgi onlarda olsun, ben de onlarda olayım diye senin adını onlara bildirdim ve bildirmeye devam edeceğim.”
a. Adil Baba! İsa çarmıha gerilmek ve çilesini çekmek üzereydi – bunların hepsi Baba Tanrı tarafından planlanmış ve gönderilmişti. Yine de İsa, Baba Tanrı’ya karşı sevgi ve saygıyla dolu olarak bu duayı bitirirken şöyle haykırdı: “Adil Baba!”
i. İsa, şu anda ve yakında çekeceği acıların, Baba Tanrı’nın doğruluğunu en ufak bir şekilde bile azaltmadığını anlamıştı.
b. Dünya seni tanımıyor, ama ben seni tanıyorum: İsa hem dünyanın Baba Tanrı’yı tanımadığını ve anlamadığını hem de Kendisinin Baba’yı tanıdığını ve anladığını açıklamaktaydı.
c. Bunlar da beni senin gönderdiğini biliyorlar: İsa bu duada ilk olarak Yuhanna 17:8’de sözü edilen düşünceyi tekrarladı. Zayıflıkları ve başarısızlıkları her ne olursa olsun, öğrenciler, Baba Tanrı’nın Oğul Tanrı’yı gönderdiğini kavradılar.
d. Senin adını onlara bildirdim ve bildirmeye devam edeceğim: İsa bu yüce duayı bir iman sözüyle ve hatta zaferle bitirmiştir. İşini tamamladığını ve yapması gerekeni sona dek taşıyacağını biliyordu.
i. Bir anlamda, İsa’nın tüm işi, öğrencilerine ve dünyaya Baba Tanrı’nın adını bildirmek şeklinde özetlenebilir. Yani, Baba Tanrı’nın karakterini ve doğasını, O’nun yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümü olarak açıklamış ve yaşamıştır (İbraniler 1:3).
ii. Dünya İsa’ya, küfreden (Yuhanna 10:33), sarhoş, obur ve günahkârların dostu (Matta 11:19), cin çarpmış bir putperest (Yuhanna 7:20 ve 8:48) ve zinadan doğan (Yuhanna 8:41) adlarını taktı. İsa bunların hiçbirine inanmadı çünkü hiçbiri doğru değildi. Sonunda kendinden emin bir şekilde, “Senin adını onlara bildirdim ve bildirmeye devam edeceğim” dedi.
e. Bana beslediğin sevgi onlarda olsun: İsa, Baba Tanrı’dan sevgi almıştır ve bu sevgi ilişkisi İsa’nın yaşamının gücü ve besiniydi. Burada İsa, yüce duasını bitirirken, Kendisine güç ve besin olan aynı sevginin, öğrencilerini de (hem yakın hem de uzak) doldurması için dua etti.
i. Bu sözler, sevginin Hıristiyan yaşamındaki ve topluluğundaki temel yerine işaret eder. İsa sevginin o kadar önemli olduğunu düşünmüştür ki, başka pek çok şey için dua edebilecekken, özellikle sevgi için dua etmiştir.
·Sevinçten sevgiyi çıkartın, geriye sadece hazcılık kalır.
·Kutsallıktan sevgiyi çıkartın, sadece kendi doğruluğuna bel bağlayan biri olursunuz.
·Hakikatten sevgiyi çıkartın, acımasız bir bağnazlığa tutulursunuz.
·Dünyaya müjdeyi duyurma görevden sevgiyi çıkartın, içinizden bir istilacıdan başka bir şey ortaya çıkmaz.
·Birlikten sevgiyi çıkartın, sadece zorba biri oluverirsiniz.
f. Ben de onlarda olayım: İsa, öğrencilerinin sadece Baba Tanrı’nın sevgisiyle dolmaları için değil, aynı zamanda İsa’nın Kendisinin kalıcı varlığını da tanımaları için dua etti. Bu, İsa’nın o akşam daha önce söylediği sözlerde (Yuhanna 15:1-8) yer alan İsa’da kalma ve İsa’nın içlerinde bulunması vurgusunu devam ettirmektedir.
©1996–present The Enduring Word Bible Commentary by David Guzik
